Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

12. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/2397

Karar No

2024/72

Karar Tarihi

10 Ocak 2024

B O Z M A Ü Z E R İ N E

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ: Taksirle yaralama

HÜKÜM: Mahkûmiyet

TEMYİZ EDENLER: Sanık müdafii, katılan vekili

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Erzurum 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.11.2015 tarihli ve 2015/462 Esas, 2015/741 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (a) ve (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları gereğince 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2.Erzurum 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.11.2015 tarihli ve 2015/462 Esas, 2015/741 Karar sayılı kararının sanık müdafii ile katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 29.11.2021 tarihli, 2019/11605 Esas, 2021/8320 Karar sayılı kararı ile;

"... Kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1 d bendinde yer alan kesinleşmiş hükümler haricindeki düzenlemelerin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; ''mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.'' şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararlarının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, ''Basit Yargılama Usulü'' yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması..." nedenleri ile bozulmasına karar verilmiştir.

3.Erzurum 7.Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.02.2022 tarihli ve 2022/29 Esas, 2022/121 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilmekle, taksirle yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddenin üçüncü fıkrası gereğince 4.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

4.Erzurum 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.02.2022 tarihli ve 2022/29 Esas, 2022/121 Karar sayılı kararına katılan vekilinin itiraz etmesi üzerine, genel yargılama usulüne göre yargılama yapılıp Erzurum 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.12.2022 tarihli ve 2022/119 Esas, 2022/483 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası gereğince 7.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 1 yıl 6 ay süre ile geri alınmasına karar verilmiştir.

5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 27.02.2023 tarihli ve 2023/13636 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A.Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanığın atılı suçu işlemediğine, sanığın atılı suçu işlediğine dair mağdurların ve müştekilerin çelişkili ve istikrarsız ifadelerinden başka kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğine, suçun manevi unsuru olan kastın gerçekleşmediğine, sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine, tayin edilen cezaya, sanığın lehine takdiri ve yasal indirim nedenleri gerekçeleri gösterilmeden uygulanmadığına, yasal şartları oluştuğu halde hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmadığına ilişkindir.

B.Katılan vekilinin temyiz isteği; eksik inceleme ile karar verildiğine, tayin edilen cezaya, adli para cezasına karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğuna, katılanın kusurunun bulunmadığına, Yerel mahkemece hapis cezası verilmek yerine üst sınırdan dahi olmayan adli para cezasına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, Yerel mahkemece müvekkilin vücudunda duyu ve organlarından birinin işlevinin sürekli olarak zayıflamasının söz konusu olduğu kabul edilmiş ancak organlardan birinin sürekli olarak işlevini yitirip yitirmediğiyle ilgili olarak rapor alınmamış olduğuna, eksik araştırma ile karar verildiğine, sanık hakkında takdiri indirim nedenlerinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna, sanığın üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Yerel Mahkemenin Kabulü;

1.Olay günü saat 13:15 sıralarında, sanığın sevk ve idaresindeki 25.DA.227 plaka sayılı otomobil ile meskun mahal dışında, gündüz vakti bölünmüş asfalt kaplama yolda seyir halindeyken, olay mahalline geldiğinde, karşı yol bölümüne girerek, karşı istikametten gelmekte olan katılan sürücü ...'ın kullandığı 34.ZG.9381 plaka sayılı otomobil ile istikametine göre yolun sol banketi üzerinde çarpışmaları sonucu, katılan sürücü ...'ın nitelikli şekilde yaralanmasına neden olduğu anlaşılmaktadır.

2.Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 26/11/2013 tarihli rapor ile Karşıyaka Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 14.01.2015 ve 16.01.2015 tarihli Adli Tıp Kurumu raporlarına göre; katılanın hayati tehlike geçirdiği, vücudunda 6.derecede birden fazla kemik kırığı oluşacak ve duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması niteliğinde yaralandığı bildirilmiştir.

3.Tanık T.Ö. Anlatımı, kaza tespit tutanağı, kaza yeri krokisi, olay yeri inceleme raporu, sanığın alkolsüz olduğuna ilişkin doktor raporu, katılana ait doktor raporları ve tutanaklar dava dosyasında bulunmaktadır.

4.Kaza tespit tutanağında, sanığın “Şeride tecavüz etme” kuralını ihlal ettiğinden kusurlu olduğu, katılanın ise kusurunun olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.

5.Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığına ait 14.11.2013 tarihli raporunda;

"...A Sürücü ..., sevk ve idaresindeki otomobil ile gündüz vakti, meskun mahal dışında seyredip, geldiği olay mahallinde, mevcut ifadesinden anlaşılmakla, kendi yol bölümünü takiben seyretmeye özen göstermeyip, karşı yol bölümüne girip, şerit ihlali yaparak karşı istikametten gelmekte olan sürücü ...'ın kullandığı otomobil ile çarpışması sonucu meydana gelen olayda, dikkatsiz, tedbirsiz, kurallara aykırı hareketi ve K.T.K.'nun 84/g Maddesi gereğince asli kusurludur.

B Sürücü ..., mevcut verilerden anlaşılmakla, idaresindeki otomobil ile kendi yol bölümünü takiben seyredip, geldiği olay mahallinde, karşı istikametten gelen ve kendi yol bölümüne giren sürücü ...'in kullandığı otomobil ile sağa kaçmasına rağmen, yolun sağ banketi üzerinde çarpışmaları sonucu meydana gelen olayda, oluşa etken hatalı tutum ve davranışı olmadığından, sonuçta atfı kabil kusuru yoktur..." şeklinde görüş bildirilmiştir.

6.Katılanın her aşamada sanıktan şikayetçi olduğunu beyan ettiği ve Mahkemece 02.04.2014 tarihinde hakkında katılma kararı verildiği, duruşmadaki beyanında;

" Erzurum Bingöl Karayolunda çalıştığım firmaya ait ... plakalı otomobille seyir halinde iken benim şeridimde karşı yönde gelen bir ... farkettim. Sellektör yaptım ancak gelen ... şeridini değişmedi, bende kaçmaya çalıştım o esnada kaza meydana geldi sonrasını hatırlamıyorum. Kaza neticesinde beyin kanaması geçirmişim, ancak kanama kendiliğinden durmuş. İç kanama geçirmişim, dizlerimden yukarı kısımlerde ayrıca kollarımda kırıklar vardır. Platinler yerleştirildi. Toplam 5 6 operasyon geçirdim. Maddi ve manevi zararım vardır, tedavi masrafım oldu, işimden gücümden geri kaldım. buna ilişkin haklarımın saklı tutulmasını talep ederim. Sanıktan şikayetçiyim, kamu davasına katılmak istiyorum." şeklinde beyanı olduğu anlaşılmaktadır.

  1. Sanığın üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği, duruşmada alınan savunmasında;

"Ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Olay günü benim kullanmış olduğum... plakalı araçla olay nedeni ile tanıdığım ve ismini öğrendiğim müştekinin karşı yönden gelen aracı çarpıştı. Kazanın olduğu yerde yolun bir kısmı mıcırla kaplıydı. Müşteki ilk olarak beni farketmemiş olacak ki benim şeridimde seyrediyordu. Ben müştekiye çarpmamak için onun şeridine yöneldiğimde ise bu kez müştekide de kendi şeridine yöneldi. Ben bu durumu farkedince aracımı kurtarmaya çalıştıysamda başarılı olamadım ve kaza meydana geldi." şeklinde savunma yaptığı, ayrıca taraflar arasında uzlaşmanın gerçekleşmediği görülmüştür.

8.Sanık ...'e ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

9.Mahkemece, Hukuki Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyularak yapılan yargılamada; sanığın ve katılanın ifadelerinin alındığı, sanık hakkında basit yargılama usulü uygulanarak karar verildiği, ancak katılan vekilinin bu karara itiraz etmesi üzerine, genel hükümlere göre yargılama yapılıp karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

Yerel Mahkeme kararında yapılan incelemede neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır.

A.Sanık Müdafiinin Temyiz Sebebi Yönünden;

1.Sübuta, Kusur Durumuna ve Eksik İncelemeye İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden,

Olay günü saat 13:15 sıralarında, sanığın sevk ve idaresindeki 25.DA.227 plaka sayılı otomobil ile meskun mahal dışında, gündüz vakti bölünmüş asfalt kaplama yolda seyir halindeyken, olay mahalline geldiğinde, karşı yol bölümüne girerek, karşı istikametten gelmekte olan katılan sürücü ...'ın kullandığı 34.ZG.9381 plaka sayılı otomobil ile istikametine göre yolun sol banketi üzerinde çarpışmaları sonucu, katılan sürücü ...'ın nitelikli şekilde yaralanmasına tamamen kusurlu şekilde neden olduğu olayda; soruşturma aşamasında kolluk tarafından düzenlenen Kaza Tespit Tutanağı ile uyumlu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığına ait 14.11.2013 tarihli raporun oluş ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği, ayrıca oluş, dosya kapsamı, sanığın ve katılanın ifadeleri, adli muayene raporları ile Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan bilirkişi raporları karşısında Mahkemece, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği belirlendiği anlaşılmakla; hükümde hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafinin kusura ve eksik incelemeye ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

2.Tayin Edilen Cezaya İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden,

5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen neticenin ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak, tamamen kusurlu sanık hakkında belirlenen temel cezanın sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi gerektiğinden, teşdiden hüküm kurulması, oluş ve dosya kapsamına uygun görüldüğünden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafinin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.

3.Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Hükümlerine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden,

5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi yönünden, "...İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesindeki tazminat davasının halen istinaf aşamasında olması, katılanın beyanlarına göre maddi zararlarının giderilmemiş oluşu dikkate alındığında koşulları oluşmadığından..." şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeler gösterildiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafinin bu husustaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

4.Lehe Hükümlerin Uygulanması Yönünden,

Mahkemece sanık hakkında lehine sonuçlar içeren ilgili kanun maddelerinin değerlendirildiği, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinde hapis cezası ve adli para cezasının seçimlik olarak öngörüldüğü, seçimlik cezalarda takdir yetkisinin mahkemede olduğu ve mahkemece takdiren adli para cezasına hükmedildiği, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulandığı, 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinde düzenlenen erteleme hükümlerine ilişkin olarak da Mahkemece, "Sonuç para cezasının niteliği itibariyle, sanık hakkında yasal engel nedeniyle" gerekçeleri ile uygulanmadığı anlaşılmakla; hükümde hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafinin bu husustaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

5.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12 833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı Kanun'un "Taksir" başlıklı 22 nci maddesinin dördüncü ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi ve temel ceza belirlenirken kasıtlı suçlarda uygulanması mümkün olan 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin (g) bendindeki "failin güttüğü amaç ve saik" ölçütlerine dayanılmaması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuş ise de, gösterilen diğer gerekçelere göre hükme etki edecek nitelikte olmadığı tespit edilen hukuka aykırılığa işaret edilmekle yetinilmiş, eleştiri konusu yapılan bu hususun mahallinde düzeltilmesinin olanaklı olduğu kabul edilmiştir.

B. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden;

1.Eksik İncelemeye İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden,

Olay günü saat 13:15 sıralarında, sanığın sevk ve idaresindeki 25.DA.227 plaka sayılı otomobil ile meskun mahal dışında, gündüz vakti bölünmüş asfalt kaplama yolda seyir halindeyken, olay mahalline geldiğinde, karşı yol bölümüne girerek, karşı istikametten gelmekte olan katılan sürücü ...'ın kullandığı 34.ZG.9381 plaka sayılı otomobil ile istikametine göre yolun sol banketi üzerinde çarpışmaları sonucu, katılan sürücü ...'ın nitelikli şekilde yaralanmasına tamamen kusurlu şekilde neden olduğu olayda; oluş, dosya kapsamı, sanığın ve katılanın ifadeleri, adli muayene raporları ile Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan bilirkişi raporları karşısında Mahkemece, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği belirlendiği anlaşılmakla; hükümde hukuka aykırılık bulunmamış olup, katılan vekilinin eksik incelemeye ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

2.Temel Cezaya İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden,

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12 833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı Kanun'un "Taksir" başlıklı 22 nci maddesinin dördüncü ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi gerektiği, buna göre bir kişinin nitelikli şekilde yaralanmasına neden olan ve tamamen kusurlu olduğu Mahkemece kabul ve tespit edilen sanık hakkında, cezada orantılılık ilkesi ile adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedildiği anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, katılan vekilinin tayin edilen cezaya ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

  1. Takdiri İndirim Nedenlerinin Uygulanmasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden,

Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.11.2019 tarihli ve 2018/14 521 Esas, 2019/635 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kıstaslar, 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında, "...failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar..." şeklinde, uygulamada hâkimi sınırlayıcı değil yol gösterici nitelikte ve örnekseme yoluyla gösterilmiş; ancak, hüküm tarihinden önce, anılan fıkrada değişiklik yapılarak, takdirî indirim nedenleri tahdidi hale getirilmiş ve takdirî indirim nedenlerinin uygulama alanı daraltılmıştır. 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin, 27.05.2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesi ile değişik ikinci fıkrasında, takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kriterler, "... failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri..." şeklinde sınırlı olarak sayılmış, ayrıca, duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışların, takdirî indirim nedeni olarak dikkate alınamayacağı ve takdirî indirim nedenlerinin kararda gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; "Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkisi ve suçunu samimi ikrarı ile pişmanlığı lehine takdiri hafifletici neden kabul edilerek" şeklindeki hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun, yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye dayalı olarak takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından, katılan vekilinin takdirî indirim nedenlerinin uygulanmasına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

4.Adli Para Cezasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden,

5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinde hapis cezası ve adli para cezasının seçimlik olarak öngörüldüğü, seçimlik cezalarda takdir yetkisinin mahkemede olduğu ve mahkemece takdiren adli para cezasına hükmedildiği anlaşılmakla, katılan vekilinin bu hususa ilişkin bozma istemi yerinde görülmemiştir.

5.Sanığın kusurlu eylemi sonucu katılanın yaşam tehlikesi geçirecek, kemik kırığı oluşacak ve duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması niteliğinde yaralanmasına rağmen, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince belirlenen temel cezanın, ikinci fıkrasına göre yarı oranında artırım yapılması sırasında uygulama maddesinin "TCK m. 89/2 a b e"yerine "TCK 89/2 a"olarak gösterilmesi nedeniyle hükümde hukuka aykırılık bulunmuş olup, Yargıtay tarafından düzeltilmiştir.

C.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, Erzurum 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.12.2022 tarihli ve 2022/119 Esas, 2022/483 Karar sayılı kararında, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen ve gerekçe bölümünde yer verilen (B 5) numaralı paragraf dışında, sanık müdafii ile katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Erzurum 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.12.2022 tarihli ve 2022/119 Esas, 2022/483 Karar sayılı hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün ikinci paragrafında yer alan "TCK'nın 89 (2 a)" ibaresinin, "TCK'nın 89/2 a.b.e" olarak değiştirilmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.01.2024 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

karardüzeltilerektaksirlehukukîtemyizincelenenyaralamav.kararıntevdiineolgularsüreçonanmasınasebeplerigerekçebozulmasına

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:31:06

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim