Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/6018
2024/294
22 Ocak 2024
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2015/17 E., 2016/40 K.
SUÇ: 2863 sayılı Kanuna aykırılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Datça Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.01.2016 tarihli ve 2015/17 Esas, 2016/40 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, aynı Kanun'un 65 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü ü fıkraları, 51 inci maddesinin birinci, üçüncü, yedinci ve sekizinci fıkraları ve 53üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz nedenleri;
1.Verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2.Sanığın suça konu alanın sit alanı içerisinde kaldığını bilmediğine,
3.Sanığın suç işleme kastı ile hareket etmediğine,
4.Suç tarihi itibariyle suça konu alanda KUDEB bulunduğu, sanığın eyleminin 2863 sayılı Kanun 65/4 maddesi kapsamında kalacağına,
- Diğer temyiz nedenlerine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Yerel mahkemenin Kabulü; "Sanık ... Gülşah Tokcan'ın kendisinine ait olan arazi üzerine zemin kat ve birinci kat toplam 156 metrekare inşaat yaptığı binanın elektrik ve suyunun yapılı olduğu, camlarının takılı olduğu kullanımda olduğu Muğla İl Özel İdaresince 16.01.2014 tarihinde mühürleme yapıldığı fakat 27.03.2014 tarihinde Muğla Şehircilik İl Müdürlüğü'ne bağlı teknik elemanlarca yapılan inceleme de ve 08.07.2014 tarihli olay yeri görgü tespit tutanağına göre mührün yerinde olmadığının tespit edildiği, 24.04.2014 tarihli Muğla Şehircilik İl Müdürlüğü'nün hazırlamış olduğu rapor ve 29.04.2014 tarihli kararına göre söz konusu yapının II. derece sit alanı içerisinde olduğunun tespit edildiği, 08.07.2014 tarihli bilirkişi raporuna göre de binanın bitmiş olduğu tespit edilmiştir. 28.04.2015 tarihinde yapılan keşif sonucu; Fen bilirkişisi raporunda özetle; suça konu yapının II.Derece Doğal sit Alanı içinde kaldığı tespit edilmiştir. İnşaat bilirkişi raporunda özetle; suça konu imalatın tamamının bitirilerek kullanıma hazır hale getirildiğini, yapılan imalatlarla ilgili olarak resmi kurum ve kuruluşlardan gerekli izinlerin alınmadığı tespit edilmiştir. Muğla Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevabında suça konu alan mülga Muğla Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulunun 21.07.2011 gün ve 7377 sayılı kararı ile bütüncül tescili yapılan ve tescili devam eden II. Derece Doğal Sit alanı içerisinde kaldığı, sanığa tebliği edildiğine dair bir belgeye kayıtlarda rastlanılmadığı bildirilmiştir. Datça İlçe Jandarma Komutanlığı'na yazılan müzekkere cevabında sanığın burada 50 yıldır ikamet ettiği, bahse konu yerin sit alanı olduğunu kimsenin bilmediği bildirilmiştir. Muğla Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığı Koruma Uygulama ve Denetim Şube Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevabında suça konu taşınmazın bulunduğu yerin koruma uygulama ve denetim bürosunun sorumluluk alanında kalmadığı, ... sorumluluk alanında kaldığı bildirilmiştir. Datça Tapu Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevabına göre mahkememize gönderilerek incelenen tapu kaydında söz konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir şerhin bulunmadığı tespit edilmiştir. Yaka Mahallesi Muhtarlığına yazılan müzekkere cevabında taşınmazın bulunduğu yerin sit alanında kalıp kalmadığına dair herhangi bir ilan yapılmadığı bildirilmiştir. Sanık savunmasında suça konu yerin sit alanında kaldığını bilmediğini, mühürlendiğini görmediğini, zaten orada bi evi olduğunu, ekleme yaptığını, sit alanına ev yapma kastının olmadığını beyan etmiştir. Dosyada yapılan incelemede suça konu yerin Muğla Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevabında suça konu alan mülga Muğla Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulunun 21.07.2011 gün ve 7377 sayılı kararı ile bütüncül tescili yapılan ve tescili devam eden II. Derece Doğal Sit alanı içerisinde kaldığı, tapu kaydı incelemesinde taşınmaz üzerinde şerhinin bulunmadığı, sanığın 50 yıldır burada yaşadığı ve eklenti yaptığını beyan ettiği, mührü bozduğunu kabul etmediği ancak sanık savunmasının suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılmış olup bünyesinde koruma, uygulama ve denetim büroları kurulan idarelerden izin almaksızın veya izne aykırı olarak izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunanların, 2863 sayılı Kanunun 65 inci maddesinin (d) fıkrası gereğince cezalandırılması gerekeceği, bu kapsamda, suça konu taşınmazın bulunduğu yerde İl Özel İdaresi bünyesinde koruma, uygulama ve denetim büroları kurulup kurulmadığı, kurulmuş ise taşınmazın bulunduğu yerin İl Özel İdaresi bünyesinde kurulan koruma, uygulama denetim bürosunun sorumluluk alanı kapsamında bulunup bulunmadığı hususu araştırılmış ve suça konu yerin İl Özel İdaresi bünyesinde koruma, uygulama ve denetim büroları bünyesinde olmadığı anlaşılmıştır Sanığın kişilik özellikleri, yargılama sürecindeki davranışları, suçun işlenmesindeki özellikler, kamu zararının giderilmemesi, yerin eski haline getirilmemesi hususuları göz önünde bulundurularak sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemiştir. " denmiştir.
B. Sanık savunmasında; "Ben daha önce emniyette ifade vermiştim. O ifadem doğrudur. Aynen tekrar ederim. Ben kendime ait olan bu yerin sit alanında kaldığını hiç duymadım. Ayrıca mühürlendiğini de görmedim. Zaten burada bizim bir evimiz vardı. Ben oraya ekleme yaptırdım. Kesinlikle mühür bozmadım ve sit alanına ev yapma kastım yoktu. Dedi." şeklinde beyanda bulunmuştur.
C. 28.04.2015 tarihli keşif akabinde alınan inşaat bilirkişisi raporunda; yapı inşaatının tamamen bitmiş olup yapının halihazırda kullanıldığını, 16.01.2014 tarihli yapı tatil zaptında üst katta tuğla duvarları örülmüş, kaba inşaatın tamamlanmış olduğunun tespit edildiği, 28.04.2015 tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın tamamı bitirilerek kullanıma hazır hale getirildiği beyan edilmiştir.
IV. GEREKÇE
İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu'nun 14.02.1996 tarih ve 5576 sayılı kararı ile tescilli, devamında Mülga Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 21.07.2011 tarih ve 7377 sayılı kararı ile tescilli II. derece doğal sit alanı içerisinde kalan suça konu alanda 16.01.2014 tarihli yapı tatil zaptı ile izinsiz olarak kaba inşaatı tamamlanmış olarak yapı yapıldığının tespit edildiği ve inşaatın mühürlendiği, Muğla Tabiat Varlıklarını Koruma Şube Müdürlüğü elemanlarınca 27.03.2014 tarihinde yerinde yapılan incelemede yapı üzerindeki mührün kaldırılmış olduğu yapının inşasına devam edildiği, yapının dış cephesinin sıvalı ve beyaz boyalı, dış cephede kapı ve pencere doğralamaları tamamlanmış olup elektrik tesisatı yapım aşamasında olduğunun tespit edildiği, 08.07.2014 tarihli olay yeri görgü tespit tutanağı ile 08.07.2014 tarihinde suça konu yerde yapılan inceleme ile sanığon toplam 156 metrekare inşaat yaptığı, binanın elektrik ve suyunun yapılı olduğu, camlarının takılı olduğu, kullanımda olduğunun, mühre rastlanmadığının tespit edildiği, sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmakla;
Dava konusu taşınmazın bağlı bulunduğu yerde suç tarihi itibariyle faaliyette olan koruma uygulama ve denetim bürosu bulunup bulunmadığı hususu tereddüte mahal bırakmayacak şekilde araştırılıp, mahallinde sanat tarihçi ve inşaat bilirkişisi refakatinde yeniden keşif icra edilerek; müdahele neticesinde zarar meydana gelip gelmediği hususunun ve müdahalenin niteliğinin (esaslı basit) açık şekilde tespiti ile eylemin basit müdahale niteliğinde olması halinde veya esaslı müdahale niteliğinde olup KUDEB bulunması halinde; 65/4, esaslı müdahale niteliğinde olup KUDEB bulunmaması halinde ise; 65/1. maddesi gereğince sanığın hukuki durumumun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Datça Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.01.2016 tarihli ve 2015/17 Esas, 2016/40 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.01.2024 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:29:13