Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/2120
2024/263
18 Ocak 2024
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
MÜŞTEKİ: Maliye Hazinesi
SUÇLAR: 2863 sayılı Kanuna aykırılık, imar kirliliğine neden olma
HÜKÜM: Beraat, düşme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık ... hakkında, 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmü müşteki maliye hazinesi vekilinin temyiz etme hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sanık ... hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ayvalık 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2016 tarihli ve 2015/376 Esas, 2016/275 Karar sayılı kararı ile; Sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Müşteki vekilinin temyiz nedenleri;
- Dosyaya katılma talepleri olduğuna,
2.Verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
- Diğer temyiz nedenlerine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Yerel mahkemenin Kabulü;"İddianame,sanıkların savunması,katılan kurum temsilcisinin beyanı, dava konusu olay mahallinde mahkememizce 26.02.2016 tarihinde yapılan keşif ve söz konusu keşif sonucu inşaat mühendisi ve kadastro teknikeri bilirkişi tarafından düzenlenen 07.03.2016 tarihli bilirkişi raporları, Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu,Balıkesir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, Ayvalık Belediye Başkanlığı ve Ayvalık İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından gönderilen bilgi ve belgeler ve tüm dosya kapsamı beraber bir bütün olarak değerlendirilerek yapılan yargılama sonunda; Balıkesir İli,Ayvalık İlçesi, Mithatpaşa Mahallesi 43 pafta,1125 ada 22 parsel nolu dava konusu taşınmazda sanık ...'ın aynı yerdeki 23 nolu parsele bitişik betornarme bina yapması şeklindeki eyleminin, 26.02.2016 tarihli keşif sırasında görevlendirilen bilirkişilerden alınan 07.03.2016 tarihli bilirkişi raporunun düzenlendiği tarih itibariyle,ceza ve ceza yargılaması hukukunun genel ilkelerinden biri olan "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi de dikkate alındığında, (birinci katının) yaklaşık 45 yıl önce yani 1971 yılında; (ikinci katının) yaklaşık 12 yıl önce yani 2004 yılında yapılmış olduğu dolayısıyla 12.10.2004 tarihinden önce yapılmış olduğu anlaşıldığından ve dolayısıyla sanık ...'ın üzerine atılı 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinde düzenlenen imar kirliliğine neden olmak suçunun,dava konusu olayımızda oluşabilmesi için gerekli yasal unsurlar oluşmadığından daha doğrusu,sanığın 12.10.2004 tarihi öncesi yaptığı dava konusu eylem yani sanığa yüklenen fiil kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğundan sanık ...'ın 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının a bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. " denmiştir.
B. Sanık ... savunmasında; "Polis karakolunda ifade vermiştim, söz konusu ifademi aynen tekrar ederim, dava konusu 22 nolu parsel hazineye aittir, 23 nolu parsel ise babam ... adına tapuda kayıtlıdır, ancak 22 nolu parsel üzerinde bulunan ve babamın yaptırmış olduğu evde ise ben oturmaktayım, söz konusu maliyeye ait olan yer için babam ecrimisil ödemeleri yapmıştır, ancak söz konusu yerin tapusu halen babama verilmemiştir, söz konusu olayda benim bir suçum yoktur, bu nedenlerle üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, beraatimi istiyorum, dedi." şeklinde beyanda bulunmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Suçtan Zarar Gören Maliye Hazinesi vekilinin 2863 Sayılı Kanuna Aykırılık Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Sebepleri Yönünden;
Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan “suçtan zarar görme” kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulu'nun 11.04.2000 gün ve 65–69, 22.10.2002 gün ve 234–366, 04.07.2006 gün ve 127–180, 03.05.2011 gün ve 155–80, 21.02.2012 gün ve 279–55, 15.04.2014 gün ve 599 190, 28.03.2017 gün ve 214 206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulu'nun 25.03.2003 gün ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında; mahkemece 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan yapılan yargılamada ... vekilinin duruşmalara katılımı sağlanarak kurum vekilinin yüzüne karşı verilen karara yönelik temyiz hakkını kullanmadığı anlaşılmakla, müşteki maliye hazinesi vekilinin 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan yapılan yargılamaya katılma ve tesis edilen hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenle Ayvalık 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2016 tarihli ve 2015/376 Esas, 2016/275 Karar Sayılı Kararına yönelik Maliye Hazinesi vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Suçtan Zarar Gören Maliye Hazinesi vekilinin İmar Kirliliğine Neden Olmak Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Sebepleri Yönünden;
Suçtan zarar gören maliye hazinesi vekilinin temyiz istemi davaya katılma talebi olarak değerlendirilmiş olup, müşteki kurumun 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kamu davasına katılan olarak kabulüne karar verilmek suretiyle yapılan incelemede;
Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası maddesi yollamasıyla lehe neticeler doğuran (mülga) 765 sayılı Kanun'un 102 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 5 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
Kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 104 üncü maddenin ikinci fıkrası uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, suç tarihi olan "2004" yılından itibaren itibaren 765 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımı süresinin inceleme tarihinden önce gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ayvalık 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2016 tarihli ve 2015/376 Esas, 2016/275 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 765 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.01.2024 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:29:27