Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

12. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/19

Karar No

2024/1654

Karar Tarihi

4 Nisan 2024

MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2014/220 2016/576

ŞİKAYETÇİ: İçişleri Bakanlığı

SUÇLAR: 2863 sayılı Kanuna aykırılık, görevi kötüye kullanma

HÜKÜM: Beraat

TEMYİZ EDENLER: Şikayetçi vekili, katılan vekili

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, onama, bozma

Sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve görevi kötüye kullanma suçlarından kurulan hükümleri, şikayetçi İçişleri Bakanlığı vekilinin temyiz hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.

Sanık ... hakkında, 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan açılmış bir dava ve hüküm bulunmadığı anlaşıldığından, katılan Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü vekilinin temyiz isteğinin diğer sanıklar hakkında tesis edilen beraat hükmüne yönelik olduğu değerlendirilerek inceleme yapılmıştır.

Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan ret, onama ve bozma görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Şikayetçi İçişleri Bakanlığı vekilinin temyiz isteği; her iki suç yönünden sanıklar hakkında verilen beraat hükümlerinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

Katılan Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü vekilinin temyiz isteği; 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçunu işledikleri sabit olan sanıklar hakkında beraat hükmü tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. GEREKÇE VE KARAR

A. Şikayetçi İçişleri Bakanlığı Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden;

Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan “suçtan zarar görme” kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulu'nun 11.04.2000 gün ve 65–69, 22.10.2002 gün ve 234–366, 04.07.2006 gün ve 127–180, 03.05.2011 gün ve 155–80, 21.02.2012 gün ve 279–55, 15.04.2014 gün ve 599 190, 28.03.2017 gün ve 214 206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulu'nun 25.03.2003 gün ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında; şikayetçi İçişleri Bakanlığının 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve görevi kötüye kullanma suçlarından yapılan yargılamaya katılma ve tesis edilen hükümleri temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığı anlaşılmakla, şikayetçi İçişleri Bakanlığı vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B.Katılan Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü Vekilinin Sanık ...'un Beraatine Yönelik Temyiz İsteği Yönünden;

Sanık ...'un savunmasında, ...Mimarlik Mühendislik Müşavirlik Hizmetleri Sanayi Ltd. Şti olarak ... Belediyesi tarafından ihale ile plan hazırlanması konusunda görevlendirildiklerini, belediye meclisi kararları doğrultusunda planlar hazırladıklarını, itiraz konusu olan kısımlarda da gerekli düzenlemeleri yaptıklarını beyan ettiği, sanığın üzerine atılı eylemin, suç tarihinde yürürlükte bulunan 23.01.2008 tarih ve 5728 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanun'un 65/c maddesinde yaptırıma bağlanan, 2863 sayılı Kanuna aykırı olarak yıkma veya imar izni verilmesi olduğu, ... Belediyesi bünyesinde çalışmayan sanık tarafından maddede açıklanan eylemlerin gerçekleştirilmediği anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27.09.2023 tarihli, 2023/7 Esas, 2023/481 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla dosyadaki mevcut delillere göre herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın beraat kararı verilebilecek durumlarda artık zamanaşımı nedeniyle düşme kararı değil sanığın daha lehine olan beraat kararı verilmesi gerektiği değerlendirildiğinde, sanığın beraatine dair hüküm tesis edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA,

C. Katılan Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü Vekilinin Sanıklar ..., ..., ..., ..., ...'nin Beraatlerine Yönelik Temyiz İsteği Yönünden;

Sanıklara isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, suç tarihinde yürürlükte bulunan 23.01.2008 tarih ve 5728 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanun'un 65/c maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı Kanun'un 66/1. maddenin (e) bendi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 67/4 fıkrası uyarınca en fazla yarısına kadar uzayacağından, 12.01.2010 tarihinden, temyiz incelemesi tarihine kadar, soruşturma izni alınması ile ilgili durma süreleri nazara alındığında dahi 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu, dosya içeriği itibariyle de 5271 sayılı Kanun'un 223/9. maddesindeki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartların bulunmadığı anlaşıldığından, hükmün, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1 e ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkındaki kamu davasının Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

D. Katılan Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü Vekilinin Sanık ...'in Beraatine Yönelik Temyiz İsteği Yönünden

  1. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin "07.10.2010" şeklinde gösterilmesi isabetsiz,

  2. UYAP sisteminden temin edilen nüfus kayıt örneğinde sanık ...'in 11.06.2018 tarihinde temyiz aşamasında öldüğünün tespit edilmiş olması karşısında, sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş olup, açıklanan nedenlerle ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.04.2024 tarihinde karar verildi.

(M)

KARŞI OY YAZISI

Dava zamanaşımı süresini dolmasının ilk ve en önemli sonucu, 5237 sayılı TCK’nın 66. maddesinin birinci fıkrasında belirtildiği üzere kamu davasının düşmesidir. Davanın düşmesi devletin suç nedeniyle ortaya çıkan cezalandırma yetkisinin ortadan kalkmasından kaynaklanmaktadır

Davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığına ilişkin sorun diğer tüm sorunlardan önce ele alınmalı ve karara bağlanmalıdır. Zira davanın zamanaşımına uğradığına hükmedilmesi halinde, başka hiçbir işlem yapılmaksızın düşme kararı verilmesi zorunludur.

Zamanaşımının uygulanması sanığa herhangi bir külfet getirmediğinden, diğer düşme nedenlerine göre öncelikle uygulanacaktır. Dava zamanaşımı 5237 sayılı TCK’nın 72. maddesi uyarınca re'sen uygulanır ve bundan şüpheli, sanık ... hükümlü vazgeçemezler. Kanuna böyle bir hüküm konulmasının nedeni, zamanaşımının suçlunun değil, kamunun yararı için kabul edilmiş olmasıdır. Buna göre açılan kamu davasında davanın aşamalarına göre mahkeme ya da Yargıtay re’sen ve diğer iddialardan önce davanın düştüğüne karar vermelidir.

Yargıtay önceki uygulamalarında dava zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle verilen düşme hükmünü temyiz eden sanıkların bu talebini, hükmü temyizde hukuki yararları bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiştir.

5271 sayılı CMK’daki düzenleme gereğince, dava zamanaşımının gerçekleştiği hallerde dahi şartları varsa zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesi kararı değil, derhal beraat kararı verilmelidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.11.2010 gün ve 136 229 sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararında; zamanaşımının gerçekleşmesi durumunda, derhâl beraat kararı verilmesini gerektiren hâller hariç öncelikle beraat değil, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi, aksi hâlde yani derhâl beraat kararı gerektiren hâllerde zamanaşımından düşme kararı verilmemesi, derhal beraat kararı verilmesi gerektiği açıkça vurgulanmıştır. (CGK K.2015/424).

Bu durumda derhal beraat kararı verilecek halin belirlenmesi ve değerlendirilmesi gerekir.

CMK m. 223/9’a göre hükmünün uygulanması ve özellikle “derhal beraat” kavramının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda, doktrinde ve uygulamada iki ayrı görüşün ortaya çıktığı görülmektedir.

Birinci görüşe göre; 5271 sayılı CMK m. 223/9′da yer alan “derhal” kavramını, “delil takdirine girmeden beraat kararı verilebilecek”, “işin esasına girmeden fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediğinin anlaşılması” veya “kanun değişikliği ile fiilin sonradan suç olmaktan çıkartılması halleri” ile sınırlı kabul etmek ve maddeyi de bu kabul ile uygulamak gerektiğinden, dava zamanaşımı süresi dolduğu için dosyanın esasına girmeden, davayı düşürmek gerektiği şeklinde bir görüş bulunmaktadır.

İkinci görüşe göre; yargılamanın geldiği aşama itibariyle ilave bir araştırma yapılmasına veya delil toplanmasına gerek kalmadan, verilmiş olan beraat kararı usule ve kanuna uygun bir karar olarak değerlendiriliyorsa, derhal beraat kararı verilmelidir. Yapılacak değerlendirmeye göre; beraat kararı hukuka ve kanuna uygun olarak kabul edilemiyorsa, diğer bir anlatımla, örneğin, sanığın mahkumiyetine karar vermek gerekiyorsa veya eksik soruşturma varsa, bu takdirde davanın zamanaşımından düşürülmesi gerekir.

Bu değerlendirme sonucu; olayımızda, 2863 sayılı Yasaya aykırılık ve görevi kötüye kullanmak suçlarından 8 (sekiz) ... Belediyesi çalışanı hakkında kamu davası açıldığı, davayla ilgili tüm delil ve belgeler toplandığı, uzun bir yargılama süreci sonunda sekiz sanığın da beraatlerine hükmedildiği görülmektedir.

Dosya incelendiğinde suç tarihi, zamanaşımını kesen sebepler dikkate alındığında yasada bu suçlar için öngörülen olağan ve olağanüstü zaman aşımı sürelerinin Dairemiz incelemesi sırasında tüm sanıklar açısından dolduğu anlaşılmaktadır.

Dairemiz zamanaşımı sürelerinin dolduğunu da dikkate alarak yaptığı incelemede, sanık ... hakkında verilen beraat kararının onanmasına hükmetmiş, diğer yedi sanık hakkındaki kararı ise bozup, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı vermiştir.

Sanık ... hakkındaki beraat kararını onarken de derhal beraat kararı verilecek hal olarak değerlendirmiştir. Kanun koyucu hangi hallerin derhal beraat kararı verilecek haller olduğunu belirlememiştir. Bu konuyu uygulayıcılara ve doktrine bırakmıştır. Dairemiz değerlendirme yaparken delil değerlendirmesine girmiş ve bir sanık hakkında beraat hükmünü onamış diğer yedi sanık hakkında ise kamu davasının zaman aşımı nedeniyle düşmesine karar vermiştir.

Öncelikle dosya içeriği itibariyle delil değerlendirmesi yapılarak beraat kararının onanmasına hükmedilmesi yukarıda zikrettiğim derhal beraat kararı verilmesini içeren iki görüşe de uygun düşmemektedir. Çünkü dosyada sanık hakkında tüm deliller toplanmış deliller değerlendirilerek beraat hükmüne ulaşılmıştır. Dairemizde beraat hükmünü onar iken toplanan delil ve belgeleri değerlendirmek suretiyle bir sonuca varmaktadır. Bu durumda da derhal beraat kararı verilecek halin gerçekleştiği sonucuna varmayı güçleştirmektedir.

Bunun yanında dava zaman aşımı gerçekleşmiş bir dava da hakim derhal zamanaşımı nedeniyle düşme kararı vermekle mükelleftir. Kanun koyucu belli bir zaman geçmekle davanın devamında kamu yararı olmadığı sonucuna varmış ve bu yönde bir düzenleme yaparak beraat mi, sanık lehine düşme kararı mı, sanık lehine değerlendirmesine girmeksizin kamunun menfaatinin bu yönde olduğu düşüncesiyle davanın düşürülmesini istemiştir. Sürekli olarak sanık için beraat mi lehedir, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı vermek mi lehedir tartışması yapmak kanun koyucunun kamu düzenini sağlamak ve sonuçları konusundaki iradesini sorgulamak ne sanığın ne de suçtan zarar görenin lehine bir durumdur. Dava zamanaşımı davanın giriş kapısıdır. Bu hal gerçekleşmiş ise başka kurumların incelenmesi için yollar aramak bir takım çıkarımlar yaparak bu kurumun içini boşaltmak davanın taraflarının hiç birinin lehine sonuçlar doğurmaz. Sürekli birinin yararına olacak diye kanun koyucunun koyduğu ve kabul görmüş kavramlarla oynamak kamunun ortak yararlarına da zarar verecektir.

Hep beraatin sanığın daha lehine olduğu kabul edilmektedir. Oysa bu kabulün hukuki dayanağı da yoktur. Toplumsal kabuller ileri sürülerek böyle bir sonuca varılması hukuki bir kavramın kullanım alanını sınırlandırmamalıdır.

Görülmekte olan davamızda dava zaman aşımı tüm (8) sanıklar için gerçekleşmesine rağmen bir sanık hakkında beraat kararının onanıp diğer yedi sanık hakkında zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi de ilamımızın anlaşılmasını güçleştirecek ve kafa karışıklıklarına yol açacaktır. Aynı davada beraat kararı almış olan sanıklardan birinin beraat kararının onanıp diğerlerinin bozulup düşme kararı verilmesi de sanıklar arasında ve algıda örtülü bir mahkumiyet kararı imajı oluşturabilir ki, bu masumiyet karinesi ve adil yargılama ilkelerine aykırılık oluşturabilir.

Yukarıda izah edilen sebeplerle; tüm sanıklar (8) hakkında dava zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken bir sanık hakkındaki beraat kararının onanması diğer yedi sanık hakkındaki hükmün bozularak “düşme” kararı verilmesi yönündeki çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum. 04/04/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

beraat2863karardüşmesinekullanmasüreçreddineyazısıtemyiztevdiineaykırılıkgörevikarşıhukukîonanmasınasebeplerigerekçesayılıkanunakötüyebozulmasına

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:18:07

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim