Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/3977
2024/1489
27 Mart 2024
B O Z M A Ü Z E R İ N E
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Taksirle öldürme
HÜKÜM: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
... Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.04.2011 tarihli ve 2010/156 Esas, 2011/51 Karar sayılı kararı ile; sanık ... ile temyiz dışı sanıklar...hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası ile 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına; temyiz dışı sanıklar ... hakkında da taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 50 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve altıncı fıkrası, 52 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 18.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, 6 ay süre ile mesleklerini icralarından yasaklanmalarına karar verilmiştir.
-
... Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.04.2011 tarihli ve 2010/156 Esas, 2011/51 Karar sayılı kararının 06.05.2011 tarihinde kesinleşmesine müteakip sanık ...'ın denetim süresi içinde 21.10.2014 tarihinde "tehdit ve hakaret" suçlarını işlediği ve ... Asliye Ceza Mahkemesinin 31.05.2017 tarihli 2015/183 Esas, 2017/163 Karar sayılı kararı ile bu suçtan sanığın mahkumiyetine karar verildiği, hükmün 31.05.2017 tarihinde kesinleştiği ve ihbar üzerine dosya yeniden ele alınarak önceki hüküm ... Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2018 tarihli ve 2017/256 Esas, 2018/154 Karar sayılı kararı ile açıklanmıştır.
-
... Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2018 tarihli ve 2017/256 Esas, 2018/154 Karar sayılı
kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 24.01.2022 tarihli,
2021/4479 Esas, 2022/503 Karar sayılı kararı ile;
"...Sanık hakkında taksirle öldürme suçundan açıklanması geri bırakılan hükmün, CMK'nın 231/11. maddesi uyarınca açıklanmasına esas alınan ... Asliye Ceza Mahkemesinin 31/05/2017 tarihli 2015/183 Esas, 2017/163 Karar sayılı ilamındaki mahkumiyetlerin, TCK'nın 125/1. cümlesi maddesinde düzenlenen hakaret suçu ile TCK'nın 106/1 1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçuna ilişkin olduğu, anılan hükümden önce 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK'nın 106/1 1. cümle maddesinde tanımı yapılan tehdit suçunun da uzlaşma kapsamına alındığı, yasal değişiklikten önce uzlaştırma kapsamında olan bir suçun uzlaştırma kapsamında olmayan bir suçla birlikte işlenmesi halinde fail hakkında uzlaştırmanın uygulanmasına olanak olmadığı, belirtilen değişiklikten sonra tehdit ve hakaret suçlarının beraberce uzlaştırma hükümlerinin uygulanmasına tabi olduğunun anlaşılması karşısında; hükmün açıklanmasına esas alınan ihbara konu hükümdeki hakaret suçuna ilişkin uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilip getirilmediğinin araştırılması, uzlaşma hükümleri yerine getirilmiş ise hükmün açıklanmasında isabetsizlik bulunmayacağı; uzlaşma hükümleri yerine getirilmemiş ise; karar tarihinden önce 02/12/2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34. maddesi ile değişik CMK'nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve TCK'nın 106/1. madde ve fıkrasında tanımı yapılan tehdit suçunun uzlaşma kapsamına alınması, tehdit suçuyla birlikte işlenmesi nedeniyle CMK'nın 253/3. madde ve fıkrasına 26/06/2009 tarihli 5918 sayılı Kanun'un 8. maddesiyle eklenen ve 09.07.2009 tarihinde yürürlüğe giren ''Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz'' hükmü gereğince suç tarihi itibariyle uzlaşma hükümleri uygulanmayan hakaret suçu açısından da, 6763 sayılı Kanunla yapılan değişiklik uyarınca uzlaştırma önerisinde bulunulmasının gerektiğinin anlaşılması karşısında, CMK'nın 253. maddesinin 3. fıkrasına 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile, ''birlikte'' ibaresinden sonra gelmek üzere ''aynı mağdura karşı'' ibaresinin eklenmiş olması da göz önünde bulundurulup, TCK'nın 7/2. madde ve fıkrası uyarınca; ''Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.'' hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik CMK'nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirilip, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması..." gerekçeleri ile bozulmasına karar verilmiştir.
4.... Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.03.2023 tarihli ve 2022/198 Esas, 2023/143 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 24.04.2023 tarihli ve 2023/41466 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; mahkemece zamanaşımı hususunun dikkate alınmadığına, uzlaştırma işleminin usulüne uygun olarak yapılmadığına, suçun vasıflandırılmasında hataya düşüldüğüne, sanığın kusurunun bulunmadığına, sanığın sadece ocağı işleten yani sermayeyi koyan kişi konumunda olduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine, sanık hakkında indirim sebeplerinin yeterince uygulanmadığına, ceza miktarı göz önünde tutulursa verilen cezanın ertelenmesi, paraya çevrilmesi mümkün iken aksi yönde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, tayin edilen cezaya, kararın usul ve esasa aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü
1.Sanık ...’ın, ... İlçesi Pamuklu Köyünde bulunan Uyarlar Maden Ocağının sahibi olduğu, ölen ...’in de anılan maden ocağında işçi olarak çalıştığı, olay günü maden ocağında göçük meydana gelmesi sonucu, ...'in göçük altında kalarak öldüğü olayda; mahkemece sanığın, maden ocağında işçi sağlığı ve iş güvenliği kapsamında alması gereken tedbirleri almadığından tali kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği anlaşılmaktadır.
2.İstanbul Adli Tıp Kurumu 1. Ihtisas Kurulu'nun 28/07/2010 tarihli otopsi raporuna göre; kişinin ölümünün göçük altında kalmaya bağlı asfiksi ve gelişen komplikasyonlardan ileri geldiğinin tespit edildiği görülmektedir.
- Temyiz dışı sanıklar Salih Yirik, Mehmet Özbay, Yaşar Süsen ve Yavuz Özsoy hakkında da taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 50 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 18.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, 6 ay süre ile mesleklerini icralarından yasaklanmalarına karar verilmiş olup, bu kararlar Yargıtay 12.Ceza dairesinin 25.11.2013 tarihli, 2013/4842 Esas, 2013/26694 Karar sayılı onama ilamı ile kesinleşmiştir.
4.Soruşturma aşamasında alınan 10.04.2009 tarihli bilirkişi raporu ile yargılama aşamasında alınan 31.01.2011 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; sanığın maden ve taş ocakları işletmelerinde ve tünel yapımında alınacak işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerine ilişkin gerekli tedbirleri almadığı, çalışma esnasında kontrollü hareket edilmediği, etkin bir denetim ve gözetim uygulamasını sağlamadığı bu sebeple göçüğün meydana gelmesinde tali kusurlu olduğu görüşü bildirilmiştir.
- Olayın tanıkları A.Y., A.G., R.S.'nin anlatımları, ölü muayene tutanağı, olay yeri inceleme raporu, olay yeri krokileri, olay yeri fotoğrafları ve tutanaklar dava dosyasında bulunmaktadır.
6.Sanık ...'ın aşamalarda verdiği ifadelerinde, atılı suçlamaları kabul etmediği ve savunmasında özetle;
"...Ben kazanın meydana geldiği işyerinin sahibiyim. Meydana gelen kazada bizim herhangi bir kusurumuz bulunmamaktadır. Göçük olayı bütün madenlerde meydana gelebilir. Olayda herhangi bir kusurumuz yoktur. Beraatimi talep ediyorum. Mahkeme aksi kanaatte ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına rızam vardır. Biz yine de işyerimizde çalışan işçimizin vefat etmesi nedeniyle ailesinin tüm ihtiyaçlarını karşıladık..." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
7.Ölenin eşi müşteki ...'in yargılama aşamasında sanıktan şikayetçi olmadığı ve alınan ifadesinde;
"...Vefat eden benim eşimdi. Göçük altında kalmış, ben karşı tarafla anlaştım. Herhangi bir şikayetim yoktur." şeklinde beyanda bulunduğu tespit edilmiştir.
-
Mahkemece, Hukuki Süreç başlığı altında (3) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 24.01.2022 tarihli, 2021/4479 Esas, 2022/503 Karar sayılı bozma ilamına göre, ihbara konu ... Asliye Ceza Mahkemesinin 31/05/2017 tarihli 2015/183 Esas, 2017/163 Karar sayılı ilamına ilişkin olarak Uzlaştırma bürosunca uzlaştırma işlemlerinin yapıldığı ancak taraflar arasında uzlaşmanın gerçekleşmediğinin bildirildiği görülmektedir.
-
Sanık ...'e ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
Yapılan inceleme neticesinde yerel mahkemenin kararında, oluş ve kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.
A.Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri Yönünden;
- Suçun Zamanaşımına Uğradığı Yönünden
5237 sayılı Kanun'un 67 inci maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkrasında yer alan;
"(2)Bir suçla ilgili olarak;
a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi,
b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi,
c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi,
d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi halinde, dava zamanaşımı kesilir.
(3) Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar.
(4) Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar." şeklindeki düzenleme gözetildiğinde, sanığın üzerine atılı taksirle öldürme suçu nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrası gereği 2 yıl ile 6 yıl arasında hapis cezasının tayin ve takdir edileceği, aynı Kanunun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının d bendi gereği beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımının 15 yıl olduğunun hükme bağlandığı, dava zamanaşımını en son kesen nedenin 15.03.2023 tarihli mahkumiyet hükmü olduğu, hükmün açıklanmasından önce zamanaşımını en son kesen nedenin sanığın sorgu tarihi olan 22/12/2010 tarihi olduğu, sürelerin hesabında durma süresinin de öz gönüne alınması gerektiği, ayrıca dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 67 nci maddenin dördüncü fıkrası uyarınca en fazla yarısına kadar uzayacağının öngörüldüğü anlaşılmıştır. Buna göre, suç tarihi olan 02.04.2009 tarihinden itibaren olağan zamanaşımı ile 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddenin dördüncü fıkrasında öngörülen 22,5 yıllık olağanüstü zamanaşımının inceleme tarihi itibariyle gerçekleşmediği anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2.Eksik İnceleme İle Hüküm Kurulduğu Yönünden
Oluş, dosya kapsamı, sanığın savunması, tanık anlatımları, ölen hakkında tanzim olunan adli muayene raporları ile ölü muayene tutanakları, Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan bilirkişi raporları karşısında Mahkemece, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
- Kusur Durumu ve Suç Vasfı Yönünden
Sanık ...’ın, ... İlçesi Pamuklu Köyünde bulunan Uyarlar Maden Ocağının sahibi olduğu, ölen ...’in de anılan maden ocağında işçi olarak çalıştığı, olay günü maden ocağında göçük meydana gelmesi sonucu, ...'in göçük altında kalarak öldüğü olayda; sanığın maden ocağında işçi sağlığı ve iş güvenliği kapsamında alması gereken tedbirleri almadığından tali kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği, Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan bilirkişi raporlarının oluş ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, kusur durumunu ve suç vasfını kesin bir şekilde tespit ettiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
- Tayin Edilen Ceza Yönünden
5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen neticenin ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak, tali kusurlu sanık hakkında belirlenen temel cezanın alt sınırdan tayin edilmesinin oluş ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
- Lehe Hükümlerin Uygulanmadığına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Mahkemece sanık hakkında lehine sonuçlar içeren ilgili kanun maddelerinin değerlendirildiği, bu kapsamda 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin hakkında uygulandığı; 5271 sayılı Kanun'unun 231 inci maddesinin onbirinci fıkrasında, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suçun işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde mahkemece hükmün açıklanacağı belirtilmiş olup, bu iki halden birinin gerçekleştiğinin saptanması durumunda, mahkemece yapılacak işlem, önceden verilen ancak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu olması nedeniyle hukuki varlık kazanmayan hükmün açıklanmasından ibaret olduğundan, bu iki şarttan birine aykırılık nedeniyle hükmün açıklanması halinde mahkemece, uygulanmasında yasal zorunluluk bulunduğu halde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi nedeniyle uygulanamayan yasal hükümler hariç olmak üzere önceki hükümde bir değişiklik yapılmayacağından, yeniden kurulan hükümde önceden verilen hükmün infazının sağlanması gerektiğinden, hükümde hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
B.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, ... Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.03.2023 tarihli ve 2022/198 Esas, 2023/143 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.03.2024 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:19:02