Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/7160
2024/142
15 Ocak 2024
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
DAVA: Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
DAVA TARİHİ: 28.11.2017
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Esastan ret
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Davacı vekili 28.11.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin örgüte bilerek isteyerek yardım etme suçu nedeniyle İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 2016/425 sorgu sayılı müzekkeresi ile tutuklandığı, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/67 Esasında kovuşturma yapıldığı, daha sonra mahkemece tahliye edildiği, bu tahliye kararına itiraz edilmesi üzerine hakkında yeniden yakalama emri çıkartıldığı ve hakkında Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme suçlarından yeni bir soruşturma açılarak gözaltına alındığını müvekkilinin yeniden tutuklandığını, tutuklama incelemesinin otuzar gün içinde yapılmadığını, bu yapılan haksız uygulama nedeniyle 300.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 800.000,00 TL'nin hazineden alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir.
-
Davalı vekili 08.01.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın yasaya aykırı olduğu, davanın süresinde açılmadığı, mahkemenin yetkili olup olmadığının tespit edilmediği, davacının ikamet değişimi yapıp yapmadığının tespit edilmediği, başka ağır ceza mahkemelerinde dava açıp açmadığının tespit edilmediği, davacının kendisinin kusurlu olduğu, bu kusurunun hazineye yükletilmemesinin gerektiği, istediği manevi tazminatın sebepsiz zenginleşmeye neden olacağı nedenleri nazara alındığında, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
-
Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.11.2018 tarihli ve 2017/493 Esas, 2018/574 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
-
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 17.06.2019 tarihli ve 2019/851 Esas, 2019/2070 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
-
Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 08.10.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz talebinin esastan reddi görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi;
Taleplerinin incelenmediğine ve gerekçelendirilmediğine, davacının tutuklandığı suçtan beraat ettiğine ve tazminata hak kazandığına, ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının İstanbul 25.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/67 Esas ve 2018/43 Karar sayılı dava dosyasında yapılan yargılaması sonunda değişen suç vasfı itibariyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı mahkemenin birleşen 2017/223 Esas sayılı dava dosyasında Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme suçlarından beraatine karar verildiği, bu kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 22/10/2018 tarih ve 2018/1690 Esas 2018/1442 Karar sayılı ilamı düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmek suretiyle 22/10/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/67 Esas sayılı dava dosyasında davacının soruşturma aşamasında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 31/08/2016 günü gözaltına alındığı, 03/09/2016 günü tutuklama talebiyle sevk edildiği İstanbul 1.Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/425 sorgu sayılı kararıyla tutuklandığı, kovuşturma aşamasında 31/03/2017 tarihinde tahliyesine karar verildiği, davacı hakkında 31/03/2017 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme (TCK 309/1 maddesi) ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme (TCK 312/1 maddesi) suçlarından 2017/49173 sayı ile soruşturma açıldığı ve 31/03/2017 tarihinde gözaltı kararı verildiği, böylelikle başlatılan soruşturma kapsamında verilen gözaltı kararı uyarınca yakalanarak gözaltına alındığı, yeni başlatılan soruşturma kapsamında 14/04/2017 tarihine kadar gözaltında kaldıktan sonra tutuklama talebiyle sevk edildiği İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 2017/218 sorgu sayılı kararı ile tutuklandığı (tutuklama müzekkeresinin düzenleme tarihi 15/04/2018), bu soruşturma kapsamında davacı hakkında Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme (TCK 309/1 maddesi) ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme (TCK 312/1 maddesi) suçlarından düzenlenen iddianame ile İstanbul 25.Ağır Ceza Mahkemesine 2017/67 esas sayılı dava dosyası ile birleştirme talepli olarak açılan 2017/223 Esas sayılı dava dosyasının aynı mahkemenin 2017/67 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirildiği ve yapılan yargılamada 24/10/2017 günü tahliyesine karar verildiği, davacının yargılandığı toplam üç suçtan ikisinden (Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme) beraatine, değişen suç vasfı itibariyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, tutuklu kaldığı sürenin mahsubuna karar verildiği tespit edilmiştir.
Dava dilekçesinde CMK'nın 141/1 a ve 141/1 d maddelerine dayanıldığı görülmüştür. Öncelikle maddenin (a) bendindeki tazminat nedenine bakıldığında kanunlarda belirtilen koşulların dışında yakalanıp yakalanmadığı, tutuklanıp tutuklanmadığı veya tutukluğun devamına karar verilip verilmediğinin belirlenmesi gerektiği,
Mahkemenin sadece kanundaki gözaltı ve tutuklamaya yönelik şekil ve süre şartlarına bakabileceği, tutukluluğun yerindeliği denetimi yapamayacağı, davacı, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/67 Esas sayılı dava dosyasında 15/07/2016 tarihinde silahlı terör örgütü FETÖ/PDY tarafından gerçekleştirilmek istenen darbeye teşebbüs sonrası İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2016/98170 sayılı soruşturmada (bu soruşturmada yakalanamayan şüpheliler sebebiyle davacı hakkındaki soruşturma tefrik edilerek 2017/6673 sırasına kaydedilerek devam edilmiş) İstanbul 2.Sulh Ceza Hakimliğinin yakalanmasına yönelik 29/08/2016 tarihli 2016/3662 d.iş sayılı kararıyla 31/08/2016 tarihinde usulüne uygun olarak gözaltına alınmış, sonrasında İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 03/09/2016 tarih ve 2016/425 sorgu sayılı kararı ile avukat huzurunda sorgusu yapılarak dosyadaki delil durumu ve kuvvetli suç şüphesi değerlendirilerek tutuklanmasına karar verilmiştir. Davacı tutuklandıktan sonra hakkında mahkemece kabul edilen iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar tutukluluk incelemelerinin resen ve itirazı üzerine yapıldığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar 2016/98170 sayılı soruşturmada 30/09/2016 tarihinde yapılan tutukluluk incelemesinden sonraki tutukluluk incelemesinin 30 günlük süre geçtikten sonra 31/10/2016 günü yapıldığı görülmüş ise de, Cumhuriyet savcısının tutukluluk inceleme talebini 30 günlük inceleme süresini dikkate alarak 28/10/2016 günü yaptığı, takip eden günlerin resmi tatil olduğu ve CMK 105 maddesi uyarınca tutukluluk incelemesinin üç gün içinde sonuçlandırılmış olduğu bu nedenle bu incelemeninde kanuna uygun olduğu görülmüştür.
Davacı bu dosyadan 31/03/2017 günü tahliye edildikten sonra ayrıca hakkında başlatılan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/49173 sayılı soruşturması sonunda CMK 91 maddesi uyarınca 31/03/2017 tarihinde verilen gözaltı kararına istaneden 01/04/2017 tarihinde usulünce yakalanarak gözaltına alınmıştır. Gözaltı sonrasında İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 14/04/2017 tarih ve 2017/218 sorgu sayılı kararı ile avukat huzurunda sorgusu yapılarak dosyadaki delil durumu ve kuvvetli suç şüphesi değerlendirilerek tutuklanmasına karar verilmiştir. Davacı tutuklandıktan sonra hakkında mahkemece kabul edilen iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar resen ve itiraz üzerine tutukluk durumu ele alınmıştır. Kovuşturma aşamasına geçildiğinde İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesine açılan 2017/223 esas sayılı dava dosyasının 2017/67 esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine ve tutukluluk halinin devamına karar verilmiş olup dosya esası kapatıldığından tutukluluk halinin resen incelenmesi söz konusu olmayıp ancak talep halinde değerlendirilebilecektir.
Davacı ... 2017/67 esas sayılı dosyada terör örgütüne üye olma (TCK 314/2. maddesi), birleşen 2017/223 esas sayılı dosyada Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme (TCK 309/1 maddesi) ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme (TCK 312/1 maddesi) suçlarından soruşturulmuştur. Bu suçlar CMK 100/(3), a 10, 11 de düzenlenen kısaca katalog tabir edilen suçlar içinde yer aldığından, bu kanun hükmüne göre kuvvetli suç şüphesi varsa tutuklama nedenin varlığı kabul edilmektedir. Kuvvetli suç şüphesi dosyadaki delil durumuna göre hakim tarafından belirlenecektir. Ancak kuvvetli suç şüphesinin bulunup bulunmadığı yerindelik denetimini gerektirdiğinden mahkemece bu davada tazminat şartlarını tespit ederken dikkate alınmayacaktır.
Tutuklama ve tutukluğun devamı kararları ile birlikte dosya kapsamına göre davacının silahlı terör örgütü FETÖ/PDY aidiyeti tartışmasız kabul edildiğinden 26/07/2016 tarihinde yayımlanan 668 sayılı KHK ile kapatılan Meydan Gazetesinin yazarlığını yaptığı ve sosyal medyada paylaşımlarda bulunduğu, ayrıca terör örgütü üyelerinin kullandığı haberleşme programlarına yönelik tespitler ve terör örgütü ile bağlantıyı gösteren yargı makamlarınca kabul edilen diğer kriterlerin araştırılması, HTS kayıtlarının temini, bunların analizlerinin yapılması da belli bir zamanı gerektiren delil toplama işlemleridir. Bunun yanında davacının soruşturulduğu ve kovuşturulduğu dosyada tek şüpheli ve sanık olmadığı kendisinden başka çok sayıda kişininde yer aldığı, bu nedenle delillerin toplanmasının da belli bir zamanı gerektirdiği açıktır.
Buna göre devam eden soruşturma ve kovuşturmada davacının kanundaki usül dairesinde gözaltına alındığı ve tutukluluk durumununda kanunda yazılı sürelerde incelenerek CMK 102 maddesindeki azami tutukluluk süresinin de aşılmadığı anlaşılmıştır.
CMK 141/1 d maddesine bakıldığında kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmaması ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmemesinden bahsetmektedir. Davacı ... hakkındaki soruşturma FETÖ/PDY terör örgütünün 15/07/2016 tarihindeki darbeye teşebbüsü sonrasında çok sayıda örgüt mensubu hakkında yapılan soruşturmaların yoğun olduğu dönemde 16/01/2017 tarihinde düzenlenen 189 sayfalık iddianame ile tamamlanmıştır. Davacı hakkında 31/03/2018 tarihindeki ikinci soruşturma sonrasında da 05/06/2017 tarihinde 314 sayfalık iddianame düzenlenmiştir. Nihayetinde mahkemece kovuşturma aşamasında delillerin toplanmasıyla birlikte suç vasfının da lehe değişme ihtimali sebebiyle bu kez 24/10/2017 tarihinde davacının tahliyesine karar verilmiştir. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinin kesinleşen ilamı doğrultusunda davacının hükümlü olarak 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasının infazına başlandığı, hakkında düzenlenen müddetnameye göre 09/11/2018 günü cezaevine alındığı, gözaltında ve tutuklukta geçirdiği süre mahsup edildiğinde bihakkın tahliye tarihinin 31/10/2020, şartlı tahliye tarihinin 20/01/2020 olduğu anlaşılmıştır. Böylelikle muhtemel şartla tahliye tarihinin henüz dolmadığı ve soruşturma ve kovuşturmanın gecikmeksizin tamamlandığı görülmüştür.
CMK 141/1 e maddesi uyarınca davacının yargılandığı davada tüm suçlardan beraat etmemesi ve tutuklu kaldığı süreler yönünden de mahkumiyetine karar verilen suçla ilgili cezasından mahsubuna karar verildiğinden tazminat hakkının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu sebeplerle davacı vekilinin tazminata dayanak yaptığı CMK 141/1 a, d maddeleri ile birlikte maddenin diğer bentlerinde düzenlenen tazminat nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin esasını oluşturan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/2744 soruşturma sayılı dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 31.08.2016 31.03.2017 tarihleri arasında 212 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, kamu davası açılarak İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/67 esasına kaydedildiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/49175 soruşturma sayılı dosyası kapsamında davacının Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından 01.04.2017 24.10.2017 tarihleri arasında 206 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, kamu davası açılarak İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/223 esasına kaydedildiği, her iki dava dosyasının İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/67 esas numaralı dosyada birleştiği, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkumiyet hükmünün temyiz aşamasında olduğu, beraat hükmünün ise 11.04.2018 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir.
Davacının talebinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141/1 a ve 141/1 d maddelerine dayandırdığı anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin temyiz sebepleri yönünden yapılan incelemede;
- 5271 sayılı Kanun'un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen “Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğun devamına karar verilenler,” hükmü uyarınca tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.
5271 sayılı Kanun'un 108 inci maddesinin birinci fıkrası şu şekilde düzenlenmiştir:
''Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından100 üncü madde hükümleri göz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir.''
a.Davacının tutuklanmasının kanuna aykırı olduğu hususunda davacının Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunduğu, Anayasa Mahkemesinin 2016/30220 başvuru numaralı, 29.05.2019 tarihli kararında açıklandığı üzere, başvurucuya tazminat verildiğinden mükerrer ödeme açısından davacı vekilinin temyiz sebebi reddedilmiştir.
b. İlk derece mahkemesi gerekçesinde de tespit edildiği üzere, 30.09.2016 tarihinde yapılan tutukluluk incelemesinden sonraki tutukluluk incelemesinin otuz günlük süre geçtikten sonra 31.10.2016 günü yapıldığı anlaşılmıştır. İlk derece Mahkemesince ''takip eden günlerin resmi tatil olduğu ve CMK 105 maddesi uyarınca tutukluluk incelemesinin üç gün içinde sonuçlandırılmış olduğu'' gerekçesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, resmi tatillerde tutukluluk incelemesi yapılamayacağına dair kanuni bir düzenleme olmadığı gibi, CMK'nın 105 inci maddesinde düzenlenen üç günlük karar süresinin tutuklama kararının geri alınması ve salıverme istemlerine ilişkin olduğu, tutukluluğun incelenmesi durumuyla ilgili olmadığı anlaşıldığından, yetersiz gerekçe ile davanın reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
c. Yine ilk derece mahkemesince de tespit edildiği üzere ''İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesine açılan 2017/223 Esas sayılı dava dosyasının 2017/67 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine ve tutukluluk halinin devamına karar verilmiş olup dosya esası kapatıldığından tutukluluk halinin resen incelenmesi söz konusu olamayacağına'' ilişkin gerekçesin de hukuki dayanağı olmadığı, dosyanın esası kapatılsa bile sonuç olarak yargılamanın İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesine açılan 2017/223 Esas sayılı dava dosyasından ettiği anlaşıldığından, yetersiz gerekçe ile davanın reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
- 5271 sayılı Kanun'un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen “Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen," hükmü uyarınca tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 31.08.2016 31.03.2017 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kaldığı, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından 01.04.2017 24.10.2017 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kaldığı, iki ayrı soruşturma yürütüldüğü, şüpheli ve sanık sayısının fazlalığı, yürütülen soruşturmanın terör soruşturması olması, olayın niteliği ve karmaşıklık düzeyi göz önünde bulundurulduğunda davacı hakkında makul sürede iddianame düzenlenerek yine makul sürede hakim önüne çıkarıldığı, yasal tutukluluk süresinin aşılmadığı, bu haliyle tazminat koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
- Davacının tutuklandığı suçtan beraat ettiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden yapılan incelemede ise davacının dava dilekçesinde talebini 141/1 a ve 141/1 d maddelerine dayandırdığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz sebebi reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (1.b., 1.c.) paragraflarında açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 17.06.2019 tarihli ve 2019/851 Esas, 2019/2070 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.01.2024 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:30:23