Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/3309
2023/969
27 Mart 2023
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, davalı vekilinin yokluğunda verilen kararın ve temyiz dilekçesinin tebliği üzerinde 01.06.2021 tarihinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yolu temyiz isteminde bulunduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle;
Davanın niteliğine göre, davacı vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Davacı vekili 05.05.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının 31.07.2016 tarihinde terör örgütü üyesi olmak suçundan dolayı göz altına alındığını, ... Sulh Ceza Hâkimliğinin 2016/320 sorgu sayılı kararı ile 04.08.2016 tarihinde tutuklandığını, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/18588 soruşturma sayılı dosyasında hakkında takipsizlik kararı verildiğini ve tahliye edildiğini, tutuklu kalması nedeniyle Güz ve Bahar dönemi derslerine giremediğini, tahliye olduğu tarih itibariyle derslerin dağıtılmış olması ve uzaklaştırma kararının devam etmesi nedeniyle olarak alması gereken dersleri alamadığından 38.245,67 TL maddi zararının oluştuğunu, davacının profesör ünvanına sahip olduğunu, akademik teşvik ödemelerini tutuklu olması nedeniyle alamadığını, bu nedenle 6.240,00 TL zararının olduğunu, aylık gelirini de alamadığını, soruşturma nedeniyle kendisini vekil ile temsil ettirdiğini, 25.000,00 TL vekâlet ücreti ödemek zorunda kaldığını, tutuklu kaldığı süreçte bilimsel seminerlere katılamadığını beyanla 69.485,67 TL maddi, 2.000.000,00 TL manevi tazminatın tutuklanma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı hazineden alınarak tarafına verilmesini talep etmiştir.
-
Davalı vekili 20.07.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir.
-
... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.02.2019 tarihli ve 2017/92 Esas, 2019/51 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 12.04.2021 tarihli ve 2020/2079 Esas, 2021/838 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
-
Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 30.05.2022 tarihli, davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz talebinin reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Davalı vekilinin temyiz sebepleri
1.Davanın süresinde açılmadığına,
2.Hükmedilen tazminat miktarının fazla olduğuna,
3.Reddedilen miktar bakımından davalı lehine vekâlet ücreti ödenmesi gerektiğine,
ilişkindir.
B. Davacı vekilinin temyiz sebepleri
1.Davacının tutuklu kalması sebebiyle derslere giremediği, ek ders ücretini alamadığı, akademik teşvik ödeneğinin ödenmemesinden dolayı maddi zararlarının olduğuna,
2.Hükmedilen manevi tazminatın az olduğuna,
3.Faiz başlangıç tarihinin gözaltı tarihinden itibaren olması gerektiğine,
ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü:
... Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/18588 soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde davacının terör örgütü üyesi olmak suçunu işlediğinden bahisle hakkında soruşturma başlatıldığı, soruşturma dosyası kapsamında davacının 31.07.2016 tarihinde gözaltına alındığı, 04.08.2016 tarihinde tutuklanmasına karar verildiği, 03.02.2017 tarihinde tahliyesine karar verildiği, soruşturma sonucu 08.02.2017 tarih ve 2016/18588 soruşturma sayılı kararla davacı hakkında Ek Kovuşturmaya Yer Olmadığına ilişkin karar verildiği, bu kararın 27.02.2017 tarihinde kesinleştiği, davacının 3 aylık yasal süre içerisinde ... bu davasını açmış olduğu, mahkemenin yetkili ve görevli olduğu tespit edilmiştir.
Dosyanın bilirkişiye tevdii edildiği, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan 21.01.2019 havale tarihli raporda davacının 187 günlük gözaltı ve tutukluluk süresi boyunca uğradığı maddi zararın gelir kaybı yönünden 1.157,55 TL net ek ders ücretinden, aylık 505,00 TL.den yıllık 6.060,00 TL akademik teşvik ödeneğinden ve 2.000 TL vekalet ücretinden ibaret olduğunu belirtmiştir.
Usul ve yasaya uygun olan, yeterince açıklayıcı, bilimsel verilere uygun ... bu bilirkişi raporu mahkemece yeterli kabul edilmiş ve maddi tazminata ilişkin hükmün tesisinde dikkate alınmıştır.
Her ne kadar davacı vekilince müvekkilinin 25.000,00 TL vekâlet ücreti ödemesi nedeniyle zararının olduğunu belirtmiş ise de, ibraz edilen serbest meslek makbuzlarından sadece 2.000,00 TL'lik kısmın KYOK kararından öncesi için düzenlendiği, yerleşik Yargıtay ve İstinaf uygulamaları nazarı dikkate alındığında, karar tarihinden sonra düzenlenen serbest meslek makbuzlarının, bu soruşturmaya atfen açılacak tazminat davalarına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından, davacının vekâlet ücreti yönünden tazminata konu soruşturma dosyası kapsamında 2.000,00 TL zararının olduğu kabul edilmiştir.
Davacı vekili, müvekkilinin uzaklaştırma ve tutukluluk nedeniyle alamadığı ek ders bedeli olarak 38.245,67 TL, akademik teşvik ödemelerinden dolayı 6.240,00 TL maddi zararının oluştuğunu iddia etmiş ise de, ... Teknik üniversitesi rektörlüğünden alınan 28.06.2018 tarihli cevabi yazı uyarınca yapılabilecek ek ders ücretleri ile akademik teşvik ödemelerine ilişkin yönetmelik ve düzenlemelerin bildirildiği, bu yönetmelik kapsamında bilirkişi tarafından ayrıntılı inceleme ve hesaplamaların yapıldığı, bu hesaplamaların dosya kapsamına ve yönetmeliğe uygun olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Davacının göreve iade edilmiş olması nedeniyle, gelir kaybı yönünden mahkememizce bir değerlendirme yapılamayacağı, zira bu yöndeki alacak ve taleplerin, bizzat görev yaptığı kurum tarafından davacıya ödenmesinin zorunluluk arz ettiği, ödenmemesi halinde mahkememize değil, idare mahkemesine açılacak dava ile bu yöndeki ihtilafın giderilebileceği anlaşılmakla, gelir kaybı yönünden mahkememizce herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.
Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporu, ... C.Başsavcılığının 2016/18588 soruşturma sayılı dava dosyası ve içerisindeki tüm bilgi ve belgeler bir bütün olarak göz önüne alındığında davacının dava dilekçesinde maddi tazminat olarak haksız tutuklu kaldığı süreler için 69,485,67 TL maddi tazminat talebinde bulunduğu, alınan bilirkişi raporunda davacının tutuklu kaldığı 187 günlük süre için uğradığı maddi zarar miktarının 1.157,55 TL net ek ders ücretinden, aylık 505,00 TL'den yıllık 6.060,00 TL akademik teşvik ödeneğinden ve 2.000,00 TL vekalet ücretinden ibaret olduğunun belirtildiği, yapılan bu hesaplamanın dosya içeriğine ve davacının ekonomik ve sosyal durumuna uygun olduğu, davacının dava dilekçesinde haksız tutuklama tarihinden itibaren faiz talebinde bulunduğu, davacının zararının doğduğu tarihin gözaltı tarihi olan 31.07.2016 olarak kabulünün gerektiği, bu haliyle davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 9.217,55 TL maddi tazminatın talep dikkate alınarak tutuklama tarihi olan 04.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin ise reddine karar verilmiştir.
Yargıtayın süreklilik arz eden kararlarında da vurgulandığı üzere manevi tazminat miktarı belirlenirken objektif bir kriter olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde, hak ve nasafet kurallarına uygun makul ve makbul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekeceğinin belirtildiği, yine Yargıtay'ın emsal bir çok kararlarında da vurgulandığı üzere hükmedilecek manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olarak kullanılmaması gerektiğinin belirtildiği, bu haliyle davacının ekonomik ve sosyal durumu, akademik ünvanı, tutuklu kaldığı süre, konumu, faiz talep edilen tarihten bu yana işleyecek faiz miktarı ile ve tüm dosya kapsamı göz önüne alındığında davacının uğramış olduğu manevi ızdırabın bir nevi azaltılması ve telafisinin temini için 20.000,00 TL manevi tazminatın talep dikkate alınarak tutuklama tarihi olan 04.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin ise reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü:
İlk Derece Mahkemesince hükmedilen maddi tazminatın 825,00 TL'ye, manevi tazminatın 17.000,000 TL'ye indirilmesi ve değişen vekâlet ücreti açısından hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin esasını oluşturan ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/18588 soruşturma sayılı dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 31.07.2016 03.02.2017 tarihleri arasında 187 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, kararın 27.02.2017 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
A.1.Davanın Süresinde Açılmadığına İlişkin Temyiz İstemi Yönünden;
5271 sayılı Kanun’un "Tazminat istemi" kenar başlıklı 142 nci maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.
Davacı hakkında verilen kararın 27.02.2017 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen üç ay ve ve her halde bir yıllık hak düşürücü süre içinde 05.05.2017 tarihinde açıldığı anlaşıldığından davanın süresinde açılmadığına ilişkin temyiz isteminde hukuka aykırılık görülmemiştir.
A.2.Hükmedilen Tazminat Miktarının Fazla Olduğuna İlişkin Temyiz İstemi Yönünden; Kendisini soruşturmada vekil ile temsil ettiren davacı lehine kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde ceza soruşturması evresinde takip edilen işler için belirlenen 825,00 TL vekâlet ücretinin maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklulukta kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti yapıldığından hükmedilen manevi tazminat miktarında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
A.3.Reddedilen Miktar Bakımından Davalı Lehine Vekâlet Ücreti Ödenmesi Gerektiğine İlişkin Temyiz İstemi Yönünden;
5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrasında, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu dikkate alınarak, davalı lehine ancak davanın tamamen reddi halinde vekâlet ücreti ödeneceğinden davalı lehine vekâlet ücreti hükmedilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
B.1. Davacının Tutuklu Kalması Sebebiyle Derslere Giremediği, Ek Ders Ücretini Alamadığı, Akademik Teşvik Ödeneğinin Ödenmemesinden Dolayı Maddi Zararlarının Olduğuna İlişkin Temyiz İstemi Yönünden;
Davacı vekili dilekçesinde gözaltında kaldığı süreçte ders alamadığı, gözaltına alınması ve tutuklanması nedeniyle almaktan mahrum kaldığı ek ders ücreti, zorunlu ders yükü, akademik teşvik ödeneğinin ödenmesi talebiyle maddi tazminat isteminde bulunmuş ise de muhtemel zarar kapsamında olan maddi taleplerin 5271 sayılı Kanun'un 141 inci ve devamı maddelerine göre belirlenmesi gereken maddi zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinden bu taleplere ilişkin maddi tazminatın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
B.2.Avukatlık Ücret Sözleşmesine Göre Ödenen Ücretin Maddi Zarar Kapsamında Değerlendirilmesi Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden;
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere , vekâlet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekâlet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekâlet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetildiğinde vekâlet ücretinin maddi zarar kapsamında değerlendirilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B.3. Hükmedilen Manevi Tazminat Miktarının Az Olduğuna İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti yapıldığından hükmedilen manevi tazminat miktarında hukuka aykırılık görülmemiştir.
B.4. Faiz Başlangıç Tarihinin Gözaltı Tarihinden İtibaren Olması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden;
Davacının dava dilekçesinde talep edilen tazminat miktarlarına tutuklama tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi talebinde bulunduğu anlaşıldığından hükmedilen tazminat miktarlarına tutuklama tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 12.04.2021 tarihli ve 2020/2079 Esas, 2021/838 Karar sayılı kararında davacı vekili ve davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.03.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:22:24