Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/9367
2023/929
22 Mart 2023
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Bolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.06.2022 tarihli ve 2021/223 Esas, 2022/147 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir.
-
... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 06.09.2022 tarihli ve 2022/2080 Esas, 2022/1997 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 03.11.2022 tarihli ve 2022/132794 sayılı Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri;
-
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.07.2019 tarihli ve 2019/1 121 Esas, 2019/518 Karar sayılı kararı ile uyum gösteren somut olayda, sanık sübut bulan eylemi olası kastla işlemesine rağmen suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilip, suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne,
-
Temel cezanın üst sınırdan belirlenmesi gerektiğinin gözetilmediğine,
İlişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri;
-
Gözünden ameliyat olduğu öğrenilen tanık Mahsun'un gözlerinin net olarak görüp görmediği tespit edilmeksizin ve adı geçen tanığın görüntü kayıtları ile örtüşmeyen beyanlarına dayalı olarak hazırlanan bilirkişi raporu ile Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin raporunun yetersiz olmasından dolayı ... Teknik Üniversitesi Trafik Kürsüsü öğretim üyelerinden oluşturulacak bir heyetten kusur durumuna ilişkin rapor alınması gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme neticesinde sanık hakkında beraat kararı yerine mahkûmiyet hükmü kurulduğuna,
-
Temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin isabetsiz olduğuna,
-
Koşulları bulunmadığı hâlde suçun bilinçli taksirle işlendiğinin kabulüyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanmasının hatalı olduğuna,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü;
- İlk Derece Mahkemesince, 06.04.2021 tanzim tarihli ölümlü/yaralamalı trafik kazası tespit tutanağı ve tutanakta yer alan kaza yeri krokisi, 06.04.2021 tanzim tarihli olay yeri inceleme raporu ile rapora ekli olay yeri inceleme krokisi, Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 06.04.2021 tarihli olay yeri inceleme tutanağı, kaza öncesi ve kaza anına ilişkin görüntülerin çözümü ile ilgili kolluk görevlilerince düzenlenen 06.04.2021 tarihli CD izleme ve çözümleme tutanağı, kazaya karışan sürücülerin alkollü olup olmadığını tespite yönelik 06.04.2021 tarihli tıbbî laboratuvar tetkik sonuç raporları, kaza sonucu yaralanan katılan sürücü ...'ın ... durumuna ilişkin Bolu İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Kliniği tarafından düzenlenen 27.04.2022 tarihli kesin rapor, ölen yolcuyla ilgili 06.04.2021 tarihli ölü muayene tutanağı, soruşturma evresinde adlî trafik bilirkişisi tarafından hazırlanan 19.04.2021 tarihli rapor, kovuşturma evresinde alınan Adli Tıp Kurumu ... Trafik İhtisas Dairesinin 24.02.2022 tarihli raporu başta olmak üzere dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede;
Sanık sürücü Emrah'ın, sevk ve idaresindeki otomobil ile 06.04.2021 tarihinde saat 10.40 sıralarında, açık havada, gündüz vakti, azami hız limitinin 110 kilometre/saat olarak belirlendiği yerleşim yeri dışında, banket ile beraber 8,7 metre genişliğindeki orta refüjle bölünmüş, iki şeritli, asfalt kaplama, yüzeyi kuru, yatay güzergâhı düz, düşey güzergâhı eğimsiz, görüşe engel bir durumun bulunmadığı devlet kara yolunda, ön yolcu koltuğunda oturan ağabeyi tanık ... ile birlikte ... istikametinden Bolu istikametine sağ şerit üzerinden seyirle geldiği ışık kontrollü dört yönlü kavşağa, kendisine hitaben yanan kırmızı ışığa rağmen durmayıp beyanında 90 kilometre/saat ve hatta üzerinde olarak ifade ettiği mevcut hızıyla tehlikeli şekilde giriş yaptığı esnada, gidiş istikametine göre solundan yeşil ışıkta kavşağa giriş yapıp, Abant istikametine geçiş yapmakta olan katılan sürücü ...'ın yönetimindeki otomobilin sağ ön yan kısımlarına, idaresindeki aracın sol ön kısımlarıyla kavşak alanında sol şeritte çarptığı, çarpmanın akabinde katılan sürücü ...'ın yönetimindeki otomobilin savrularak çarpma noktasına 12,5 metre ileride son konumunu aldığı, sanığın idaresindeki otomobilin ise sağ taraftaki bariyerlere ve trafik lambasına çarpıp, çarpma noktasına 13,2 mesafede durduğu, araçların hızı ve fren izi uzunluğuna ilişkin herhangi bir belirleme yapılmadığı; ancak, her iki ... sürücüsünün alkollü olmadıklarının ve (B) sınıfı sürücü belgelerinin mevcut olduğunun tespit edildiği, meydana gelen trafik kazasından dolayı katılan sürücü ...'ın yönetimindeki otomobilde yolcu olarak bulunan ve emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle kaza anında yola savrulan ...'nın trafik kazasıyla oluşması mümkün künt kafa travması sonucu gelişen beyin kanaması sonucu olay yerinde öldüğü, katılan sürücü ...'ın yaşamını tehlikeye sokacak ve hayat fonksiyonlarını ağır (6.) derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, sol ayak bileğindeki hafif hareket kısıtlılığı arızasının ise duyularından veya organlarından birinin işlevinin zayıflaması veya yitirilmesi niteliğinde olmadığının belirlendiği, olayın başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçlarının bu şekilde gerçekleştiği kabul edilmiştir.
-
Katılan ..., kazayla ilgili görgüye dayalı bilgisinin bulunmadığını ve hem kendi hem de yaşı küçük çocukları adına sanıktan şikâyetçi olduğunu beyan etmiş olup, ölenin eşi olan şikâyetçinin kendi adına asaleten ölenle müşterek çocukları olan Doğa ve Duru adına velâyeten duruşmanın 11.02.2022 tarihli ilk oturumunda davaya katılmasına karar verilmiştir.
-
Katılan sürücü ..., yönetimindeki otomobille aracın ön yolcu koltuğunda oturan arkadaşı ... ile birlikte seyir hâlindeyken, Abant'a gitmek için soldaki cebe girdiğini ve kırmızı ışık yanması nedeniyle bir süre beklediğini, arkasında da bir tane ... olduğunu, yeşil yandığında geçiş yapmaya başladığı esnada sanığın idaresindeki aracın kırmızı ışıkta durmayıp idaresindeki otomobilin ön sağ tarafına çarptığını, arkadaşının emniyet kemerinin takılı olup olmadığını hatırlamadığını, arkadaşının ölümüne ve kendisinin yaralanmasına neden olan sanıktan şikâyetçi olduğunu beyan etmiş olup, şikâyetçi mağdur sürücünün duruşmanın 11.02.2022 tarihli ilk oturumunda davaya katılmasına karar verilmiştir.
-
Sanık ..., kovuşturma evresinde müdafii huzurunda alınan savunmasında; yönetimindeki otomobille aracın ön yolcu koltuğunda oturan ağabeyi ... ile birlikte 90 kilometre/saat hızla sağ şerit üzerinde seyir hâlindeyken, kendisine hitaben yeşil ışık yanması nedeniyle durmayıp kavşaktan geçiş yapmak istediği esnada katılan sürücü ...'ın idaresindeki araca çarptığını ve bu aracı öncesinde görmediğini, soruşturma evresinde tutuklama istemiyle çıkarıldığı Bolu Sulh Ceza Hâkimliğinde müdafii huzurunda alınan ifadesinde ise 90 kilometre/saat üzerinde hızla seyir hâlindeyken kendisine hitaben yeşil ışık yanması nedeniyle durmayıp mevcut hızıyla kavşaktan geçişi esnasında aniden önüne çıkan araca, hızını azaltma, frene basma ya da manevra yapma fırsatı bulamadan çarptığını, tanık Mahsun'un aracını kaza alanına gelmeden çok daha önce sollaması nedeniyle adı geçenin kendisine yetişmesi ve kaza anını görmesinin mümkün olmadığını, olay nedeniyle vücudunda kırıklar oluşacak şekilde yaralandığını, çok üzgün ve pişman olduğunu, 16 yıllık şöför olup, geçimini tır şöförlüğü yaparak sağladığını, ışık ihlâli yapanın diğer sürücü olmasından dolayı kusursuz olduğunu beyanla üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
-
Tanık Mahsun, yönetimindeki araçla ... istikametinden Bolu istikametine seyir hâlindeyken, gerisinden gelen sanığın selektör ve korna ile uyarması üzerine şerit değiştirip, sağ şeride geçerek, konumunu almasının ardından, sanığın, kırmızı ışık yanmasına rağmen durmayarak kavşaktan geçtiği sırada, Abant'a doğru cepten dönüş yapan araçlardan biri olan katılan sürücü ...'ın kullanımında olan otomobilin sağ ön kapısına çarpması sonucu kazanın meydana geldiğini, araçların hızlarının ne olduğunu hatırlamadığını, kaza olduğu anda ışıklara yaklaşma hâlinde değil kırmızı ışıktan dolayı durmakta olduğunu ifade etmiştir.
-
Tanık ..., kardeşi olan sanığın yönetimindeki otomobilin ön yolcu koltuğunda emniyet kemeri takılı hâlde ... istikametinden Bolu istikametine seyir hâlindeyken, ışık kontrollü dört yönlü kavşağa geldiklerinde, kendilerine hitaben yeşil ışık yanması ve kırmızı ışığa yakalanmamak için ortalama 80 90 kilometre/saat hızla geçiş yapmak istedikleri esnada, karşılarına çıkan aracın ön sağ tarafına duramadan çarptıklarını ve çarptıkları aracın ön yolcu koltuğunda oturan şahsın aracın kapısından fırlayarak yere düştüğünü beyan etmiştir.
-
Kusur durumuna ilişkin olarak;
a) 06.04.2021 tanzim tarihli ölümlü/yaralamalı trafik kazası tespit tutanağında, sürücü beyanı, kaza yeri incelemesi ve görgü tanığının anlatımına göre sanığın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 47 nci maddesindeki trafik ışıklarına uyma zorunluluğu kuralına aykırı hareket etmesinden dolayı kusurlu olduğu,
b) Soruşturma evresinde adlî trafik bilirkişisi tarafından hazırlanan 19.04.2021 tarihli raporda, sanığın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 47 nci maddesindeki trafik ışıklarına uyma ile 52 nci maddesindeki kavşağa yaklaşırken hızın azaltılması zorunluluklarına aykırı hareket edip, aynı Kanun'un 84 üncü maddesinde asli kusur olarak sayılan kırmızı ışıklı trafik işaretinde geçme kuralına uymamasından dolayı asli kusurlu olduğu, katılan sürücünün kusurunun bulunmadığı, ölen yolcunun ise emniyet kemerini takmayıp, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78 inci maddesini ihlâl ettiğinden tali kusurlu olduğu,
c) Kovuşturmak evresinde alınan Adli Tıp Kurumu ... Trafik İhtisas Dairesinin 24.02.2022 tarihli raporunda, sanığın, kendisine hitaben yeşil ışığın yanmasını beklemeden kırmızı ışıkta kavşağa girerek, gidiş istikametine göre solundan kavşağa giriş yapan otomobile ilk geçiş hakkını vermediği kazada dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile asli kusurlu olduğu, katılan sürücünün kusurunun bulunmadığı, ölen yolcunun ise emniyet kemeri takmayıp kendi can güvenliğini tehlikeye atmakla alt düzeyde tali kusurlu olduğu,
Belirtilmiştir.
-
İlk Derece Mahkemesince, kusur durumuna ilişkin raporların yeterli olduğu değerlendirilip, sanık lehine ya da aleyhine anlatımda bulunan tanık anlatımlarından bağımsız olarak izlenen görüntü kayıtlarına göre; "Sanığın kavşağa yaklaşmasına rağmen yüksek bir hızla, hızını azaltma gereği dahi duymaksızın sağ şeritten ilerlediği oysa soldaki aracın yavaşlayarak ışıklı kavşakta durakladığı görülmektedir. Soldaki aracın duraklamış olması ... Bolu güzergahına kırmızı ışık yandığının göstergesidir. Yaralanan katılanın kullandığı aracın ise Bolu ... istikametindeki bu kavşakta yer alan soldaki cepten sola kontrollü ve yavaş bir şekilde dönüş yaptığı ve fakat geçiş tamamlanmadan kırmızı ışıkta duraklayan diğer aracın sağından yüksek hızla geçen sanığın kullanımındaki aracın bu araca çarptığı net bir şekilde anlaşılmaktadır. Dolayısıyla sol şeritteki diğer aracın önce yavaşlaması ve akabinde durması, ışık ihlali yapan tarafın sarih bir biçimde sanık olduğunun somut göstergesidir..." biçimindeki gerekçeyle kazanın oluşumunda sanığın asli kusurlu olduğu ve bilinçli taksirle hareket ettiği kabul edilerek, bir kişinin ölümü ve bir kişinin nitelikli şekilde yaralanmasından dolayı sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrasında tanımı yapılan taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
-
İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kurulan mahkûmiyet hükmünde, "Suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı" biçimindeki gerekçelerle temel ceza alt sınırdan uzaklaşılıp 5 yıl hapis cezası olarak belirlenmiş, suçun bilinçli taksirle işlenmesinden dolayı hükmolunan cezada 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdîren (1/3) oranında artırım ve "Cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri" biçimindeki gerekçelerle 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren (1/6) oranında indirim yapılarak, sonuç ceza 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası olarak tayin edilmiş, sanığın (B) sınıfı sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiş, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş süreler 5237 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığa hükmolunan hapis cezasından indirilmiş, müdafii tarafından mahkûmiyet hükmü kurulması hâlinde lehine olan kanun maddelerinin uygulanması talep edilen sanık hakkında hükmedilen sonuç ceza gözetildiğinde, diğer kişiselleştirme kurumları olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve hapis cezasının adlî para cezası seçenek yaptırımına ya da diğer seçenek tedbirlere çevrilmesi hükümlerinin yasal engelden dolayı uygulanamayacağı sonucuna varılmıştır.
-
Sanığın, adlî sicil kaydı ve resmî nüfus kayıt örneği dava dosyasında mevcut olup, kaza tarihinde 35 yaşını doldurduğu ve sabıkasız olduğu anlaşılmıştır.
-
Katılan ...'in, kendi adına asaleten ölenle müşterek çocukları olan kayden 28.11.2017 doğumlu Doğa ve 28.11.2017 doğumlu Duru adına velâyeten Avukat S.B. ile M.B. yi vekil olarak tayin ettiğine ilişkin Bolu 5. Noterliğinin 30.04.2021 tarihli ve katılan sürücü ...'ın aynı avukatları vekil olarak tayin ettiğine ilişkin Bolu 1. Noterliğinin 11.05.2022 tarihli vekâletnamelerinin dosyada mevcut olduğu görülmüş, aynı vekille temsil edilen katılanlar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maktu vekâlet ücreti hükmedilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Eksik İncelemeye İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden;
Dosyada mevcut 06.04.2021 tanzim tarihli ölümlü/yaralamalı trafik kazası tespit tutanağı, kaza öncesi ve kaza anına ilişkin izlenen görüntüler, sözü geçen görüntülerin çözümüne dair ilgili kolluk görevlilerince düzenlenen 06.04.2021 tarihli CD izleme ve çözümleme tutanağı, olayın gerçekleşme şekli ile tarafların taksirli davranışlarını dosyada mevcut delil durumuna uygun ve teknik verilere dayalı olarak açıklayan kusur durumuna ilişkin raporlar birbirleriyle uyumlu olup, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar yeterince açıklığa kavuştuğu durumda artık yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmadığı da gözetildiğinde, sübuta yönelik gerekli araştırma ve incelemelerin yapıldığı, dava dosyasının tekemmül ettirildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, bu bağlamda maddî sorunun isabetli bir şekilde tespit edilerek, sanığın yönetimindeki aracın kırmızı ışıkta kavşağa giriş yaptığı kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanıp, kazaya neden olan ışık ihlâlinin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin eksik incelemeye ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Suç Vasfına İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden;
-
Gerek öğreti gerek yerleşmiş yargısal kararlarda yer alan kabullere göre gerçekleşmesi muhakkak görünen neticenin sanık tarafından bilinmesi ve istenmesi hâlinde doğrudan kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği durumda bilinçli taksir, öngörülebilir neticenin özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmiş olması nedeniyle öngörülmediği hâllerde ise basit taksir söz konusu olacaktır.
-
Başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları Olay ve Olgular başlığı altında (A 1) paragrafında ayrıntılı olarak açıklanan somut olay bu çerçevede değerlendirildiğinde; ışıklı işaret cihazlarıyla donatılmış kavşağa yaklaşırken hızını azaltmayan ve mesleği şöförlük olan sanığın, seyir yönüne kırmızı ışık yanabileceğini, mevcut hızı nedeniyle duramayacağını, bu hâli ile yaralama ya da ölüme neden olabileceğini öngördüğü hâlde tecrübesine, şoförlük yeteneklerine, özellikle de kavşağın boş olmasından faydalanarak geçişini tamamlayabileceğine ve şansına güvendiği, böyle bir zanla objektif dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek, kendisine hitaben yanan kırmızı ışığa rağmen durmayıp mevcut hızıyla tehlikeli şekilde giriş yaptığı kavşak alanında katılan sürücünün yönetimindeki otomobile fren tedbirine başvuramadan çarparak, bir kişinin ölümü ve bir kişinin de nitelikli şekilde yaralanması ile sonuçlanan trafik kazasına neden olduğu, bununla birlikte kavşağa yaklaşırken ön ilerisini ve kavşağı boş görerek, kırmızı ışığa yakalansa bile mevcut hızı ve şoförlük becerisiyle kavşaktan geçebileceğine inandığı, ayrıca, çarpma noktası ve kavşak alanında alınan mesafelere göre yeşil ışığın yanmasıyla harekete geçen diğer araca etkili tedbir alma fırsatı olmamasından dolayı önlemsizce çarptığı, dolayısıyla istikametinde seyir eden araçların kırmızı ışıkta durduğunu ve yeşil ışığın yandığı diğer istikametteki araçların da kavşaktan geçtiğini görmesine rağmen ışık ihlâli yaparak kavşağa giriş yaptığına ve meydana gelen muhtemel sonucu kayıtsız kalarak kabullendiğine dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığı, bu nedenle olası kastın uygulanma koşullarının oluşmadığı, gerçekleşmesini istemediği ancak öngördüğü sonucun meydana gelmesini engelleyecek şekilde objektif özen yükümlülüğüne uygun davranmayan sanığın bir kişinin ölümüne ve bir kişinin de nitelikli şekilde yaralanmasına neden olma eyleminde bilinçli taksirle hareket ettiği, sonuç olarak sanığın eylemine uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin suç vasfına ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Temel Cezanın Belirlenmesine İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden;
-
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12 833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı Kanun'un "Taksir" başlıklı 22 nci maddesinin dördüncü ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi ve temel ceza belirlenirken kasıtlı suçlarda uygulanması mümkün olan 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki "suçun işlenmesinde kullanılan araçlar", (f) bendindeki "failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı" ve (g) bendindeki "failin güttüğü amaç ve saik" ölçütlerine dayanılmaması gerekir.
-
Öte yandan, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." biçimindeki düzenleme uyarınca işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında orantı bulunması, böylece suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımın haklı ve ölçülü olması gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır.
-
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; asli kusurlu olarak bir kişinin ölümüne, bir kişinin yaşamını tehlikeye sokacak ve hayat fonksiyonlarını ağır (6.) derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasına neden olan sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası tayin ve takdir etmek durumunda olan İlk Derece Mahkemesince, "Suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı" biçimindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçelerle temel cezanın 5 yıl hapis cezası olarak belirlenmesinin, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı, hak, ... ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun olduğu anlaşıldığından, sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temel ceza miktarına ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
-
Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki "suçun işlenmesinde kullanılan araçlar" gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de gösterilen diğer gerekçelere göre hükme etki edecek nitelikte olmadığı tespit edilen hukuka aykırılığa işaret edilmekle yetinilmiş, eleştiri konusu yapılan bu hususun mahallinde düzeltilmesinin olanaklı olduğu kabul edilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 06.09.2022 tarihli ve 2022/2080 Esas, 2022/1997 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılanlar vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bolu 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.03.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:23:20