Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

12. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/6671

Karar No

2023/775

Karar Tarihi

13 Mart 2023

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle,

Davanın niteliğine göre, davacı vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

  1. Davacı vekili 20.02.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; "Türk Silahlı Kuvvetlerinde kurmay albay olarak görev yapmakta olan müvekkil suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etmek suçlarından beraatine karar verilen ... 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas sayılı ceza dosyası kapsamında, 02.07.2012 tarihinde gözaltına alınarak 04.07.2012 tarihinde tutuklanmış, 24.01.2014 tarihinde hakkında tahliye edilmiştir. Bu süreçte; müvekkilin avukatlık sözleşmesi gereğince vekiline yaptığı ödemeler, vekilinin duruşmaları takip etmesi sebebiyle yaptığı harcamalar, ailesinin ve vekilinin müvekkili ziyaret için yaptıkları harcamalar, cezaevinde kaldığı dönemde yaptığı harcamalar, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve ... Yardımlaşma Derneği (OYAK) kesintileri sebebiyle uğradığı zarar, tutukluluk süresince maaşının kesilmesi sebebiyle evini gerçek değerinin çok altında satmak zorunda kalması sebebiyle uğradığı zararın karşılığı olarak 201.200,00 TL maddi tazminat ile haksız tutuklama ve yargılama sebebiyle müvekkilin uğradığı manevi zararın karşılığı olarak 3.000.000,00 TL manevi tazminatın gözaltına alınma tarihi olan 02.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini vekâleten arz ve talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur.

  2. Davalı vekili 20.03.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Davanın yetki, süre, 5271 sayılı Kanun'un 141 inci maddede düzenlenen koşullar açısından incelenerek usulden reddine karar verilmesini talep ederiz. Davacı hakkında yapılan işlemler yürürlükte olan yasal hükümler çerçevesinde gerçekleştirilmiş olduğundan davacının istemi haksızdır. Usulsüz bir işlem söz konusu ise bu işlemi gerçekleştiren kamu görevlilerinin tespiti ile davanın ihbarını talep ederiz. Davacının ihmali ve kusurlu hareketleri ile tazminat konusu işleme sebebiyet verip vermediği araştırılmalıdır. Davacının adli sicil kaydının olup olmadığı, gözaltı ve tutukluluk süresinin başka bir hükümlülüğünden mahsup edilip edilmediği araştırılmalıdır. Davacının eksik ödenen maaş ve özlük haklarına ilişkin taleplerini, terfi edememesi sebebiyle uğradığı zararı, yol masraflarını, avukatlık sözleşmesi gereğince ödediği avukatlık ücretini, sattığı gayrimenkul sebebiyle uğradığını belirttiği zararı maddi tazminat olarak talep etmesi mümkün değildir. Talep edilen faiz başlangıç tarihi kabul edilemez. Davacının talep ettiği maddi ve manevi tazminat miktarları fahiştir." şeklinde beyanda bulunmuştur.

  3. ... Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.06.2018 tarihli ve 2017/232 Esas, 2018/310 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

  4. ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 24.10.2018 tarihli ve 2018/4361 Esas, 2018/2141 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

  5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 01.10.2021 tarihli ve 2018/106512 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A. Davacı vekilinin temyiz istemi; davanın kabulü ile 201.200,00 TL maddi, 3.000.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

B. Davalı vekilinin temyiz istemi; davacı gözaltı ve tutukluluk haline kendisi sebebiyet verdiğinden ve davacıya tazminat verilmesini gerektirecek koşullar oluşmadığından davanın reddedilmesi gerektiğine, hükmedilen tazminat miktarının fazla olduğuna, aynı nedene dayalı başka bir dava açılıp açılmadığının araştırılmadığına, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkindir.

III. DAVA KONUSU

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Davacının Türk Silahlı Kuvvetlerinde kurmay albay olarak görev yaptığı, hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve açıklanması yasaklanan gizli bilgileri temin etme suçu kapsamında soruşturma yapıldığı, davacının bu soruşturma kapsamında 02.07.2012 tarihinde gözaltına alındığı ve 04.07.2012 tutuklandığı, 24.01.2014 tarihinde serbest bırakıldığı, ... 5. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 26.02.2016 tarihli ve 2014/100 E. 2016/37 K. sayılı kararla davacının beraatine karar verildiği ve beraat kararının 21.10.2016 tarihinde kesinleştiği, beraat kararının kesinleştiğinin davacıya tebliğ edilmemiş olduğu, bu nedenle beraat kararının kesinleşme tarihi nazara alındığında davanın yasal süresinde açıldığı ve mahkemenin yetkili olduğu anlaşılmıştır.

Davacının, dava dilekçesinde belirttiği maddi tazminata konu taleplerin incelendiğinde:

Davacının, soruşturma ve kovuşturma sırasında kendisini vekille temsil ettirdiği ve bunun için ödediği vekalet ücretinin tazminine ilişkin talebin değerlendirilmesinde: ... 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas, 2016/37 Karar sayılı kararının incelenmesinde davacının kendisini vekille temsil ettirdiği, mahkemenin kararının 114 üncü maddesinde 3.800,00 TL vekalet ücretine hükmettiği, davacıya düşen miktarın 1.900,00 TL olduğu, her ne kadar davacı vekili dosyaya sunduğu 16.07.2012 tarihli Avukatlık Sözleşmeside yazılı 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınmasını talep etmiş ise de, davacı vekilinin beş adet serbest meslek makbuzu ibraz ettiği, bunlardan 20.11.2014 tarihli ve 14.12.2016 tarihli serbest meslek makbuzlarının 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/499 Esas sayılı dosyasına ilişkin olup casusluk davasıyla ilgili olmadığı, 24.12.2012 tarihli ve 2.500,00 TL, 30.05.2013 tarihli ve 960,00 TL, 17.12.2016 tarihli ve 1.000,00 TL bedelli makbuzların ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/640 soruşturma sayılı dosyasına ilişkin olduğu, davacının avukatına bu miktarın dışında vekalet ücreti ödediğine dair herhangi bir belge ve delilin ibraz edilmediği, dava dilekçesinde talep edilen miktarın ispat edilemediği, bu nedenle davacı tarafın avukatına 4.460,00 TL vekalet ücreti ödediği, bu miktardan mahkemenin hükmettiği ve davacının payına düşen 1.900,00 TL mahsup edildiğinde 2.560,00 TL vekalet ücretinin maddi tazminat olarak davacıya verilmesi gerektiği;

Davacı vekilinin soruşturma ve yargılama sırasında duruşmaları takip etmek ve davacıyı ...'deki ve ...'daki cezaevlerinde ziyaret için yaptığı yol giderleri ve konaklama giderlerinin tazminine ilişkin talebin değerlendirilmesinde; davacının, vekilinin hangi tarihte ve ne miktarda yol ve konaklama giderleri yaptığı ve bunları ödediği hususunu ispatla yükümlü olduğu, ancak davacı tarafın bu hususları ispata yönelik herhangi bir belge ve delil ibraz etmediği, bu nedenle bu talebine ilişkin alacağını ispat edemediği, yine davacının vekilinin duruşmalara katılmak için yapmış olduğu giderlerin davacının tutuklanmasına bağlı giderler olmadığı, bunların yargılama giderleri olarak ceza davasına bakan mahkeme tarafından hüküm altına alınması gereken giderler olduğu, bu nedenle bu yöndeki talebinin maddi tazminat hesabında gözetilemeyeceği;

Davacının ailesinin cezaevi ziyaretleri ve duruşmaların takibi nedeniyle yaptığı yol giderleri ile konaklama ve ibate giderlerine ilişkin taleplerin değerlendirilmesinde; davacının ailesinin cezaevi ziyaretleri ve duruşmalara katılmak için yapmış oldukları yol giderleri ve konaklama ücretlerine ilişkin harcamaların ihtiyari harcamalar olduğu ve davacının haksız tutuklanmasına bağlı olarak kendi malvarlığında doğrudan oluşan zarar kapsamında olmadığı, bu nedenle bu yöndeki taleplerin de maddi tazminat hesabında gözetilemeyeceği;

Davacının cezaevinde yapmış olduğu harcamalara ilişkin talebin değerlendirilmesinde; cezaevinde devletin kendi sorumluluğunda bulunan yemek, telefonla yakınlarını arama, nakil ve benzeri giderleri yaptığı, davacının kantinden yaptığı harcamaların ve telefonla görüşme giderlerin, kişisel ihtiyaları için alınan eşyaların ihtiyari harcamalar olduğu, zira tutuklu olmasaydı dahi günlük yaşantısında da bu giderleri yapacağı, bu nedenle bu taleplerin de maddi tazminat hesabında gözetilemeyeceği;

Davacının tutuklanması nedeniyle çocuklarının ihtiyaçlarının karşılanması için evinin gerçek değerinin altında elden çıkarılması nedeniyle uğranılan zarara ilişkin talebin değerlendirilmesinde: davacının bu talebine ilişkin somut herhangi bir delil veya belge ibraz etmediği, böyle bir zararının oluştuğunu ispat edemediği, bu talebinin soyut nitelikte kaldığı, bu nedenle bu talebinin de maddi tazminat hesabında gözetilemeyeceği;

Davacının tutuklu kaldığı ve ihraç edildiği dönemde SGK primleri ve OYAK aidatlarının eksik ve geç ödenmesinden kaynaklanan zararlar ve ihya bedellerine ilişkin talebinin değerlendirilmesinde; davacının bu zararlarının tazmini için çalıştığı idari kuruma başvurduğu, idarenin davacının bu talebine olumsuz cevap verdiği, idarenin cevabının idari işlem olduğu ve bu işleme karşı idari yargıda dava açılabileceği, kaldı ki davacı tarafın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde SGK primleri ve OYAK aidatlarının eksik ve geç ödenmesinden kaynaklanan zararlar ve ihya bedellerinin ödenmesi talebiyle kurum aleyhine dava açtığı ve davaya ... 1. İdare Mahkemesinin 2017/1792 Esas sayılı dosya üzerinden bakıldığı, davacı vekilinin 27.11.2017 tarihli celsede bu hususa ilişkin taleplerinden vazgeçtiklerini beyan ettiği hususları birlikte değerlendirildiğinde davacının bu talebinin de maddi tazminat hesabında gözetilemeyeceği;

Her ne kadar bilirkişi raporunda, davacının avukatının ve ailesinin davacıyı cezaevinde ziyaretleri için yaptıkları harcamaların, davacının cezaevinde yaptığı giderlerin maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesi konusunda görüş bildirmiş ise de; yukarıda belirtilen gerekçelerle bilirkişinin raporundaki bu hususlara ilişkin görüşüne itibar edilmemiş, davacının yukarıda açıklandığı üzere 5271 sayılı Kanun'un 141 inci ve devamı maddeleri gereğince haksız tutuklanma nedeniyle 2.560,00 TL vekalet ücretinin maddi tazminat olarak davacıya verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 2.560,00 TL maddi tazminatın gözaltı tarihi olan 02.07.2012 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmiştir.

Davacının manevi tazminat talebinin değerlendirilmesi:

Davacının, haksız tutuklama nedeniyle duygusal yönden acı ve ızdırap çektiği, toplum önünde küçük düştüğü, bu manevi zararın tazmini için davacının sosyal ve ekonomik durumu, tutukluluk süresi, müsnet suçun niteliği, davacı ve çevresinin kültürel ve sosyal yapısı, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltına alınma tarihinden itibaren faize hükmedilmesi nedeniyle tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer, hak ve nefaset kuralları birlikte dikkate alınmak suretiyle manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 250.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihi olan 02.07.2012 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

26.06.2018 olan karar tarihi gerekçeli karar başlığına 29.06.2018 olarak yanlış yazılmış ise de; bu hususta mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası kabul edilmiştir.

Tazminat davasının dayanağı olan ... 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas, 2016/37 Karar sayılı ve 26.02.2016 karar tarihli dosyasında, kendisini dosyaya vekaletname sunan bir müdafii aracılığı ile temsil ettiren ve beraat eden davacı (sanık) yararına, beraat kararının verildiği tarihte geçerli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 3.600,00 TL maktu vekalet ücreti takdiri gerektiği, buna göre aynı avukat ile temsil edilse bile beraat eden birden çok sanık olması durumunda her bir sanık yararına ayrı maktu vekalet ücreti tayini gerektiği, fakat mahkemece davacının (sanık) başka bir sanıkla birlikte ve ancak aynı avukat ile temsil edildiğinden bahisle sadece 3.800,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği, bu hususun ise temyiz konusu yapılmadığı, öte yandan ait olduğu davada hüküm altına alınması gereken vekalet ücretinin yargılama gideri kapsamında olup bu hakkın asıl davadan bağımsız olarak dava konusu yapılamayacağı ve bu kapsamda asıl ceza davasında ödenmeyen vekalet ücretinin maddi tazminat kapsamına dahil edilmesinin mümkün bulunmadığı cihetle; davacı vekili tarafından sunulan 17.12.2016 tarihli ve 1.000,00 TL bedelli serbest meslek makbuzunun beraat kararının verildiği 26.02.2016 tarihinden sonra düzenlendiği ve bu nedenle maddi tazminat kapsamına dahil edilemeyeceği; 24.12.2012 tarihli ve 30.05.2013 tarihli serbest meslek makbuzlarının ise sırası ile 2.500,00 TL ve 960,00 TL bedelli olup toplamda beraat kararının verildiği tarihte hükmolunması gereken 3.600,00 TL vekalet ücretinden az miktarda olduğu gözetilerek, vekalet ücretine dayalı maddi tazminat isteminin de reddine karar verilmesi gerekirken, beraat kararından sonra düzenlenen serbest meslek makbuzunda yer alan miktarın dahil edilmesi ve beraat kararı ile birlikte hükmedilen ve davacı payına düştüğü kabul edilen 1.900,00 TL'nin mahsubu ile kalan 2.560,00 TL'nin maddi tazminat olarak kabulüne dair yazılı şekilde hüküm kurulması ve vekalet ücretine dayalı olarak kabul edilen maddi tazminat miktarı için faizin tahsilat makbuzlarının düzenlendiği (ödemenin yapıldığı) tarihler yerine, haksız gözaltı işleminin gerçekleştiği 02.07.2012 tarihinden itibaren yürütülmesine karar verilmesi, hukuka aykırı görüldüğünden maddi tazminata ilişkin hükmün (1) numaralı bendinin (A) fıkrasının hükümden tamamen çıkarılması ve yerine "Yasal koşulları oluşmadığından davacının maddi tazminat isteminin reddine" cümlesinin yazılması;

Hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçların niteliği, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında ve tutuklu kaldığı süre, gözaltına alınma tarihinden itibaren faize hükmedilmesi sureti ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlarda gözetilerek, zenginleşme sonucunu doğurmayacak şekilde hak ve nesafet kurallarına uygun makul ve makbul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği, mahkemece dahi bu kıstaslar gözetilerek takdir edileceği belirtildiği halde, 02.07.2012 24.01.2014 tarihleri arasında 571 gün süre ile gözaltında ve tutuklu kalan davacı yararına bu ölçülere uymayacak miktarda fazla manevi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı görüldüğünden manevi tazminata ilişkin hükmün (1) numaralı bendinin (B) fıkrasında yer alan "250.000,00" ibaresinin çıkartılması ve yerine "115.000,00" ibaresinin yazılması sureti ile düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Tazminat talebinin dayanağı olan ... 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas – 2016/37 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etmek suçlarından 02.07.2012 24.01.2014 tarihleri arasında 571 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 21.10.2016 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

A. Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden;

1.Maddi tazminata ilişkin temyiz isteği yönünden;

Davacının vekilinin duruşmaları takip etmesi sebebiyle yaptığı harcamalar, ailesinin ve vekilinin davacıyı ziyaret için yaptıkları harcamalar, cezaevi harcalamaları, tutukluluk süresince maaşının kesilmesi sebebiyle evini gerçek değerinin çok altında satmak zorunda kalması sebebiyle uğradığı zarar, maktu vekalet ücretini aşan ve davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayanan avukatlık ücretinden doğan zararın koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında maddi zarar kapsamında değerlendirilmemesinde hukuka ayrılık bulunmamıştır.

2.Manevi tazminata ilişkin temyiz isteği yönünden;

Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği göz önünde bulundurularak; bölge adliye mahkemesince takdir edilen manevi tazminat miktarı yönünden kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden;

1.Davacının gözaltı ve tutukluluk haline kendisi sebebiyet verdiğinden ve davacıya tazminat verilmesini gerektirecek koşulların oluşmadığından davanın reddedilmesi gerektiğine ilişkin temyiz isteği yönünden;

Tazminat talebinin dayanağı olan ... 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas – 2016/37 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etmek suçlarından 02.07.2012 24.01.2014 tarihleri arasında 571 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 21.10.2016 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşıldığından, davacı lehine tazminata hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Hükmedilen tazminat miktarının fazla olduğuna ilişkin temyiz isteği yönünden;

Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği göz önünde bulundurularak; bölge adliye mahkemesince takdir edilen manevi tazminat miktarı yönünden kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3.Aynı nedene dayalı başka bir dava açılıp açılmadığının araştırılmadığına ilişkin temyiz isteği yönünden;

Yerel mahkeme tarafından aynı konu ve nedene dayalı olarak açılmış başka bir dava olup olmadığının ilgili birimlerden sorularak tespit edildiği anlaşıldığından, bu yönüyle kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

4.Vekalet ücretine ilişkin temyiz istemi yönünden

Davalı lehine ancak davacı yönünden davanın tümüyle reddedilmesi karşısında, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesinin mümkün olduğu gözetilerek; davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 24.10.2018 tarihli ve 2018/4361 Esas, 2018/2141 Karar sayılı kararında davalı vekili ve davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.03.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

hükmünkarartemyizhukukîreddiistemininsüreçv.tevdiineonanmasınagerekçesebeplerikonusuesastan

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:26:34

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim