Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/9750
2023/625
1 Mart 2023
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.03.2014 tarihli ve 2013/21 Esas, 2014/44 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (d) bendi, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 54 üncü maddesi gereğince suçta kullanılan tüfeğin, olay yerinde bulunan fişek kovanının ve katılanın vücudundan çıkarılan plastik tapanın müsaderesine karar verilmiştir.
-
... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.03.2014 tarihli ve 2013/21 Esas, 2014/44 Karar sayılı kararının, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 05.04.2016 tarihli ve 2015/3585 Esas, 2016/1757 Karar sayılı kararı ile ;
"...Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 90. maddesinin son fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3 c maddesi gereğince, 5271 sayılı CMK'nun 150, 234 ve 239. maddeleri ile 5320 sayılı Kanunun 13. maddesine dayanılarak hazırlanan Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince Müdafii ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesi gereğince sanık için baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafii ücretinin mali durumunun iyi olmadığı dosyaya yansıyan sanık ...'tan alınmasına hükmedilemeyeceği gözetilmeksizin, tahsiline karar verilmesi ve mağdurun duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmiş olması nedeniyle ceza tayini sırasında uygulama maddesinin TCK'nun 89/3 b maddesi yerine 89/3 d olarak gösterilmesi kanuna aykırı ise de bu hususlar yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden CMUK’nun 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak;
Sanık ...'tan tahsiline karar verilen yargılama giderleri toplamının "54,025.TL" olarak ve hüküm fıkrasının B bendinin 2 nolu fıkrasında yer alan ''TCK'nun 89/3 d'' ibaresinin ise ''89/3 b'' olarak değiştirilmesine karar verilmek suretiyle DÜZELTİLEN mahkumiyet hükmü ile beraat hükmünün tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA..."
Karar verilmiştir.
3.Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 05.04.2016 tarihli ve 2015/3585 Esas, 2016/1757 Karar sayılı kararına yönelik olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.12.2019 tarihli 2019/120657 KD. sayılı itiraznamesi ile özetle, sanığın eylemine uyan bilinçli taksirle yaralama suçunun uzlaşma hükümlerine tabi olduğu ancak uzlaşma işlemlerinin uygulanmadığı anlaşıldığından, uzlaşma işlemleri uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekliliğinden hükmün bozulması hususunda ilama yönelik itirazları sunulmuştur.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi 04.02.2020 tarihli ve 2020/161 Esas, 2020/303 Karar sayılı kararıyla itirazın kabulüne karar vererek, hükmün düzeltilerek onanmasına ilişkin 05.04.2016 tarihli ve 2015/3585 Esas, 2016/1757 Karar sayılı kararın kaldırılması ile;
"...Sanık ... hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kamu davası açıldığı, yargılama sonucunda sanığın eyleminin bilinçli taksirle yaralama suçunu oluşturduğu kanaatine varılarak bilinçli taksirle yaralama suçundan mahkumiyetine karar verildiği, kabule göre, sanığın eylemine uyan TCK.nin 89/1,3 b ve 22/3. maddelerinde düzenlenen bilinçli taksirle yaralama suçunun uzlaşma hükümlerine tabi olduğu ancak uzlaşma işlemlerinin uygulanmadığı anlaşıldığından, uzlaşma işlemleri uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine yazılı biçimde yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1 Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90. maddesinin son fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3 c maddesi gereğince, 5271 sayılı CMK'nin 150, 234 ve 239. maddeleri ile 5320 sayılı Kanunun 13. maddesine dayanılarak hazırlanan Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince Müdafii ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesi gereğince, sanık için baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafii ücretinin mali durumunun iyi olmadığı dosyaya yansıyan sanık ...'tan alınmasına hükmedilemeyeceği gözetilmeksizin, tahsiline karar verilmesi,
2 Mağdurun duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmiş olması nedeniyle ceza tayini sırasında uygulama maddesinin TCK.nin 89/3 b maddesi yerine 89/3 d maddesi olarak gösterilmesi, ..."
Gerekçeleriyle bozulmasına karar vermiştir.
-
... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.09.2020 tarihli ve 2020/86 Esas, 2020/141 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından verilen 04.02.2020 tarihli ve 2020/161 Esas, 2020/303 Karar sayılı bozma kararına uyularak, sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 54 üncü maddesi gereğince suçta kullanılan tüfeğin, olay yerinde bulunan fişek kovanının ve katılanın vücudundan çıkarılan plastik tapanın müsaderesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 08.11.2022 tarihli ve 2022/6101 Esas, 2022/8668 Karar sayılı kararıyla görevsizlik kararı vererek, dosyanın Dairemize gönderilmesine karar vermiştir.
-
Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 18.05.2022 tarihli ve 2020/100604 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebebi
-
Bilinçli taksirin koşullarının oluşmadığına,
-
Dava zamanaşımının gerçekleştiğine,
ilişkindir.
B. Katılan Vekilinin Temyiz Sebebi
Katılan vekilinin temyiz sebebi hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir.
III. OLAY VE OLGULAR
- ... 2. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde, " ... Katılan ..., ... ve sanık ... Tağrikulu'nun arkadaş oldukları, 21/11/2012 tarihinde ... 'ın annesini ziyaret amacıyla sanık ..., ... ve tanık olarak dinlenilen ... ile birlikte ...'a geldikleri, saat 22.00 sıralarında ...'e geri döndükleri ve ... 'ın evinde birlikte oturma konusunda anlaştıkları, daha önce de birbirlerinde toplanıp oturdukları, sanık ... Tağrikulu'nun kendi evine gidip üzerini değiştirdikten sonra ... 'ın evine gittiğinde, evde katılan ..., tanık ... ve ... 'ın da bulundukları, hep birlikte evde yemek yedikleri, sohbet ettikleri, sanık ... Tağrikulu'nun esrarlı sigara içtiği, sanık ... Tağrikulu'nun beyanına göre katılan ... ile ... 'ın da ikram ettiği esrarlı sigaradan içtiklerini söylediği, odada sanık ... ile ... 'ın yanyana, karşılarında da tanık ... Demir ile katılan ...'ın oturdukları, sanık ... Tağrikulu'nun odada duvarın kenarında kılıfsız olarak duran av tüfeğini görüp bulunduğu yere giderek av tüfeğini eline aldığı, av tüfeğinin kurma kolunun kırık olduğu ve kurma kolunu hızlı bir şekilde çektiği esnada tüfeğin bir anda elinde katılan ...'a dönük bir şekilde iken ateş aldığı, katılan ...'ın "kanki beni vurdun" demesi üzerine tüfeği yere atarak katılana sarıldığı ve arkadaşlarından yardım istediği, olay nedeniyle infial ve şok içerisinde oldukları, herkesin ambulans diye bağırdığı, daha sonra ... ile birlikte katılanı, ... 'ın arabasına bindirerek ... Devlet Hastanesine götürdükleri, olay öncesinde aralarında husumet bulunmadığı, katılan ...'ın ... Devlet Hastanesinden sevk edildiği KTÜ ... Hastanesinde 22/11/2012 tarihli polis tutanağıyla "katılanın, olayın tamamen kaza olduğunu söylediğinin" tutanak altına alındığı, katılan ...'in, KTÜ Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalından alınan 17/04/2013 tarihli raporunda da belirtildiği üzere; ateşli silahla yaralanması sonucunda geçirmiş olduğu torakal 12.vertebra seviyesinin altındaki anestezik ve paraplejik yaralanma ve sağ nefrektomi arızalarının organlarından birinin sürekli işlevinin yitirilmesine neden olacak şekilde yaralandığı dosya kapsamından anlaşılmış olup; arkadaş olan katılan ile sanığın, olay tarihinde yanlarında tanık olarak dinlenilen ...'de olduğu halde, ... 'ın evinde buluşup sohbet ettikleri, yemek yedikleri, sanık ... Tağrikulu'nun bir ara da esrar maddesi kullandığı, daha sonra sanık ... Tağrikulu'nun odada bulunan av tüfeğini eline alarak oynamaya başladığı sırada tüfeğin ateş alarak katılanı yaralaması olayında; sanık ... Tağrikulu hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kamu davası açılmışsa da, sanığın eyleminin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla suçun kanuni tanımında belirtilen neticenin öngörülmeyerek taksirle yaralama suçunu oluşturduğu ancak sanığın öngördüğü neticeyi istememesine karşın neticenin meydana gelmesi nedeniyle bilinçli taksir halinin mevcut olduğu, ancak suçun işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, sanığın taksire dayalı kusurunun ağırlığı hususları nazara alınarak, bilinçli taksir suçundan verilecek cezanın yukarı had üzerinden tayin edilerek sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Sanık ... Tağrikulu hakkında her ne kadar kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kamu davası açılmış ise de; sanığın eyleminin bir bütün değerlendirmesi sonrasında sübuta eren "Taksirle Yaralamaya Sebebiyet Verme" suçundan dolayı eylemine uyan TCK'nın 89/1. Maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, meydana gelen sonucun ağırlığı, taksire dayalı kusurun ağırlığı gibi hususlar dikkate alınarak takdiren ve teştiden temel ceza tayin edilmiş, sanığın eylemi sonucunda mağdurun duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmiş olduğu anlaşıldığından verilen ceza TCK'nın 89/3 b maddesi gereğince bir kat arttırılmış; sanığın eylemini bilinçli taksir halinde gerçekleştirdiği anlaşıldığından, verilen cezası TCK'nın 22/3. Maddesi gereğince takdiren 1/2 oranında arttırılmış, sanığın yargılamadaki tutum ve davranışları, olay nedeniyle katılanda meydana gelen rahatsızlığın derecesi dikkate alınarak sanık hakkında takdiren TCK 62/1 uygulanmasına yer olmadığına karar verilerek netice ceza tayin edilmiş, sanığın netice ceza olarak 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek tam bir vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denilmiştir.
- Sanığın savunmasında "......'dan birlikte döndüğümüz esnada akşam ... 'ın evinde birlikte oturma konusunda anlaşmıştık. Her zaman biz birbirimizle toplanır ve otururuz. Olay günüde ... 'da oturmaya karar vermiştik. Daha sonra ben üzerimi değiştirdikten sonra ... 'ın evine gittim. Gittiğimde evde ..., ... , ... bulunuyordu ve olaydan sonrada ben ... 'ın babası olan ...'ın yatak odasında uyuduğunu öğrendim. Daha sonra hep birlikte evde yemek yedik. Yemek yedikten sonra evin konumu itibariyle ben ve ... yan yana ve karşımızda da ... ile ... oturuyordu. ... benim bulunduğum yere göre biraz daha çaprazımda kalıyordu. Bu esnada ben ...'ın arkasında duvarın kenarında kılıfsız olarak bir av tüfeği bulunduğunu gördüm ve tüfeğin bulunduğu yere giderek elime aldım. Daha önce ... bu tüfeği ilişkin olarak bir düğünde tüfeğin kurma kolunun kırıldığını bana söylemişti. Ben de olay esnasında tüfeğin kırık olan kurma koluyla oynamaya başladım. Kurma kolunu hızlı bir şekilde çektiğim esnada nasıl olduğunu anlayamadım ama bir anda tüfek ateş aldı. Tetiğe bastım diye hatırlıyorum fakat bunun nasıl meydana geldiği hakkında bir bilgim yoktur. Tamamen hata sonucu yanlışlıkla tüfek elimde ateş aldı. Ben bir silahın kesinlikle namlusunun kurcalama esnasında birine doğrultulmayacağını çok iyi biliyorum fakat olay öncesinde nasıl olduysa dalgınlığım ve dikkatsizliğim sonucu namlu ...'e dönük bir şekilde iken tüfeği kurcaladığım esnada anlayamadığım bir şekilde tüfek ateş almıştır. Ben tüfeğin içinde fişek olup olmadığını bilmiyordum. Beni de bu konuda kimse uyarmamıştı. Tüfek ateş aldıktan sonra ... bana hitaben "kanki beni vurdun" demesi üzerine ben hemen tüfeği yere atarak ...'e sarıldım ve sırtından kan geldiğini gördüm. Derhal arkadaşlarımdan yardım istedim. Olay sonrası büyük bir infial yaşadık ve şok içindeydik. Herkes ambulans polis diye bağırıyordu. Daha sonra hemen ... ile birlikte ...'ı ...'nın arabasına bindirdik ve ... Devlet Hastanesine götürdük. ... Olay gecesi de biz kesinlikle aramızda tartışmadık ve kavga da etmedik. Daha öncede verdiğim ifadede belirttiğim şekilde ...'nın evine giderken esrar içeren sigara içerek gitmiştim. Eve gittiğimde ... ve ...'da sigaradan içmek istediler ve bende onlara ikram ettim onlarda içtiler. Hiçbirimiz alkol almamıştık. Olay öncesi herkesin bilinci yerindeydi. Yaşanan bu olaydan dolayı çok pişmanım. Olayda kesinlikle herhangi bir kastım yoktur. Daha öncede ifade ettiğim gibi biz samimi arkadaş olduğumuz için gerek benim evimde, gerek ...'nın evinde ve diğer arkadaşların evinde akşamları oturup sohbet etmişizdir. Daha önce de ben ... 'ın evine gittiğimde aynı tüfeği elime alarak kurcaladığım olmuştur. Fakat o dönemde baktığımda tüfeğin boş olduğunu fark etmiştim. Dün gece meydana gelen olaydan önce ben tüfekte mermi olup olmadığını sormak ya da tüfeğin boş olup olmadığına bakmak aklıma gelmedi tamamen tüfeği kurcaladığım esnada nasıl olduğunu anlayamadığım bir şekilde tüfeğin ateş alması sonucu samimi arkadaşım olan ... yaralanmıştır. " şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
3.KTÜ Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 17.04.2013 tarihli ve 72 sayılı raporuna göre, "... şahsın 22.11.2012 tarihli ateşli silah yaralanması sonrası KTÜ ... Hastanesi acil servisine yetirildiği, hastada o sırada torakal 8,9,10,11,12 vertebra fraktürleri, spinal kanala bası ve spinal kanal içerisinde yabancı cisimlerin mevcut olduğu, hastanın paraplejik, batın içi serbet hava ve sıvı sağ hemopnömotoraksın mecut olduğu, hastaya sağ torakal tüp uygulandıktan sonra genel cerrahi tarafından laparotomiye alındığı, sağ renal laserasyon ve retroperitoneal bölgede kanama olması üzerine operasyona ürolojininde dahil olarak hastaya sağ nefrektomi yapıldığı, üroloji servisinde takipli iken gaz ve gaita çıkışı olmaması üzerine genel cerrahi tarafından hastaya rektal tüp takıldığı, hastanın akciğerinin ekspanse olmaması üzerine göğüs cerrahisi tarafından devir alındığı, sol göğüs duvarı posterolateralde 2 adet ateşli silah yaralanmasına bağlı enfekte yarası ve alta vertebraya uzanan alanlarda cilt ve kas doku arasında 10 cm çapta poş mevcut olduğu, enfekte alanın debride edilmesi için hastanın 27.11.2012 tarihinde operasyona alındığı, bu sırada debritman uygulandığı, hastanın vertebralarında parçalı kırıkları ve medulla spinalisin açıkta olduğu, hasarlı alanın debride edilerek furasinli meshler ile pansuman yapıldığı, hastanın üroloji, beyin cerrahisi, genel cerrahi, göğüs cerrahisi tarafından ortak olarak takip edilerek taburcu edildiği..." belirtildiği,
- Katılan ... hakkında KTÜ ... Hastanesi tarafından düzenlenen 17.04.2013 tarih ve 72 sayılı rapor ile ... Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 19.07.2013 tarihli adli raporlara göre, katılanın 22.11.2012 tarihinde ateşli silah yaralanması nedeniyle oluşan arızasının kişinin geçirmiş olduğu sağ böbrek 5. seviye yaralanmasına bağlı sağ nefrektomi ve torakal 12.vertebra seviyesinin altında anestezik ve paraplejik olduğu tespit edildiğinden, hastanın duyularından veya organlarından birinin sürekli işlevinin yitirilmesine sebep olduğu belirtilmiştir.
5.Yaralanan ...'in aşamalarda şikayetçi olduğu ve katılma talebinde bulunduğu görülmüştür.
-
07.07.2020 tarihli Uzlaşma Raporuna göre, katılana vasi tayin olunan annesi Muazzez ...'in uzlaşmayı kabul etmediği, taraflar arasındaki uzlaşma görüşmelerinin olumsuz sonuçlandığı anlaşılmıştır.
-
Görgü tanığı tanık ... D. alınan beyanında " Biz sık sık bir araya gelen samimi arkadaşlarız. Olay günü de ... 'ın evinde toplanıp oturmaya karar vermiştik. O gün ...'nın ameliyat olan annesini ziyaret için ...'a gelmiştik. ...'dan ..., ... ve ben döndük. Hasta ziyaretimiz öğleden sonra saat 15:00 sıralarında olmuştu. Akşama doğru V.Kebir'e döndük ve ...'ların evine gittik. Bu arada ... ile cep telefonu ile mesajlaşıyorduk. O da geleceğini söyledi. ...'dan döndükten sonra ... ile hiç ayrılmadım. ...'ların evine de uğramadık. Daha sonra ... da geldi. Birlikte otururken oturtuğumuz kanepenin arka tarafından ... bir tüfek çıkarttı ve tüfekle şakalaşmaya başladı. ... ile ... arasında şakalaşma oldu. ... yan tarafına doğru namlusunu dayadı. Bakayım şeytan dolduruyor mu doldurmuyor mu dedi. Tüfek patladı. bunun üzerine apar topar ...'ı evden aşağıya indirdik. İçeride yatmakta olan ...'nın babasını uyandırdık. O da ne olduğunu anlamadı. Şaşırdı. Sonra üst katta olduğumuz için merdivenlerden aşağıya taşıdık. Bu sırada ...'ı kesinlikle düşürmedik. ...'nın arabasına koyarak ... ve ..., ...'ı hastaneye götürdüler. Bende arkalarından hastaneye koştum..." demiş; temyize gelmeyen ve olay yerinde bulunan diğer sanık ... ise "... ... saat 22:00 sularında bizim evin önüne gelerek ...'a "kapı" şeklinde mesaj atmış. Bunun üzerine ... kapıyı açtı ve ... içeri girdi. Bir süre sonra ... ile ... dışarıya çıkarak patates alarak geldiler ve birlikte yemek yedik. Sohbet ettiğimiz esnada annem adına kayıtlı av tüfeğimiz her zamanki gibi bulunduğumuz odada ... kenarında yerde duvara dayalı vaziyette perdenin arkasında duruyordu. ... biranda tüfeği aldı ve tüfeğin kurma koluyla oynamaya başladı. Bu esnada ... camın önündeki koltukta oturuyordu. Biranda tüfek patladı. Tüfek patladığında ...'ın sol çaprazında duvar kenarında idi. ... ise koltukta oturuyordu. ..., ...'un elinde tüfekle oynadığını biliyordu. Ben tüfeğin dolu olup olmadığını hatırlamıyorum zira son olarak yaklaşık 1 ay önce arkadaşım ...'in düğünü sonrası bu tüfek ile köyde birkaç atış yapmıştım ve o gün kurma kolu kırılmıştı ve tüfek atmıyordu. Zira ben tetiği sonuna kadar birkaç kez çektim atış yapmadı. Olay esnasında ne şekilde tüfek patladı bilmiyorum. ... vurulduktan sonra ...'a "kanki beni vurdun" şeklinde bir söz söyledi. Daha sonra ben ve ... , ...'ı kucaklayarak araca bindirdik..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
-
Tanıklar Harun A., ... G., ... A. ve ... G., beyanı dosya kapsamında bulunmaktadır.
-
... Kriminal Polis Laboratuarının 05.12.2012 tarih ve Bls 2012/4228 sayılı raporuna göre, tetkik için gönderilen "960149" numaralı silah; 12 numara av fişeği istimal eden, Türkiye yapısı, yivsiz setsiz tek namlusu bulunan, yarı otomatik çalışma sistemine sahip bir av tüfeği olduğu, yapılan incelemesi neticesinde; mekanizma üzerindeki kurma kolunun kırık vaziyette olduğu, ancak basit bir aparatın (çivi, tornavida vb.) kurma kolu yuvasına takılarak tüfeğin kurulabildiği, nitekim bu şekilde yapılan test atışlarında, numarasına uygun av fişeklerini patlattığı, av tüfeğinin av ve sporda kullanılmak amacıyla imal edilmiş olup 6136 Sayılı Yasa kapsamı dışında kaldığını, av tüfeklerinin taşınması ve bulundurulmasının, 2521 Sayılı Yasaya göre düzenlendiği; inceleme konusu av tüfeğinden elde edilen mukayese av fişeği kovanları ile "6" nolu delil poşetinden çıkan bir adet av fişeği kovanının yapılan balistik incelemelerinde; mevcut izlere atfen, aralarında uygunluk bulunduğu, söz konusu av fişeği kovanının tetkik konusu av tüfeğinden atıldığının anlaşıldığı belirtilmiştir.
-
... Kriminal Polis Laboratuarının 21.12.2012 tarih ve Kim 2012/2664 sayılı raporuna göre, sanığın sağ el üstü ile sol yüz svabında atış artıklarının tespit edildiği anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Sanık Müdafinin Temyiz İstemi Yönünden
- Bilinçli Taksir Koşullarının Oluşmadığı Yönünden
a. 5237 sayılı Kanun'un "Kast" başlıklı 21 inci maddesi;
"(1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.
(2) Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır. Bu halde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer suçlarda ise temel ceza üçte birden yarısına kadar indirilir."
Şeklinde düzenlenmekle, maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde doğrudan kast, ikinci fıkrasının birinci cümlesinde de olası kast tanımlanmıştır.
b. Buna göre, doğrudan kast; öngörülen ve suç teşkil eden fiili gerçekleştirmeye yönelik irade olup kanunda suç olarak tanımlanmış eylemin bilinerek ve istenerek gerçekleştirilmesi ile oluşur. Failin, gerçekleştireceği hareketin kanunî tipe vücut vereceğini bilmesi ve istemesi hâlinde doğrudan kastla hareket etmiş olacak, buna karşın işlemiş olduğu fiilin muhtemel bazı neticeleri meydana getirebileceğini öngörmesine ve bu neticelerin gerçekleşmesini mümkün ve muhtemel olarak tasavvur etmesine rağmen muhtemel neticeyi kabullenerek fiili işlemesi hâlinde olası kast söz konusu olacaktır.
c. Olası kast ile doğrudan kast arasındaki farkı ortaya koyan en belirgin unsur, doğrudan kasttaki bilme unsurudur. Fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini biliyorsa doğrudan kasıtla hareket ettiğinin kabulü gerekmektedir. Yine failin hareketiyle hedeflediği doğrudan neticelerle birlikte, hareketin zorunlu veya kaçınılmaz olarak ortaya çıkan sonuçları da açıkça istenmese dahi doğrudan kastın kapsamı içinde değerlendirilmelidir. Belli bir sonucun gerçekleşmesine yönelik hareketin, günlük hayat tecrübelerine göre diğer bir kısım neticeleri de doğurması muhakkak ise failin bu sonuçlar açısından da doğrudan kastla hareket ettiği kabul edilmelidir.
d. Olası kastı doğrudan kasttan ayıran diğer ölçüt, suçun kanunî tanımındaki unsurların gerçekleşmesinin muhakkak olmayıp muhtemel olmasıdır. Fail, böyle bir durumda muhakkak değil ama, büyük bir ihtimalle gerçekleşecek olan neticenin meydana gelmesini kabullenmekte ve "olursa olsun" düşüncesi ile göze almakta, neticenin gerçekleşmemesi için herhangi bir çaba göstermemektedir. Olası kastta fiilin kanunda tanımlanan bir sonucun gerçekleşmesine neden olacağı muhtemel görülmesine karşın, bu neticenin meydana gelmesi fail tarafından kabul edilmektedir.
e. 5237 sayılı Kanun'un hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde "kanunda tanımlanmış haksızlık" olarak ifade edilen suç, kural olarak ancak kastla, kanunda açıkça gösterilen hâllerde ise taksirle de işlenebilir. İstisnai bir kusurluluk şekli olan taksirde, failin cezalandırılabilmesi için mutlaka kanunda açık bir düzenleme bulunması gerekmektedir. 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin ikinci fıkrasında taksir;
"... dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir."
Şeklinde tanımlanmıştır.
f. Taksirli suçlarda, gerek icrai, gerekse ihmali hareketin iradi olması ve meydana gelen neticenin öngörülebilir olması gerekmektedir. İradi bir davranış bulunmadığı takdirde taksirden bahsedilemeyeceği gibi, öngörülemeyecek bir sonucun gerçekleşmesi hâlinde de failin taksirli suçtan sorumluluğuna gidilemeyecektir.
g. Sonucun gerçekleşmesinde mağdurun taksirli davranışının da etkisinin olması hâlinde, diğer taksirli davranış nedensellik bağını kesmediği sürece bu durum, failin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi, taksirin niteliğini de değiştirmeyecektir. Türk ceza hukuk sisteminde kusurun derecelendirilmesi suretiyle herhangi bir ceza indirimi söz konusu olmadığından, bu hâl ancak temel cezanın tayininde dikkate alınabilecektir.
h. 5237 sayılı Kanun'da taksir; "basit" ve "bilinçli" taksir olarak ikili bir ayrıma tabi tutulmuş, 22 nci maddenin üçüncü fıkrasında bilinçli taksir;
"Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi ..."
Şeklinde tanımlanmış, bu hâlde taksirli suça ilişkin cezanın üçte birden yarıya kadar arttırılacağı öngörülmüştür.
ı. Basit taksir ile bilinçli taksir arasındaki ayırdedici ölçüt, taksirde failin öngörülebilir nitelikteki neticeyi öngörmemesi, bilinçli taksir hâlinde ise bu neticeyi öngörmüş olmasıdır.
i. Bilinçli taksirde gerçekleşen sonuç, fail tarafından öngörüldüğü hâlde istenmemiştir. Gerçekten neticeyi öngördüğü hâlde, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta kendi beceri veya bilgisine güvenerek hareket eden kimsenin tehlikelilik hâli, bunu öngörememiş olan kimsenin tehlikelilik hâli ile bir tutulamayacaktır. Neticeyi öngören kimse, ne olursa olsun bu sonucu meydana getirecek harekette bulunmamakla yükümlüdür.
j. 5237 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasında; "Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi ..." şeklinde tanımlanıp başkaca ayırıcı unsura yer verilmeyen olası kast ile aynı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrasında; "Kişinin, öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır." biçiminde tanımlanan bilinçli taksirin karıştırılacağı hususu öğretide dile getirilmiş, kanun koyucu da madde metninde yer vermediği "kabullenme" ölçüsünü aynı maddenin gerekçesinde; "Olası kast halinde suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin somut olayda gerçekleşeceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir, diğer bir deyişle, fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir." şeklinde açıklamak suretiyle, olası kastı bilinçli taksirden ayıracak kıstası ortaya koymuştur.
k. Öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kast, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği ahvalde bilinçli taksir söz konusu olacaktır. Diğer bir deyişle, failin neticeyi istememekle beraber neticenin meydana gelmesinin muhtemel olduğunu bilmesine rağmen duruma kayıtsız kalarak hareketini sürdürmek suretiyle muhtemel neticeyi kabullenmesi durumunda olası kast, failin neticeyi öngörmesine rağmen becerisine, şansına, tecrübesine ya da başka bir etkene güvenip neticenin meydana gelmeyeceğine inanarak gerektiğinde muhtemel neticenin gerçekleşmemesi için gerekli önlemleri de almak suretiyle hareketini sürdürmesi hâlinde ise bilinçli taksir söz konusu olacaktır.
l. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; İlk Derece Mahkemesince suç vasfının tayin ve tespitine ilişkin, denetime imkân verir şekilde değerlendirme yapıldığı, dosya kapsamına göre sanık, katılan ve bir kısım tanıkların arkadaş oldukları, olay günü tanık ...'nın evlerinde aynı oda içeriside oturdukları sırada, sanığın odada duvarın kenarında kılıfsız olarak duran tanık ...'nın annesi adına ruhsatlı av tüfeğini görüp bulunduğu yere giderek av tüfeğini eline aldığı, av tüfeğinin kırık olan kurma koluyla oynarken, kolu hızlı bir şekilde çektiği esnada tüfeğin bir anda ateş aldığı, tüfeğin namlusunun, sanığın arkasında bulunan katılan ...'a dönük olduğundan, katılanın sırtından yaralandığı, katılan ...'ın "kanki beni vurdun" demesi üzerine tüfeği yere atarak katılanı vurduğunu anladığı, sanık ve olay yerinde bulunan tanıkların katılanı hastaneye götürdükleri olayda, sanığın, katılanın yaralanmasını istemese dahi, dolu olup olmadığını bilmediği tüfek ile oynadığı sırada tüfeğin ateş alabileceğini ve odada bulunanlardan birinin yaralanabileceğini öngörebilecek durumda olduğu anlaşıldığından bilinçli taksirle hareket ettiği belirlenmekle, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
- Dava Zamanaşımının Gerçekleştiği Yönünden
Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrasında yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının e bendi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 5237 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, suç tarihi olan 22.11.2012 tarihinden itibaren olağanüstü 12 yıllık zamanaşımı süresinin gerçekleşmediği anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sanık Müdafiinin Diğer Temyiz Sebepleri ile Katılan Vekilinin Temyiz İstemi
5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olarak aynı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrasının, 89 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince belirlenen temel cezadan sonra uygulanması yerine, 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinden sonra uygulanması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini hukuka aykırılık sebebi olarak belirlenmiş ise de söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde (B) paragrafında açıklanan nedenle ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.09.2020 tarihli ve 2020/86 Esas, 2020/141 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında hükmün (2) ve (3) nolu fıkraları çıkarılarak yerine sırasıyla " 2 Sanığın eylemini bilinçli taksir halinde gerçekleştirdiği anlaşıldığından, verilen cezasının TCK'nın 22/3. Maddesi gereğince takdiren 1/2 oranında artırılarak; 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 3 Sanığın eylemi sonucunda mağdurun duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmiş olduğu anlaşıldığından, verilen cezasının TCK'nın 89/3 b maddesi gereğince bir kat artırılarak; 2 yıl 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,” ibarelerinin eklenmesi şeklindeki paragrafın hükme eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.03.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:29:47