Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2020/11235
2023/568
27 Şubat 2023
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.... 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.04.2016 tarihli ve 2014/1378 Esas, 2016/593 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 277 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e) bentleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 25.11.2020 tarihli ve 2016/241433 sayılı, sanığın temyiz isteminin kabulü ile "sanığa atılı adliyeye karşı işlenen yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçunun koruduğu hukuki yarar ve niteliği itibariyle şikayetçi ...'ın sanığa yüklenen suçun mağduru olmadığı ve suçtan doğrudan zarar görmemesi nedeniyle davaya katılma hakkı bulunmadığı gözetilmeksizin davaya katılmasına karar verilip, kendisini vekil ile temsil ettiren şikayetçi lehine vekalet ücreti hükmedilmesi," gerekçesi hükmün düzeltilerek onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, dosyanın lehine bozulmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın, ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin ... Açıksöz'ün öldürülmesi nedeniyle kovuşturulması yapılan 2013/189 esas numaralı dosyasında tanık konumunda olan ...'ı "mahkemeye sen mi gireceksin, karşı tarafı suçlayacaksın, karşı tarafın cinayeti işlediğini söyleyeceksin yoksa kafana sıkar, öldürürüm" şeklinde tehditte bulunup darp etmek suretiyle basit bir tıbbi müdahale ile giderilemez ve hayati fonksiyonlarını orta derecede etkileyecek kemik kırığı oluşacak şekilde kasten yaralayarak görülmekte olan bir davada gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek amacıyla hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs ettiği, yaralama ve yargı görevini yapanı etkilemeye teşebbüs suçlarını işlediği gerekçeleri ile kamu davası açılmıştır.
2.Mahkemece; ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin maktül ...'nin öldürülmesi ile ilgili devam eden dosyada katılanın müşteki sanık sıfatı ile davada taraf olduğu sanığın katılana karşı ilgili dosyayla ilgili "mahkemeye sen mi gireceksin, karşı tarafı suçlayacaksın, karşı tarafın cinayeti işlediğini söyleyeceksin yoksa kafana sıkar, öldürürüm" şeklinde tehditte bulunup darp etmek suretiyle basit bir tıbbi müdahale ile giderilemez ve hayati fonksiyonlarını orta derecede etkileyecek kemik kırığı oluşacak şekilde kasten yaraladığı iddiası ile ilgili katılanın aşamalardaki istikrarlı beyanları katılanın beyanlarını doğrular nitelikteki tanık ...'in anlatımları katılanda meydana gelen yaralanmaya ilişkin adli hekim raporu ve adli tıp kurumu raporu, ayrıca sanığın savunmalarında da özetle katılan ile arasında bir görüşme geçtiği ve aralarında bir kavga yaşandığını belirtmesi bu suretle tevilli olarak ikrarı ile sanığın ... 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki dosyada müşteki sanık sıfatı bulunan (aynı zamanda olay sebebiyle tanık sıfatı da bulunan) katılana karşı tanığı etkilemeye teşebbüs eylemi sabit görülerek sanık hakkında mahkûmiyete karar verilmiştir.
3.Sanık 09.07.2015 tarihli duruşmada; " ... Ben atılı suçlamayı kabul etmiyorum, olay tarihinde müşteki ile abisi beni parka çağırdılar, müşteki ile kardeşinin benim köylüm olan ... Yıldız ile aralarında kavga etmişler beni de sulh için çağırmışlardı, ben de parka gittim ancak ... bana "sen bu işe ne karışıyorsun" diyerek üzerime yürüdü, bana yumruk atıp darp etti derken birbirimize girdik ben de ona vurdum, kesinlikle iddianamede yazılan Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ... 'ün öldürülmesi bahsi aramızda geçmedi böyle birşey konuşulmadı, ben bu konuda ... 'ın tehdit etmiş değilim, Ağır Ceza Mahkemesinde görülen adam öldürme dosyasında akrabam olan ... cezaevindeydi, ... de ...'in babası olur, ... bana gelip ... 'ın tanık olarak mahkemeye gitmediğini söyledi, ben de bunun üzerine abisi ... ile konuştum, ...'ın mahkemeye gitmesini ayrıca yanıma gelip bu konuda konuşmak istediğini söyledim, olay günü de bu konuyu konuşmak için gittim ancak kesinlikle ...'ın ifadeyi değiştirmesi ve akrabam lehine ifade vermesi konusunda yönlendirme ve baskım olmamıştır..." şeklinde savunmada bulunmuştur.
4.Sanık mahkemede doğruluğunu kabul ettiği kolluk görevlilerince alınan 11.12.2013 tarihli ifadesinde; “…... ile birbirimize vururken parmağımda takılı olan Şövalye yüzük bir yerine gelmiş ve yaralanmış olabilir…” şeklinde beyanda bulunmuştur.
5.Katılan 22.12.2015 tarihli duruşmada; "...Ben meydana gelen olayla ilgili hazırlık aşamasında beyanda bulunmuştum. O beyanım doğrudur aynen tekrar ederim. O beyanıma ekleyecek herhangi bir şey yoktur. Olay iddianamede anlatıldığı şekilde meydana gelmiştir. Ayrıca ben olay sebebiyle yaralandım ve vücudumda kemik kırılması meydana geldi. Sanık hakkında şikayetçiyim, cezalandırılmasına karar verilmesini talep ederim ... " şeklinde beyanda bulunmuştur.
6.Tanık ... 22.12.2015 tarihli duruşmada; "...Ben sanığı olay sebebiyle tanırım müşteki benim kardeşim olur. Sanık beni cep numaramdan arayarak bir ... için görüşmek istediğini söyledi. Ben işin ayrıntısını sorduğumda bana içeriğini söylemedi. Daha sonra kendisiyle yüz yüze görüştük. Bana daha önceki ifademde belirttiğim cinayet davasından bahsetti ve kardeşimin kendisinin akrabasının cinayeti işlemediğini söylememi istedi. Ben de zaten kardeşimin olay anında orada olmadığını ve cinayeti görmediğini söyledim. Daha sonra bana kartviziti vererek müşteki kardeşim ... ile özellikle görüşmek istediğini söyledi ve yanımdan ayrıldı. Olay günü saat 17:00 civarında ben yanımda kardeşimle birlikte yürüyordum. Sanık aynı cep telefonuyla beni aradı ve kardeşim ile görüşüp görüşmediğimi sordu. Ben de kardeşimin yanımda olduğunu söyledim. 10 15 dakika geçtikten sonra 3 ... geldi ve şahısların hepsi araçtan inerek yanımıza geldi. Şahıslardan bir kaçı bana vurarak kardeşimin yanından uzaklaştırdı. Sonra sanık kardeşime ... sen misin dedi. Kardeşimde evet deyince sanık ve yanında bulunan kişiler kardeşimi darp ettiler. Ayrıca daha önceki ifademde de belirttiğim şekilde kardeşimi mahkemeye gireceksin karşı tarafı suçlayacaksın, karşı tarafın cinayet işlediğini söyleyeceksin yoksa kafana sıkar seni öldürürüm diye sanık tehditte bulundu ve kardeşimi darp etmeye devam ettiler. Sonra araçlarına binerek olay yerinden uzaklaştılar. Tanıklık ücreti talep etmiyorum, olayla ilgili bilgi ve görgüm bundan ibarettir. ... "
IV. GEREKÇE
1.Sanık ...’in akrabası olan ... ...’nin, ... isimli şahısla iştirak halinde, ... isimli şahsı, 15.03.2013 tarihinde kasten öldürdükleri, ... oğlu ... T.nin ise ...’e yönelik hakaret ve tehdit suçlarını işlediği iddialarına dayalı olarak açılan ve ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/189 esasına kayden görülmekte olan davanın 12.09.2013 tarihli duruşmasında; “Sanık ...nin bu duruşmadaki beyanları doğrultusunda ve yine sanıklar ... Ç. ve ... ... Y.nin olay sırasında olay yerinde bulunan ve tartıştıkları kişinin bu duruşmada bulunan sanık ...den başka bir ... T. olduğunu belirtmeleri karşısında gerçek olaya karışan ... T.nin tespit edilerek hakkında gerekli soruşturmanın yapılarak mahkememize bilgi verilmesi için ... C.Başsavcılığına yazı yazılmasına,” biçiminde ara karar verilmesini müteakip, ... oğlu ... T.nin müşteki sanık sıfatıyla ...’e yönelik hakaret ve tehdit suçlarını işlediği iddialarına dayalı olarak 28.11.2013 tarihli iddianame ile kamu davasının açılmasından sonra, söz konusu iddianamenin kabülü ile ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/454 esasına kaydedilen davanın aynı mahkemenin 2013/189 esasına kayıtlı asıl dava dosyası ile birleştirilmesine dair 09.12.2013 tarihli tensip zaptının henüz düzenlenmediği ve ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/189 esasına kayden görülmekte olan davanın 10.12.2013 tarihli duruşmasının henüz yapılmadığı 05.12.2013 tarihinde, akrabası olan ... ...’nin tutuklu olarak yargılandığı davada şikayetçi ... oğlu ... T.nin mahkemeye gitmemesinden dolayı yargılamanın uzun sürdüğünü iddia eden ve şikayetçi ... oğlu ... T.nin ağabeyi olan tanık ...’e ulaşıp, ona, şikayetçi ... oğlu ... T.nin 10.12.2013 tarihli duruşmaya katılıp katılmayacağını soran sanık ...’in, aynı gün saat 17.00 sularında, şikayetçi ... oğlu ... T. ile ağabeyi olan tanık ...’in yanına gidip, şikayetçi ... oğlu ... T.yi, “Mahkemeye sen mi gireceksin, karşı tarafı suçlayacaksın, karşı tarafın cinayeti işlediğini söyleyeceksin yoksa kafana sıkar, öldürürüm” şeklinde tehdit edip, onu darp etmek suretiyle basit bir tıbbi müdahale ile giderilemez ve hayati fonksiyonlarını orta derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak şekilde kasten yaralayarak, görülmekte olan bir davada gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek amacıyla şikayetçi ... oğlu ... T.yi hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs ettiği iddialarına dayalı olarak sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 277 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında düzenlenen yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan kamu davası açıldığı olayda;
Şikayetçi ... oğlu ... T. hakkında Adli Tıp Kurumu ... Adlî Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 12.02.2014 tarihli raporda; “... T. hakkında düzenlenmiş Özel ... Hastanesinin 05.12.2013 tarih ve 29466 sayılı raporunda; darp nedeni ile getirilen kişide; nazal mukozada hiperemi ve konjesyon, nazal kemikte deformasyon ve hassasiyet mevcut olduğu, KBB danışılarak yatırıldığının bildirildiği…Özel ... Hastanesinin 05.12.2013 tarihli iki yönlü kafa grafisi ve BBT’de nazal kemikte her iki nazal duvarda parçalı deplase fraktür hatları izlendiğinin bildirildiği…” şeklinde tespitler yapıldığı, mevcut rapora göre nazal kemikte deformasyon ve her iki nazal duvarda parçalı deplase fraktür hatları izlendiği tespitine rağmen bu durumun yüzde sabit iz bırakabilecek nitelikte olup olmadığı hususunda olay tarihinden 6 ay sonrasında rapor aldırılmadığı, sanık ...’in de kolluk görevlilerince alınan 11.12.2013 tarihli ifadesinde; “…... ile birbirimize vururken parmağımda takılı olan Şövalye yüzük bir yerine gelmiş ve yaralanmış olabilir…” biçiminde beyanda bulunduğu anlaşılmakla, öncelikle tüm doktor raporları ve tedavi evraklarının grafileri ile birlikte şikayetçi ... oğlu ... T.nin en yakın Adli Tıp Kurumuna gönderilip, yaralanmasının yüzünde sabit ize neden olup olmadığı ve 5237 sayılı Kanun'un 86 ile 87 nci maddelerindeki ölçütlere göre yaralanmasının niteliği hususunda duraksamaya yer vermeyecek şekilde kesin raporu alındıktan sonra, sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak, yazılı şekilde yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan mahkumiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı görülmüştür.
2.Kabul ve uygulamaya göre de:
a)Sanık ...’in akrabası olan ... ’nin, ... isimli şahısla iştirak halinde, ... isimli şahsı, 15.03.2013 tarihinde kasten öldürdükleri iddialarına ilişkin ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/189 esasına kayden görülmekte olan davada, yargılama konusu olayın aynı zamanda tanığı olan ve bilahare birleşen dosya kapsamında 10.12.2013 tarihli duruşmada “şikayetçi sanık” olarak savunması alınan şikayetçi ... T.nin, ... 1. Ağır Ceza Mahkemesince henüz duruşmaya davet edilmediği 05.12.2013 tarihinde, akrabası olan ... ...’nin tutuklu olarak yargılandığı davada şikayetçi ... T.nin mahkemeye gitmemesinden dolayı yargılamanın uzun sürdüğünü iddia eden sanık ...’in, şikayetçi ... T.yi, “Mahkemeye sen mi gireceksin, karşı tarafı suçlayacaksın, karşı tarafın cinayeti işlediğini söyleyeceksin yoksa kafana sıkar, öldürürüm” şeklinde tehdit edip, onu darp etmek suretiyle basit bir tıbbi müdahale ile giderilemez ve hayati fonksiyonlarını orta (2) derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak şekilde kasten yaralayarak, görülmekte olan bir davada gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek amacıyla şikayetçi ... T.yi hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs ettiği iddia ve kabulüne konu olayda;
Sanığın sübutu kabul edilen eyleminin, 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen ve bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası yaptırımı öngören kasten yaralama suçu ile aynı Kanun'un 277 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen ve iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası yaptırımı öngören yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçunu oluşturduğu ve aynı Kanun'un 44 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçun yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçu olduğu değerlendirilerek hüküm kurulmuş ise de, kasten yaralama sonucunda şikayetçi yaşam fonksiyonlarını orta (2) derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmış olup, fikri içtima gereğince en ağır ceza belirlenirken suçun nitelikli hallerinin dikkate alınması gerektiği ve aynı Kanun'un 87 nci maddesinin üçüncü fıkrasının; “Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır.” biçimindeki hükmü gözetilerek yapılan karşılaştırmada 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası ve 87 nci maddesinin üçüncü fıkralarındaki neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunun soyut cezasının aynı Kanun’un 277 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesindeki yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçunun soyut cezasından daha ağır olduğu gözetilmeden, sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince aynı Kanun'un Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası ve 87 nci maddesinin üçüncü fıkralarındaki neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan dolayı cezalandırılması, ayrıca, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un 90. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 277 nci maddesinin ikinci fıkrası olarak düzenlenen “Birinci fıkradaki suçu oluşturan fiilin başka bir suçu da oluşturması halinde, fikri içtima hükümlerine göre verilecek ceza yarısına kadar artırılır.” hükmü uyarınca sanığa hükmedilen cezada artırım yapılması, yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan ise hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, sanığa aynı Kanun'un 277 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl hapis cezası tayin edilip, eylemin kasten yaralama suçunu da oluşturduğunun kabulüyle aynı Kanun maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ¼ oranında artırım yapılarak, sanık hakkında yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan mahkumiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı görülmüştür.
b)5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan ölçütler nazara alınarak, aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, temel cezanın asgari hadden tayin edilmesi, hukuka aykırı görülmüştür.
c)Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan “suçtan zarar görme” kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu gerek Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11.04.2000 tarihli ve 65 Esas, 69 Karar, 22.10.2002 tarihli ve 234 Esas, 366 Karar, 04.07.2006 tarihli ve 127 Esas, 180 Karar, 03.05.2011 tarihli ve 155 Esas, 80 Karar, 21.02.2012 tarihli ve 279 Esas, 55 Karar, 15.04.2014 tarihli ve 599 Esas, 190 Karar, 28.03.2017 tarihli ve 214 Esas, 206 Karar sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25.03.2003 tarihli ve 41 Esas, 54 Karar sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında, sanık hakkında adliyeye karşı işlenen yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan açılan kamu davasında; sanığa atılı suçun koruduğu hukuki yarar ve niteliği itibariyle şikayetçi ... T.nin sanığa yüklenen suçun mağduru olmadığı ve suçtan doğrudan zarar görmemesi nedeniyle bu suç açısından davaya katılma hakkı bulunmadığı gözetilmeksizin davaya katılmasına karar verilip, kendisini vekil ile temsil ettiren şikayetçi lehine vekalet ücreti hükmedilmesi, hukuka aykırı görülmüştür.
d)T.C. Anayasa Mahkemesinin, 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesine ilişkin olan ve hükümden önce 24.11.2015 tarihli, 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan iptal kararına yanlış anlam verilerek, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunluklarının uygulanmaması ve sanık hakkında aynı Kanun'un 53 üncü maddesi tatbik edilirken, üçüncü fıkraya aykırılık oluşturacak şekilde, 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğuna, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından “koşullu salıverilme tarihine kadar”, diğer kişiler yönünden ise, “hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar” karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.04.2016 tarihli ve 2014/1378 Esas, 2016/593 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.02.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:30:43