Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

12. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/10843

Karar No

2023/5678

Karar Tarihi

18 Aralık 2023

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

SAYISI: 2020/740 E., 2020/1185 K.

HÜKÜM: Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Esastan ret

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Davacı vekili 24.02.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkil ...'in Buse Balıkçılık adlı işyerinde ve müştemilatında arama yapılmasına karar verildiği, yapılan aramalar neticesinde müvekkilde ait bir kısım kimyasal maddeler el konulmuş olup bu husus 23.12.2004 tarihli El Koyma Tutanağı ile sabit olduğunu, el konulan söz konusu kimyasal maddeler Maliye Bakanlığı Tasfiye İşleri Döner Sermaye İşletmeleri Genel Müdürlüğü İzmir İşletme Bölge Müdürlğüünün Gaziemir Kaçak Eşya Ambarına 21.12.2004/100 tarih/sayı ile teslim edilmiş ve kaçak eşya ambar giriş defterinin 2066 sıra numarasına kaydedildiği, el konulan mallardan bir kısım 23.12.2004 tarihli tutanaktan da anlaşılacağı üzere müvekkile yediemin olarak bırakıldığı, müvekkile yediemin olarak bırakılan kimyasal maddeler, kısa sürede tüketilmesi gereken maddeler olup söz konusu maddeler üzerinde müvekkilin tasarruf yetkisi bulunmadığından maddelerin son kullanma tarihleri geçmiş ve hiçbir ekonomik değeri kalmadığını, ceza mahkemesince yapılan yargılama neticesinde ....beraat kararı verilmiş olup müvekkile ait işyerinde el konulan söz konusu kimyasal maddelerinde sahibine (müvekkile) iadesine ancak karar kesinleşmeden önce iadesi talep edildiği takdirde karar kesinleşinceye kadar teminat karşılığında eşya sahibine iadesine karar verildiğini, mahkemece el konulan kimyasal maddelerin iadesine ilişkin karar 29.01.2007 tarihinde verilmiş olup karar tarihi itibariyle söz konusu maddelerin iadesi müvekkil bakımından hiçbir anlam taşımadığını, zira söz konusu maddelerin son kullanma tarihleri 2006 olup hiçbir ekonomik değeri kalmadığını, karar ..02.2012 tarihinde kesinlleşmesinin ardından İzmir Gümrük Müdürlüğün'ce 22.07.2013 tarih 37147 sayılı yazıyla, 24.12.2004 tarihinde el konulan kimyasal maddelerin (balık yemlerinin) 7 gün içerisinde teslim alınması bildirildiğini, ancak son kullanma tarihi 2006 olan ve iade alınması bildirilen tarih (22 Temmuz 2013) itibariyle hiçbir ekonomik değeri kalmayan kimyasal maddelerin iade alınması istendiğini, müvekkil ...'e ait malların haksız el konulması, gerekli koruma önlemlerinin alınmaması ve makul sürede sahibi olan müvekkilimize iade edilmemesi neticesinde müvekkilin uğramış olduğu zararın Hazine'den tazmin edilmesi için sayın mahkemeye başvurma zorunluluğu hasıl olduğunu, müvekkil ...'e ait kimyasal maddelere 23.12.2004 tarihinde haksız şekilde el konulmuş olup haksız el koyma işlemi 1 Haziran 2005 öncesi yani Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlük tarihinden önce olduğunu, Yargıtay içtihatlarından da anlaşılacağı üzere tazminat konusu haksız el koyanın CMK'nın yürürlük tarihi olan 1 Haziran 2005/ten önce gerçekleşmesi nedeniyle genel hükümler gereğince görevli olan sayın mahkemenize başvurulduğu, bu nedenle fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak koşuluyla şimdilik 600.000,00 TL maddi zararın haksız el koyma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı vekili 06.09.2017 tarihli ağır ceza mahkemesine verdiği cevap dilekçesinde özetle; açılan dava hukuki dayanaktan yoksun olup reddi gerektiğini, ilgili yasada yazılı sebeplerle zarara uğrayanlar, kendilerine zarar veren işlemlerin yapılmasına esas olan iddialar sebebiyle "haklarında açılan davalar sonucunda verilen kararların kesinleştiği veya bu iddiaların merciilerince karara bağlandığı tarihten itibaren 3 ay içerisinde açılır" hükmüne amirdir. Dava zamanaşımına uğradığını, dolayısıyla davacının dava hakkının olmadığı, zira davacının açmış olduğu davada CMK 142.maddesinde belirtilen koşullar gerçekleşmediğini, tazminat isteminde bulunan davacının dilekçesine, zarara uğradığı işlemin ve zararın nitelik ve niceliğini kaydetmesi ve bunların belgelerini eklemesi gerekirken, bu koşul yerine getirilmeyip afaki beyanlar ile tazminat talep edildiğini, olayda devlete atfı kabil bir kusur olmadığını, hukukun genel prensibi gereği kimsenin kendi kusuruna dayanarak tazminat isteme hakkı olamayacağı gibi yasa gereği hüküm altına alınan tazminat konusu koşulları oluşmadığı takdirde zenginleşme aracı da kullanılmaması gerektiğini, şartların gerçekleştiğine dair davacı tarafça, herhangi bir maddi delil sunulmaksızın afaki ve fahiş olan maddi tazminatı bir bütün olarak kabul etmemiz mümkün olmadığından haksız ve kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir.

3.İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin, 27.12.2016 tarihli ve 2015/76 Esas, 2016/499 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile 115.078,88 TL tazminatın dava tarihinden faizi ile birlikte verilmesine karar verilmiştir.

4.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin, 02.05.2017 tarihli ve 2017/362 Esas, 2017/385 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a 3) bendi uyarınca ortadan kaldırılmasına ve dosyanın görevli İzmir Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

5.İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.01.2020 tarihli ve 2017/224 Esas, 2020/3 Karar sayılı kararı ile davanın görev nedeniyle reddine karar verilmiştir.

6.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 08.06.2020 tarihli ve 2020/740 Esas, 2020/1185 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

7.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.12.2021 tarihli tebliğnamesi ile davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi talep etmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Davacı vekilinin temyiz istemi; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin kimyasal maddelerine haksız bir şekilde el konulduğunu, yasal mevzuatta görevsizlik nedeniyle ret şeklinde bir karar çeşidinin olmadığını, gerekçeli kararın kendi içinde çelişkili olduğunu, 2004 yılında el konulan mallara 2020 yılına kadar hala zararın giderilmediğini bu durumun makul sürede yargılamanın bitirilmemesi ilkesinin ihlal edildiğini, bu nedenle verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, kararın bozulması gerektiğini, belirtmiştir.

III. DAVA KONUSU

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Tazminata esas İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/392 Esas – 2007/14 Karar sayılı dava dosyasında davacının kimyasal maddelerine 4926 sayılı Kanuna muhalefet suçundan 19.07.2004 tarihinde el konulduğu, yapılan yargılama sonunda dosya dışı sanıkların beraatine ve malların malen sorumluya iadesine karar verildiği, kararın 21.02.2012 tarihinde kesinleştiği, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın 22.07.2013 tarihli yazısı ile elkonulan kimyasal maddelerin (Balık yemlerinin) iadesine karar verilmesi nedeniyle söz konusu malların gerçek sahibi olan (Söz konusu malları teslim alan) davacı ...'e 7 gün içerisinde söz konusu malları teslim alması için müzekkere yazıldığını, davacının asliye hukuk mahkemesine dava açtığı ve davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, söz konusu kararın istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 2017/362 esas 2017/385 karar sayılı ilamıyla açılan davanın 5271 sayılı CMK'nın 141 144 maddelerinde düzenlenen ''Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat'' davası niteliğinde olduğu, bu davaya bakma görevinin ''Ağır Ceza Mahkemelerinde'' olduğundan bahisle söz konusu kararı esası incelemeden kaldırdığı ve dosyanın görevli İzmir Ağır Ceza Mahkemelerine gönderilmesine karar verildiği tüm bu anlatılan hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı ...'e ait işyerinde 19.07.2004 tarihinde arama yapıldığı ve davaya konu Kimyasal maddelere el konulduğu, söz konusu maddelerin gerçek sahibinin davacı olduğu, söz konusu maddelerin son kullanım tarihlerinin geçmiş olması ve hiçbir ekonomik değerinin bulunmaması nedeniyle söz konusu tazminat davası açılmış ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili ilamıyla söz konusu davanın 5271 sayılı CMK'dan kaynaklanan tazminat davası olduğundan bahisle dosya mahkememize gönderilmiş ise de; el koyma nedeniyle tazminat istemi 466 sayılı Kanunda düzenlenmediğinden, davacıya ait kimyasal maddelere elkonulma tarihinin 19.07.2004 tarihinde el konulması nedenine dayalı tazminat isteminin 466 sayılı Kanunun birinci maddesinde düzenlenmediği, bu konudaki talebin genel hükümlere göre hukuk mahkemelerinde talep edilebileceği; 10.06.1942 gün 26 16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 23.05.2000 gün ve 111 117; 27.12.2011 gün ve 2010/1 158 2011/296 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere merci tayini kararları kesin olup, tekrar değerlendirme konusu yapılamayacağı, bu kapsamda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin ilgili bozma ilamının kesin karar niteliğinde olduğu da gözetilerek mahkememizce ilgili tazminat davası hakkında görevsizlik kararı verilmeyerek davanın görev nedeniyle reddine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, istinaf merci, Davacı tarafın Ağır Ceza Mahkemesine koruma tedbiri sebebiyle dava açması, İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 4. Hukuk Dairesinin gönderme kararı üzerine İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin verdiği görevsizlik (gönderme) kararı sebebiyle olduğu, avukatlık asgari ücret tarifesi genel hükümlerinin 7/3. Maddesi gereğince "Kanunlar gereği gönderme, yeni mahkemeler kurulması, iş bölümü itirazı nedeniyle verilen tüm gönderme kararları nedeniyle görevsizlik, gönderme veya yetkisizlik kararı verilmesi durumunda avukatlık ücretine hükmedilmez." hükmünü içerdiği nazara alındığında Ağır Ceza Mahkemesince görevsizlik kararıyla birlikte vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırılık oluşturduğundan vekalet ücretine ilişkin kısmın hükümden çıkartılması suretiyle, istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Tazminat talebinin esasını oluşturan İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/392 Esas – 2007/14 Karar sayılı dava dosyasında davacının kimyasal maddelerine 4926 sayılı Kanuna muhalefet suçundan 19.07.2004 tarihinde el konulduğu, yapılan yargılama sonunda dosya dışı sanıkların beraatine ve malların malen sorumluya iadesine karar verildiği, kararın 21.02.2012 tarihinde kesinleştiği ve davanın el koyma tarihi olan 19.07.2004 tarih ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun yürürlük tarihi olan 01.06.2005 arasındaki dönem için yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanuna tabi olduğu, 01.06.2005 ile malen sorumluya iade karar tarihi arasındaki dönem için ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa tabi olduğu anlaşılmıştır.

Davacıya ait kimyasal maddelere 19.07.2004 tarihinde el konulduğu, el koyma işleminin 01.06.2005 tarihinden önce gerçekleşmiş olması nedeniyle 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 6. maddesine göre, davanın 466 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğu, haksız el koyma işleminin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanunun 1. maddesinin 6. fıkrasında hangi hallerde tazminat istenebileceğinin tahdidi şekilde sıralandığı ve anılan Kanunun 1. maddesi kapsamında haksız el koyma nedeniyle tazminat isteme konusunda düzenleme bulunmadığı, 466 sayılı Kanunun 1. maddesi hükmü nedeniyle haksız el koyma nedeniyle tazminat istenemeyeceği, 01.06.2005 tarihi ile malen sorumluya iadesine karar verilen tarih arasındaki el koyma işleminin ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa tabi olduğu ve her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141 inci maddesinin birinci fıkrasının j bendinde “Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,” kişilerin uğramış olduğu zararları Devletten isteyebileceği belirtilmiş ise de 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasındaki "Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir." şeklindeki düzenlemedeki süreler hak düşürücü süreler olup her aşamada resen incelenecek kesin hukuka aykırılıklardandır.Bu kapsamda, tazminata esas dosyada 29.01.2007 tarihinde verilen hükmün 21.02.2012 tarihinde kesinleştiği ve Kanun'da öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 24.02.2015 tarihinde dava açıldığı anlaşılmakla, davanın bu nedenle süreden reddi gerekirken hatalı değerlendirme neticesinde davanın görev yönünden reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ve tebliğnamede esastan ret isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 08.06.2020 tarihli ve 2020/740 Esas, 2020/1185 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.12.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

karartemyizhukukîtevdiinesüreçv.gerekçesebepleribozulmasınakonusu

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:40:41

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim