Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/968
2023/5624
13 Aralık 2023
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2022/16 E., 2022/119 K.
SUÇ: Kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜM: Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.03.2012 tarihli 2011/407 esas 2012/481 karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun'un 106 ıncı maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü 62 nci maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan 5237 sayılı Kanunun 123 üncü maddesi ve 62 nci maddesi uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hakaret suçundan 5237 sayılı Kanunu 125 inci maddesi, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi uyarınca 3 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olup karar 12.06.2012 tarihinde kesinleşmiştir.
Sanığın denetim süresi içinde 08.11.2013 tarihinde trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu işlemesi üzerine Isparta 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/846 esas 2014/239 karar sayılı kararı ile sanığın trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkumiyetine karar verilmiş olup karar kesinleşmiştir.
2.İhbar üzerine Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.02.2016 tarihli 2015/605 Esas 2016/126 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına karar verilerek sanık hakkında tehdit suçundan 5237 sayılı Kanunun 106 ncı maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü 62 nci maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan 5237 sayılı Kanunun 123 üncü maddesi ve 62 nci maddesi uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesi, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi uyarınca 3 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3.Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.02.2016 tarihli 2015/605 Esas 2016/126 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 10.07.2018 tarihli 2017/14199 esas 2018/13854 karar sayılı kararı ile sanık hakkında kurulan hükümlerin "02/12/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK'nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu, hakaret ve kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu yönünden ise, uzlaşma önerisinin yapıldığı tarihte 5271 sayılı CMK'nın 253/3. maddesinde engel bulunduğu gözetilerek, yeni düzenleme karşısında bu suçlar yönünden de uzlaşma önerisinde bulunulması gerektiği anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması," nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4.Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/03/2020 tarihli 2018/838 Esas 2020/295 karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan 5237 sayılı Kanunun 106 ıncı maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü 62 nci maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan 5237 sayılı Kanunun 123 üncü maddesi ve 62 nci maddesi uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hakaret suçundan 5237 sayılı Kanunu 125 inci maddesi, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi uyarınca 3 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
5.Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/03/2020 tarihli 2018/838 Esas 2020/295 karar sayılı kararının sanık tarafından "kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu" yönünden temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 01.12.2021 tarihli 2021/28669 esas 2021/28261 karar sayılı kararı ile "17/10/2019 gün ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile değişik CMK'nın 251. maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, CMK'ya 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5. maddenin 1. fıkrasının (d) bendinde yer alan "hükme bağlanmış" ibaresinin, Anayasa Mahkemesi’nin 14/01/2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve CMK’nın 251/1. maddesi kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa’nın 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 7 ve CMK’nın 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu," nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
6.Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.02.2022 tarihli 2022/16 E. 2022/119 K. sayılı kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan 5237 sayılı Kanunun 123 üncü maddesi ve 62 nci maddesi uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
7.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 11.10.2022 havale tarihli ve 2022/98279 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın Temyiz Sebepleri
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 01.12.2021 tarihli kararında tüm suçlar yönünden CMK'nın 251. maddesinin uygulanması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği halde mahkemece bozma kararının yanlış yorumlanarak 123. maddedeki suçtan CMK'nın 251. maddesini de uygulamadan aynı ceza verildiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Yerel Mahkemenin Kabulü
"Her ne kadar Yargıtay ilgili dairesince yasa değişikliği kapsamında basit yargılama usulü uygulanması yönünden değerlendirme yapılması amacıyla önceki hüküm bozulmuş ise de; Yargıtay 3.CD'nin 2020/9729 Esas ve 2020/14242 Karar sayılı bozma ilamına konu muhalefet şerhi ile Yargıtay 14. CD'nin 2020/9280 Esas ve 2020/15593 Karar sayılı bozma ilamına konu muhalefet şerhinde de belirtildiği üzere Basit yargılama usulünün uygulanmasının yargılamanın başında ilk derece mahkemesi hakiminin takdirinde olduğu, bu takdirin denetime tabii olmadığı, ceza muhakemesinde evreden dönülmezlik ilkesinin geçerli olduğu, genel hükümlere göre başlayan bir yargılamada basit yargılama usulüne dönülemeyeceği ve duruşmanın yapılmamış sayılamayacağı, basit yargılama usulünün uygulanmadığı bir dosyada CMK’nın 251. maddesinde yer alan (1/4) oranında indirimin yapılamayacağı, bu indirimin sanık/sanıklar bakımından kazanılmış bir hak teşkil etmediği, dolayısıyla TCK’nın 7. maddesinin bu durumda mutlak olarak uygulanmasının söz konusu olmadığı, başka bir ifadeyle lehe kanun uygulamasının basit yargılama usulünün uygulanmadığı/uygulanamadığı dosyalarda söz konusu olamayacağı, bu itibarla iş bu dosya kapsamı itibariyle olayın aydınlatılması amacıyla sanığın mahkemede duruşma açılarak dinlenilmesi gerektiği anlaşılmakla basit yargılama usulünün uygulanmasına yer olmadığı değerlendirilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; gerek sanığın tevil yollu savunmaları, olay anlatımları, gerek nüfus ve adli sicil kayıtları, katılan ... Ulugöl'ün sanık ...'dan şikayetçi olduğu davaya katılmak istediği ancak, zararının ve talebinin bulunmadığı yönündeki beyanları, olay anlatımı, tanık ...'ın yeminli ifadeleri, tanık Aslı Karlıdağ'ın polisteki 09.08.2010 tarihli beyanı, anlatımı, neticesiz kalan uzlaştırma tutanağı, mesaj tespit tutanağı, diğer tutanaklar, gelen cevabi yazılar, müşteki ...'un C.savcılığındaki 08.06.2011 tarihli beyanı olay anlatımı birlikte değerlendirildiğinde sanık ...'in katılan ...'ya yönelik telefonla sözlerle ve mesajlarla birden çok kez ve farklı zamanlarda "adamın canını sıkma, kendini vurdurtma" şeklinde sözler söyleyerek, mesajlar çekerek tehdit ettiği, sanık ...'un yukarıdaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde katılan ...'ya yönelik telefonla ve mesaj çekerek sürekli rahatsız ettiği ve eyleminin 5237 sayılı TCK'nun 123 maddesinde yerini bulan kişinin huzur ve sükununu bozma suçunu oluşturduğu suçun tamamlandığı unsurların oluştuğu değerlendirilerek sanığın cezalandırılması cihetine gidilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklindedir.
2.Sanığın 25.02.2016 tarihli savunması "Mahkemenizde 11/02/2012 tarihinde alınan savunmam okundu. Doğrudur. Bana aittir. Duruşmadan bağışık tutulmak istiyorum. Gelmek istemiyorum" demiş ve sanığa 6008 sayılı kanun ile 5271 sayılı CMK'nın 231/6 maddesine eklenen son fıkra gereğince; yapılacak yargılama sonunda eylemin sübutu halinde mahkeme tarafından cezalandırma yoluna gidildiği ve yasal şartları oluştuğu takdirde 5271 sayılı CMK'nın 231. Maddesinde düzenlenen H.A.G.B hükümlerinden yararlanmak isteyip istemediği sorulduğunda : sanık cevaben "CMK 231 maddesinin uygulanmasını ve verilecek kararla ilgili hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini İSTERİM" demiş ve sanığa uygulanma ihtimaline binaen 5237 sayılı TCK'nın 58, 51/7 ve 5275 sayılı yasanın 107/12 maddeleri gereğince, CMK 226 maddesi gereğince süre hakkıda hatırlatılarak ek savunması sorulduğunda; SANIK SÜRE İSTEMEKSİZİN YAPTIĞI EK SAVUNMASINDA; "eski savunmalarımı tekrar ederim" şeklindedir.
3.Sanığın 27.02.2019 tarihli savunması "Ben önceki yargılama aşamasındaki beyan ve savunmalarımı tekrar ediyorum, Yargıtay bozma ilamına bir diyeceğim yoktur, müştekiyle uzlaşmak isterim, şikayetten vazgeçme olursa da kabul ederim. Ben cezaevinde hükümlüyüm ancak duruşmalara katılmak istemiyorum, bağışık tutulmak istiyorum." şeklindedir.
4.Sanığın 25.02.2022 tarihli savunması "Konuya ilişkin daha önce savunmamı yapmıştım aynen tekrar ederim, yargıtay bozma ilamına bir diyeceğim yoktur, dedi." şeklindedir.
5.Katılanın 22.07.2011 tarihli beyanı "Ben sanık ... den şikayetçiyim. Cezalandırılmasını isterim. Davaya katılma talebim vardır. Bu olay nedeniyle maddi fatura delil ibraz edebileceğim bir zararım ve talebim yoktur. Olaya gelince Nilüfer Bozkurt isimli kişi benim iş arkadaşımdır. Ben iş arkadaşım Nilüfer in bir erkek arkadaşı olduğunu biliyorum ancak bu erkek arkadaşı sanık ... dir. Ancak ben Cumhur un adını Hakan olarak bilirim. Öyle tanıdım. Ancak bir araya sık sık gelme durumumuz yoktur. Sadece bir kez sanık Nilüfer in yanındayken karşılaşıp tanıştık. Sanırım Nilüfer den benim telefon numaramı daha önce kendi telefonuna kaydetmiş. Benim kendime ait 0 505 248 17 42 nolu cep telefonuma sanığın kullandığı 0 554 905 0606 nolu telefon hattından zaman zaman aranmaya başladım. Ilk zamanlar sanığın telefon ettiğini anlayamadım. Sizi gördüm beğeniyorum arkadaş olalım şeklinde telefonlar açıyordu. Bu telefonları sıklaşmaya başladı. Ben de ben sizi tanımıyorum beni aramayın şeklinde cevaplar vermeme rağmen beni aramaya devam etti. Bana bu şekilde rahatsızlık verdi. Olay gecesi gelince bu aramaları sıklaştı ve defalarca beni telefonla aradı. Telefonda bana arkadaşım Nilüfer Bozkurt un nerede olduğunu kendisi ile görüşmek istediğini söyledi. Ve Nilüfer in benim yanımda olduğunu düşündüğünü telefona Nilüfer i vermemi istedi. Ben de kendisine Nilüfer in yanımda olmadığını beni rahatsız etmemesini söyledim. Ancak sanık tüm bu sözlerime rağmen "rahatsız oluyorsan savcıya şikayet et" şeklinde aramaya ve mesaj çekmeye devam etti. Ben telefona cevap vermeyince kendisi bana mesaj yazmaya başladı. Ve aynı gece yazılan mesajlarda bana hakaret içeren ve tehdit içeren sözler ve mesajlar vardı. Mesajların içerisinde örneğin adamın canını sıkma kendini vurdurtma şeklinde tehdit içeren sözler olduğu gibi "sen de o....pusun kızım. Benim arkadaşım ile yatıyorsun" şeklinde hakaret içeren sözler de vardı. Ben de bunun üzerine polise şikayetçi oldum ancak polisteki ifadesini nasıl verdiğini mesajları Abdo nun çektiğini ve telefonu Abdo nun yaptığını söyleyip söylemediğini bilmem. Ancak ben telefon eden kişinin ve mesaj çeken kişinin kesinlikle Abdo olmadığını ve sanık ... olduğunu biliyorum. Çünkü daha önce bir araya geldiğimizden sesini tanıyorum. Sanığın bu savunması doğru değildir. Olay bu şekilde oldu" şeklindedir.
6.Katılanın 27.02.2019 tarihli beyanı "Ben önceki yargılama aşamasındaki beyanlarımım tekrar ederim, benim sanık hakkındaki şikayetim devam ediyor, uzlaşmak istemiyorum. Yargıtay bozma ilamına bir diyeceğim yoktur. Takdir mahkemenindir." şeklindedir.
IV. GEREKÇE
Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 01.12.2021 tarihli kararında tüm suçlar yönünden CMK'nın 251. Maddesinin uygulanması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği halde mahkemece bozma kararının yanlış yorumlanarak 123. Maddedeki suçtan CMK 'nın 251. maddesi de uygulamadan aynı ceza verildiği yönünden;
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 01.12.2021 tarihli kararı ile; sanığın temyiz isteminin kişilerin huzur ve sükununu bozma suçuna yönelik olduğu belirlenerek yapılan inceleme neticesinde bu suç yönünden basit yargılama usulünün değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. 5271 sayılı Kanunun, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan ''Basit Yargılama Usulü'' başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; ''Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.'' şeklindeki düzenleme uyarınca basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmama takdiri mahkemeye bırakılmış olup incelenen dosyada mahkemece basit yargılama usulünün uygulanmamasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.02.2022 tarihli 2022/16 E. 2022/119 K. sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.12.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:42:25