Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/5915
2023/5594
13 Aralık 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2023/1745 E., 2023/2115 K.
SUÇ: Taksirle öldürme
HÜKÜM: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.03.2023 tarihli ve 2022/238 Esas, 2023/80 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir.
-
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 05.07.2023 tarihli ve 2023/1745 Esas, 2023/2115 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir.
-
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 22.09.2023 tarihli ve 2023/100225 sayılı Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri
Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; sanık sübut bulan eylemi bilinçli taksirle işlemesine rağmen suçun basit taksirle işlendiği kabul edilip, suç vasfında yanılgıya düşülmesi nedeniyle sanık hakkında usûl ve yasaya aykırı şekilde verilen hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.
B. Sanık Müdafilerinin Temyiz Sebepleri
Sanık müdafilerinin temyiz sebepleri; kaza mahallinde Karayolları tarafından hiçbir koruyucu önlemin alınmadığı ve çarpma noktasına inen yokuş üzerinde hız limitini gösteren tabela bulunmadığı hâlde olay yerinde azami hız limitinin 50 kilometre/saat olarak belirlendiğine dair hatalı ve yetersiz raporlara itibar edilip, sanığın tam kusurlu olduğunun kabulüyle kusuru bulunmayan sanık hakkında beraat kararı verilmesi yerine eksik araştırma ve inceleme neticesinde mahkûmiyet hükmü kurulduğuna, temel cezanın alt sınıra yakın belirlenmesi gerektiğinin gözetilmediğine, hak, adalet ve nasafet kurallarına uygun düşmeyecek şekilde ailesinin geçimini şoförlük mesleğini icra ederek karşılayan sanığın sürücü belgesinin geri alındığına ve re'sen gözetilecek diğer nedenlerle sanık hakkında hukuka ve yasaya aykırı şekilde verilen hükmün bozularak, sanığın lehine olan kanun maddelerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
- İlk Derece Mahkemesince, 12.06.2022 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağı ve tutanakta yer alan kaza yeri krokisi, 12.06.2022 tanzim tarihli olay yeri inceleme raporu ve rapora ekli olay yeri krokileri, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen olay yeri inceleme ve görgü tespit tutanağı, kolluk görevlilerince düzenlenen kaza anı ilgili bölgeyi gören güvenlik kamerasının bulunmadığına dair 12.06.2022 ve kazayı gören tanık olmadığına ilişkin 18.06.2022 tarihli tutanaklar, kaza günü kaza mahallinde kaydedilen görüntüler, Denizli Emniyet Müdürlüğünün 21.06.2022 tarihli takograf kayıtlarının incelenmesi konulu yazısı ve yazı ekindeki takograf çıktıları, ölen sürücünün ve ölen yolcuların ölüm sebeplerinin tespitine ilişkin Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ölü muayene tutanakları ile Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 25.11.2022 tarihli mütalaası, kazaya karışan sanık ve ölen sürücülerin alkollü olup olmadıklarını tespite yönelik 12.06.2022 tarihli alkol raporu ile Adli Tıp Kurumu Antalya Kimya İhtisas Dairesi Başkanlığı Toksikoloji Şubesinin 04.08.2022 tarihli raporu, kovuşturma evresinde 14.12.2022 tarihinde yapılan keşfe dayalı olarak biri makine mühendisi ve diğer ikisi emekli polis memuru olmak üzere üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 03.01.2023 tarihli rapor, kovuşturma evresinde alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 27.01.2023 tarihli raporu başta olmak üzere dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede;
Alkolsüz ve ehliyetli sanık sürücü ....'in, 12.06.2022 tarihinde saat 10.12 sıralarında, yağmurlu havada, gündüz vakti, yönetimindeki Renault marka 2009 model çekici ve buna bağlı yarı römork ile azami hız limitinin 50 kilometre/saat olarak belirlendiği yerleşim yeri dışında, orta refüj kısmında bariyer/kanal bulunmayan bölünmüş, 7 metre genişliğindeki iki şeritli, asfalt kaplama, yüzeyi ıslak, yatay güzergâhı virajlı, düşey güzergâhı eğimli, görüşe engel bir durumun ve yol sorununun bulunmadığı devlet kara yolunda, Antalya istikametinden Denizli istikametine doğru takograf değerlerine göre 77 kilometre/saat hızla seyir hâlindeyken, iniş eğimli ve sola virajlı kesimde kontrolünü kaybederek, solunda bulunan orta refüjü aşıp, karşı yön bölümü içine girerek, aracının yarı römork kısmının sol arka kısımlarıyla bölünmüş yolun karşı yön bölümünden gelmekte olan sürücü ...idaresindeki otomobilin sol ön kısımlarına çarpması sonucu otomobil sürücüsü ...ile otomobilde yolcu olarak bulunan Filiz, ..., İsmail ve Mehmet olmak üzere aynı aileden toplam beş kişinin öldüğü, olayın başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçlarının bu şekilde gerçekleştiği kabul edilmiştir.
-
Katılanlar ..., ....; kazayla ilgili görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığını beyan etmişler, ölen ...'in eşi, ölenler ..., ... ve ....'in annesi, ölen ...'in kayınvalidesi şikâyetçi ..., ölen ...'in oğlu, ölenler ..., ... ve İsmail'in kardeşi şikâyetçi .....ile ölen ...'in annesi şikâyetçi ...'nin taleplerine uygun olarak duruşmanın 22.11.2022 tarihli ilk oturumunda davaya katılmalarına karar verilmiştir.
-
Sanık ...; yedi yıldır tır şöförü olup, 11.06.2022 tarihinde öğle saatlerinde Antalya'da akaryakıt boşaltımı yaptıktan ve Denizli ili Acıpayam ilçesine gelip, burada konaklayarak, yedi saat uyuduktan sonra, 12.06.2022 tarihinde saat 09.30 sıralarında yönetimindeki çekici ve buna bağlı yarı römork ile yükü bulunmaksızın İzmir ili Aliağa ilçesine gitmek üzere Acıpayam'dan Denizli istikametine yola çıktığını, Cankurtaran mevkiisinde havanın yağışlı olduğunu fark ettiğini, buradaki hızının 70 kilometre/saat olduğunu, dik inişe geldiğinde inişin ortalarında aracın dorsesinin savrulduğunu hissettiğini, savrulduktan sonra çekicinin ve dorsenin farklı istikametlere kaymaya başladığını, dorsenin çekiciden ağır olmasından dolayı sağa geçmeye yönelik çabalarından sonuç alamadığını, geriye doğru kaymaya başladığını, üç şeritli yolun iki şeridini kapattığını, solundan bir araç geçtiğini, bu araç geçtikten sonra çarpma sesi duyduğunu, dorsenin nasıl çarptığını görmediğini, çarpma sesinden kısa bir süre sonra durduktan sonra araçtan hemen indiğini, toplanan vatandaşlarla birlikte otomobildeki yaralıları dışarı çıkarmaya çalıştıklarını ve tanımadığı kadının 112 Acil Çağrı Merkezini aradığını, çok üzgün ve pişman olduğunu, karşı tarafa başsağlığı dilediğini, ancak havanın yağışlı olması ve yoldaki hafif dalgalanmalar nedeniyle meydana gelen kazada kusurunun bulunmadığını beyanla üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
-
Tutanak düzenleyici tanık A.D. ile sanığın çalıştığı şirketin sahibi tanık M.M.Ö.nün anlatımları dosyaya eklenmiştir.
-
Kusur durumuna ilişkin olarak;
a) 12.06.2022 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağında; sanığın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) "Hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak" başlıklı 52 nci maddesindeki "Sürücüler...Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak...Zorundadırlar.", aynı Kanun'un "Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller" başlıklı 84 üncü maddesindeki "Taşıt giremez trafik işareti bulunan karayoluna veya bölünmüş karayolunda karşı yönden gelen trafiğin kullandığı şerit, rampa ve bağlantı yollarına girme" ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Karayollarında Trafiğin Akışı ve Karayolunun Kullanılması" başlıklı 94 üncü maddesindeki "... Sürücülerin... Bölünmüş yollarda karşı yöndeki trafik için ayrılan yol bölümüne girmeleri... Yasaktır." kurallarını ihlâl ettiği, ölen otomobil sürücüsünün herhangi bir kusurunun bulunmadığı,
b) Kovuşturma evresinde 14.12.2022 tarihinde yapılan keşfe dayalı olarak üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 03.01.2023 tarihli raporda; 12.06.2022 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağında anlatıldığı gibi meydana geldiği anlaşılan kazada, sanığın, 2918 sayılı Kanun'un 52 ve 84 üncü maddelerini ihlâl ettiği, ölen otomobil sürücüsünün herhangi bir kural ihlâlinin bulunmadığı, başkaca kusur izafe edilecek kişi, kurum ve unsurun olmadığı,
c) Kovuşturma evresinde alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 27.01.2023 tarihli raporunda; sanığın, idaresindeki çekici ile iniş eğimli yolda seyir hâlindeyken seyrini, aracının teknik özellikleri ile mevcut iniş eğimli, virajlı, ıslak zeminli yol şartlarını dikkate alarak, yol içinde kalacak şekilde sürdürmeye yeterli özeni göstermediği, olay mahalline geldiğinde de sevk ve idare hatası nedeniyle kontrolünü kaybederek, karşı yön bölümü içine girdiği ve karşı yönden gelmekte olan otomobile çarptığı olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile asli derecede kusurlu olduğu, ölen otomobil sürücüsünün karşı yön bölümünden kontrolü kaybolmuş şekilde üzerine doğru gelen araç nedeniyle kazaya karıştığı olayda kusurunun bulunmadığı,
Belirtilmiştir.
-
İlk Derece Mahkemesince, kusur durumuna ilişkin raporlara itibar edilip, kazanın oluşumunda sanığın asli ve tam kusurlu olduğu kabul edilerek, beş kişinin ölümünden dolayı sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrasında tanımı yapılan taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
-
Sanığın, adlî sicil kaydı ve resmî nüfus kayıt örneği dava dosyasında mevcut olup, kaza tarihinde 29 yaşını doldurduğu ve hakkında 6114 sayılı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun'a aykırılık suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
-
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf başvuruları üzerine duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki taksirle öldürme suçunu oluşturan eyleminin basit taksir düzeyinde kaldığına yönelik İlk Derece Mahkemesinin hukukî nitelendirmesinde bir isabetsizlik görülmemiş; ancak tam kusurlu olarak aynı aileden beş kişinin ölümüne neden olan sanık hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken temel cezanın 10 yıl hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle sanığa az ceza tayin edilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
-
Bölge Adliye Mahkemesince, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kurulan mahkûmiyet hükmünde, "Suçun işleniş şekli, sanığın taksire dayalı kusurunun yoğunluğu, meydana gelen sonucun ağırlığı sanığın asli ve tam kusurlu olarak beş kişinin ölümüne neden olması " biçimindeki gerekçelerle temel ceza 13 yıl hapis cezası olarak belirlenmiş, "Cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri" biçimindeki gerekçelerle 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren (1/6) oranında indirim yapılarak, sonuç ceza 10 yıl 10 ay hapis cezası olarak tayin edilmiş, "Sanığın olaydaki kusur durumu, suçun işlenmesindeki özellikler ve tüm dosya kapsamı gözetilerek" biçimindeki gerekçelerle 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca sanığın 04.10.2011 tarihli (D) sınıfı sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiş, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş süreler 5237 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığa hükmolunan hapis cezasından indirilmiş, müdafii tarafından mahkûmiyet hükmü kurulması hâlinde lehine olan kanun maddelerinin uygulanması talep edilen sanık hakkında hükmedilen sonuç ceza gözetildiğinde, kişiselleştirme kurumları olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin yasal engelden dolayı uygulanamayacağı sonucuna varılmış, "Suçun işleniş biçimi, sonucunun ağırlığı, suçun işlenmesindeki özellikler, sanığın olaydaki kusur durumu (asli ve tam kusurlu olması), atılı suçun işlenmesiyle oluşan zararın karşılanmamış olması, katılanların şikayetlerinin devam etmesi, cezanın caydırıcılık özelliği nazara alınarak" biçimindeki gerekçelerle hapis cezasının adlî para cezası seçenek yaptırımına çevrilmemesine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Eksik İncelemeye ve Kusur Durumuna İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
Dosyada mevcut 12.06.2022 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağı, 12.06.2022 tanzim tarihli olay yeri inceleme raporu, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen olay yeri inceleme ve görgü tespit tutanağı, kaza günü kaza mahallinde kaydedilen görüntüler, Denizli Emniyet Müdürlüğünün 21.06.2022 tarihli takograf kayıtlarının incelenmesi konulu yazısı ve yazı ekindeki takograf çıktıları, olayın gerçekleşme şekli ile sanığın taksirli davranışlarını dosyada mevcut delil durumuna uygun ve teknik verilere dayalı olarak açıklayan üç kişilik bilirkişi heyetinin 03.01.2023 tarihli raporu ile Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 27.01.2023 tarihli raporu birbirleriyle uyumlu olup, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar yeterince açıklığa kavuştuğu durumda artık yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmadığı da gözetildiğinde, sübuta yönelik gerekli araştırma ve incelemelerin yapıldığı, dava dosyasının tekemmül ettirildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, bu bağlamda maddî sorunun isabetli bir şekilde tespit edilerek, kazanın meydana geliş nedeni kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanıp, kazaya etken kusurlu davranışların sanık tarafından gerçekleştirildiğinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafilerinin eksik incelemeye ve kusur durumuna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde bu nedenlere dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Suç Vasfına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
-
Gerek öğreti gerek yerleşmiş yargısal kararlarda yer alan kabullere göre gerçekleşmesi muhakkak görünen neticenin sanık tarafından bilinmesi ve istenmesi hâlinde doğrudan kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği durumda bilinçli taksir, öngörülebilir neticenin özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmiş olması nedeniyle öngörülmediği hâllerde ise basit taksir söz konusu olacaktır.
-
Başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları Olay ve Olgular bölümünün (A 1) bendinde ayrıntılı olarak açıklanan somut olay bu çerçevede değerlendirildiğinde; sanığın, aşırı yorgun, uykusuz veya güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olduğuna, yasal hız sınırının bir katını aşacak şekilde 100 kilometre/saat üzerinde hızla seyrettiğine ya da kusur durumu ile ilgili raporlarda belirtilen dışında bir kural ihlâli yaptığına ilişkin herhangi bir tespit olmadığı gibi neticeyi öngördüğüne ve meydana gelen sonucu kayıtsız kalarak kabullendiğine dair de dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmaması karşısında, bilinçli taksirin ve olası kastın uygulanma koşullarının oluşmadığı, sanığın eylemini basit taksirle gerçekleştirdiği anlaşıldığından, katılanlar vekilinin suç vasfına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Temel Cezanın Belirlenmesine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
-
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12 833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı Kanun'un "Taksir" başlıklı 22 nci maddesinin dördüncü ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkralarında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi ve temel ceza belirlenirken kasıtlı suçlarda uygulanması mümkün olan 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki "suçun işlenmesinde kullanılan araçlar", (f) bendindeki "failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı" ve (g) bendindeki "failin güttüğü amaç ve saik" ölçütlerine dayanılmaması gerekir.
-
Ayrıca 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." biçimindeki düzenleme uyarınca işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında orantı bulunması, böylece suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımın haklı ve ölçülü olması gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır.
-
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; tam kusurlu olarak aynı aileden beş kişinin ölümüne neden olan sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası tayin ve takdir etmek durumunda olan Bölge Adliye Mahkemesince, "Suçun işleniş şekli, sanığın taksire dayalı kusurunun yoğunluğu, meydana gelen sonucun ağırlığı sanığın asli ve tam kusurlu olarak beş kişinin ölümüne neden olması " biçimindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçelerle temel cezanın 13 yıl hapis cezası olarak belirlenmesinin, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı, hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun olduğu anlaşıldığından, sanık müdafilerinin temel ceza miktarına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.
D. Sürücü Belgesinin Geri Alınmasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
-
5237 sayılı Kanun'un "Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma" başlıklı 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası, "Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar." şeklinde düzenlenmiştir.
-
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.11.2021 tarihli ve 2017/12 705 Esas, 2021/526 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrasında iki tane hak yoksunluğu tanzim edilmiştir. Bunlar; mesleğin veya sanatın yerine getirilmesinin yasaklanması ve sürücü belgesinin geri alınmasıdır. Bu hak yoksunluklarına ancak taksirli suçlardan mahkûmiyet hâlinde hükmedilebilir ve bu hak yoksunluklarına hükmetmek zorunlu değildir. Hâkim hak yoksunluğuna hükmedebileceği gibi, hak yoksunluğuna hükmedilmesine yer olmadığına da karar verebilir. Taksirli suçtan dolayı mahkûmiyet kararı verilmesi hâlinde üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere hak yoksunluğuna hükmedilebilecektir. Bu süre, taksirin yoğunluğuna ve zararın ağırlığına göre tespit edilecektir.
-
Öte yandan 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." biçimindeki düzenleme uyarınca işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında orantı bulunması, böylece suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımın haklı ve ölçülü olması gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır.
-
Ayrıca, Dairemizin istikrar kazanan kararlarında vurgulandığı üzere; sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilirken, sanığa ait sürücü belgesinin sınıfı belirtilmeli, kazaya karışan aracı sürme yetkisi veren sınıf ile sınırlı olarak sanığın sürücü belgesi geri alınmalıdır.
-
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; çekicileri kullanacaklara verilen 04.10.2011 tarihli (D) sınıfı eski tip ehliyeti bulunan ve yargılamaya konu trafik kazasını yönetimindeki çekici ile yapan sanığın sürücü belgesinin, "Sanığın olaydaki kusur durumu, suçun işlenmesindeki özellikler ve tüm dosya kapsamı gözetilerek" biçimindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçelerle 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca geri alınmasına ilişkin takdîrin, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı, hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun olduğu anlaşıldığından, sanık müdafilerinin sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.
E. Diğer Temyiz Sebepleri Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafilerinin ve katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 05.07.2023 tarihli ve 2023/1745 Esas, 2023/2115 Karar sayılı kararında sanık müdafileri ile katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,13.12.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:42:25