Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2020/11073
2023/5493
7 Aralık 2023
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2015/444 E., 2016/387 K.
SUÇ: 2863 sayılı Kanuna aykırılık
HÜKÜMLER: Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Datça Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.06.2016 tarihli ve 2015/444 Esas, 2016/387 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
- Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 11.11.2020 tarihli ve 2016/258045 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği;
Mahkemece verilen kararın ilgili yasa hükümlerince isabetsiz olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Yerel Mahkemenin Kabulü."Yapılan yargılama, sanıklar savunması, Emecik Mahalle Muhtarlığı, İlçe Jandarma Komutanlığı, Muğla İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Muğla ..., nüfus kayıt örnekleri, adli sicil kayıtları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 21.07.2011 tarih ve 7377 sayılı kararıyla tescilli II. derece doğal sit alanı sınırları içerisinde olduğu kabul edilen Datça ilçesi, Emecik Köyü ... Tatil Sitesinde İlçe Jandarma Komutanlığınca yapılan faaliyetler neticesinde G Mahallesi, 875 numaralı 805 parsel sayılı taşınmazın sanık ...'ın çocukları olan ... ve ... adına mesken olarak kayıtlı olan taşınmazda sanık ... tarafından tadilat yaptırılmak istendiği ve bu nedenle inşaat işleriyle meşgul olan sanık ... ile anlaştığı, yapıda izinsiz inşai müdahalede bulunulduğunun tespiti üzerine inşai faliyetleri yaptıran sanık ... ile suça konu uygulamaları müteahhit vasfı ile üstlenen sanık ... hakkında kamu davasının açıldığı; taşınmazın bulunduğu bölgenin sit alanı olarak tesciline ilişkin 7377 sayılı koruma bölge kurulu kararının ilan edilip edilmediğine ilişkin yapılan araştırmada; Muğla ...'nün 11.06.2015 tarihli yazısı ve eklerinden Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 14.02.1996 gün ve 5576 sayılı kararı ile tescil edilen ve devamında Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 21.07.2011 tarih ve 7377 sayılı kararıyla tescilli II. derece doğal sit alanı sınırları içerisinde olduğu kabul edilen taşınmaza ilişkin kararın ilan edilmediğinin Emecik Mahalle Muhtarlığı, İlçe Jandarma Komutanlığı, Muğla İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'ne yazılan müzekkerelere verilen cevabi yazılardan anlaşıldığı, ilan edilen kararın ise Muğla ...'nün 11.06.2015 tarihli yazısına göre 5576 sayılı karar olduğu ve ilana ilişkin bilgi ve belgelerin mahkememizin dava konusu taşınmazın bulunduğu bölge ile aynı bölgede bulunan taşınmazlarla ilgili farklı dava dosyalarından temin edildiği ve dosyamız arasına alındığı, sanıkların savunmalarında suça konu taşınmazın sit alanı içerisinde kaldığını bildiklerine ilişkin herhangi bir beyanlarının da bulunmadığı ,
Dosya kapsamında yapılan incelemede sanık ...'in taşınmazın bulunduğu yerde ikamet etmediğinin nüfus kaydından ve beyanından anlaşıldığı, taşınmaza ilişkin tapu kaydında da sit alanı olduğuna dair herhangi bir şerhin bulunmadığı, sanığa herhangi bir duyuru ve tebligat yapılmadığı, taşınmazın bulunduğu bölgenin sit alanı olduğuna ilişkin 7377 sayılı kararında ilan edildiğine ilişkin kayda rastlanılmadığı, sanığın buranın sit alanı olduğunu bilebilecek durumda olmadığı, yine sanık ...'ın müteahhit vasfı ile sanık ... ile taşınmazda tadilat yapmak üzere anlaştığı buranın sit alanı olduğunu bilecek durumda olmadığı anlaşıldığından ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir."
B. Sanık ... savunmasında;"Atılı suçlamayı kabul etmiyorum, suça konu taşınmaz 40 yıl kadar önce babam tarafından satın alınmış bir yerdir ve iddianamede sözü edilen kapalı alan oluşturma eylemleri bundan yaklaşık 25 yıl kadar önce annemin sağlığında yaptırılmıştır, annem de öldükten sonra bu yer miras olarak bana ve kızkardeşime kaldı, kızkardeşimin hissesini de satın alarak bu taşınmazı çocuklarımın üzerine devrettim, diğer sanığa yaptırılan işlem tadilattan ibarettir, yani boya badana yenilemesi ve tesisat yenilemesi işini anlaşma yaparak sanık ...'a verdim, yeni bir imalat yaptırmış değilim, boya badana yaptırılırken izin alınması gerektiğini düşünmüyorum, evin bulunduğu sitede tüm evlerdede iddianamede sözü edilen kapalı alanlar oluşturulmuş ve bugüne kadar kimse ceza almamıştır, bu kapalı alanları ben oluşturmadım suçsuzum öncelikle beraatime karar verilmesini, mahkemece aksi yönde düşünülecek olursa lehime olan hükümlerin uygulanmasını ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep ederim, kamuya yararlı işte çalışmaya rızam vardır." "demiştir.
C. Sanık ... savunmasında; "Ben daha önce emniyette ifade vermiştim. O ifadem doğrudur. Aynen tekrar ederim. ... Tatil Sitesinde bulunan taşınmazın sahibi olan ... ile evin dış cephesinde komple kabaran yerlerin sıvası ve boyası işi için 5.000 TL karşılığında anlaşmıştık, evin içinde herhangi bir tadilat ben yapmadım, sadece evin dışında kabaran yerlerin sıvasını yapıp komple boyadım, ben bu yerin sit alanında kaldığını bilmiyordum. Evin sahibinin herhangi bir izin alıp almadığını da bilmiyordum. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum dedi. " demiştir.
IV. GEREKÇE
2863 sayılı Kanun'un 7 inci maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete'de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanun'un amacına da ters düşeceği;
Dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Diğer yandan, taşınmaz bir varlığın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmesinin ya da bir bölgenin, doğal, tarihi ve kültürel özellikleri nedeniyle sit alanı olarak belirlenmesinin, taşınmazın veya bölgenin özel bir statüye tabi tutulması gerektiği ve taşınmaz üzerinde ya da bölge içerisinde keyfi uygulamalarda bulunulamayacağı anlamına geldiği, bu bakımdan kural olarak, 6498 sayılı Kanun değişikliği sonrası tebliğ yayım internette duyuru; anılan değişiklik öncesi ise şerh ilan yöntemleri ile taşınmazın ya da bölgenin tescilinden ilgililerin haberdar olmalarının sağlanacağı;
Bununla birlikte, Türk Medeni Kanunu'nda yer alan “iyi niyet” kuralının genel bir hukuk ilkesi olarak kabul edilip, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen suç tiplerine yönelik sübut değerlendirmesinde de dikkate alınmasının zorunlu olduğu, başka bir deyişle, 6498 sayılı Kanun değişikliği öncesinde yapılan tescil işlemleri yönünden, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunmayıp, tescil kararı mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmemiş olsa dahi, failin, taşınmazın ya da bölgenin tescilinden haberdar olduğuna dair beyanının göz ardı edilemeyeceği, zira, maliki olduğu veya kullandığı taşınmazın korunması gerekli nitelik taşıdığını ya da sit özelliğiyle bölgesel bazda koruma altına alınan bir alanda bulunduğunu bilen kişinin, taşınmaz üzerinde dilediği zaman dilediği şekil ve kapsamda uygulama yapamayacağını, taşınmazın ya da bölgenin özel statüsünün mümkün kıldığı ölçüde, kamu kurumlarınca yürütülecek izin prosedürü çerçevesinde inşai ve fiziki müdahalelerde bulunabileceğini de bilmesi gerektiği, yapı ya da bölge bazında tescil kararından haberdar olduğu halde, ilgili kurumlara başvurarak, gerçekleştirmeyi düşündüğü inşai uygulamaya yönelik izin almayıp keyfi hareket eden kişinin iyi niyetinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla, taşınmazın ya da bölgenin niteliğini bilerek izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunan ya da başlangıçta bilmeyip, kamu görevlilerince düzenlenen zabıt ve tutanaklar ile durumu öğrendiği halde müdahalesine devam eden failin, hukuki koruma altına alınamayacağı;
1 Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; her ne kadar mahkemece dava konusu yerin sit alanı olarak tesciline dair kurul kararının ilan edilmediğinden bahisle sanıkların beraatine karar verilmiş ise de; suça konu alanın İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 14/02/1996 tarih ve 5576 sayılı kararı ile tescil edilen ve Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 21/07/2011 tarih ve 7377 sayılı kararı ile sınırları yeniden belirlenen 2. derece doğal sit alanı içerisinde kaldığı , Muğla İl Kültür Müdürlüğü'nün 12.06.1998 sayılı yazısı ile 14/02/1996 tarih ve 5576 sayılı kararın Datça ve Marmaris İlçe ve Köylerinde ilan edilmiş olduğunun bildirildiği, kaldı ki jandarma görevlileri tarafından yapılan 16.01.2015 tarihli tespit esnasında suça konu onarımı yapılan 875 numaralı bağımsız bölümün inşaat halinde resimlerinin çekildiği, tutanak tutulduğu ve tutanağın sanık ... tarafından imzalandığı, inşaatın sanık ... tarafından diğer sanık ...'a yaptırıldığı, sanık ...'ın Nisan 2015 tarihinde kolluk tarafından ifadesi alındığı, 10.06.2015 tarihli yapı tatil zaptında ise tadilatların tamamlanmış olduğunun belirtildiği, sanık ... tarafından tadilatların kolluk tarafından ifadesi alındıktan sonra tamamladığının yapı tatil zaptı ve dosya arasında bulunan 03.07.2015 tarihli fotoğraf ile anlaşılması karşısında sanıkların suça konu yerin sit alanı özelliğini bildikleri halde inşai müdahaleyi ortadan kaldırmadıkları gibi eylemi icraya devam ettikleri bu itibarla, iyi niyetle hareket etmediklerinin anlaşıldığı, sanık ...'ın dava konusu taşınmazın bulunduğu yer nüfusuna kayıtlı olup yine ... sitesinde müteahit olarak 09/12/2013 tarihinde gerçekleştirdiği eylemi nedeniyle, 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan yargılandığı hususu da dikkate alındığında mahkemece sanıkların suça konu alanın sit alanı olduğunu bilebilecek durumda olmadıklarından bahisle vermiş olduğu beraat kararı hukuka aykırı bulunmuştur.
2.Sanık Memet Sertaç Sönmezay'ın dava konusu alan kapatma ve genişletme işlerinin 25 yıl önce annesi tarafından yapıldığını beyan etmesi karşısında; mahallinde inşaat bilirkişisi refakatinde keşif icrası ile gerekirse davanın tarafı olmayan kişilerden sorulmak suretiyle kolluk marifetiyle de araştırma yaptırılarak eski tarihli hava fotoğrafları ve kadastro paftası çakıştırılıp, sit alanı içerisine izinsiz olarak yapılan yapıda kullanılan malzemelerin eskiliği, renkteki solmalar ve yıpranma durumu da dikkate alınarak suça konu tadilatların yapım tarihi ( suç tarihi ) tereddüte yer vermeyecek şekilde tespit edilerek, sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (1 2) bendinde açıklanan nedenle Datça Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.06.2016 tarihli ve 2015/444 Esas, 2016/387 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.12.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:45:54