Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2020/11392
2023/5455
7 Aralık 2023
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2016/24 E. 2016/309 K.
SUÇ: 2863 sayılı Kanun'a aykırılık
HÜKÜM: Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Alaşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.04.2016 tarihli ve 2016/24 Esas, 2016/309 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
- Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 30.11.2020 tarihli ve 2016/241810 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği;
1.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2.Sanıkların kurum yazışmalarına rağmen faaliyetlerine devam ettiklerine, bu nedenle suç kastları bulunduğunun açık olduğuna,
3.Sanıkların suçu işleyip işlemediklerinin ayrıntılı tespiti ile hüküm kurulması gerektiğine,
4.Diğer temyiz sebeplerine, İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü
1."Her ne kadar sanık ... hakkında olay tarihinde 2863 sayılı Yasaya muhalefet suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle mahkememize kamu davası açılmış ise de, sanık savunma ve delillerinde özetle; 1 Eylül 2014 tarihinde Zorlu Jeotermal Enerjide işe başladığını, 30 Eylül 2014 tarihinde İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğünün yazısından sonra bu durumdan haberdar olduğunu, konu ile ilgili eylemlerin 1 Eylül 2014 tarihinden önce gerçekleşmiş olduğunu, yapılan kazı ile alakasının bulunmadığını belirttiği, sanık ...'ın savunma ve delillerinde Ağustos 2014 tarihinde suça konu yerin 3. derece SİT alanı olduğuna ilişkin yazıyı aldıklarını, bundan sonra sahadaki çalışmaları durdurduklarını belirttiği, dosya kapsamına göre eylemin Temmuz Ağustos 2014 tarihlerinde işlendiğinin anlaşıldığı, sanık ...'in olay tarihinde Alaşehir'de çalışma yapılan sahada görevli olduğuna ilişkin kesin bir delil elde edilemediği, bu konuda sanığın savunmalarının aksini gösterir dosya kapsamında bir delil bulunmadığı, sanık ...'in üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasını gerektirir her türlü şüpheden uzak, kesin, somut ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/2 e maddesi uyarınca beraatine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar sanık ... hakkında olay tarihinde 2863 sayılı Yasaya muhalefet suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle mahkememize kamu davası açılmış ise de, sanık savunma ve delillerinde özetle; İstanbul Ofisinde genel müdür yardımcısı olarak görev yaptığını, her ne kadar projeyi geliştirip hazırlasalar da uygulama kısmını kendilerinin yapmadıklarını, saha kısmını anlaşmış oldukları taşeron firmalar ile icraya koyduklarını, proje çerçevesinde ve sözleşme kapsamında bahse konu yerde taşeron firma vasıtası ile çalışma yapıldığını, sahadaki çalışmalar devam ederken İzmir 2. numaralı Kültür Bölge Kurulundan Ağustos 2014 yılı içerisinde suça konu yerin 3. derecede sit alanı olarak tespit edildiğine ilişkin kararın tebliğ edildiğini, karar tebliğinden sonra sahada çalışmaları durdurduklarını, ancak açılan çukurların kapatıldığını, çukurları kapatmak zorunda olduklarını, sıcak suyun merkeze taşınması için döşenecek boru hattının destekleyecek şekilde kazık çakıldığını beyan ettiği, suça konu yerde alınan izinler doğrultusunda sıcak su çalışması olduğu, açılan çukurların kapatılması sırasında ve yine sıcak su ile ilgili ilk başta ilgili mercilerden alınan izinlere güvenerek kazık çakılması sırasında kültür varlığına zarar verilmesi olayında suç kastının olmadığı, somut olayda sanığın amacının kültür varlığına zarar verme olmadığı, tüm bu nedenlerle sanığın yüklenen suç açısından kastının bulunmaması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/2 c maddesi uyarınca beraatine karar vermek gerekmiştir." denilmektedir.
-
Sanık ... savcılıkta müdafii huzurunda verdiği ifadesinde; "Ben yukarıda verdiğim adreste ikamet etmekteyim. 2014 yılı Eylül ayından itibaren Zorlu Jeotermal Alaşehir Elektrik Santrali işletme müdürü olarak görev yapmaktayım. Şirketimiz Alaşehir ilçesinde jeotermal kaynaklı elektrik üretimi için 2009 yılında ilk faaliyetlerine başladı. Gerekli fizibilite çalışmaları yapıldıktan sonra toplam 14 tane kuyu açmaya karar verdik. Bununla ilgili gerekli idari izin ve prosedür işlemlerini tamamladıktan sonra santral yapımı için 2013 yılında çalışmalara start verildi. 2014 yılı Şubat ayı içerisinde santralin A8 kuyu mevkiinin yanında tanımadığımız ve bilmediğimiz kişilerce yapılan define araştırması neticesi soruşturma yürütülüğü ve bu soruşturma kapsamında İzmir 2 numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu çalışanlarının yapmış olduğu çalışmalar esnasında bizim A8 kuyusunun çevresinde birtakım kalıntıların kültür ve tabiat varlığı olabileceği ihtimali ile çalışma başlatıldı. Bu çalışma kapsamında ilk olarak aynı kurul 28/03/2014 tarihinde kalıntıların kültür ve tabiat varlığı olduğunu tespit etti. Biz de bunun üzerine şirket olarak gerekli başvuru ve süreçle ilgili bilgi vererek çalışmaların toplam maliyet ve getiri potansiyeli ile kamu yararına olduğundan devam etmemiz gerektiğini kendilerine evrak üzerinden bildirdik. Ancak kurul 13/06/2014 tarihinde bahse konu A8 lokasyonunun 3. derece sit alanı olduğunu ve hiçbir nedenle fiziki müdahale bulunamayacağını bize tebliğ etti. Bu tebliğden itibaren şirketimiz A8 lokasyonunda sadece iki işlem gerçekleştirmiştir. Birincisi çevre mevzuatı ve başkalarını can ve mal güvenliği açısından tehlike oluşturduğu için çamur çukur diye tabir edilen çukurun kapatılması, diğerinin ise şirket olarak daha önceden ancak planlaması yaptığı koordinasyon eksikliği sebebiyle bahse konu A8 kuyusunun üstünden boru geçirmek maksadıyla 8 9 adet forex kazık çakma işlemi yapılmış olup, bu işlemler haricinde A8 lokasyonunda herhangi bir fiziki müdahalede bulunmadık. Firmamızın Alaşehir santral bölgesinde toplamda 14 taşeron firma ile çalışıp gerek iş sahasının büyüklüğü gerekse yapılan iş potansiyelinin büyüklüğü dikkate alındığında bahse konu kuyuda yapılan kazık çakma işleminde şirketimize gerekli bilgi verilmemiştir. Kaldı ki şirketimizin kuyu çalışmaları ve kültür tabiat koruma kurumunun şirketimizin çalışma sahasındaki çalışmalarında 1 Eylül 2014 tarihinde işe başladığımdan dolayı haberim olmamıştır. Benim göreve başladığımdan itibaren şirketimiz çalışma sahasında A8 lokasyonunda herhangi bir fiziki müdahalede bulunulmadığı bahse konu forex kazık çakma faaliyetini şirketimiz içerisinde koordinasyonsuzluk nedeniyle gerçekleştirilmiştir. Şirketimizin bakanlıklardan almış olduğu onay süreleri ve çalışma yapılan sahanın tarım arazisi olması ve elektrik üretimi ile bölgenin kalkınmasında kamu yararının gözetilmesi nedeniyle faaliyetinin devam etmesi gerektiğini düşünüyorum. Şirketimizin kasten müdahalesi olmamıştır. Ayrıca A8 kuyusunda tespit edilen A8 kuyusunun yerinin 3. derece sit alanı olması sebebiyle otlak koruma kurulunun talebi ve şirketimizin rızası ve bedeli şirketimizce karşılanması üzerine 1/1000 ve 1/5000 lik koruma nazım ve imar planı hakkında hazırlık aşamasındadır. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmem. Demiştir.
-
Sanık ... savcılıkta müdafii huzurunda verdiği ifadesinde; "Ben yukarıda verdiğim adreste ikamet etmekteyim. Ben Zorlu Jeotermal isimli şirketin genel müdür yardımcısı olarak ilk kez Alaşehir ilçesinde jeotermal kaynak araştırması için 2008 yılında gerekli çalışmalara başladım. 2009 yılında A1 ismini verdiğimiz kuyuda ilk sondaj faaliyetimizi gerçekleştirdik ve yer altında tespit edilen suyun yeterli sıcaklık ve debide olduğunu ve enerji üretimine uygun olduğunu tespit ederek ilk aşamada 30 mv lık enerji üretimi ile ilgili EPDK ve diğer izin süreçlerini tamamladıktan sonra çalışmaya başladık. Yapılan çalışmalar sonrasında bu kapasiteyi 45 mv. enerji üretimi r Olarak revize ettik ve bu kuyularla ilgili tüm test aşamalarını tamamlayıp gerekli izinli proje onaylarını alıp mühendislik çalışmalarına başladık. 2014 yılı ilk aylarında A8 ismini verdiğimiz kuyunun 150 200 m doğusunda yapılan izinsiz define araştırması esnasında Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu çalışanlarının yaptığı çalışma esnasında bizim A8 kuyusunun çevresinde de birtakım kalıntıların kültür ve tabiat varlığı olabileceği ihtimaliyle yapılan çalışma esnasında şirketimiz adına bahse konu A8 kuyusunda herhangi bir sondaj failiyeti olmadığını, mühendislik faaliyetine geçildiğini, bölge kurulundan yapılacak çalışma ile ilgili şirketimizin yardım ve desteğinin süreceğini belirtir şekilde gerek şifahi gerekse yazılı olarak kurula bildirdik. Ancak kurul 13/06/2014 tarihinde A8 kuyusunda yapılan çalışmalar sonucunda tespit edilen bulgular sebebiyle alanın 3. derecede sit alanı alanı olarak tespit edildiğini içeren kararın bize 2014 yılının Ağustos ayı içerisinde tebliğ etti. Biz ancak bu karar kesinleşmeden önce biz A8 kuyu lokasyonunda iki faaliyet gerçekleştirmek zorunda kaldık. Birincisi açtığımız kuyunun bir parçası olan çamur çukuru diye tabir edilen çukurun çevreye, kişilerin can ve mal kaybına tehlike oluşturmaması amacıyla üzerimize düşen kanuni yükümlülük gerekçeleriyle çukur kapatma faaliyeti olup, diğeri ise projemizin neredeyse 1/4 enerji üretimi gücünü taşıyan A8 kuyusunun diğer kuyularımızdan farklı olarak bölge kurulunun vermiş olduğu karar uyarınca yapmış olduğumuz fiziki çalışmaların minimize ederek sadece kuyudan çıkan sıcak akışkanın santrale taşınması amacıyla döşenecek boru hattını destekleyecek şekilde kazık çakılma işlemidir. Biz A8 kuyusunda bölge kurulunun verdiği karar uyarınca, karar sonrası toprak zemine ve tespit edilen kültür ve tabiat varlığına kesinlikle zarar vermedik ve müdahalede bulunmadık. Kaldı ki kuyuyu kazma işleminde de herhangi bir şekilde kültür tabiat varlığına rastlamadık. Bölge kurulu ile başından itibaren irtibat halindeydik. Projemizin ülke ekonomisi ve kamu yararı gözetildiğinde ayrıca A8 kuyusunda karar sonrası fiziki bir müdahale yapmamamız dikkate alındığında eylemimizin suç oluşturmadığını düşünüyorum, bu nedenle üzerime atılı suçlamayı kabul etmem, Ayrıca A8 kuyusunda tespit edilen A8 kuyusunun yerinin 3. derece sit alanı olması sebebiyle toprak koruma kurulunun talebi ve şirketimizin rızası ve bedeli şirketimizce karşılanması üzerine 1/1000 ve 1/5000 lik koruma nazım ve imar planı hakkında hazırlık aşamasındadır." demiştir.
-
Sanık ... savunmasında; "Ben 1 Eylül 2014 tarihinde Zorlu Jeotermal Enerji de işe başladım, 30 Eylül 2014 tarihinde İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğünün yazısından sonra bu durumdan haberdar oldum, konu ile ilgili eylemler 01 Eylül 2014 tarihinden önce gerçekleşmiş yapım ile ilgili inşaatla ilgili fiiliyatta herhangi bir görevim yoktur, ben faaliyete geçecek işletmeler ile ilgili görevliydim, ben elektrik teknik mühendisi olduğumdan açılacak olan işletmelerin bu husus ile ilgili kontrolünü yapıyordum, devriye alınması, işletilmesi ve montajı ile ilgili işletmelerin ilgili işlerine bakıyordum, yapılan kazı ile ilgili anlattığım nedenlerden dolayı bir ilgim alakam da bulunmamaktadır, benim üzerime atılı suçu işlemem söz konusu değildir, suçsuzum, beraatimi mahkeme aksi kanaette ise hakkımdaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep ve kabul ederim." demiştir.
-
Sanık ... savunmasında; "Ben Zorlu Jeotermal Enerji İstanbul Ofisinde genel müdür yardımcısı olarak görev yapıyorum, Zorlu Enerji adına yurt içi ve Yurt dışındaki proje geliştirme çalışmalarını ben takip ediyorum, Alaşehir projesi de benim takibimde olan ve geliştirdiğim projedir, biz her ne kadar projeyi geliştirip hazırlasak ta uygulama kısmını biz yapmıyoruz, saha kısmını anlaşmış olduğumuz taşeron firmalar ile icraya koyuyoruz, suça konu edilen yerde 2014 yılının ilk yıllarında proje tamamlanıp anlaştığımız taşeron firmalar çalışmaya başlamıştır, firmalar sözleşme çevresinde sahada işlerini yapmaktadırlar, sahadaki görevli personelimiz bu taşeron firmaları kontrol edip gerekli evrakları ara ara hazırlanıp en sonunda genel merkeze iletilir, proje çerçevesinde ve sözleşme kapsamında bahse konu yerde çalışma yapılmıştır, sahadaki çalışamalar devam ederken İzmir 2. numaralı Kültür Bölge Kurulundan Ağustos 2014 yılı içerisinde suça konu yerin 3. derecede sit alanı olarak tespit edildiğine ilişkin karar bize tebliğ edildi, karar tebliğinden sonra biz sahada çalışmaları durdurduk, burada bir takım proje değişikliğine gittik, bu proje değişikliği İzmir 2. numaralı Kültür ve Bölge Kuruluna bildirildi, daha sonra burada yapılan faaliyetlerin hepsi Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun elemanları gözetiminde sahadaki çalışan personel ile birlikte yürütülmüştür, suçsuzum, beraatimi mahkeme aksi kanaette ise hakkımdaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep ve kabul ederim." demiştir.
IV. GEREKÇE
"Alaşehir Jeotermal Enerji Santral” işi kapsamında Zorlu Jeotermal Enerji Elektrik Üretim AŞ tarafından yapılan faaliyetlere ilişkin olarak, 11.02.2014 tarih 550 nolu koruma kurulu yazısı ile, sondaj toprağı içerisinde kültür varlığı kalıntıları bulunduğundan karar alınana kadar uygulamanın derhal durdurulması, herhangi bir inşai ve fiziki faaliyette bulunulmaması hususunun şirkete bildirildiği,12.03.2014 tarihinde şirketin kurula, tebliğ edilen durdurma kararının yerinde olmadığı, sondaj alanında yürütülecek faaliyetlerin kültür varlıklarına zarar vermeyeceği, şirket olarak proje kapsamında yükümlülükleri olduğundan iş ve işlemlere devam etme zorunlukları olduğunun bildirildiği, 21.04.2014 tarih 1785 sayılı kurul tarafından şirkete gönderilen yazıda, alanın arkeolojik sit alanı içerisinde kalıp kalmadığının tespiti ve tescili için gerekli işlemlerin yapılması ile tescil işlemleri tamamlanıncaya kadar kurul izni alınmadan herhangi bir inşai ve fiziki müdahaleye gidilmemesinin bildirildiği, 28.05.2014 tarihinde kurul uzmanları tarafından yerinde inceleme sonucunda düzenlenen 11.06.2014 tarihli raporda, sondaj çukurlarının izinsiz olarak kapatıldığı, eylemin 2863 sayılı Kanun'a aykırı olduğu, dava konusu yerin 3. derece arkeolojik sit alanı olarak tescilinin uygun olduğunun belirtildiği, 13.06.2014 tarih 3970 nolu kurul kararı ile, tescil işlemleri tamamlanana kadar söz konusu alanda herhangi bir inşai ve fiziki müdahalede bulunulmamasına, bulunulması halinde yasal soruşturma açılmasına karar verilerek bu kararın da şirkete 14.08.2014 tarihinde tebliğ edildiği, 26.09.2014 tarih 4331 nolu kurul kararı ile de söz konusu alanın 3. derece arkeolojik sit alanı olarak tesciline karar verilerek yine bu kararın da şirkete gönderildiği, ancak 16.10.2014 tarihinde şirket tarafından kurula, kurul tarafından ikinci bir emre kadar çalışmalara ara verilmesinin kendilerine tebliğ edildiği, şirket olarak boru montajı çalışmalarının 15.03.2015 tarihinde tamamlanmasının hedeflendiği, bu nedenle boru montajının yapılması gerektiği, yer üstüne borular döşeneceği, daha sonra bu boruların demir kazıklar üzerine yerleştirileceği,demir kazıkların 30 40 cm genişliğinde, 3 4 m derinliğinde olacağı, 3. derece sit alanı içinde çalışmalara başlamak için izin verilmesini talep ettiklerine dair yazı gönderildiği, 27.11.2014 tarihli kurul uzmanları tarafından düzenlenen raporda da; yerinde yapılan inceleme sonucunda talep edilen boru hattına ilişkin zemine montaj çalışmalarının tamamlanmış olduğu, inceleme esnasında firma yetkililerince geri kalan çalışmada zemine çakılmış olan bağlantı noktaları üzerine boruları yerleştirme işleminin tamamlanacağının sözlü olarak ifade edildiği, açılan sondaj çukurunun yakındaki tarlalardan toprak alınarak kapatıldığı, söz konusu toprak alımı yapılan alanların bir bölümünün toprak kesitinde yoğun seramik parçalarının yer aldığı, yasal işlem başlatılması gerektiğinin tespit edildiği, 25.02.2015 tarih 4895 nolu kurul kararı ile de, fiziki uygulamaların 13.06.2014 26.09.2014 tarihli kararlardan sonra da devam ettiğinden bahisle suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği dosya kapsamında, kurul tarafından 11.02.2014 tarihinden itibaren dava konusu alanda herhangi bir fiziki inşai müdahalede bulunulmaması hususunun şirkete defalarca bildirildiği, buna rağmen 28.05.2014 tarihinde çukurların izinsiz olarak kapatıldığının tespit edildiği, dava konusu yerin sit alanı olarak tesciline karar verilip kararın şirkete tebliğinden sonra da şirketin 16.10.2014 tarihinde kurula, boru montajının yapılması gerektiği, yer üstüne borular döşeneceği, daha sonra bu boruların demir kazıklar üzerine yerleştirileceği, demir kazıkların 30 40 cm genişliğinde, 3 4 m derinliğinde olacağı hususunu bildirerek izin talep ettiği, ancak herhangi bir izin verilmemesine rağmen 27.11.2014 tarihli rapor ile, talep edilen boru hattına ilişkin zemine montaj çalışmalarının tamamlanmış olduğu, inceleme esnasında firma yetkililerince geri kalan çalışmada zemine çakılmış olan bağlantı noktaları üzerine boruları yerleştirme işleminin tamamlanacağının sözlü olarak ifade edildiği, açılan sondaj çukurunun yakındaki tarlalardan toprak alınarak kapatıldığı, söz konusu toprak alımı yapılan alanların bir bölümünün toprak kesitinde yoğun seramik parçalarının yer aldığı hususlarının tespit edildiği, sanıkların da beyanlarında çukur kapama ve kazık çakma eylemlerinin yapıldığını belirttikleri, sanık ...'in savunmasında, 01.09.2014 tarihi itibariyle işe başladığını ve elektrik teknik mühendisi olması nedeniyle eylemlere ilişkin sorumluluğunun olmadığını ileri sürdüğü anlaşılmakla, mahkemece sanık ...'in işe başlama tarihi, 28.05.2014 ve 27.11.2014 tarihli eylemler sırasında çalışıp çalışmadığı, işinin niteliğine ilişkin belgelerin temini ile, çalışıyor ise işinin niteliği kapsamında dava konusu eylemler açısından sorumluluğu olup olmadığı hususunun irdelenmesi ve mahallinde keşif icrası ile dava konusu eylemlerin niteliğinin tespiti ile sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Alaşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.04.2016 tarihli ve 2016/24 Esas, 2016/309 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.12.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:46:47