Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/9815
2023/5378
5 Aralık 2023
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2018/3330 E., 2020/835 K.
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Davacı vekili 23.01.2017 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; kurmay albay rütbesi ile görev yapmakta iken, kamuoyunda "İzmir Askeri Casusluk Soruşturması" olarak bilinen ve İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "Suç İşlemek Amacı İle Kurulan Örgüte Üye Olmak ve Devletin Güvenliğine İlişkin Gizli Belgeleri Temin Etmek" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 2013/1 numaralı iddianame ile özel hayatın gizliliğine aykırı şekilde düzenlenen fişleme kayıtlarına aynen yer verilerek İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esasına kayden açılan davada örgüt üyeliği suçundan sanık olarak yargılandığını, yargılama sonucunda beraat ettiğini, terfi etmesi kesin iken bu dava nedeniyle terfi edemediğini, erken emekli olması üzerine maaşındaki ve özlük haklarındaki eksilme nedeniyle maddi kaybı olduğunu, ayrıca bu davada temsil edilmesi için avukatlık ücreti ödediğini, duruşma için yol masrafı yaptığını belirterek maddi zararları için 169.440,00 TL maddi, manevi zararları için ise 500.000,00 TL manevi tazminatın iddianamenin kabul tarihi olan 22.01.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
-
Davalı vekili 07.03.2017 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal süre içerisinde açılıp açılmadığının mahkemece re’sen incelenmesi gerektiğini, istenilen tazminatın yüksek olduğunu ayrıca davacının kendi kusurlu ve ihmali hareketleri sonucu tutuklanmasına sebebiyet verdiğini, aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı olarak davacı hakkında birden fazla dava açılıp açılmadığının tespitinin gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
şeklinde beyanda bulunmuştur.
-
Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.05.2018 tarihli ve 2017/44 Esas, 2018/262 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 09.03.2020 tarihli ve 2018/3330 Esas, 2020/835 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.12.2021 tarihli 2020/60718 sayılı tebliğnamesi ile temyiz talebinin esastan reddiyle hükmün onanması talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; dava dilekçesinde belirtilen maddi kayıpları için maddi tazminata da hükmedilmesi gerektiğine ve hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğuna ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü:
Mahkeme gerekçesinde "Yargıtayın yerleşik içtihatlarında da yer aldığı üzere, maddi tazminatın belirlenmesinde, elde edilmesi mutlak, objektif, somut, daha önce kazanılan veya sahip olunduğu halde dava nedeni ile kaybedilen gelirler veya haklar nazara alınabilmektedir. Davacının dava nedeni ile terfi edememesi iddiası ise bu hususun mutlak olmaması, muhtemel gelir kaybına ilişkin olması nedeniyle maddi tazminat hesabında dikkate alınmamıştır. Erken emekli olması sonucu uğradığı maaş kaybının da koruma tedbirleri ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Davacının duruşmalara katılma için yapmış olduğu yol ve konaklama giderleri de CMK 141. ve devamı maddeleri gereğince hesaplanması zorunlu zarar kapsamında bulunmadığından reddine karar verilmiştir.Yine maddi zarar kalemi olarak Davacının vekalet ücreti talebi ile ilgili olarak sunmuş olduğu belgelerin incelenmesinden ise, İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığı davaya ilişkin olarak bila tarih avukatlık sözleşmesi ile 20.000 TL ücret karşılığı vekili ile anlaştığı, TSK dayanışma Vakfı'nın talep etmesi üzerine vekilinin 10.560 TL tutarında 21/06/2013 tarihli serbest meslek makbuzu düzenlediği, bu tutarın TSK Vakfı tarafından davacıya ödendiği, yargılama devam ederken 06/04/2017 tarihli dilekçeleri ile Vakfın Mahkememiz dosyasına sunulan 29/03/2017 tarihli serbest meslek makbuzu uyarınca 7.920 TL nı daha ödediği, dolayısıyla kalan 1.520 TL vekalet ücretinin ödenmesi talebinde bulunmuş ise de; hazineden talep edilen 1.520 TL vekalet ücretinin avukatına ödendiğine ilişkin başkaca bir belge makbuz vs. sunulmadığından bu talebinin de reddine karar verilmiştir. Davacının yargılanmış olduğu İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen 2013/1 numaralı iddianamede; soruşturma sırasında elde edilen dijital verilerde davacı ile ilgili olarak suç örgütü tarafından tutulduğu gerekçesiyle hakkındaki fişleme kayıtlarına hiçbir değerlendirme yapılmaksızın aynen yer verildiği, iddianamenin bu şekliyle alenileştiği, davacının kişilik haklarına saldığı mahiyetinde bulunan bu kayıtlar nedeniyle manevi zarara uğratıldığı, dolayısıyla bu talebinin CMK 141/3. m. kapsamında olduğu sonucuna varılmıştır. Buna göre tazminat hukukunun genel ilkeleri uyarınca, manevi tazminat miktarının tespitinde davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçların niteliği, olayın cereyan tarzı ve benzeri hususlar yanında, zenginleşme sonucunu doğurmayacak biçimde hak ve nesafet kurallarına uygun olarak takdiren 2.500 TL manevi tazminatın iddianamenin kabul tarihi olan 24/02/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmesi gerektiği kabul edilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü:
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, 5271 sayılı Kanunun 170 inci maddesinin üçüncü fıkrasındaki "iddianamede yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır" hükmünü uygulayan Cumhuriyet savcılarının, zorunluluk ve gereklilik ilkelerine uygun hareketle özenli davranması, kişilerin gizli veya özel hayat alanına ait olan, haberleşme içerikleri, kişiler arasındaki konuşmalar, özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerle ilgili bilgi ve belgelere iddianame içeriğinde yer vermelerinin gerekli olması halinde, maruz kalınan suçlar bakımından kişilerin onur ve saygınlığını en az zedeleyecek şekilde yer vermesi, zorunluluk ve gereklilik bulunmadıkça yer vermemesi, gereklilik ve zorunluluğun belirlenmesinde ise suçun sübutu ve nitelendirilmesine etki ölçüsü ile hareket edilmesi, isnat edilen suçun niteliği, tarafların davadaki konumları, kişilerin ileriki yaşamlarındaki etkileri, cinsiyeti, yaşı gibi özelliklerinin göz önünde bulundurulması, yer verilmesinin gerekli olduğu sonucuna ulaşıldığı takdirde ise bireysel hakları en az ihlal edecek ve bu ihlali haklı gösterecek bir yöntem benimsenmesi gerektiği cihetle, Terör Örgütü Üyesi Olmak suçundan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen iddianamede sanık olarak gösterilen ve kurmay albay olarak görev yapan davacı hakkında, iddianamede yer verilen fişleme kayıtlarında geçen ibarelerin bu kapsamda değerlendirilemeyeceği gözetilerek manevi tazminat talebinin de reddine karar verilmesi gerekliliği istinaf edenin sıfatına göre düzeltilerek esastan ret nedeni yapılamadığı belirtilerek, hükmedilen tazminat için iddianamenin kabul tarihinden itibaren faiz talebinde bulunulduğundan faiz başlangıç tarihininin 22.01.2013 şeklinde düzeltilerek esastan ret kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat davasının dayanağını oluşturan İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 2016/37 sayılı ceza dava dosyası kapsamında davacının suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak suçundan yapılan yargılama sonucunda davacının beraatine hükmedildiği, hükmün 21.10.2016 tarihinde kesinleştiği, davanun süresinde olduğu anlaşılmıştır.
Davacının talep konusunun 06.01.2013 tarihinde düzenlenen iddianame nedeniyle ilgili soruşturma ve yargılamada görev alan hakim ve Cumhuriyet savcılarının haksız fiil niteliğindeki eylemlerine dayandığı anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasının 18.06.2014 tarihinde düzenlenmesi nedeniyle hangi mevzuatın uygulanacağı konusunda izahat yapmak gerekmiştir.
Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun (1086 sayılı Kanun) 573 ve devamı maddelerinde, “hakim ve icra reisi” aleyhine 573 üncü maddede düzenlenen yedi bent ile sınırlı olmak üzere tazminat davası açılabileceği, 25.03.1931 gün ve 19/35 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararı ile ceza hakimlerinin de hakim kavramı içinde olduğu, mülga 1086 sayılı Kanunun 573 ve devamı maddelerinin, hakim ve icra reisi ile ceza hakimlerinin yargısal faaliyet nedeni ile oluşan zararlardan dolayı sınırlı sorumluluk halleri getirerek koruma sağladığı, Cumhuriyet savcılarının ise başlık ve madde metni dikkate alındığında 1086 sayılı Kanunun 573 ve devamı koruması içine alınmadığı, Cumhuriyet savcıları aleyhine genel hükümler çerçevesinde tazminat davası açılabileceği içtihatlar ile kabul edilmekteydi.
09.02.2011 gün ve 6110 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 14. maddesi ile mülga 1086 sayılı Kanunun 573 üncü maddesinde değişiklik yapılmış, hâkimlerin yargılama faaliyetlerinden dolayı Devlet aleyhine tazminat davası açılabileceği düzenleme altına alınmış, 24.02.1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununa 93 üncü maddeden sonra gelmek üzere 93/A maddesi eklenmiş; Cumhuriyet savcıları da Devlet koruması altına alınmış, hakim ve cumhuriyet savcıları aleyhine kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk sebeplerine dayanılarak da olsa tazminat davası açılamayacağı düzenlenmiştir.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 46 ncı maddesi gereğince hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı Devlet aleyhine tazminat davası açılabilecektir. Madde gerekçesinde "Hükümde geçen “hâkim” kavramının genel anlamda kullanıldığı, buna yargı yetkisini kullanan tüm hâkimlerin dahil olduğu, ilk derece mahkemesi hâkimleri, bölge adliye mahkemesi hâkimleri, Yargıtay, Danıştay başkan ve üyeleri keza ceza mahkemesi hâkimlerinin de buraya dahil” olduğu ifade edilmiştir.
6100 sayılı Kanunun 47 nci maddesine göre, aynı Kanunun 46 ncı maddesine istinaden Devlet aleyhine açılan tazminat davası, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi hâkimlerinin fiil ve kararlarından dolayı, Yargıtay ilgili hukuk dairesinde açılacak ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülecektir.
Bu arada, 21.02.2014 gün ve 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 24.02.1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 93/A maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Böylelikle “hukuk hâkimleri” dışındaki hâkimler ve cumhuriyet savcıları aleyhine açılacak tazminat davalarında görevli mahkemenin neresi olduğu sorunu ortaya çıkmıştır.
5271 sayılı Kanunun “Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat” başlıklı 141 inci maddesinde suç soruşturması veya kovuşturması sırasında, 141 inci maddenin birinci fıkrasında düzenlenen haller nedeni ile zarar gördüğünü iddia eden kişilerin maddî ve manevî her türlü zararlarını Devletten isteyebilecekleri, 142 nci maddesinde ise koruma tedbirleri nedeni ile tazminat isteminin, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanacağı düzenlenmiştir.
18.06.2014 gün ve 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesine; “(3) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.(4) Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücu eder.” şeklinde 3. ve 4. fıkralar eklenmiştir.
Bu düzenlemeler ışığında davacının talebine konu hakim ve Cumhuriyet savcılarının hukuki sorumlulukları nedeniyle talebe konu eylemlerin 18.06.2014 tarihinden önce olduğu dikkate alındığında eylem tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Kanun uyarınca tazminat isteme koşullarının ilgili maddelere göre değerlendirilmesi gerektiği, ancak davacı hakkında tazminat isteme koşulları oluşmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde tazminata hükmedilmesi temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamış, davacı vekilinin talebine konu maddi kayıpların tazminat koşullarının oluşmaması ve koruma tedirleri nedeniyle tazminat davasına konu edilebilecek gerçek zarar kapsamında bulunmadığından temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 09.03.2020 tarihli ve 2018/3330 Esas, 2020/835 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.12.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:48:37