Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

12. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/2400

Karar No

2023/5186

Karar Tarihi

28 Kasım 2023

MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2022/441 E., 2022/488 K.

DAVA: Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

KARAR: Davanın kısmen kabulü

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düzeltilerek onama

Dairemizce verilen bozma kararı üzerine mahkemece kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 nci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

  1. Davacı vekili 28.12.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının balyoz davası kapsamında 22.02.2010 – 19.06.2014 tarihleri arasında 1336 gün gözaltında ve tutuklu kaldığını, yapılan yargılama neticesinde beraat ettiğini belirtmiş, bu kapsamda 180.000,00 TL maddi tazminatın her bir zararın doğduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile, 2.000.000,00 TL manevi tazminatın ise gözaltına alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir.

  2. Davalı vekili 18.01.2016 tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava süresi ve mükerrer dava bakımından araştırma yapılması gerektiğini, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu ve davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.

  3. ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.06.2016 tarihli ve 2015/372 Esas, 2016/189 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

  4. ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.06.2016 tarihli ve 2015/372 Esas, 2016/189 Karar sayılı kararının davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 26.04.2022 tarihli ve 2021/833 Esas, 2022/3357 Karar sayılı kararı ile manevi tazminatın her bir tutukluluk süresi için ayrı ayrı belirlenerek faiz başlangıcının her bir tedbirin başlangıç tarihine göre belirlenmesi gerektiği, davacının görevine devam etmesi halinde kurban faaliyetlerinde görevlendirilmesi ihtimalinde hak kazanacağı muhtemel zarar kapsamında kalan ücret ile kıdem tazminatı farkının maddi tazminat hesabına dahil edilemeyeceği ve fazla manevi tazminata hükmolunduğu gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir.

  5. Bozma kararı üzerine ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.11.2022 tarihli ve 2022/441 Esas, 2022/488 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

  6. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 02.03.2023 tarihli tebliğnamesi ile vekalet ücretinin "17.400,00 TL nisbi vekalet ücreti" olarak düzeltilmesi suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasını talep etmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Davalı vekilinin temyiz isteği; dava süresi yönünden inceleme yapılmadığına, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının fahiş olduğuna, tutuklamadan faize hükmedilmesinin hatalı olduğuna ve davanın reddedilen kısmı bakımından davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. DAVA KONUSU

... 2. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde "... Davacının 22.02.2010 26.02.2010 tarihleri arasında gözaltında kaldığı, İstanbul 10.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2010/35 sorgu sayılı kararı ile 26.02.2010 tarihinde tutuklandığını, Kapatılan İstanbul 12.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2010/314 D.iş sayılı kararı ile 01.04.2010 tarihinde tahliye edildiği, kapatılan İstanbul 10.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2010/54 sorgu sayılı kararı ile 07.04.2010 tarihinde tekrar tutuklandığı, kapatılan İstanbul 9.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2010/751 değişik iş sayılı kararı ile 18.06.2010 tarihinde tekrar tahliye edildiği, kapatılan İstanbul 10.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2010/283 esas sayılı kararı ile 11.02.2011 tarihinde tekrar tutuklandığı, Anayasa Mahkemesi'nin18.06.2014 tarih ve 2013/7800 sayılı kararı doğrultusunda mahkemesince 19.06.2014 tarihinde tahliye edildiği, Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda, kamuoyunda "Balyoz" davası olarak bilinen yargılamada adil yargılama hakkı ihlalleri olduğu gerekçesiyle, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/188 Esas sayılı dosyasında yargılamanın yenilenmesi neticesine bağlı olarak davacıya isnat edilen, "Hükümeti Cebren Devirmek ve Engellemek" suçlarından ... 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/188 Esas, 31.03.2015 tarih ve 2015/143 karar sayılı karar ilamı ile beraat ettiği, beraat kararının temyiz edilmeden 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği, 05.11.2015 tarihinde kararın tebliğ edildiği, tazminat davasının 28.12.2015 tarihinde süresinde açıldığı, Uyap üzerinden yapılan sorgulamada davacı adına açılmış mükerrer tazminat davasının olmadığı anlaşılmaktadır.

Davacının dilekçesinde maddi tazminat talepleri kapsamında sunduğu eş, çocuklar, cezaevi, yol giderleri talepleri yönünden; yargısal içtihatlar da gözetilerek ... Davacının tutuklu kaldığı süre içerisinde kendisini ziyarete gelen yakınlarının geliş ve gidişleri sırasında yapmış oldukları harcamalar maddi tazminat kapsamına dahil edilemeyeceğinden talep mahkememizce kabul edilmemiştir.

Davacının TSK Mehmetçik Vakfında 24 .03. 2009 ile 1.04. 2014 tarihine kadar sürecek olan görev süresince oluşan hak kayıplarının belirlenerek bildirilmesi için ilgili kuruma müzekkere yazılmış, Davacının İstanbul Temsilcisi olarak 1.04.2009 ile kesintisiz olarak 1 .04. 2014 tarihine kadar çalıştığı dönemde net maaş ve İkramiye farkı da dahil 94.022,76 TL maddi tazminatın bilirkişi raporu ile tespit edilmiş,

Davacı hakkında 22.02.2010 – 01.04.2010 tarihleri arasında 38 gün, 07.04.2010 – 18.06.2010 tarihleri arasında 72 gün ve 11.02.2011 – 19.06.2014 tarihleri arasında 1224 gün olmak üzere 3 kez tutuklama tedbirinin uygulanmış, bu tedbirler arasında geçen sürelerde davacı tutuklu kalmamış ve davacının gözaltına alınma tarihi olan 22.02.2010 tarihinden itibaren faiz talebinde bulunduğu görülmektedir.

Mahkememizce usul ve yasaya uygun olması nedeni ile uyulmasına karar verilen bozma ilamı da dikkate alınarak manevi tazminatın her bir tutukluluk süresi için ayrı ayrı belirlenerek faiz başlangıcının her bir tedbirin başlangıç tarihine göre belirlenmesi gerekmiştir. Davacının Mehmetçik Vakfı İstanbul Temsilcisi olarak görevine devam etmesi halinde kurban faaliyetlerinde görevlendirilmesi ihtimalinde hak kazanacağı muhtemel zarar kapsamında kalan 7.270,62 TL ücretin ve 12.871,29 TL kıdem tazminatı farkının maddi tazminat hesabına dahil edilmemesi sureti ile maddi tazminatın belirlenmesi yoluna gidilmiştir.

... Yargıtay İçtihadları nazara alınarak davacının cezaevinde kaldığı süreler , sosyal ve ekonomik durumu, toplumsal konumu, atılı suçun niteliği, tutuklamanın şahıs üzerinde bıraktığı olumsuz etkiler dikkate alınarak, zenginleşme sonucunu doğurmayacak, adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşır şekildeDavacının manevi tazminat istemine yönelik davasının, CMK 141 ve 142. maddeleri uyarınca; tutuklu kaldığı tarihe, tutuklu kalınan süre, davacının ekonomik ve sosyal durumu, sonuçta hakkında delil yetersizliğinden beraat kararı verilmiş bulunmasına göre hakkaniyet ölçüleri de gözetilerek kısmen kabulü ile 22/02/2010 01/04/2010 tarihleri arasında tutuklu kaldığı günler açısından 75.000 TL manevi tazminatın 22/02/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine,07/04/2010 18/06/2010 tarihleri arasında tutuklu kaldığı günler açısından 75.000 TL manevi tazminatın 07/04/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine,11/02/2011 19/06/2014 tarihleri arasında tutuklu kaldığı günler açısından 200.000 TL manevi tazminatın, 11/02/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin REDDİNE,

manevi tazminata hükmedilmesine dair aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir." denilmiştir.

IV. GEREKÇE

  1. Tazminat talebinin dayanağı olan ... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas – 2015/143 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs suçundan 22.02.2010 – 01.04.2010 tarihleri arasında 38 gün, 07.04.2010 – 18.06.2010 tarihleri arasında 72 gün ve 11.02.2011 – 19.06.2014 tarihleri arasında 1224 gün olmak üzere toplam 1334 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle davanın yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

  2. Davacının tutuklu kaldığı suçtan yapılan yargılama neticesinde beraat ettiği, beraat kararının 08.06.2015 tarihinde kesinleşmesi üzerine kesinleşme şerhinin davacıya 05.11.2015 tarihinde tebliğ edildiğinden 28.12.2015 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin davanın reddi gerektiğine ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

  3. Zararın doğduğu tarihin haksız işlem tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği anlaşılmakla, davacı hakkında hükmedilen maddi ve manevi tazminatlara talep edildiği üzere tutuklama tarihlerinden itibaren yasal faize hükmedilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

  4. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

  5. Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.

Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.

Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, 22.02.2010 – 01.04.2010 tarihleri arasındaki 38 gün ve 07.04.2010 – 18.06.2010 tarihleri arasındaki 72 gün için, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da üzerinde olacak şekilde fazla manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.

  1. 15.08.2017 tarihli 694 sayılı KHK ile değişik, 01.02.2018 tarihli 7078 sayılı Kanunun 139 uncu maddesi ile aynen kabul edilen düzenleme ile 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı anlaşıldığından davacının talep ettiği tazminat miktarına göre hesaplanan vekalet ücretinin ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olması nedeniyle, davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nisbî vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

Gerekçe bölümünün (5 ve 6) numaralı paragraflarında açıklanan nedenle ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.11.2022 tarihli ve 2022/441 Esas, 2022/488 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.11.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararhukukîtemyiztevdiinev.süreçsebeplerigerekçereddinebozulmasınakonusu

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:53:57

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim