Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

12. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/9692

Karar No

2023/5171

Karar Tarihi

28 Kasım 2023

MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2021/90 E., 2022/58 K.

SUÇ: Taksirle öldürme

HÜKÜM: Mahkûmiyet, Beraat

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Sanık hakkında dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Şebinkarahisar Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.10.2015 tarihli ve 2014/38 Esas, 2015/55 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince beraat kararı verilmiştir.

2.Şebinkarahisar Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.10.2015 tarihli ve 2014/38 Esas, 2015/55 Karar sayılı kararının katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12.Ceza Dairesinin 02.11.2021 tarihli ve 2019/12759 Esas, 2021/7522 Karar sayılı kararı ile eksik araştırma sonucu hüküm kurulması hukuka aykırı olduğundan bahisle bozulmasına karar verilmiştir.

3.Şebinkarahisar Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.11.2022 tarihli ve 2021/90 Esas, 2022/58 Karar sayılı kararı ile taksirle öldürme suçundan, sanık ... hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraat kararı, sanık ... hakkında ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince neticeten 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 08.11.2022 tarihli ve 2022/121304 sayılı temyiz istemlerinin reddiyle onama görüşü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

1.Katılanlar vekilinin temyiz isteği, sanık ... hakkında beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ve katılanlar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine,

2.Sanık ... müdafiinin temyiz isteği, olay tarihinde gerekli önlemlerin alınmasından yerel yönetimlerin sorumlu olduğu, müvekkillerin çalıştığı şirketin kusurunun olmadığı, sanığın harcama yetkisinin bulunmadığından bahisle hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

Yerel Mahkemenin Kabulü;

1.Mahkemece ''Sanıklar ... ve ...'ın olay tarihlerinde ... Köyü ... Mahallesi'nin 150 metre kadar güneyinde ENERGO PRO Reşadiye Hamzalı Elektrik Üretim A.Ş. HES 1 santralinde çalıştıkları, sanık ...'in işletme müdürü pozisyonunda, sanık ...'ın ise elektrik bakım teknikeri olarak görev yaptığı,

Olay tarihinde Koyulhisar İlçesi ... Köyü ... Mahallesi'nde oyun oynamak için dışarıya çıkan müteveffa ... ile müteveffa ...'nin eve dönmemesi nedeni ile müteveffanın babası katılan ...'nin akşam 20:30 sıralarında Koyulhisar İlçe Jandarma Komutanlığı'na müracaat etmesi üzerine arama çalışmalarının başlatıldığı, ... Köyü ... Mahallesi'nin 150 metre kadar güneyinde ENERGO PRO Reşadiye Hamzalı Elektrik Üretim A.Ş. HES 1 santraline enerji sağlayan su kanalının yanında çocuklara ait terliklerin bulunması nedeni ile arama kurtarma çalışmalarının sulama kanalı üzerinde yoğunlaştırıldığı, çökertim havuzunun suyunun tahliye edilmesi için tahliye kapağı açıldığında yükleme havuzuna yakın kısımda saat 15:00 sıralarında müteveffaların cansız olarak bulunduğu, 11/09/2012 tarihli Trabzon Adli Tıp Kurumu'nun otopsi raporuna göre maktullerin ölümünün suda boğulma sonucu meydana gelmiş olduğunun kuvvetle muhtemel olduğunun tespit edildiği, düzenlenen 21/04/2015 tarihli bilirkişi raporunda; Enorgo Pro Reşadiye Hamzalı Elektrik Elektrik Üretim Aş.nin İşletme Müdürü ...'in, 1. DERECEDEN ASLİ KUSURLU OLDUĞU ve bu asli kusurlu bulunulmasına neden olan durumla ilgili olarak ... ve ... adlarındaki iki çocuğun boğularak ölümüne sebebiyet verdiğinin tespit edildiği, yine aynı raporda Enorgo Pro Reşadiye Hamzalı Elektrik Elektrik Üretim A.Ş.'de çalışan tekniker ...'ın 1. DERECEDEN ASLİ KUSURLU OLDUĞU ve bu asli kusurlu bulunulmasına neden olan durumla ilgili olarak ... ve ... adlarındaki iki çocuğun boğularak ölümüne sebhebiyet verdiği ancak ...'ın, olayla ilgili Enorgo Pro Reşadiye Hamzalı Hidroelektrik Santralında, işletme Emniyet sorumlusu olarak çalıştığının yada dava konusu olayla ilgili şirketteki müteselsil sorumluluk zinciri içerisinde yetkili olarak yer aldığının mahkeme kanalıyla şirketten yazılı olarak yapılacak sorgulama sonucunda, geriye dönük görev ve yetkilendirilmesinin yapıldığı belgelerle teyit edilememesi durumunda dava konusu olayla ilgili olarak HERHANGİ BİR KUSURUNUN OLMADIĞI'nın tespit edildiği, bilirkişi raporunda, şirket yetkililerinin asli kusurlu olduklarının belirtildiği ve bu nedenle sanıklar hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan kamu davası açıldığı, oluşun bu şekilde gelişip sübuta erdiği anlaşılmıştır.

Her ne kadar sanık ... aşamalarda ve bozma sonrası mahkememiz huzurunda alınan savunmalarında, olay tarihlerinde bahse konu işletmede işletme müdürü olarak görev yaptığını, ancak güvenliğe ilişkin yetki ve sorumluluğun kendisine ait olmadığını, görevde bulunduğu süre içerisinde olayın gerçekleştiği kanalın bir kısmının çit ile çevrildiğini, hava müsait olduğu sürece çitsiz alanı da çitle kapamaya çalıştıklarını, emniyet açısından riskli olan her tarafı kapadıklarını, suyun 4 metre olduğuna dair, girilmemesi gerektiğine dair uyarı levhalarını astıklarını, ayrıca şirketin kanal boyunca su kanalına yaklaşmanın tehlikeli ve yasak olduğunu belirten yazıları koymak suretiyle her türlü önlemi aldığını ayrıca mevzuat gereğince kanalın etrafının çit ile çevrilmesine ilişkin bir zorunluluk bulunmamasına rağmen riskli alanları herhangi bir kazaya sebebiyet verilmemesi açısından çit ile çevirdiklerini, dolayısıyla tüm önlemleri kendisi ve şirketin adına yerine getirdiğini, meydana gelen kazada kusurunun bulunmadığını belirterek üzerine atılı suçlamaları kabul etmemiş ise de;

Şirket içerisindeki yönetim ve organizasyon şemalarının araştırılması amacıyla dosyamız arasına alınan 07/02/2022 tarihli cevabi yazıda sanık ...'ın elektrik bakım teknikeri, sanık ...'in ise işletme müdürü olarak görev yaptığının, olay tarihinde işletmede şantiye şefi bulunmadığının, emniyet mühendisi, İSG Müdürü ve benzeri gibi pozisyonlarda çalışan kişilerin yahut dışarıdan hizmet alımının da ilgili dönemde yasal gereklilik olmaması nedeniyle bulunmadığının bildirildiği, yine aynı cevabi yazıda işletme müdürünün görev tanımında işletmenin temizlik, güvenlik, bakım ve teknik ihtiyaçlarının uygun şekilde karşılamak şeklindeki görevinin belirtilmesi,

Sanık ...'in tüm aşamalarda şirketin işletme müdürü olarak görev yaptığını belirttiği, ancak işletme müdürünün şantiyenin güvenliğinden kimin sorumlu olduğunu bilmemesinin şirketin yönetim biçimine, iş tanımına ve organizasyon şemasına aykırılık oluşturduğu,

Tanık ...'in bozma sonrası mahkememizde alınan beyanlarında "... suç tarihlerinde işletme müdürüydü ... da elektrik bakım teknisyeniydi, ...'ın görevi elektrik arızalarını gidermekti, bunun dışında ...'ın iş vereni temsil etmek gibi bizlere emir ve talimat vermek üzere ayarlanmış bir pozisyonu yoktu, suç tarihlerinde santral içerisinde güvenliği özel şirket sağlıyordu, onlar da vardiya usulü çalışıyorlardı, bu şahıslar santral binasından sorumluydular, ayrıca kanallarla ilgili sorumlu kimse yoktu, olay sıralarında kanal etrafına bu işi alan firma tel çekmeye devam ediyordu, ancak olayın yaşandığı kanalda henüz tel çekilip çekilmediğini bilmiyorum, anlattığım hususlarla beraber kanalda iddianame anlatımına konu olayda değinilen iş için görevli başkaca şantiye şefi sorumlu mühendis veya benzeri sorumlu yoktu" şeklindeki beyanları,

Tanık ... bozma sonrası mahkememizde alınan beyanlarında "... suç tarihlerinde işletme müdürüydü ... da elektrik bakım teknisyeniydi, ayrıca ...'ın görevi elektrik arızalarını gidermekti, bunun dışında ...'ın iş vereni temsil etmek gibi bizlere emir ve talimat vermek üzere ayarlanmış bir pozisyonu yoktu, suç tarihlerinde santral içerisinde güvenliği özel şirket sağlıyordu, onlar da vardiya usulü çalışıyorlardı, bu şahıslar santral binasından sorumluydular, ayrıca kanallarla ilgili sorumlu kimse yoktu, olay sıralarında kanal etrafına bu işi alan firma tel çekmeye devam ediyordu," şeklindeki beyanları,

Tanık ... bozma sonrası mahkememizde alınan beyanında; "... suç tarihlerinde işletme müdürüydü ... da elektrik bakım teknisyeniydi, ...'ın görevi elektrik arızalarını gidermekti, bunun dışında ...'ın iş vereni temsil etmek gibi bizlere emir ve talimat vermek üzere ayarlanmış bir pozisyonu yoktu, suç tarihlerinde santral içerisinde güvenliği özel şirket sağlıyordu, onlar da vardiya usulü çalışıyorlardı, bu şahıslar santral binasından sorumluydular, ayrıca kanallarla ilgili sorumlu kimse yoktu, olay sıralarında kanal etrafına bu işi alan firma tel çekmeye devam ediyordu, ancak olayın yaşandığı kanalda henüz tel çekilip çekilmediğini bilmiyorum" şeklindeki beyanları,

Tanık ... bozma sonrası mahkememizde alınan beyanında; "... suç tarihlerinde işletme müdürüydü, ... işletmenin yönetilmesinden, üretim ve dağıtım işlerinin yapılması ile ilgileniyordu, ... da elektrik bakım teknisyeniydi, ...'ın görevi elektrik arızalarını gidermekti, bunun dışında ...'ın iş vereni temsil etmek gibi bizlere emir ve talimat vermek üzere ayarlanmış bir pozisyonu yoktu, suç tarihlerinde santral içerisinde güvenliği özel şirket sağlıyordu, onlar da vardiya usulü çalışıyorlardı, bu şahıslar santral binasından sorumluydular, ayrıca kanallarla ilgili sorumlu kimse yoktu, olay sıralarında kanal etrafına bu işi alan firma tel çekmeye devam ediyordu, ancak olayın yaşandığı kanalda henüz tel çekilip çekilmediğini bilmiyorum" şeklindeki ifadeleri,

Bozma öncesi dinlenen tanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'in olay tarihinde santralin ve su kanalının kenarında tel örgü yada koruyucu herhangi bir engel olmadığı gibi herhangi bir uyarı levhasının da bulunmadığına, tel örgü çekme çalışmalarının yeni başladığına ancak tamamlanmadığına ilişkin ifadeleri,

Bozma öncesi ve bozma sonrası mahkememizce dinlenen tanıkların olay tarihinde su kanalının çevresinde uyarıcı levha veya tel örgü önlemlerinin tamamen alınmadığını, santralin güvenliğinin özel şirketler tarafından sağlandığını belirtmeleri ancak işletmede belli alanlara tel çekilmeye devam edildiğini ifade etmeleri, şirket tarafından mahkememize gönderilen cevabi yazıda sanık ...'in işletme müdürü olduğu, yine olay tarihinde işletmede şantiye şefi bulunmadığının, emniyet mühendisi, İSG Müdürü ve benzeri gibi pozisyonlarda çalışan kişilerin yahut dışarıdan hizmet alımının da ilgili dönemde yasal gereklilik olmaması nedeniyle bulunmadığının bildirilmesi, 21/04/2015 tarihli bilirkişi raporunda sanık ...'in asli kusurlu olduğunun bildirilmesi, sanığın şirket içi sözleşmesine bakıldığında da doğrudan şirketin güvenliğine ilişkin yükümlülüklerinin bulunduğunun belirtilmesi karşısında; sanığın gerekli tüm önlemleri aldıklarına ve meydana gelen olayda kusurunun bulunmadığına ilişkin savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik çaba olduğu kanaatine varılarak bu beyanlarına itibar edilmemiştir.

B )Fiilin Hukuki Nitelendirmesi, Sanıkların Hukuki ve Cezai Sorumluluğu

Sanık ... Yönünden;

Taksir, Türk Ceza Kanunu'nda "Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir." şeklinde tanımlanmıştır.

Bilinçli taksiri, basit taksirden ayıran özellik fiilin neticesinin fail tarafından öngörülmüş ve fakat istenmemiş olmasıdır. Kanunda da bilinçli taksir, "öngörülen neticeyi istememesine karşın neticenin gerçekleşmesi" şeklinde tanımlanmıştır. Diğer bir ifade ile bilinçli taksir öngörüldüğü halde istenmeyen neticenin gerçekleşmesine iradi hareketi ile neden olma olarak tanımlanabilir. Ceza Genel Kurulu'nun bir kararında "Bilinçli taksirde, neticenin gerçekleşmesini istemeyen fail, hareketinin tipe uygun, hukuka aykırı bir sonuca neden olabileceğini öngörmesine rağmen, hareketine devam ederek neticeyi meydana getirmektedir. Hukuka aykırı neticeyi öngördüğü halde gerçekleşmeyeceğine güvenen ve bu güvenle hareketini sürdüren failin söz konusu güveninin dayanağı, talih, bilgi, yetenek, deneyim ve benzeri gibi çeşitli etkenler olabilir." açıklaması yer almaktadır.

Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun birçok kararında da vurgulandığı üzere taksirin unsurları;

1 Fiilin taksirle işlenebilen bir suç olması,

2 Hareketin iradiliği,

3 Neticenin iradi olmaması,

4 Hareketle netice arasında nedensellik bağının bulunması,

5 Neticenin öngörülebilir olmasına rağmen öngörülememiş olması, şeklinde kabul edilmektedir.

Sanık ...'nın meydana gelen kazaya basit taksir ile mi bilinçli taksir ile mi sebep olduğu konusunda mahkememizce yapılan değerlendirmede; failin bilinçli taksir ile hareket ettiğinin kabulü için failin neticeyi öngörmüş olması gerekmekte olduğu, bu itibarla, zararlı neticenin öngörüldüğünün kabul edilmesi için de failin genel olarak tehlikeli bir davranışı gerçekleştirdiğinin farkında olmasının yeterli olmadığı, kendi davranışının belirli bir süje açısından yarattığı somut tehlikeyi zihninde canlandırmış olması gerekmekte olduğu, somut olayda bilinçli taksirin varlığına hükmedilebilmesi için, neticenin fail tarafından öngörülmüş olduğunun ortaya konulmasının şart olduğu, dosyamıza konu olayda ise;

Olay tarihinde sanık ...'nın Enorgo Pro Reşadiye Hamzalı Hidroelektrik Santralında, işletme müdürü olarak görev yaptığı, ancak olay tarihlerinde santralin güvenliğinin özel şirketler tarafından sağlandığı ve bu ekiplerin vardiyalı olarak çalıştığı, gerekli önlemlerin alınıp alınmadığını işletme müdürü olan sanığın denetlemesi gerektiği, nitekim şirket tarafından gönderilen cevabi yazıda işletme müdürünün görev tanımında işletmenin temizlik, güvenlik, bakım ve teknik ihtiyaçlarının uygun şekilde karşılamak şeklindeki görevinin belirtildiği, sanığın iş bu eylemi ile genel olarak tehlikeli bir davranışı gerçekleştirdiğinin farkında olmadığının kabulünün gerekeceği, dolayısıyla 21/04/2015 tarihli bilirkişi raporunda meydana gelen olayda asli kusurlu bulunduğu ve müteveffa ... ve ...'nin boğularak ölümüne sebebiyet verdiğinin belirtildiği, mahkememizce yapılan araştırma neticesinde 07/02/2022 tarihli şirket cevabında sanık ...'in işletme müdürü olarak görev yapmıştığının bildirilmesi ve tanıkların olay tarihlerinde santral ve su kanalı çevresinde uyarı levhası, tel örgü gibi önlemlerin alınmadığını bildirmeleri karşısında Sanık ...'in üzerine atılı "Taksirle Birden Fazla Kişinin Ölümüne Neden Olma" suçu sübut bulmakla, suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, sanığın kusurunun yoğunluğu nazara alınarak, eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 85/2 maddesi uyarınca takdiren ve teşdiden 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, yasal koşulları oluşmadığından hakkında TCK'nın 22/3 maddesi gereğince bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiş, sanık hakkında verilen cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak TCK' nın 62/1 maddesi gereğince cezasından 1/6 oranında indirim yapılarak sonuç olarak sanığın 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, ayrıca sanığın asli ve tam kusurlu davranışıyla dava konusu olaya sebep olması, meydana gelen tehlikenin ağırlığı ve suçun işlenmesindeki özellikler nazara alındığında, sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının TCK'nın 50/1 a hükmü uyarınca adli para cezasına çevrilmesine ilişkin TCK'nın 50/4 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına dair aşağıda belirtilen şekilde karar ihdas edilmiştir.

Sanık ... Yönünden;

Her ne kadar sanık ... hakkında "Taksirle Birden Fazla Kişinin Ölümüne Neden Olma" suçu nedeniyle kamu davası açılmış ise de;

Sanığın bozma öncesi ve bozma sonrası mahkememizce alınan savunmalarında şirkette elektrik bakım teknisyeni olarak çalıştığını, şirketi temsile yetkili bir durumunun olmadığını, kanal boyuna tel örgü örülmesinin kendi görev tanımının dışında olduğunu, iş sözleşmesinde de iş tanımının elektrik bakım şefi olarak yapıldığını ve iş yerinin elektrik bakım ve onarım işlemleri yaptığını, şirkette temsil yetkisi ve sorumluluğunun bulunmadığına ilişkin istikrarlı savunmaları,

21/04/2015 tarihli bilirkişi raporunda; tekniker ...'ın 1. DERECEDEN ASLİ KUSURLU OLDUĞU ve bu asli kusurlu bulunulmasına neden olan durumla ilgili olarak ... ve ... adlarındaki iki çocuğun boğularak ölümüne sebebiyet verdiği, ancak sanık ...'ın, olayla ilgili Enorgo Pro Reşadiye Hamzalı Hidroelektrik Santralında, işletme Emniyet sorumlusu olarak çalıştığının yada dava konusu olayla ilgili şirketteki müteselsil sorumluluk zinciri içerisinde yetkili olarak yer aldığının mahkeme kanalıyla şirketten yazılı olarak yapılacak sorgulama sonucunda, geriye dönük görev ve yetkilendirilmesinin yapıldığı belgelerle teyit edilememesi durumunda dava konusu olayla ilgili olarak HERHANGİ BİR KUSURUNUN OLMADIĞI'nın tespit edilmesi,

Mahkememizce şirket sorumlularının tespit edilebilmesi amacıyla bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere sanıkların konum ve görevlerine ilişkin şirket içi organizasyon şemalarının dosyamız arasına alındığı, Yargıtay bozma ilamında izah edildiği üzere meydana gelen kazada kimin yetkili ve sorumlu olduğu ile varsa kusuru bulunanların belirlenmesi, cezaların şahsiliği prensibi gereği atfedilecek kusurun kime veya kimlere ait olduğunun tespiti bakımından; sanığın çalıştığı şirketten kayıtlarının ve sigorta dökümlerinin temin edildiği, 07/02/2022 tarihli şirket cevabında; "2011 yılından olay tarihine kadar, müvekkil şirket nezdinde Sanık ... elektrik bakım teknikeri, olarak görev yapmıştır. döneme ait iş sözleşmeleri EK 2'de sayın mahkemeniz dikkatlerine sunulmaktadır. 01.01.2021 15.08.20212 tarihleri arasındaki süreçte iddianame anlatımına konu eyleme ilişkin olarak su kanalının ilgili yasal mevzuata uygun olarak işleyişinin, güvenliğinin sağlanması hususunda, Mevzubahis Hidroelektrik — Santral Zzaten — işletmede bulunduğundan şantiye şefi ve benzeri Pozisyonlar ve dolayısıyla bu Pozisyonlarda çalışan kişiler bulunmamaktadır. Yine, emniyet mühendisi, İSG Müdürü ve benzeri gibi Pozisyonlarda çalışan kişilerin yahut dışarıdan hizmet alımının da ilgili dönemde yasal gereklilik olmaması nedeniyle bulunmadığı," şeklinde bilgi verildiği, ve yine aynı cevabi yazıda elektrik bakım teknikerinin görev tanımı incelendiğinde işyeri güvenliğinden sorumlu olduğuna ilişkin bir tanımın yapılmadığı,

Bozma öncesi ve bozma sonrası dinlenen tanıkların sanık ...'ın şirkette elektrik bakım teknikeri olarak çalıştığını, özellikle Tanık ...'ın bozma sonrası mahkememizdeki beyanında; "... da elektrik bakım teknisyeniydi, ...'ın görevi elektrik arızalarını gidermekti, bunun dışında ...'ın iş vereni temsil etmek gibi bizlere emir ve talimat vermek üzere ayarlanmış bir pozisyonu yoktu" şeklindeki ifadeleri, tanık ...'in bozma sonrası mahkememizdeki beyanında; "... suç tarihlerinde işletme müdürüydü ... da elektrik bakım teknisyeniydi, ...'ın görevi elektrik arızalarını gidermekti, bunun dışında ...'ın iş vereni temsil etmek gibi bizlere emir ve talimat vermek üzere ayarlanmış bir pozisyonu yoktu," şeklindeki ifadeleri, tanık ...'ın bozma sonrası mahkememizdeki beyanında; "... suç tarihlerinde işletme müdürüydü ... da elektrik bakım teknisyeniydi, ayrıca ...'ın görevi elektrik arızalarını gidermekti, bunun dışında ...'ın iş vereni temsil etmek gibi bizlere emir ve talimat vermek üzere ayarlanmış bir pozisyonu yoktu" şeklindeki ifadeleri ve tanık ...'ın bozma sonrası mahkememizdeki beyanında; "... suç tarihlerinde işletme müdürüydü ... da elektrik bakım teknisyeniydi, ...'ın görevi elektrik arızalarını gidermekti, bunun dışında ...'ın iş vereni temsil etmek gibi bizlere emir ve talimat vermek üzere ayarlanmış bir pozisyonu yoktu," şeklindeki ifadelerinin sanığın savunmalarını desteklediği, olay tarihlerinde santral içerisinde güvenliği özel şirket sağladığı,

Hususları bir arada değerlendiğinde 21/04/2015 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere ve bozma ilamı doğrultusunda mahkememizce yapılan araştırmada şirket içerisinde sanık ...'ın güvenlik sorumlusu olarak çalıştığının yada dava konusu olayla ilgili şirketteki müteselsil sorumluluk zinciri içerisinde yetkili olarak yer aldığına ilişkin bir tespitin yapılamadığı, olaya konu işletmede değinilen işe ilişkin başkaca şantiye şefi, sorumlu mühendis ve benzeri sorumlunun bulunmadığı, sanığın görev tanımında da işletmenin güvenliğinden sorumlu olduğuna ilişkin bir ibarenin bulunmadığı, bu sebeple meydana gelen kazada sanık ...'ın sorumluluğun ve kusurunun bulunmadığı anlaşılmakla; sanık ...'ın eylemleri nedeni ile 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 53 maddeleri gereğince "Taksirle Birden Fazla Kişinin Ölümüne Neden Olma" suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın üzerine atılı suç yönünden, soyut iddia dışında mahkumiyete yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemeyip, sanığın müsnet suçu işlediği sabit olmadığından CMK'nın 223/2 (e) hükmü uyarınca beraatine dair aşağıda belirtilen şekilde karar ihdas edilmiştir.''

Biçimindeki gerekçe ile sanık ... hakkında beraat, sanık ... hakkında ise mahkumiyet kararı verilmiştir.

2.Energo pro Elektrik Üretim Şirketi görev dağılım çizelgesi, 17.08.2012 tarihli mahalli Cumhuriyet savcısı eşliğinde tutulan olay yeri inceleme tutanağı, 15.08.2012 tarihli olay yeri görgü tespit tutanağı, şirket yetkilisi tarafından sanık ...'in yetkilendirdiği vekaletname, sanıkların SGK kayıtları, Enerji Tabii Kaynaklar Bakanlığı 26.11.2010 tarihli Geçici Kabul Tutanağı, sanıkların şirketteki pozisyonların görev tanımları ilişkin belge, sanıkların iş sözleşmeleri dosyada mevcuttur.

3.Adli Tıp Kurumu Trabzon Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi 08.10.2012 tarihli ...'nin otopsi raporunda;

''...Kimyasal incelemede alkol, uyutucu uyuşturucu ve sistematik toksik madde saptanmadığı, histopatolojik incelemede akut şişme alanları ve ödem izlenen konjesyone akciğer, konjesyone kalp kası, karaciğer ve böbrek, hiperemik beyin ve beyincik saptandığı cihetle küçüğün ölümünün suda boğulma sonucu meydana gelmiş olduğunun kuvvetle muhtemel olduğunu bildirir tıbbi kanaat raporudur.''

Denilmektedir.

4.Adli Tıp Kurumu Trabzon Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi 11.09.2012 tarihli ...'nin otopsi raporunda;

''Kimyasal incelemede alkol, uyutucu uyuşturucu ve sistematik toksik madde saptanmadığı, histopatolojik incelemede akut şişme alanları ve fokal ödem izlenen konjesyone akciğer, konjesyone kalp kası, karaciğer ve böbrek, hiperemik beyin ve beyincik, özellik göstermeyen koroner arter saptandığı cihetle kişinin ölümünün suda boğulma sonucu meydana gelmiş olduğunun kuvvetle muhtemel olduğunu bildirir tıbbi kanaat raporudur.''

Denilmektedir.

5.Sivas Cumhuriyet Başsavcılığınca aldırılan 21.01.2013 tarihli üç iş güvenliği uzmanından oluşan bilirkişi heyetince, sanıkların su kanalına girmeyi engelleyecek fiziki iyileştirmeyi yeterli şekilde yapmadıklarından asli kusurlarıyla olaya sebebiyet verdiği belirtilmiştir.

6.Mahkemece keşif üzerine aldırılan 21.04.2015 tarihli iki iş güvenliği uzmanı, bir enerji uzmanı bilirkişi olmak üzere üç kişilik heyetten alınan raporda, sanık ...'in yoğun bir yerleşim yeri olan ... Mahallesine oldukça yakın ve yaklaşık 120 metre mesafede bulunan su taşıma kanalına inmeyi engelleyecek güvenlik tedbirlerini aldırmadığı, bu konuda müteselsil denetim görevi hususunda hassasiyet göstermediği, çalışan personele de yeterli eğitimi aldırmadığından asli kusurlu olduğu, sanık ...'ın ise, görev tanımına ilişkin bir belirsizliğin olduğu, şirkette emniyet sorumlusu olarak çalıştığı yahut müteselsil sorumluluk zinciri içinde çalıştığının anlaşılması durumunda, diğer sanık gibi asli kusurlu sayılacağı aksi takdirde kusurunun bulunmadığı saptanmıştır.

7.Reşadiye Hamzalı Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi 19.06.2015 tarihli cevabi yazısında, şirket bünyesinde yüksek gerilim işletme sorumluluğuna ilişkin bir pozisyonun bulunmadığı, ilgili işletmenin işletmesi, idaresi ve bu işletme ile ilgili her türlü iş ve tedbirlerin işletme müdürü tarafından yürütüldüğü bildirilmiştir.

8.Reşadiye Hamzalı Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi 18.05.2015 tarihli cevabi yazısında, sanık ...'ın elektrik bakım şefi olarak olay tarihinde görev yaptığını, ek de meslek lisesi diploması ve işe giriş bildirgesinin gönderildiğini, kendisinin elektrik teknikeri mesleğini yürüttüğü, santraldeki elektro mekanik donanımın bakımı ve tamiri gibi görevleri yerine getirmekte olduğu hususlarına yer verilmiştir.

9.Sanık ... aşamalarda, 2011 Temmuz ayında göreve başladığını, hava müsait olduğu sürece çitsiz alanları herhangi bir yasal zorunluluk olmamasına karşın çitle kapamaya çalıştıklarını, emniyet açısından riskli olan her tarafı kapattıklarını, suyun 4 metre olduğuna ve girilmemesi gerektiğine dair uyarı levhalarını astıklarını, ayrıca şirket kanal boyunca su kanalına yaklaşmanın tehlikeli ve yasak olduğunu belirten yazıları koymak suretiyle her türlü önlemleri aldıklarını, tüm önlemleri kendisi ve şirketi adına yerine getirdiğini, gerçekleşen olayda kusurunun olmadığını ileri sürmüştür.

10.Sanık ... aşamalarda, şirketi temsile yetkili bir pozisyonun olmadığını, tel örülmesinin görevi dışında olduğunu, kendisinin tekniker olarak görev yaptığını, çocukların vefat ettiği yerin yerleşim yeri dışında olduğunu ve ulaşımı sağlayan yolun bulunmadığını, şirketlerinin kanal boyunca güvenliği sağlamak için oluşturduğu ekibin tur attığını, su kanalının büyük kısmının fens teliyle çevrili bulunduğunu ancak arazinin sarp koşulları sebebiyle bir kısmının henüz çevrilemediğini, kanal boyunca uyarı levhalarının asıldığını, şirket yetkililerin olayla ilgili her türlü önlemi aldığını, yasal mevzuat gereği bu hususta şirketin yükümlülüğünde mevcut olmadığını dile getirmiştir.

IV. GEREKÇE

Energo Pro Reşadiye Hamzalı Elektrik Üretim Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'nin işlettiği, sanıklardan ...'nın işletme müdürü, diğer sanık ...'ın ise elektrik bakım şefi olarak çalıştığı ve ... köyü ... mahallesine yaklaşık 110 metre mesafedeki hidroelektrik santraline enerji sağlayan su kanalına serinlemek için giren 2001 doğumlu Necip ile 2002 doğumlu ...'nin kanalda boğulmaları sonucu ölmeleriyle sonuçlanan olayda;

1.Görev tanımında şirketi adına işletmenin temizlik, güvenlik, bakım ve teknik ihtiyaçlarının uygun şekilde karşılanması hususu bulunan sanık ...'in, işletme müdürlüğünü yaptığı hidroelektrik enerji santralinin tehlike oluşturmaması için görev silsilesi organizasyonunu yapmadığı, çalışanlarda, çevre halkta bilincinin oluşturulması ve su taşıma kanalına inmeyi engelleyecek yeterli önlemlerin alınmasını sağlamadığı gözetildiğinde anılan davranışlarıyla neticeye asli kusuruyla sebebiyet verdiği anlaşıldığından, mahkemece kabul edilen olay ve olgularda uygunsuzluk görülmemiştir.

2.Tanık beyanları, şirketin cevabi yazıları, sanık ...'ın aşamalardaki tutarlı beyanları birlikte gözetildiğinde, dosya kapsamında sanığın görev tanımında santralin emniyetine dair herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığının anlaşılması karşısında, kusuru bulunmayan sanık hakkında beraat kararı verilmesinde usulsüzlük yok ise de, dayanak maddesinin ve gerekçesinin yazılı şekilde gösterilmesi isabetsiz bulunmuşsa da, anılan isabetsizlik Yargıtay tarafından düzeltilmiştir.

3.Kendisini vekil ile temsil ettiren katılanlar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuşsa da, Yargıtay tarafından anılan eksiklik giderilmiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde 2 3 numaralı bentte açıklanan nedenle Şebinkarahisar Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.11.2022 tarihli ve 2021/90 Esas, 2022/58 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün 1 inci fıkrasında bulunan ''CMK'nın 223/2 (e) hükmü uyarınca BERAATİNE'' kısmının çıkartılarak yerine ''CMK'nın 223/2 (c) hükmü uyarınca BERAATİNE'' ibaresinin eklenmesi ve hükmün 4 üncü fıkrası olarak ''Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 9200 TL vekalet ücretinin sanık ...'den alınarak katılanlara verilmesine'' ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.11.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararkusurununv.süreçdüzeltilerektemyiztevdiinekusurluhukukîtaksirleolgularonanmasınaderecedensebeplerigerekçeberaatine''herhangiöldürmebozulmasınaolduğu

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:53:57

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim