Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/1369
2023/4681
2 Kasım 2023
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2015/652 E., 2016/416 K.
SUÇ: Kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜM: Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Söke 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.05.2016 tarihli ve 2015/652 Esas, 2016/416 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
- Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 11.04.2021 tarihli, hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği; suçun kasıt ve ısrar unsurunun gerçekleştiğine, sanığın cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü;
1."..Her ne kadar sanık ... hakkında '' Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma'' suçundan cezalandırılması talebiyle mahkememize kamu davası açılmış ise de, yapılan yargılamada 5237 Sayılı TCK'nın 123. maddesine göre, bu madde kapsamına giren davranışların, sırf mağdurun huzur ve sükununu bozmak amacıyla yapılması ve bu anlamda suçun oluşması için özel bir kastın varlığı gerektiğinden, somut olayda bu özel kastın oluşmadığı, sanığın oğlunu almak için katılanın evine gittiği anlaşıldığından, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı, fiilin kanunda suç olarak tanımlanmadığı anlaşılmakla sanığın 5271 sayılı CMK 223/2 a maddesi uyarınca beraatine, karar verilmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." şeklindedir.
- Sanık savunmasında; "...... benim boşandığım eşim olur, ortak bir çocuğumuz var, ... benim yanımda çalışır, normalde onu evine bırakıp eve geçiyorum, o gün de birlikte oğlum ...'yi almak için eski eşimin oturduğu eve gittik, aşağıdan zile bastım, balkona ...'nın kardeşi ... çıktı, geç geldiğini çocuğu veremeyeceğini söyleyerek içeriye girdi, ben de alt kapı açık olduğu için içeriye girdim, zile bastım, zil çalmadı, ben de kapıyı tıkladım, bu sırada yanımda ... vardı, daha sonra beklerken ... geldi, ona çocuğu almak için geldiğimi söyledim, bana hiç bir şey söylemedi, telefonu kulağına doğru tutuyordu. 5 10 dk içinde de polisler geldi...."şeklinde beyanda bulunmuştur
3.Katılan ... beyanında; " ......'den 5 yıl önce boşandım, müşterek bir çocuğumuz vardır, boşandıktan sonra sadece mahkeme kararı da belirtildiği günlerde değil oğlumun babasını görmek istediği, ya da babasının oğlunu görmek istediği her zaman görüşmelerini müsade ettim, kendim hemşireyim, oğlumu defalarca babası gelip sağlık ocağından da aldı, ancak son iki yıl içerisinde sıkıntılar yaşamaya başladık, kendisi velayet davası açtı, bu davada benim haysiyetsiz hayat sürdüğüm iddiasında bulundu, ayrıca oğlumu benden habersiz psikiyatriye götürüp oğluma prozak gibi ağır bir antideprasan ilacın yazılmasını sağladı, oğlum sürekli benim yanında kaldığı için bu ilacı oğlum hiç kullanmadı, bunu velayet davasına delil olarak sundu, hastane kayıtları istendiğinde bu şekilde bir ilaç yazıldığını öğrendim, bu dava süresince sanığın benim hakkımda oğluma kötü davrandığım şeklinde iddiaları olabileceğinden korktuğum için sadece tutanakla icra kanalıyla görüşmelerini istedim, olay tarihide oğlum saat 19:00 de babası ile gidecekti ben oğlumu hazırladım ancak o saatte babası gelmedi, ben market alışverişi için iki sokak ilerideki markete gittim daha sonra kız kardeşim arayarak Kadir beyin geldiğini söyledi, ben de hemen eve geldim, eve geldiğimde sanığın yanında tanımadığım bir kişi daha vardı, aşağıya doğru elinde cep telefonunu tutuyordu, konuşmalarımızı kayda aldığı belliydi, çünkü bunu daha önceden de yapmıştı, en Kadir beyle hiç konuşmadım, evime girdim kendisi sürekli zile basmaya kapıyı yumruklamaya başladı, oğlum korkarak yatak odasına gitti, beni babama verme diye söyledi, ben normal bir şekilde oğlumu almak isteseydi aramızdaki velayet davası nedeniyle oğlumu sağ salim teslim ettiğime dair bir tutanak ile oğlumu babasına verecektim. Ancak sürekli kapı ziline basması, kapıyı yumruklaması nedeniyle evdekilerin de tedirgin olması nedeniyle kapıyı açamadım, hemen avukatımı aradım o da a telefondan kapı yumruklama seslerini duydu, bana velayet davasındaki sanığın vekili Avukat ...'i arayacağını söyledi, avukatının aranmasına rağmen halan rahatsız etmeye devam etti. Ben saat 21:00 sıralarında emniyeti aradım. Polislerin gelmesi ile yaptığı eylemi sonlandırdı, polislere de videoya aldıklarını bunu yaptıkları için rahatsız olduğumu söyledim, olay nedeniyle sanıktan şikayetçiyim, davaya katılma talebim vardır" şeklinde beyanda bulunmuştur
4.Tanık ... beyanında; ''..Ben ... abi ile kuyumcu dükkanında çalışırım, olay günü saat 19:00 gibi dükkanı kapattıktan sonra Kadir abi ile birlikte ... Hanım'ın evine çocuğunu almak için gittik, zile bastık, orada ... Hanımın kardeşi olduğunu öğrendiğim kişi balkona çıktı, geç kaldınız ...'yi alamazsınız annesi ile dışarı çıktı, dedi, sonra içeriye girerek onların kapı önüne gittik, zile bastık ancak kapıyı açan olmadı, 10 dk sonra ... geldi, kapıyı 10 kez zile bastık, kapıyı yumruklamadık, ancak tıklatmış olabiliriz, sonra bulunduğumuz yere polisler geldi, kapıyı 2 3 kez tıklatmışısızdır, sürekli değil 5 10 dk ara ile yapmışızdır '' şeklinde beyanda bulunmuştur.
IV. GEREKÇE
Sanık hakkında kurulan hükme yönelik katılan vekilinin temyizinin incelenmesinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 123 üncü maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu genel ve tamamlayıcı nitelikte bir suç olup, bu suçun oluşması için eylemin Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmamış olması gerekmektedir. Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu ile korunan hukuki yarar kişi özgürlüğünün korunması ve bireyin, psikolojik ve ruhsal bakımdan rahatsız edilmemesi ve yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, kanun metninde yazılı bulunan telefon etme, gürültü yapma yada aynı maksatla, hukuka aykırı bir davranışta bulunulması eylemlerinin bir kez yapmasının yeterli olmadığı, eylemin ısrarla tekrarlanması, süreklilik arz etmesi ve sırf kişilerin huzur ve sükununu bozma saiki ile işlenmesi gerekmektedir.
Dosya kapsamında yer alan eylemde sanığın, velayeti boşandığı eşi ...'ya verilen çocuğunu görmek için katılanın evine gittiği, kararlaştırılan saatten geç gelmesi nedeni ile katılan tarafından kapının açılmadığı, tanık ...'in ifadesine göre 10 defa zile basma şeklinde gerçekleşen eylemde; sanığın kastının katılanın huzur ve sükununu bozmak olmadığı anlaşıldığından, beraat kararı verilmesine dair Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, ısrar ögesinin ve sırf huzur ve sükunu bozma saikinin bulunmaması nedeniyle unsurları oluşmayan kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan mahkemece sanığın beraatine dair hüküm tesisinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Söke 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.05.2016 tarihli ve 2015/652 Esas, 2016/416 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.11.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:08:07