Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2020/5159
2023/4630
1 Kasım 2023
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2015/290 E., 2016/74 K.
SUÇ: Taksirle öldürme
HÜKÜM: Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
- İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.04.2016 tarihli, 2015/290 Esas, 2016/74 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 1 yıl süreyle sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 17.09.2020 tarihli ve 2016/255265 sayılı bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık müdafiinin temyiz isteminin, mağdur ...'un yaralanmasının basit nitelikte olması ve mağdurun da şikayeti olmaması nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrası yerine ikinci fıkrasından cezalandırılmasının hatalı olduğuna, sanığın alkol testinin kan alınarak ölçülmediği, nefes ile üflemek suretiyle alınan alkol oranının net olmadığından bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğuna, sanık hakkında verilen temel cezanın alt sınırdan fazla uzaklaşılarak fazla ceza verildiğine, meydana gelen kazada sanığın kusurunun olmadığı kusur raporlarına itiraz edildiğine ilişkindir.
- Katılanlar vekilinin temyiz isteminin, sanık hakkında verilen temel cezanın alt sınıra yakın belirlenerek az ceza verildiği, sanık hakkında takdiri indirim uygulanmasının hatalı olduğu, sanığın alkollü şekilde ve makas atarak hız sınırlarının üstünde seyrederek kazaya sebebiyet verdiği, meydana gelen kaza nedeniyle iki sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasına rağmen tek vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.01.05.2015 tarihinde saat 23:40 sıralarında gece vakti sanık ... yönetimindeki ..... plaka sayılı otomobille Mustafa Kemal Sahil Bulvarından ... yönüne seyrederken olay yerinde direksiyon hakimiyetini kaybedip, yolun sağındaki yaya üst geçidinin direklerine çarpmasıyla otomobilde bulunan ...'un yaralandığı ...'ın ölümü ile neticelenen ölümlü yaralamalı trafik kazası meydana gelmiştir.
2.Kaza tespit tutanağına göre sanığın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 52 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca "Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak," kuralını ihlal ederek asli kusurlu olduğu belirlenmiştir.
- Soruşturma aşamasında trafik uzmanı bilirkişisinden alınan 05.06.2015 tarihli raporuna göre, sanık sürücü ...'ın olayda alkollü şekilde aracın hızını şartlara uydurmadığı ve hızlı ilerlediği, hatalı direksiyon manevrası yaparak şeritte tuttma becerisini gösteremeyerek 2918 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin beşinci fıkrası, 52 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 46 ncı maddesinin ikinci fıkraısnın (c) bendi uyarınca asli derecede tamamen kusurlu olduğu belirlenmiştir.
4.Mahkemece keşif üzerine trafik bilirkişisinden alınan rapora göre, sanık ...'ın 2918 sayılı Kanun'un 46 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi, 48 inci maddesinin beşinci fıkrası, 52 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kazanın oluşunda asli ve tam kusurlu olduğu belirlenmiştir.
5.Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinin 24/12/2015 tarihli raporuna göre, sanık alkollü vaziyette idaresindeki otomobille yola gereken dikkatini vermeden, tehlike arz edecek tarzda kontrolsüzce seyretmesi neticesinde direksiyon hakimiyetini kaybedip aracı yol içinde tutamayıp sağdan yoldışına çıkarıp, yoldışındaki direklere çarpmasıyla neden olduğu olayda asli kusurlu olduğu belirlenmiştir.
-
Yapılan otopsi raporuna göre, ölen ...'ın geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı kafa travması sonrası oluşan akut subdural heatom ve bunların komplikasyonları sonucu oluşan kardiyopulmoner arrest (solunum ve dolaşım durması) sonrası öldüğü tespit edilmiştir.
-
Adli Tıp Kurumu'ndan alınan raporlara göre, Mağdur ...'un mevcut yaralanmasının kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte hafif olmadığı, yüzde sabit iz niteliğinde iz olmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
-
02.05.2015 tarih ve 634 test numaralı alkolmetre çıktısında saat 01:01'de yapılan testte sanık ...'ın 1,08 promil alkollü olduğunun saptandığı, meydana gelen kazanın 01.05.2015 günü saat 23:40 civarı gerçekleştiği anlaşılmakla, kaza anı ile alkol ölçümünün yapıldığı saat arasında 80 (seksen) dakika fark bulunduğu, metabolizma sonucu kandaki alkol düzeyinin 1 saatte 0,12 0,18 promil ve ortalama 0,15 promil azaldığı tıbben bilindiğine göre, Adli Tıp Kurumu İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 20.10.2015 tarihli raporuna göre; 01.05.2015 tarihinde saat 23:40'da meydana gelen kazadan 80 dk sonra 1,08 (birvigülsıfırsekiz) promil ölçülen alkol düzeyinin kaza anında 1,24 1,32 promil ve sanığın kaza anında ortalama olarak 1,28 (birvirgülyirmisekiz) promil olduğunun kabulü gerektiğinin tespit edildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1.Kusur yönünden;
Dosyada mevcut bilirkişi raporunda ve alınan Adli Tıp Kurumu raporu ile sanığın kusur durumuna ilişkin kanaatin aynı olduğu, raporların birbirleriyle, oluş ve dosya kapsamıyla uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği, denetime elverişli, yasal dayanağa haiz ve yeterli olduğu, dosyadaki bilgi ve belgelerden mahkemenin uygulamasının isabetli olduğu anlaşılarak hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık görülmemiştir.
2.Ceza miktarı ve tebliğname yönünden;
5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak asli kusurlu sanık hakkında belirlenen temel cezanın sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi gerektiğinden, teşdiden hüküm kurulması, oluş ve dosya kapsamına uygun görüldüğünden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık hakkında bir kişinin ölümü ile bir kişinin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralanmasına sebebiyet veren sanık hakkında temel cezanın 4 yıl olarak belirlenmesinin, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı, hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun olduğu anlaşıldığından, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafi ve katılanlar vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile tebliğnamede bu konuda bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
3.Bilinçli taksir uygulanmamasına ilişkin sanık müdafinin temyiz istemi yönünden;
Oluş ve dosya kapsamına göre; Olay ve Olgular bölümünün 8 inci bendinde izah edildiği üzere sanığın 1.28 promil alkollü vaziyette ... kullanmakta iken direksiyon hakimiyetini kaybederek kazaya sebebiyet verdiği, bu tehlikeli davranışları gerçekleştirirken herhangi bir kaza neticesinin meydana gelebileceğini öngörmesine rağmen, şoförlük bilgi ve deneyimine, içinde bulunduğu koşullara, önceki tecrübelerinin olumsuz neticelenmemesine olan güveni sebebiyle, ölüm veya yaralanma ile neticelenebilecek herhangi bir kazanın meydana gelmeyeceğine ya da meydana gelse dahi bu türden bir kazayı önleyebileceğine güvenerek hareketine devam etmek suretiyle, öngördüğü ancak gerçekleşmesini istemediği kaza neticesine sebebiyet verdiği, tüm bu sebeplerle sanık hakkında bilinçli taksir koşullarının oluştuğu anlaşıldığından; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebebi reddedilmiştir.
4.Vekalet ücreti yönünden;
Katılan lehine hükmedilen maktu vekalet ücretinin sanıklardan eşit olarak alınarak katılana verilmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
- Diğer temyiz istemleri yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin ve katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.04.2016 tarihli 2015/290 Esas, 2016/74 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafi ve katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanlar vekili ve sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.11.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:09:29