Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/1481
2023/4396
25 Ekim 2023
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2015/181 E., 2016/32 K.
SUÇ: Kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜM: Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Yusufeli Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.03.2016 tarihli ve 2015/181 Esas 2016/32 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
-
Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21.04.2021 tarihli hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Yargıtay 4. Ceza Dairesine tevdi edilmiştir.
-
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin, 01.02.2023 tarihli ve 2021/25041 Esas, 2023/2523 Karar sayılı kararı ile Dairemize gönderilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanın temyiz isteği; hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
-
Sanığın kendisine ait ... numaralı GSM hattından aramak ve mesaj çekmek suretiyle müştekinin huzur ve sukununu bozduğu iddiasıyla açılan davada, Mahkemece sanığın 3 kez mesaj, 2 kez de telefon çaldırmak suretiyle müştekiyi aradığı, bu durumun sanığın kabulünde olduğu, TCK'nın 123 üncü maddesinde belirtilen kişilerin huzur ve sukununu bozma suçunu telefon etmek suretiyle oluşması için ısrarla arama eyleminin olması gerektiği, kısa mesajların bu kapsamda değerlendirilemeyeceği, sanığın da sadece 2 kez müştekiyi aradığı dikkate alınarak sanık hakkında üzerine atılı kişilerin huzur ve sukununu bozma suçundan beraat hükmü kurulmasına karar verilmiştir.
-
Sanık aşamalardaki beyanlarında, katılanı borcunu ödemesi için bir kaç kere aradığını beyan ederek atılı suçlamaları reddetmiştir.
3 Katılan aşamalardaki beyanlarında sanık ile aralarında husumet bulunduğu, sanığın sürekli kendisini arayarak taciz ettiğini, şikayetçi olduğunu belirterek sanığın atılı suçtan cezalandırılmasını talep etmiştir.
IV. GEREKÇE
TCK'nın 123. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu genel ve tamamlayıcı nitelikte bir suç olup, bu suçun oluşması için eylemin Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmamış olması gerekmektedir. Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu ile korunan hukuki yarar kişi özgürlüğünün korunması ve bireyin, psikolojik ve ruhsal bakımdan rahatsız edilmemesi ve yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, kanun metninde yazılı bulunan telefon etme, gürültü yapma yada aynı maksatla, hukuka aykırı bir davranışta bulunulması eylemlerinin bir kez yapmasının yeterli olmadığı, eylemin ısrarla tekrarlanması, süreklilik arz etmesi ve sırf kişilerin huzur ve sükununu bozma saiki ile işlenmesi gerekmektedir.
Somut olayda; ilk derece mahkemesince sanığın 3 kez mesaj, 2 kez de telefon çaldırmak suretiyle müştekiyi aradığı, bu durumun sanığın kabulünde olduğu, atılı suçun oluşması için ısrarla arama eyleminin olması gerektiği, kısa mesajların bu kapsamda değerlendirilemeyeceği, sanığın da sadece 2 kez müştekiyi aradığı gerekçesiyle sanığın beraatine karar verildiği, katılanın aşamalardaki ısrarlı beyanında; sanık ile aralarında husumet bulunduğunu, sürekli kendisini arayıp taciz ettiğini iddia etmesi ve sanığın katılanı olay günü arayıp mesaj attığının iletişim kayıtları ile de doğrulanması karşısında, katılanın anlatımlarının hangi nedenle samimi bulunmadığı açıklanmadan hüküm kurulması, ayrıca suçun mesaj atmak şeklindeki eylem ile gerçekleşebileceğinin gözetilmemesi ve iddianame de "müşteki ile şüpheli arasında şüphelinin müştekinin eşine yönelik cinsel saldırı ve cinsel taciz olaylarından dolayı husumet bulunduğu, bu husumetlerin Borçka ve Yusufeli'nde çeşitli defalar yargılamaya konu edildiği, Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen 2013/348, 2013/366, 2015/39, 2015/553 Sr. Numaralı dosyalar ile şüphelinin müşteki ve ailesini rahatsız etmesine yönelik şüpheli hakkında kamu davası açıldığının" belirtildiği ancak yargılama aşamasında iddianame de belirtilen iş bu dosyalar incelenmeden eksik araştırma ile hüküm kurulduğunun anlaşılması karşısında, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti açısından; mahkemece sanık ile katılan arasında görülmekte olan soruşturmaların akıbetlerinin araştırılarak, denetime elverişli olacak şekilde onaylı örneklerinin dosya içerisine alınması tüm deliller toplandıktan sonra sanığın katılanı psikolojik ve ruhsal bakımdan rahatsız etme saikiyle hareket edip etmediğinin, başka bir deyişle bu fiilin TCK’nın 123. maddesiyle korunan hukuki yararın ihlali niteliğinde olup olmadığının tartışılması suretiyle hüküm kurulması gerekirken eksik araştırma ve yetersiz gerekçeyle beraat kararı verilmesi hukuka aykırı görülmüş olup, tüm deliller toplandıktan sonra eylemin sübutunun kabulü halinde ise, hükümden sonra 19.08.2020 gün ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 gün ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı kararı ile, 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan “… kovuşturma evresine geçilmiş …” ibaresinin aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü …” yönünden Anayasaya aykırı görülerek iptaline karar verilmiş olması ve CMK’nın “Tanımlar” kenar başlıklı 2. maddesinin (f) bendinde kovuşturmanın “İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi” ifade eder şeklinde tanımlanması karşısında, 7188 sayılı Kanunun 24. maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlemeye konu edilen CMK’nın 251. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekliliği bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yusufeli Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.03.2016 tarihli ve 2015/181 Esas 2016/32 Karar sayılı kararına yönelik katılanın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.10.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:12:52