Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/3128
2023/4193
19 Ekim 2023
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2015/586 Esas 2016/108 Karar
SUÇ: 2863 sayılı Kanuna aykırılık
HÜKÜM: Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Kızıltepe 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.01.2016 tarihli ve 2015/586 Esas, 2016/108 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Mahalli Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği;
Diyarbakır Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü'nün 06/05/2015 tarihli raporuna göre 1.derece arekolojik sit alanı olan höyükte tahribatların olduğuna ilişkin raporu, Diyarbakır Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü'nün Kızıltepe 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/11/2015 tarihinde gönderdiği kovuşturmaya konu yerin sit alanı içerisinde olduğuna dair yazısı ve soruşturma evrakları ile dava dosyası birlikte değerlendirildiğinde; sanık ...'un suç tarihinde 1.derecede arkelolojik sit alanı olan höyüğün kenarında tahribat yaptığının sabit olduğunun anlaşılmasına rağmen mahkemece sanığın sit alanında herhangi bir zarara sebebiyet vermediği kabul edilerek bu suretle sanığın hukuki durumunun tespitinde delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmesi, ayrıca olay yerinde ziraat mühendisi, çevre mühendisi, inşaat mühendisi, harita mühendisi ve uzman kişilerden oluşan bir heyet ile keşif yapılarak rapor alınması gerektiği gözetilmeyerek eksik araştırma yapılması suretiyle sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığından bahisle beraatine karar verilmesinin usul ve Yasaya aykırı olduğuna ilişkin.
III. OLAY VE OLGULAR
A.Yerel Mahkemenin Kabulü; "İddia, savunma, sanığın nüfus ve adli sicil kaydı, olay tespit tutanağı, Mardin İl Kültür ve Müze Müdürlüğü tarafından düzenlenen rapor, olay yeri fotoğrafları ve tüm dosya içeriği bir bütün olarak incelendiğinde, her ne kadar sanık hakkında ''Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 65 inci maddesini ihlal ettiğinden bahisle cezalandırılması talebi ile mahkememize kamu davası açılmış ise de; sanığın davanın her aşamasında atılı suçlamayı reddetmesi ve mevcut iddia ile sanığın sit alanı olarak ilan edilmiş höyüğün kenarında ev yapma amaçlı olarak tahribat yaptığının anlaşılması karşısında, Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2013/26777 Esas, 2015/34 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; özetle ...''söz konusu raporlarda sit alanına verilmiş bir zarar tespitinin olmadığı, yine yargılama aşamasında talimatla alınan ziraat mühendisi, çevre mühendisi, inşaat mühendisi ve harita mühendisinden alınan heyet raporunda da, başlanan sondaj çalışmasına erken müdahale neticesi fiziki müdahalenin gerçekleşmediği, sit alanının ve milli parkın siluetinin bozulmadığı, her hangi bir zararın oluşmadığının belirtildiği, tüm bu nedenlerle davaya konu izinsiz uygulama nedeniyle I. derece doğal sit alanına verilmiş bir zararın bulunmadığı, eylemin bu nedenle en fazla 2863 sayılı Kanunun 65 inci maddesinin b fıkrasında düzenlenen sit alanına fiziki müdahale suçunu oluşturabileceği, bu suçun ise, izinsiz uygulamaya başlanmasından kısa süre sonra uygulamadan vazgeçilmesi ve kuyu içine toprakla dolgu yapılarak kapatılması nedeniyle yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığından, sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi...'' şeklinde ilamı da dikkate alındığında, sit alanına yapılmış yapı veya verilen her hangi bir zararın bulunmadığı, salt sanığın toprak üzerinde düzeltme yapmak suretinden ibaret eyleminin atılı suçun yasal unsurlarını oluşturmadığı anlaşıldığından 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin a bendi gereğince sanığın beraatine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."
B.SANIK SAVUNMASINDA: " biz sadece topraktaki çukurları doldurduk, kesinlikle tahribat yapmadık, o araziye ev yapmadık, ben sadece toprakta düzeltme yaptım, toprağın üzerine herhangi birşey yapmadım, ben oranın sit alanı olduğunu bile bilmiyordum, yıllardır aynı köyde yaşıyorum, köyde arsa sıkıntısı olduğu için ev yapmak amacıyla toprağı düzelltik ancak oranın sit alanı olduğunu öğrenice hemen vazgeçtik, zaten hiçbir eyleme de girişmemiştik, üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, ben sit alanı olduğunu bilmiyordum,beraatimi talep ederim, mahkemenin aksi yönde karar vermesi halinde hakkımda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına bir itirazım yoktur dedi. " şeklinde beyanda bulunmuştur.
IV. GEREKÇE
Mardin ili, ... ilçesi, ... Höyüğünde izinsiz yapılaşma yapıldığı ihbarı üzerine 05.05.2015 tarihinde olay yerinde inceleme yapıldığı, höyüğün güney ve güneydoğu cephelerinde inşai faaliyet çalışmaları yapıldığı, iş makinaları kullanılarak tahribat yapıldığı, yapılan tahribatların höyüğün yamaçlarına teras oluşturularak yapının temelini oturtmak amaçlı olduğunun belirtilmesi üzerine inşai faaliyetleri yapan kişilerin araştırılmaya başlandığı ve neticesinde sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna muhalefet suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmakla;
1 Her ne kadar mahkemece sit alanına yapılmış yapı veya verilen her hangi bir zararın bulunmadığı, salt sanığın toprak üzerinde düzeltme yapmak suretinden ibaret eyleminin atılı suçun yasal unsurlarını oluşturmadığından bahisle beraat kararı verilmiş ise de; mahallinde, fen, inşaat ve bağımsız arkeolog bilirkişisi refakate alınmak suretiyle keşif icra edilerek, aykırılık nedeniyle kültür varlığında zarar meydana gelip gelmediğinin tereddütsüz şekilde belirlenmesi, kültür varlığının zarar gördüğünün tespiti halinde, 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1 1. cümlesi uyarınca sanığın mahkumiyetine, eyleminin zarara neden olmayan inşai ve fiziki müdahale niteliğinde olduğunun tespiti halinde ise taşınmazın bulunduğu yerin bağlı olduğu idari birimin (belediye il özel idaresi büyükşehir belediyesi) bünyesinde suç tarihi itibariyle faaliyette olan koruma uygulama ve denetim bürosu bulunup bulunmadığı araştırılarak, anılan büronun varlığı halinde 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/4. maddesi, yokluğu halinde ise; aynı Kanunun 65/1 2. cümlesi uyarınca sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
2 2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazetede yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanunun amacına da ters düşeceği;
Dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Diğer yandan, taşınmaz bir varlığın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmesinin ya da bir bölgenin, doğal, tarihi ve kültürel özellikleri nedeniyle sit alanı olarak belirlenmesinin, taşınmazın veya bölgenin özel bir statüye tabi tutulması gerektiği ve taşınmaz üzerinde ya da bölge içerisinde keyfi uygulamalarda bulunulamayacağı anlamına geldiği, bu bakımdan kural olarak, 6498 sayılı Kanun değişikliği sonrası tebliğ yayım internette duyuru; anılan değişiklik öncesi ise şerh ilan yöntemleri ile taşınmazın ya da bölgenin tescilinden ilgililerin haberdar olmalarının sağlanacağı;
Bununla birlikte, Türk Medeni Kanununda yer alan “iyi niyet” kuralının genel bir hukuk ilkesi olarak kabul edilip, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suç tiplerine yönelik sübut değerlendirmesinde de dikkate alınmasının zorunlu olduğu, başka bir deyişle, 6498 sayılı Kanun değişikliği öncesinde yapılan tescil işlemleri yönünden, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunmayıp, tescil kararı mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmemiş olsa dahi, failin, taşınmazın ya da bölgenin tescilinden haberdar olduğuna dair beyanının göz ardı edilemeyeceği, zira, maliki olduğu veya kullandığı taşınmazın korunması gerekli nitelik taşıdığını ya da sit özelliğiyle bölgesel bazda koruma altına alınan bir alanda bulunduğunu bilen kişinin, taşınmaz üzerinde dilediği zaman dilediği şekil ve kapsamda uygulama yapamayacağını, taşınmazın ya da bölgenin özel statüsünün mümkün kıldığı ölçüde, kamu kurumlarınca yürütülecek izin prosedürü çerçevesinde inşai ve fiziki müdahalelerde bulunabileceğini de bilmesi gerektiği, yapı ya da bölge bazında tescil kararından haberdar olduğu halde, ilgili kurumlara başvurarak, gerçekleştirmeyi düşündüğü inşai uygulamaya yönelik izin almayıp keyfi hareket eden kişinin iyi niyetinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla, taşınmazın ya da bölgenin niteliğini bilerek izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunan ya da başlangıçta bilmeyip, kamu görevlilerince düzenlenen zabıt ve tutanaklar ile durumu öğrendiği halde müdahalesine devam eden failin, hukuki koruma altına alınamayacağı;
Ayrıca, hukuka aykırı zeminde gerçekleştirilen fiiller bakımından da failin iyi niyetinden bahsetmenin mümkün bulunmadığı, başka bir deyişle, Dairemizce incelenen dosyalarda sıkça karşılaşıldığı gibi, hazineye ait veya devletin hüküm ve tasarrufundaki taşınmazlar üzerinde inşai ve fiziki müdahale yapılması durumunda, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmemesinin sonuca etkili olmayacağı, zira bu halde failin, maliki olmadığı veya hukuka uygun şekilde yararlanma hakkını elde etmediği taşınmaza müdahalede bulunduğunu ve fiilinin hukuki korumadan yoksun olduğunu bildiğinin kabulü gerektiği, hukuka aykırı zeminde gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleler yönünden ilan kuralı aranmasının, hayatın olağan akışına ve mantık ilkelerine de uygun düşmediği;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; sanığın dava konusu yerin sit alanı olduğunu bilmediğine dair savunmaları karşısında; dava konusu yerin sit alanı olarak tesciline dair kurul kararı dosya arasına getirtilerek, kurul kararının mahallinde mutad vasıtalarla ilan edilip edilmediğinin, ilgili, belediye, muhtarlık, kaymakamlık, valilik gibi kurumlardan sorulması, aynı zamanda sit kararının Resmi Gazete'de ilan edilip edilmediğinin araştırılması, dava konusu yerin sit alanı olduğunun bölge halkı tarafından bilinip bilinmediği hususunun kolluk vasıtası ile araştırılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Kızıltepe 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.01.2016 tarihli ve 2015/586 Esas, 2016/108 Karar sayılı kararına yönelik mahalli Cumhuriyet Savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.10.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:16:20