Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

12. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/4910

Karar No

2023/4158

Karar Tarihi

18 Ekim 2023

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

SAYISI: 2023/999 E., 2023/1277 K.

SUÇ: Taksirle öldürme

HÜKÜM: İstinaf başvurularının esastan reddi kararı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

  1. Ankara 37. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.03.2023 tarihli ve 2022/230 Esas, 2023/96 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 12 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir.

  2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 16.05.2023 tarihli ve 2023/999 Esas, 2023/1277 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılanlar vekillerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

  3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanık müdafiinin ve katılanlar vekillerinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 20.06.2023 tarihli ve 2023/71042 sayılı Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A. Katılanlar Vekillerinin Temyiz Sebepleri

  1. Katılanlar ... ve... vekilinin temyiz sebepleri; sanığın sübut bulan eylemi olası kastla işlemesine rağmen suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilip suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne, kabul ve uygulamaya göre ise 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince temel ceza alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesine rağmen suçun bilinçli taksirle işlenmesinden dolayı hükmolunan cezada 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca hükmün gerekçesi ile de çelişki oluşturacak şekilde alt sınırdan (1/3) oranında artırım yapıldığına, sanık hakkında yasal ve yeterli olmayan gerekçelere dayalı olarak 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulandığına ilişkindir.

  2. Katılanlar ...vekilinin temyiz sebepleri; sanığın, iç dünyasını aydınlatıp manevi unsura yönelik çıkarım sağlanmasına yararlı olacak tanıkların dinlenmesine ve kasten öldürme ile kasten yaralama suçlarından ek savunma alınmasına yönelik taleplerinin ihsas ı rey oluşturacak şekilde reddedilmesine karar verilerek, eksik araştırma ve inceleme neticesinde sanık hakkında bilinçli taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulduğuna, sanığın sübut bulan eylemi olası kastla işlemesine rağmen suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilip suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne, kabul ve uygulamaya göre ise 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince üst sınırdan ceza tayini ve suçun bilinçli taksirle işlenmesinden dolayı hükmolunan cezada 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (1/2) oranında artırım yapılması gerektiğinin gözetilmediğine, sanık hakkında yasal ve yeterli olmayan gerekçelere dayalı olarak 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulandığına ve re'sen gözetilecek diğer nedenlerle hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.

B. Sanık Müdafilerinin Temyiz Sebepleri

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; soruşturma evresinde delillerin tamamı toplanmadan alınan kusur durumuna ilişkin Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının raporunun yetersiz olması nedeniyle uzmanından alınan iki adet bilimsel mütalaa ve dosyaya eklenen yeni deliller kapsamında kusur durumuna ilişkin yeniden rapor alınması gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme neticesinde sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğuna, temel cezanın kusur durumu ve orantılılık ilkesi göz ardı edilerek belirlenmesi suretiyle sanığa fazla ceza tayin edildiğine ve re'sen gözetilecek diğer nedenlerle hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

  1. İlk Derece Mahkemesince, 09.04.2022 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağı ve tutanakta yer alan kaza yeri krokisi, 09.04.2022 tarihli olay yeri inceleme raporu, Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonu (MOBESE) kameraları tarafından kaydedilen görüntüler, kaza öncesi, kaza anı ve kaza sonrası ile ilgili temin edilen görüntülerin çözümüne ilişkin 09.04.2022 ve 21.04.2022 tarihli CD izleme tutanakları, kazaya karışan sürücülerin alkollü olup olmadıklarını tespite yönelik 09.04.2022 tarihli alkol raporu ile aynı tarihli tıbbî laboratuvar tetkik sonuç raporu ve adlî olgu bildirim formu, sanık sürücünün sürücü belgesi hakkındaki Ankara İl Emniyet Müdürlüğünün 01.07.2022 tarihli yazısı, ölen yolcuların ölüm sebeplerinin tespitine ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 09.04.2022 ve 10.04.2022 tarihli ölü muayene tutanakları, katılan sürücü ... ve katılan mağdur yolcu...'nın sağlık durumlarına ilişkin Kırıkkale Adli Tıp Şube Müdürlüğünce 24.11.2022 tarihinde ve mağdur yolcu Talha'nın sağlık durumuna ilişkin Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğünce 05.05.2022 tarihinde düzenlenen raporlar, soruşturma evresinde alınan Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 08.06.2022 tarihli raporu başta olmak üzere dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede;

Sanık sürücü Kutay'ın, sevk ve idaresindeki otomobil ile 09.04.2022 tarihinde saat 02.03 sıralarında, açık havada, gece vakti, aydınlatması mevcut ve azami hız limitinin 82 kilometre/saat olarak belirlendiği yerleşim yeri içinde, platform genişliği 12 metre olan bölünmüş, üç şeritli, asfalt kaplama, yüzeyi kuru, yatay güzergâhı düz, düşey güzergâhı eğimli, görüşe engel bir durumun ve yol sorununun bulunmadığı caddede, ön yolcu koltuğunda oturan arkadaşı Talha ve arka yolcu koltuğunda oturan arkadaşı ... ile birlikte Mevlana Bulvarını takiben AŞTİ istikametine beyanına göre 140 kilometre/saat hızla seyir ile geldiği köprülü kavşak tünel girişinde, ön ilerisinde kendisiyle aynı yönde seyir hâlinde olan katılan sürücü ...'ın yönetimindeki otomobilin arka kısımlarına, idaresindeki aracın ön kısımlarıyla orta şeritte önlemsizce çarptığı, çarpmanın akabinde her iki aracın sağa savrulup, tünel duvarına çarparak, sol şeride yönelip, orta refüj hatlarına çarparak yol üzerinde duruşa geçtikleri, araçların hızı ve fren izi uzunluğuna ilişkin herhangi bir belirleme yapılmadığı, aynı gün saat 03.32'de istenilen tetkike göre sanığın 179,9 miligram / desilitre 1,799 promil alkollü olduğunun belirlendiği; ayrıca, (B) sınıfı sürücü belgesi mevcut olan sanığın aday sürücü olduğunun tespit edildiği, trafik kazasının ardından sanığın idaresindeki otomobilin arka koltuğunda oturan ... ile katılan sürücü ...'ın yönetimindeki otomobilin arka koltuğunda bulunan...ve ...olmak üzere toplam 3 kişinin öldüğü, katılan sürücü ...'ın etkisi basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilir ölçüde hafif nitelikte ve katılan sürücü ...'ın yönetimindeki otomobilin ön yolcu koltuğunda oturan katılan ...'nın yüzünde sabit iz bırakacak şekilde yaralanarak, sanıktan şikâyetçi oldukları, sanığın idaresindeki otomobilin ön yolcu koltuğunda oturan mağdur ...'nın ise hayat fonksiyonlarını orta (3.) derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak biçimde yaralanarak, sanıktan şikâyetçi olmadığı, olayın başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçlarının bu şekilde gerçekleştiği kabul edilmiştir.

  1. Katılanlar ..., .....; ölen ...'ın babası, annesi ve kardeşleri olan şikâyetçiler ..., .... ölen ...'nün çocukları olan şikâyetçiler...., ölen ...'nın çocukları olan şikâyetçiler .....'in taleplerine uygun olarak davaya katılmalarına karar verilmiştir.

  2. Katılan sürücü ...; yönetimindeki otomobil ile ön yolcu koltuğunda halasının oğlu...., arka yolcu koltuğunda halası ...ve hasta olan babaannesi ...olmak üzere Gölbaşı Devlet Hastanesi'nden Ankara Şehir Hastanesi'ne 85 kilometre/saat hızla seyir hâlinde olduğunu, Ankara'yı çok iyi bilmediği için kuzeni .....nın navigasyona bakarak gideceği yönü tarif ettiğini, yolu kaçırma gibi bir durum ya da yolda herhangi bir sorun olmadığını, 82 kilometre/saat hız sınırını görünce süratini hafif frene basarak 80 kilometre/saat hıza indirip, orta şerit üzerinden Taurus AVM Kavşağı civarına geldiği esnada kaza olduğunu, diğer aracın yönetimindeki araca çarptığını görmediğini ve nasıl çarptığını anlamadığını, yarı baygın bir şekilde ambulansa bindirildiğini beyan etmiş, aynı araçta bulunan katılan yolcu...da benzer şekildeki beyanda bulunmuş, kazadan dolayı yaralandıklarını ifade eden şikâyetçi sürücü ... ile şikâyetçi yolcu...'nın taleplerine uygun olarak davaya katılmalarına karar verilmiştir.

  3. Mağdur yolcu Talha; her akşam düzenli olarak yaptıkları gibi 08.04.2022 tarihinde üç arkadaş Taurus AVM'deki spor salonuna gidip, saat 11.00 sıralarında spor salonundan çıktıktan sonra Balgat'ta bir markete uğrayıp, sanığın viski, tuzlu fıstık, jelibon, çikolata aldığını ve Dikmen Vadisi'ne geçip orada oturduklarını, bu esnada sanık ve arkadaşı ... ile birlikte alınan yiyecekleri yediklerini; ancak viskiyi sanığın tükettiğini, kendisinin ve arkadaşı ...'ın alkol almadığını, daha sonra ...'ın evinin önüne gidip bir süre burada vakit geçirdikten sonra tekrar gezmeye çıktıklarını, 09.04.2022 tarihinde saat 01.50 sıralarında alkollü olan sanığın idaresindeki araçla seyir hâlindeyken, önde giden otobüsü 156 kilometre/saat hızla solladıklarını, daha sonra aynı yönde ilerleyen otomobile tam arkadan çarptıklarını, çarpmadan önce öndeki otomobilin fren ışığının yandığını görmediğini ve yolda herhangi bir sorun da olmadığını, çarpmanın akabinde sanığın ve kendisinin araçtan indiklerini, 112 Acil Çağrı Merkezi'ni aradığını, arka koltuktaki ...'ı polisler ile birlikte araçtan indirip ambulansa bindirdiklerini, kazadan dolayı yaralandığını; ancak sanıktan şikâyetçi olmadığını beyan etmiştir.

  4. Sanık sürücü Kutay; 08.04.2022 tarihinde akşam saat 08.00 sıralarında arkadaşları Talha ve ...'ı evlerinin önünden alıp, üç arkadaş Taurus AVM'deki spor salonuna gittiklerini, spor salonundan çıktıktan sonra Dikmen Vadisi'ne geçip orada üç saat kadar oturduklarını, bu sırada iki bardak viski içtiğini, daha sonra ...'ın evinin önüne gelip, burada da oturduklarını ve bir bardak daha viski içtiğini, muhabbet ilerleyince evlere gitmekten vazgeçip, üç arkadaş idaresindeki araca bindiklerini, 140 kilometre/saat hızla seyir hâlindeyken, 33 plakalı bir Mersin otobüsünü geçtiğini, orta şeritte ilerlerken öndeki otomobilin ani fren yapıp sağa dönmek için harekette bulunması ve kendisinin de takip mesafesini koruyamaması nedeniyle kaza olduğunu, kazadan sonra Talha'nın emniyet kemerinin takılı ve durumunun iyi olduğunu gördüğünü, ...'ın ise emniyet kemerinin takılı olmadığını ve baygınlık geçirdiğini görüp, Talha ile beraber arabadan çıkarak, ona yardım ettiklerini, Talha'nın ... ile ilgilendiği esnada öndeki araca koştuğunu ve şoförle iletişime geçtiğini, ona sağlık durumunu sorduğunu, baktığında onların da emniyet kemerlerinin takılı olmadığını gördüğünü, kapıyı açıp onları çıkarmaya çalıştığını, kapılar sıkıştığından açamadığını, daha sonra polis ekibi ile ambulansın geldiğini, sağlık görevlileri ile birlikte ...'ı ambulansa bindirip polis arabasına geçtiğini, ehliyetli aday sürücü olduğunu, soruşturma evresinde “Mersin yazan bir yolcu otobüsü olduğunu fark ettim, bu otobüs de benim bulunduğum şeritteydi. Ani fren yapan otobüse çarpmamak için manevra yaptım, devamında kaza önümde ilerleyen Mersin otobüsünün aniden fren yapması nedeni ile meydana gelmiştir, bu otobüsün plaka bilgilerini ve marka model bilgilerini alamadım.” biçimindeki ifadesinin aksine, Mersin otobüsü ile kazanın bir ilgisinin bulunmadığını, kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğunu; ancak tek kusurun kendisinde olmadığını, önündeki otomobilin de tali kusurlu olduğunu düşündüğünü, alkollü olarak kazaya sebebiyet vermesinden dolayı çok pişman olduğunu beyanla üzerine atılı suçlamayı kovuşturma evresindeki savunmasında açıkladığı hâliyle kabul etmiştir.

  5. Tanık Halit; "Olay tarihinde Mersin Nur firmasına ait otobüsün şoförü idim, gece 2 sıralarıydı, aştiye doğru gidiyordum, bir anda beyaz megane ... beni hızlı bir şekilde solladı, ben yaklaşık 70 km hız ile orta şeritte seyir halinde idim, sollayan ... tahminime göre 120 km hız ile ilerliyordu, 600 700 metre ilerde kaza yaptığını gördüm, ben kaza anını görmedim, daha sonra durmayarak yoluma devam ettim, herhangi bir şekilde şerit ihlali sollama hatası yapmadım, yine ani fren yapmadım, trafik durumu sakindi, kalabalık değildi, hava durumu yağış yoktu, görüş mesafesi uygun ve açıktı..." biçiminde ve aynı otobüste muavin olarak bulunan tanık Emre de benzer şekilde anlatımda bulunmuşlar, kovuşturma evresinde katılanlar vekilinin talebi üzerine dinlenilen taksi şöförü tanık Hakan; sanığın, tahminen 180 kilometre/saat ve hatta üzerinde bir hızla önce kendi aracını ve daha sonra otobüsü solladığını, kaza anını göremediğini beyan etmiştir.

  6. Kusur durumuna ilişkin olarak;

a) 09.04.2022 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağında; sanığın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 56 ncı maddesindeki "Sürücüler önlerinde giden araçları yönetmelikte belirtilen güvenli ve yeterli bir mesafeden izlemek zorundadırlar." kuralını ihlâl ettiği, katılan sürücü ...'ın kazaya etken kural ihlâlinin bulunmadığı,

b) Soruşturma evresinde alınan Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 08.06.2022 tarihli raporunda; otomobil sürücüsü sanığın, mahal şartlarının üzerinde hızla geldiği köprülü kavşak tünel girişinde yola gereken dikkatini vermeyip, tehlikeli biçimde yaklaştığı katılan sürücü ...'ın yönetimindeki otomobile önlemsizce arkadan çarpması nedeniyle asli kusurlu olduğu, katılan sürücü ...'ın ve tanık otobüs sürücüsü Halit'in kazaya etken kural ihlâlleri bulunmadığından kusursuz oldukları, ölen ... ile mağdur yolcu Talha'nın ise alkollü olduğunu bildikleri sanık sürücünün aracına binerek yolculuk yapmakla can güvenliklerini tehlikeye atmalarından dolayı kendi ölüm ve yaralanmalarında alt düzeyde tali kusurlu oldukları,

Belirtilmiştir.

  1. İlk Derece Mahkemesince, kusur durumuna ilişkin Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 08.06.2022 tarihli raporuna itibar edilip, kazanın oluşumunda sanığın asli kusurlu olduğu, ayrıca, kaza anında güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olan sanığın bilinçli taksirle hareket ettiği kabul edilerek, üç kişinin ölümü ve ikisi nitelikli olmak üzere üç kişinin yaralanmasından dolayı sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrasında tanımı yapılan taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

  2. İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kurulan mahkûmiyet hükmünde, "Suçun işleniş şekli, hak ve nesafet kuralları, sanığın şahsi ve sosyal durumu, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı ve bilirkişi raporu içeriğine göre ölüme ve yaralanmaya sebebiyet veren kazada sanığın asli kusurlu olması" biçimindeki gerekçelerle temel ceza alt sınırdan uzaklaşılıp 11 yıl hapis cezası olarak belirlenmiş, suçun bilinçli taksirle işlenmesinden dolayı "kusur miktarı da dikkate alınarak" biçimindeki gerekçelerle hükmolunan cezada 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdîren (1/3) oranında artırım ve "Cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri" biçimindeki gerekçelerle 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren (1/6) oranında indirim yapılarak, sonuç ceza 12 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası olarak tayin edilmiş, sanığın sürücü belgesinin 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca kusur durumu gözetilerek takdîren 2 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiş, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş süreler 5237 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığa hükmolunan hapis cezasından indirilmiş, sanık hakkında hükmedilen sonuç ceza gözetildiğinde, diğer kişiselleştirme kurumları olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve hapis cezasının adlî para cezası seçenek yaptırımına ya da diğer seçenek tedbirlere çevrilmesi hükümlerinin yasal engelden dolayı uygulanamayacağı sonucuna varılmıştır.

  3. Sanığın, adlî sicil kaydı ve resmî nüfus kayıt örneği dava dosyasında mevcut olup, kaza tarihinde 19 yaşını doldurduğu ve sabıkasız olduğu anlaşılmıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

A. Eksik İncelemeye ve Kusur Durumuna İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden

Dosyada mevcut 09.04.2022 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağı, MOBESE kameraları tarafından kaydedilen görüntüler, kaza öncesi, kaza anı ve kaza sonrası ile ilgili temin edilen görüntülerin çözümüne ilişkin 09.04.2022 tarihli CD izleme tutanakları, olayın gerçekleşme şekli ile sanığın taksirli davranışını dosyada mevcut delil durumuna uygun ve teknik verilere dayalı olarak açıklayan Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 08.06.2022 tarihli raporu, katılan sürücü, katılan ve mağdur yolcular ile tarafsız tanıklar Halit ve Emre'nin anlatımları birbirleriyle uyumlu olup, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar yeterince açıklığa kavuştuğu durumda artık yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmadığı da gözetildiğinde, sübuta yönelik gerekli araştırma ve incelemelerin yapıldığı, dava dosyasının tekemmül ettirildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, bu bağlamda maddî sorunun isabetli bir şekilde tespit edilerek, kazanın meydana geliş nedeni kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanıp, kazaya etken asli kusurlu davranışların sanık tarafından gerçekleştirildiğinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin ve katılanlar Fatma, Rifat, Adem, Rafet, İbrahim, Bünyamin, Taha Yasin, ..., Mustafa vekilinin eksik incelemeye ve kusur durumuna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde bu nedenlere dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Suç Vasfına İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden

  1. Gerek öğreti gerek yerleşmiş yargısal kararlarda yer alan kabullere göre gerçekleşmesi muhakkak görünen neticenin sanık tarafından bilinmesi ve istenmesi hâlinde doğrudan kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği durumda bilinçli taksir, öngörülebilir neticenin özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmiş olması nedeniyle öngörülmediği hâllerde ise basit taksir söz konusu olacaktır.

  2. Öte yandan, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu tarafından, 1,01 promil ve üzerinde kan alkol düzeyine sahip sürücülerin bireysel farklılıkları ortadan kaldırabilecek ölçüde alkollü olduklarının, bu seviyede alkol tesiri altındaki sürücülerin emniyetli sürüş yeteneklerinin olumsuz olarak etkilendiğinin, kandaki alkol oranının her saat için ortalama 0,15 promil azaldığının bilimsel olarak kabul edilmesi gerektiği ifade edilmektedir.

  3. Başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları Olay ve Olgular başlığı altında (A 1) paragrafında ayrıntılı olarak açıklanan somut olayda; kazadan yaklaşık 1 saat 29 dakika sonra alınan numunenin incelenmesi sonucunda kanında 179,9 miligram / desilitre alkol (etanol) bulunduğu belirlenen ve kandaki alkol oranının her saat için ortalama 0,15 promil azaldığına dair Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulunun raporlarında yer alan yerleşmiş kabulüne göre olay anındaki alkol düzeyi yaklaşık 2,01 promil olan sanığın, güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olmasına rağmen direksiyon başına geçip, yönetimindeki otomobili sürmeye devam ettiği, sürüşle ilgili becerilerinde azalma olduğu ve bu hâli ile yaralama ya da ölüme neden olabileceğini öngördüğü hâlde tecrübesine, şoförlük yeteneklerine, gece olması nedeniyle trafiğin az olacağına, özellikle de şansına güvendiği, böyle bir zanla objektif dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek, ön ilerisinde seyir hâlinde olan katılan sürücü yönetimindeki otomobile önlemsizce arkadan çarpıp, üç kişinin ölümü ve üç kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan trafik kazasına sebep olduğu, bununla birlikte meydana gelen muhtemel sonucu kayıtsız kalarak kabullendiğine ve arzuladığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığı, bu nedenle olası kastın uygulanma koşullarının oluşmadığı, gerçekleşmesini istemediği ancak öngördüğü sonucun meydana gelmesini engelleyecek şekilde objektif özen yükümlülüğüne uygun davranmayan sanığın üç kişinin ölümüne ve üç kişinin yaralanmasına neden olma eyleminde bilinçli taksirle hareket ettiği, sonuç olarak sanığın eylemine uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılanlar vekillerinin suç vasfına ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Temel Cezanın Belirlenmesine İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden

  1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12 833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı Kanun'un "Taksir" başlıklı 22 nci maddesinin dördüncü ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkralarında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi ve temel ceza belirlenirken kasıtlı suçlarda uygulanması mümkün olan 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki "suçun işlenmesinde kullanılan araçlar", (f) bendindeki "failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı" ve (g) bendindeki "failin güttüğü amaç ve saik" ölçütlerine dayanılmaması gerekir.

  2. Ayrıca, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." biçimindeki düzenleme uyarınca işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında orantı bulunması, böylece suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımın haklı ve ölçülü olması gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır.

  3. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; tam kusurlu olarak üç kişinin ölümüne ve ikisi nitelikli olmak üzere üç kişinin yaralanmasına neden olan sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası tayin ve takdir etmek durumunda olan İlk Derece Mahkemesince, suçun işleniş biçimi, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı ile kazanın meydana gelmesinde sanığın asli kusurlu olması gözetilerek, yerinde, yeterli ve kanunî gerekçelerle temel cezanın 11 yıl hapis cezası olarak belirlenmesinin, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı, hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun olduğu anlaşıldığından, sanık müdafiinin ve katılanlar Fatma, Rifat, Adem, Rafet, İbrahim, Bünyamin, Taha Yasin, ..., Mustafa vekilinin temel ceza miktarına ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.

  4. Öte yandan, temel ceza belirlenirken cezanın bireyselleştirilmesinde dikkate alınabilecek olan sanığın "şahsi ve sosyal durumu" gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de gösterilen diğer gerekçelere göre hükme etki edecek nitelikte olmadığı tespit edilen hukuka aykırılığa işaret edilmekle yetinilmiş, eleştiri konusu yapılan bu hususun mahallinde düzeltilmesinin olanaklı olduğu kabul edilmiştir.

D. Bilinçli Taksir Artırım Oranına İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden

  1. Taksirli suçlarda, bilinçli taksir söz konusu olduğunda, 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca hükmedilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılacak olup, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.01.2019 tarihli ve 2017/12 701 Esas, 2019/6 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; bu durumda, hâkim somut olayın özelliklerini de gözeterek, bilinçli taksir oluşturan hâlin, niteliği, gerçekleştirilme şekli ve sayısı gibi kriterlere göre bir değerlendirme yapıp, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." biçiminde düzenlenen orantılılık ilkesine de aykırı düşmeyecek şekilde artırım oranını belirlemelidir.

  2. Bu kriterler dikkate alınarak yapılan incelemede; somut olayda, güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olmak şeklinde tek bir bilinçli taksir oluşturan hâlin söz konusu olması ve sanığın yasal hız sınırının en az iki katını aşacak şekilde süratlice seyrettiğine dair bir tespitin ya da bilinçli taksir oluşturan başkaca bir hâlin bulunmaması karşısında, temel cezada üçte birden yarıya kadar artırım öngören 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (1/3) oranında artırım yapılmasının isabetli ve orantılılık ilkesine de uygun olduğu anlaşıldığından, katılanlar vekillerinin bilinçli taksir artırım oranına ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.

E. Takdirî İndirim Nedenlerinin Uygulanmasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden

  1. 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin, 27.05.2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1 inci maddesi ile değişik ikinci fıkrasında, takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kriterler, "... failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri..." şeklinde sınırlı olarak sayılmış, ayrıca, duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışların, takdirî indirim nedeni olarak dikkate alınamayacağı ve takdirî indirim nedenlerinin kararda gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

  2. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; sanığı yargılama sırasında bizzat gözlemleyen İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümde, "Cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri" şeklindeki hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun, yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye dayalı olarak takdirî indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından, katılanlar vekillerinin takdirî indirim nedenlerinin uygulanmasına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.

F. Diğer Temyiz Sebepleri Yönünden

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin ve katılanlar vekillerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 16.05.2023 tarihli ve 2023/999 Esas, 2023/1277 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılanlar vekilleri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 37. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.10.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

hükmünkarartemyizhukukîredditaksirlev.süreçtevdiineolgularonanmasınasebepleriöldürmemobesegerekçeistemlerininesastan

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:16:59

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim