Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/10640
2023/4010
16 Ekim 2023
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2019/845 E., 2020/906 K.
DAVA: Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Esastan ret
Davanın niteliğine göre, davacı vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
- Davacı vekili 22.11.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; "müvekkilinin 03.02.2017 tarihinde gözaltına alındığını, 15.02.2017 tarihinde yurt dışı çıkış yasağı adli kontrol şartı ile serbest bırakıldığını, yargılama sonucunda beraatine karar verildiğini ve beraat kararının kesinleştiğini belirterek; haksız göz altına alınması ve yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol uygulanması nedeniyle 70.000 TL maddi ve 80.000 TL manevi tazminatın haksız yakalama/gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini" talep etmiştir.
2.Davalı vekili 18.12.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "davanın süresinde açılmadığını, tazminat talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddi gerektiğini" beyan etmiştir.
3.Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.12.2018 tarihli ve 2018/552 Esas 2018/628 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4.Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 25.06.2020 tarihli ve 2019/845 Esas 2020/906 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 17.12.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının düşük olduğuna, davacı hakkında uygulanan adli kontrol tedbiri nedeniyle tazminata hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğuna ve davacı lehine hükmedilen vekalet ücretine ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; davacının Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/321 esas sayılı dosyasında, 03.02.2017 tarihinde terör örgütü propagandası yapmak suçundan gözaltına alındığı, Adana 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 2017/111 sorgu sayılı kararı ile 15.02.2017 tarihinde serbest bırakıldığı, yapılan yargılama sonunda sanığın (davacı) Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.11.2018 tarih ve 2018/321 Esas 2018/356 Karar sayılı dosyasında terör örgütü propagandası yapmak suçundan beraatine karar verildiği, kararın 17.11.2018 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği, davacının gözaltında kaldığı günlerin mahsup edildiğine ya da tazminata konu edildiğine dair herhangi bir evrakın olmadığı, tazminat davasının 22.11.2018 tarihinde açıldığı, CMK’nın 142/1. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye dava açıldığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu, davacı maddi kaybı ile ilgili itibar edilebilecek bir belge sunmaması nedeniyle maddi zararın net asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiği kabulü ile davacının maddi zararının gözaltında kaldığı 2017 yılına ait geçerli olan net asgari ücret üzerinden hesaplanarak 561,62 TL maddi ve 1.000 TL manevi tazminatın 03.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekili ve davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/321 Esas 2018/356 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının PKK/KCK terör örgütü adına eylem ve faaliyetlerde bulunmak ve silahlı terör örgütüne üye olma suçları isnadıyla 03.02.2017 tarihinde yakalanarak göz altına alındığı, 15.02.2017 tarihinde hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması suretiyle serbest bırakıldığı, bu şekilde davacının 12 gün göz altında kaldığı, davacı hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 17.11.2018 tarihinde kesinleştiği, göz altına alınma ve adli kontrol tedbiri uygulanma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden;
1.Maddi tazminatın, davacının tutuklu kaldığı döneme ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarları üzerinden hesaplanacak “601,74 ” TL’nin maddi tazminat olarak ödenmesi gerekirken hatalı hesaplama ile bu miktarın altında kalacak şekilde “561,62’’TL olarak tayin edilmesi suretiyle, davacı aleyhine eksik maddi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.
2.Amacı maddi gerçeği ortaya çıkarmak olan ve kamusal nitelik taşıyan ceza mahkemesinde, bazı koruyucu tedbirlere başvurulması gerekebilir. Bu tedbirler, muhakemenin yapılabilmesi açısından, delillerin karartılmasını önlemeye yönelik olabileceği gibi şüpheli ya da sanığın hazır bulundurulmasını veya ilerde verilecek hükmün yerine getirilmesini sağlamak amacını da taşıyabilir. Koruma tedbirleri kavramı içinde yakalama, gözaltına alma, tutuklama, arama ve el koyma, adli kontrol, gizli soruşturmacı ve teknik araçlarla izleme ve telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesi konuları yer almaktadır.
466 sayılı Kanunda bu koruma tedbirlerinden yakalama, gözaltı ve tutuklama, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141. ve devamı maddelerinde ise yakalama, gözaltı, tutuklama, arama ve el koyma işleminden kaynaklanan maddi ve manevi zararların tazmininin düzenlendiği dikkate alındığında, davacı hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 109. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi gereğince düzenlenen yurt dışına çıkmamak şeklindeki adli kontrol tedbirinin bunlar arasında sayılmadığı gözetildiğinde, davacı vekilinin bu hususa ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
3.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltı süresi, tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde, hak ve nesafet kurallarına uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespit edildiği anlaşıldığından davacı hakkında hükmedilen manevi tazminat miktarında hukuka aykırılık görülmemiştir.
4.15.08.2017 tarihli 694 sayılı KHK ile değişik, 01.02.2018 tarihli 7078 sayılı Kanunun 139 uncu maddesi ile aynen kabul edilen düzenleme ile 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı anlaşıldığından davacı lehine hükmedilen tazminat miktarına göre hesaplanan vekalet ücretinin sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az olması nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka uygun bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 25.06.2020 tarihli ve 2019/845 Esas 2020/906 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesi gereği hüküm fıkrasının ikinci paragrafında yer alan “561,62’’ ibaresinin çıkarılarak yerine "601,74" ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.10.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:18:58