Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/6492
2023/3730
9 Ekim 2023
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2019/505 E., 2019/341 K.
DAVA: Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM: Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Esastan ret
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Davacı vekili 16.05.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı ...'un, 27/09/2017 tarihinde gözaltına alındığını, 29/09/2017 tarihinden 28/12/2017 tarihine kadar tutuklu kaldığını, hakkında Kütahya 3. Ağır Ceza Mahkemesine dava açıldığını ve Kütahya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/02/2018 tarih ve 2017/463 Esas, 2018/70 Karar sayılı ilamı ile beraat kararı verildiği, bu kararın 28/02/2018 tarihinde kesinleştiği, bu karar ile birlikte hakkında uygulanan tutuklama işleminin haksız olduğunun ortaya çıktığını, bu nedenle maruz kaldığı manevi tahribat dolasıyla 600.00,00 TL manevi, 50.000,00 TL maddi tazminatın tutuklama tarihi olan 29/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak müvekkile verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
-
Davalı vekili 07.06.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini talep etmiştir.
3.Kütahya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.12.2018 tarihli ve 2018/190 Esas, 2018/363 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 22.02.2019 tarihli ve 2019/505 Esas, 2019/341 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
-
Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 30.09.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz talebinin esastan reddi görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz sebepleri
1.Davacının evinde arama yapıldığına ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğine,
2.Davacın işe iadesi sonrasında maaşlarının yasal faizinin kendisine ödenmediğine, döner sermaye ücretlerinin ödenmediğine, nöbet ücretlerinin ödenmediğine,
3.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna,
ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü:
Davacı ...'un, D.P.Ü. Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sağlık memuru olarak görev yaptığı, Fetö PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçlaması ile 27.09.2017 tarihinde gözaltına alındığı, 29.09.2017 tarihine kadar gözaltında kaldığı, 29.09.2017 tarihinde tutuklandığı, daha sonra hakkında aynı suçlama ile Kütahya 3.Ağır Ceza Mahkemesi'ne kamu davası açıldığı, yargılama devam ederken 28/12/2017 tarihinde tahliye edildiği, bu mahkemenin 20/02/2018 tarih ve 2017/463 Esas, 2018/70 Karar sayılı kararı ile davacının atılı suçtan beraatine karar verildiği, bu kararın 28.02.2018 tarihinde kesinleştiği, her ne kadar dosyada kesinleşme şerhinin tebliğine ilişkin belge bulunmadığı görülmüş ise de, mahkeme kararının sanık ve müdafinin yüzüne karşı verildiği ve dava tarihi dikkate alındığında tazminat davasının süresi içerisinde açıldığının kabulü gerektiği, davacının gözaltında ve tutuklulukta olmak üzere toplam 92 gün haksız olarak gözaltında ve tutuklu olarak kaldığı, bu dönemde işten çıkarılmadığı, ancak açığa alındığı, davacının kendi beyanı ile dosyada bulunan belgelerden bu dönem için alması gereken maaşının işe iadesinden sonra kendisine ödendiğinin sabit olduğu, dolayısıyla maddi olarak bir zararının bulunmadığı anlaşılmakla maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacının manevi tazminat talebi yönünden yapılan incelemede ise; CMK 141.ve devamı maddeleri gereğince koruma tedbirleri nedeniyle açılan manevi tazminat davalarında nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer dikkate alınarak, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği, mahkemece bu ölçütlere uygun şekilde yapılan incelemede, dosyada bulunan beraat kararı ile diğer belgeler dikkate alındığında davacının Fetö PDY terör örgütü üyeliği suçlaması ile gözaltına alındığı, gözaltında ve tutuklukta toplam 92 gün geçirdiği, sonrasında atılı suçtan önce tahliyesine, sonra da beraatine karar verildiği, mahkemenin beraat kararı gerekçesinde de bahsettiği üzere kamuoyunda mor beyin olarak bilinen ve mor beyin adlı hesaba ait uygulama sunucusuna kişilerin iradeleri dışında Bylock IP'lerine yönlendirme yapıldığının anlaşıldığı, yapılan kontrollerde davacı ...'un kullanmış olduğu numaralı GSM hattının da iradesi dışında bylock IP'lerine yönlendirilmiş olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle sanığın kullandığı GSM hattının güncellenen bylock listesinden çıkarıldığının tespit edildiği ve hattın bu kapsamda Mor Beyin uygulamasına yönlendirilen telefon hatları içerisinde bulunduğu, bu haliyle sanığın münhasıran örgüt üyelerinin gizli haberleşmeyi sağladığı bylock programını kullandığının sabit olmadığı, buna rağmen 92 gün haksız olarak gözaltında ve tutuklu olarak kaldığı, mor beyin uygulamasının 15 Temmuz darbe girişimi ve sonrasında yaşanan olaylar dikkate alındığında kamuoyunda ciddi anlamda infial uyandırdığı, bu husus ile birlikte davacının ekonomik ve sosyal durumu ile üzerine atılı suçun niteliği dikkate alındığında, söz konusu suçlamanın kendisi, ailesi ve çevresi için sosyal yönden olumsuz sonuçlar doğurduğunun açık olduğu, bu suç nedeniyle davacının sosyal ve ailevi yönden içerisine düştüğü durum ve yine dava tarihi dikkate alındığında tazminat davasının kesinleşmesine kadar elde edeceği parasal değer yönünden değerlendirme yapılarak davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın hazineden alınarak talep edildiği gibi tutuklama tarihi olan 29/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü:
''Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, manevi tazminat miktarının belirlenmesinde sağlık memuru olan davacının sosyal ve ekonomik durumu, davacının fetö terör örgütüne üye olmak suçundan açılan davada bylock kullanmadığı ve bylock listesinden çıkartılması nedeniyle beraatine karar verilmesi, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltı ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltı ve tutuklu kaldığı sürenin uzunluğu değerlendirildiğinde, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir manevi tazminat miktarının belirlenmediği, manevi tazminat miktarının güncel koşullara göre az miktarda tespit edilmesi ve buna bağlı olarak 1.800,00. TL nispi vekalet ücretine hükmedilmemesi,
Kanuna aykırı olup, davacı vekilinin istinaf başvurusu bu yönüyle yerinde ise de; belirtilen hukuka aykırılığın yeniden yargılamayı gerektirmeyip 5271 sayılı CMK'nun 303 ve 6100 sayılı HMK'nun 353/1 b maddeleri gereğince düzeltilebilir nitelikte olduğu anlaşıldığından,
Hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde manevi tazminat miktarı olarak yazılı "5.000,00. TL " ibaresinin çıkartılması ve yerine "15.000,00. TL" ibaresinin yazılması, buna bağlı olarak hükümdeki vekalet ücretine ilişkin ifadenin tamamen hükümden çıkartılarak, yerine “Davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 1.800,00. TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," " ifadesinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, '' karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Kütahya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/463 Esas, 2018/70 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 27.09.2017 28.12.2017 tarihleri arasında 92 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama üzerine 20.02.2018 tarihinde beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 28.02.2018 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
1.Davacının evinde arama yapıldığına ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Davacı vekilince arama nedeniyle tazminata hükmonulması gerektiği ileri sürülmüş ise de 5237 sayılı CMK'nın 141/1 i maddesinde tazminat verilebilecek haller arasında “hakkında arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen” kişiler olarak gösterildiği, arama kararından sonra haklarında beraat veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilenler için tazminat öngörülmediği, kanunun öngördüğü şekilde “arama kararının ölçüsüz bir şekilde” gerçekleştirildiğinin davacı tarafından iddia edilmediği anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz istemi reddedilmiştir.
2.Davacın işe iadesi sonrasında maaşlarının yasal faizinin kendisine ödenmediğine, döner sermaye ücretlerinin ödenmediğine, nöbet ücretlerinin ödenmediğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;
5271 sayılı Kanun'un 141 inci maddesine göre ''suç soruşturması veya kovuşturması sırasında'' uygulanan koruma tedbirlerine karşı devlet aleyhine tazminat davasının açılabileceği belirtilmiş olup, davacının memurluk görevinin devam ettiği, davacının görevden uzaklaştırma sebebiyle maaşının faizini, döner sermaye ve nöbet ücretlerinin alamadığını beyan ederek maddi tazminat talebinde bulunmuş ise de idareye başvurması gerektiği anlaşıldığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklulukta kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti yapıldığından davacı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna ilişkin temyiz nedeni reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 22.02.2019 tarihli ve 2019/505 Esas, 2019/341 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kütahya 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.10.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:23:01