Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2020/9758
2023/3718
5 Ekim 2023
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2015/402 E., 2016/96 K.
SUÇ: 2863 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM: Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Muğla 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.02.2016 tarihli ve 2015/402 Esas, 2016/96 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna muhalefet suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) ve (e)bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Mahalli Cumhuriyet Savcısının Temyiz isteği;
Sanığa ait taşınmazın öteden beri sit alanı olduğu herkesçe malum olan Akbük mevkiinde bulunması, sanığın soruşturma aşamasında söz konusu taşınmazın sit alanı olduğunu bilmediğine yönelik herhangi bir savunmasının bulunmaması ve son dönem Yargıtay kararlarında bu şekildeki taşınmazlarda tebliğ ve ilana ilişkin yasal düzenlemenin şekil şartı olarak değerlendirilemeyecek olması karşısında sanığın suç kastının bulunmadığından bahisle verilen beraat kararı usul yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
Katılan vekilinin temyiz isteği;
1 Verilen beraat kararının usul ve Yasaya aykırı olduğuna,
2 Eksin inceleme ile karar verildiğine,
3 Diğer temyiz sebeplerine ilişkin.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Yerel Mahkemenin Kabulü" Her ne kadar sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna muhalefet ettiği iddiasıyla atılı suçtan söz konusu Yasanın 65 inci maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de iddia, savunma, Menteşe Belediye görevlilerince düzenlenen yapı tatil zaptı, tapu kaydı, bilirkişiler eşliğinde mahallinde yapılan keşif ve sonrasında aldırılan bilirkişi raporları, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünden gönderilen kayıt ve belgeler, toplanan tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; Menteşe Kıran mahallesi Kandil mevkiinde bulunan, 190 ada 2 parsel nosu ile kayıtlı bulunan taşınmazın 09/10/2014 tarihinde sanığın eşi Meliha tarafından satın alındığı ve sonrasında da sanığın çevre arazi sahiplerinden gördüğü şekilde taşınmazında barınma ihtiyacını karşılamak için suça konu ahşap yapıyı yaptığı, taşınmazın tapu kaydında doğal sit alanı olduğuna dair şerh veya beyan bulunmadığı, bu yönde sanığa da herhangi bir tebligat yapılmadığı gibi Koruma Bölge Kurulunun 18/09/2008 tarih 4305 sayılı kararına ilanına dair de dosyada kayıt ya da belge bulunmadığı, yargılama sürecinde sanığın aksi sabit olmayan savunmasına göre taşınmazın sit alanı olduğunu bilmeden söz konusu yapıyı yaptığını beyan ettiği, Muğla dışından aslen Kırklareli/Lüleburgazlı olan sanığın, eşi adına kayıtlı tapulu taşınmazın I. derece doğal sit alanı olduğunu bile bile ilgili kurumlardan izin almadan suça konu yapıyı yaptığına ve suç kastıyla hareket ettiğine dair cezalandırılmasına yeter boyutta delil elde olmadığı, suçlamanın şüphe aşamasında kaldığı anlaşılmış olmakla, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."
B. Sanık Savunmasında; "Üzerime atılı suçlamaya ilişkin olarak jandarmada beyanda bulunmuştum. Aynen tekrar ederim. Kesinlikle suç kastıyla hareket etmedim. Tapuda malik gözüken Meliha benim eşim olur. Biz öncesinde İstanbul'da oturuyorduk ancak eşimin sağlık durumu iyi olmadığından 2014 yılı Ekim ayında suça konu yapının bulunduğu araziyi satın aldık. İklim, hava ve coğrafyanın eşime iyi geleceğini düşündüm. Tapuda sit alanı olduğuna dair herhangi bir şerh ya da uyarı yoktu. Buranın sit alanı olduğunu bilmiyordum. Bu nedenle herhangi bir kurumdan izin alınması gerektiğini de bilmiyordum. Bu konuda çevreden de herhangi bir kimse uyarıda bulunmadı. Bu şekilde taşınmazı satın aldıktan sonra üzerinde bulunan eski taş yapıyı yıkıp yerine barınma imkanımızı sağlamak için ahşap yapı yaptım. Araziye meyve ağaçları diktim. Kesinlikle beton malzeme kullanmadım. Beraatimi isterim. Ceza verilmesi halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını isterim. Dedi." şeklinde beyanda bulunmuştur.
C. Mahkemece 03.12.2015 tarihinde suç mahallinde keşif yapılmış akabinde fen ve inşaat bilirkişilerce rapor tanzim edilmiştir.
IV. GEREKÇE
11.03.2015 tarihli yapı tatil zaptı ile sanık tarafından I. derecede doğal sit alanı olan yerde izinsiz ahşap malzemeden yapı yapıldığı tespit edilmesi üzerine hakkında 2863 sayılı Kanuna muhalefet suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmakla;
2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazetede yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanunun amacına da ters düşeceği;
Dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Diğer yandan, taşınmaz bir varlığın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmesinin ya da bir bölgenin, doğal, tarihi ve kültürel özellikleri nedeniyle sit alanı olarak belirlenmesinin, taşınmazın veya bölgenin özel bir statüye tabi tutulması gerektiği ve taşınmaz üzerinde ya da bölge içerisinde keyfi uygulamalarda bulunulamayacağı anlamına geldiği, bu bakımdan kural olarak, 6498 sayılı Kanun değişikliği sonrası tebliğ yayım internette duyuru; anılan değişiklik öncesi ise şerh ilan yöntemleri ile taşınmazın ya da bölgenin tescilinden ilgililerin haberdar olmalarının sağlanacağı;
Bununla birlikte, Türk Medeni Kanununda yer alan “iyi niyet” kuralının genel bir hukuk ilkesi olarak kabul edilip, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suç tiplerine yönelik sübut değerlendirmesinde de dikkate alınmasının zorunlu olduğu, başka bir deyişle, 6498 sayılı Kanun değişikliği öncesinde yapılan tescil işlemleri yönünden, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunmayıp, tescil kararı mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmemiş olsa dahi, failin, taşınmazın ya da bölgenin tescilinden haberdar olduğuna dair beyanının göz ardı edilemeyeceği, zira, maliki olduğu veya kullandığı taşınmazın korunması gerekli nitelik taşıdığını ya da sit özelliğiyle bölgesel bazda koruma altına alınan bir alanda bulunduğunu bilen kişinin, taşınmaz üzerinde dilediği zaman dilediği şekil ve kapsamda uygulama yapamayacağını, taşınmazın ya da bölgenin özel statüsünün mümkün kıldığı ölçüde, kamu kurumlarınca yürütülecek izin prosedürü çerçevesinde inşai ve fiziki müdahalelerde bulunabileceğini de bilmesi gerektiği, yapı ya da bölge bazında tescil kararından haberdar olduğu halde, ilgili kurumlara başvurarak, gerçekleştirmeyi düşündüğü inşai uygulamaya yönelik izin almayıp keyfi hareket eden kişinin iyi niyetinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla, taşınmazın ya da bölgenin niteliğini bilerek izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunan ya da başlangıçta bilmeyip, kamu görevlilerince düzenlenen zabıt ve tutanaklar ile durumu öğrendiği halde müdahalesine devam eden failin, hukuki koruma altına alınamayacağı;
Ayrıca, hukuka aykırı zeminde gerçekleştirilen fiiller bakımından da failin iyi niyetinden bahsetmenin mümkün bulunmadığı, başka bir deyişle, Dairemizce incelenen dosyalarda sıkça karşılaşıldığı gibi, hazineye ait veya devletin hüküm ve tasarrufundaki taşınmazlar üzerinde inşai ve fiziki müdahale yapılması durumunda, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmemesinin sonuca etkili olmayacağı, zira bu halde failin, maliki olmadığı veya hukuka uygun şekilde yararlanma hakkını elde etmediği taşınmaza müdahalede bulunduğunu ve fiilinin hukuki korumadan yoksun olduğunu bildiğinin kabulü gerektiği, hukuka aykırı zeminde gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleler yönünden ilan kuralı aranmasının, hayatın olağan akışına ve mantık ilkelerine de uygun düşmediği;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; sanığın dava konusu yerin sit alanı olduğunu bilmediğine dair savunmaları karşısında; dava konusu yerin sit alanı olarak tesciline dair kurul kararının mahallinde mutad vasıtalarla ilan edilip edilmediğinin, ilgili, belediye, muhtarlık, kaymakamlık, valilik gibi kurumlardan sorulması, aynı zamanda sit kararının Resmi Gazete'de ilan edilip edilmediğinin araştırılması, dava konusu yerin sit alanı olduğunun bölge halkı tarafından bilinip bilinmediği hususunun kolluk vasıtası ile araştırılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
Sanığın üzerine atılı suç yönünden suç işleme kastının oluşmadığından CMK’nın 223/2 c maddesi gereğince beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde CMK’nın 223/2 c ve e maddesi gereğince hüküm tesisi hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Muğla 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.02.2016 tarihli ve 2015/402 Esas, 2016/96 Karar sayılı Kararına yönelik katılan vekilinin ve Mahalli Cumhuriyet Savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.10.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:24:28