Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/2606
2023/3667
5 Ekim 2023
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2022/634 E., 2022/549 K.
SUÇ: Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
HÜKÜM: Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Karacabey 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.04.2016 tarihli ve 2020/6070 Esas, 2022/1993 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının yollamasıyla aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca 6 ay hapis cezası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
2.Sözkonusu kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin, 15.03.2022 tarihli ve 2020/6070 Esas, 2022/1993 Karar sayılı kararı ile basit yargılama usûlü hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Karacabey 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 22.09.2022 tarihli ve 2022/634 Esas, 2022/549 Karar sayılı kararı ile Dairemizin bozma ilamına uyularak, takdiren basit yargılama usulünün uygulanmamasına karar verilerek, sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının yollamasıyla aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca 6 ay hapis cezası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 08.03.2023 tarihli onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz sebebi, seri yargılama usulünün uygulanması gerektiği yönündedir.
III. OLAY VE OLGULAR
1."Sanık ...'ın 1,44 promil alkolün etkisiyle emniyetli bir şekilde ... sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen ... kullanarak, üzerine yüklenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu işlediğinin sabit olduğu anlaşılmakla eylemine uyan TCK’nın 179/3. maddesi atfıyla 179/2, 53 maddeleri gereği cezalandırılmasına" karar verilmiştir.
2."Sanığın adli sicil kaydı içeriğine göre, Bursa 5.Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/630 E. 2014/81 K. sayılı kararı, Bursa Kapatılan 7.Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2014/82 E 2014/289 K sayılı kararı, Bursa 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/484 E 2013/91 K sayılı kararı, Bursa 14.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/1294E 2014/683 K sayılı kararı ile Bursa 22.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/146E 2014/363K sayılı kararlarının kesinleşme tarihleri gözetildiğinde sanığın süresi içinde yeniden kasıtlı suç işlediği anlaşılmakla, hakkında TCK'nın 58/7.maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" denilmiştir.
3.Sanık hakkında düzenlenen 16.06.2015 tarihli adli doktor raporuna göre 1.44 promil alkollü olduğu tespit edilmiştir.
4.Sanık aşamalarda üzerine atılı suçlamayı kabul etmiştir.
5.Sanığın güncel adlî sicil kayıt örneği, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
O yer Cumhuriyet Savcısının Temyizi Yönünden;
1.Anayasa’nın 141. maddesinin son fıkrasında “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir” denilmek suretiyle davaların makul bir süre içinde bitirilmesi gerekliliği açıkça ifade edilmiştir. Bu hak gereğince devlet, yargılamaların gereksiz yere uzamasını engelleyecek etkin çareler oluşturmak zorundadır. Ancak bu amaçla alınacak kanuni tedbirlerin ve öngörülen çarelerin yargılama sonucunda işin esasına yönelik adil ve hakkaniyete uygun bir karar verilmesine engel oluşturmaması gerektiği de tartışmasızdır.
2.Ceza muhakemesi hukukuna ilişkin yasaların zaman bakımından uygulanması “derhal uygulanma” prensibine dayanır. Burada amaç yeni yasanın yürürlük tarihinden itibaren açılacak davaların tüm aşamalarında olduğu kadar daha önce açılmış davaların henüz yapılmamış işlemlere uygulanmasıdır. Bunun yanında eski yasanın yürürlükte olduğu aşamada tamamlanmış işlemlerin geçerli sayılması hedeflenir. Ceza Muhakemesine ilişkin yürürlüğe giren yasanın sanığın lehine veya aleyhine olması önemli değildir. Bu bakımdan ceza muhakemesi yasaları ceza yasalarından farklı olup yeni yasa sanığın aleyhine de olsa uygulanır. Yargılama yasalarının zaman bakımından uygulanmasında genel ilke, yasa değişikliklerindeki geçici düzenlemelerde aksi belirtilmiş olmadıkça, derhal uygulama “hemen uygulama” ilkesi geçerlidir.
3.Yasamanın asliliği ve genelliği ilkesi gereğince, adalet sisteminin verimli çalışması, makul sürede yargılanma hakkının gözetilmesi ya da onarıcı adalet anlayışlarına bağlı olarak genel yargılama yöntemlerine alternatif usullerin öngörülmesi her zaman mümkündür. Kanun koyucu bu tür kuralların yürürlükten önceki tarihli usul işlemlerine ve hatta kesinleşmiş uyuşmazlıklar bakımından da uygulanması konusunda tercihte bulunabilir. Bu tercihini kimi durumda uygulamayı kısıtlayıcı kural koymayarak da yapabilir. Öngörülen usul kuralının mahiyeti gereği belli usul aşamaları sonuçlanmış uyuşmazlıklarda yeni usulün uygulanmaması gerektiğini de kabul edebilir. Ceza normu ile yasaklanan fiilin haksızlık vasfını veya ilgili maddesinde öngörülen cezasını değiştirmeyip, bir usul kuralına bağlı olarak yaptırımı sanık lehine etkileyen kuralların geçmişe yürürlüğü bakımından başka bir kriterin uygulanması gerekmektedir. Bu kriterin, öngörülen yeni usul kuralının ceza soruşturması ve kovuşturması süreçlerindeki uygulanabilirliği olduğu değerlendirilmelidir. Bu açıdan, uygulanabilirlik kriterinin, öngörülen yeni usul kuralının mahiyetinden çıkartılması gerekir ki geçici 5 inci maddedeki bu kurala ilişkin Adalet Komisyonu gerekçesinde de ; ''genel hükümlere göre kovuşturma evresine başlanan dosyaların yine genel hükümlere göre sonuçlanması gerekmektedir.'' şeklinde vurgulanmıştır.
5271 sayılı Kanunun 250 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtildiği üzere, seri muhakeme usulünün uygulanabilmesi için Cumhuriyet savcısının veya kolluk görevlilerinin şüpheliyi bilgilendirmesinin gerektiği ve şüphelinin de bu durumu kabul etmesi durumda usulün uygulanabileceği, soruşturma aşamasına özgü olarak işletilmesi ön görülen bir müessese olan seri muhakeme usulünün, bu aşamada uygulanmasının atlandığı durumlarda ise en geç bir hüküm kurulmadan evvel işletilmesi gerektiği aksi durumda kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış davalarda uygulanması ile anayasal düzenlemeye aykırı olarak yargılamaların gereksiz yere uzaması ve işin esasına yönelik adil ve hakkaniyete uygun bir karar verilmesine engel teşkil edilmesi söz konusu olacağından ve Anayasa Mahkemesinin, 02.08.2022 gün ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 21.04.2022 gün ve 2020/87 Esas, 2022/44 sayılı Kararı ile; 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan "...kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış..." ibaresinin "...seri muhakeme usulü..." yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması ve yargılama konusu suçun seri muhakeme usulüne tabi olması karşısında, sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddesinde düzenlenen seri muhakeme usulünün uygulanabilmesi için yerel mahkemece dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmesinde zorunluluk bulunması nedeni ile söz konusu lehe hüküm değerlendirme yapma görevinin Yerel mahkemelerde ve Cumhuriyet Başsavcılıklarında olduğu, Yargıtay’ın ise temyiz mahkemesi sıfatı ile bu konuda yetkili ve görevli olmadığı sonucuna varılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Karacabey 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 22.09.2022 tarihli ve 2022/634 Esas, 2022/549 Karar sayılı kararında O yer Cumhuriyet Savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.10.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:24:28