Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/8428
2023/3546
2 Ekim 2023
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2018/45 E., 2019/902 K.
KARAR: İstinaf başvurusunun esastan reddi, düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Esastan ret
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
- Davacı ... vekili 04.09.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; "Tuğamiral rütbesiyle görev yapmakta olan müvekkilin beraatine karar verilen kamuoyunda balyoz davası olarak bilinen dava kapsamında, 11.02.2011 19.06.2014 tarihleri arasında tutuklu kalması sebebiyle terfi rütbe ilerlemesi sebebiyle müvekkilin faydalanamadığı maaş ve nema farkı, iş potansiyeli kayıpları, cezaevi harcamaları ve ailesinin cezaevi ziyaretleri için yaptığı harcamalar, maaşından kesilen tayın bedeli, mahrum kalınan OYAK nemaları, kadrosuzluk sebebiyle emekliye sevk edilmesinden kaynaklı eksik ödenen emekli ikramiyesi, avukat masrafları sebebiyle uğradığı zararın karşılığı olarak 2.000.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, uğradığı manevi zararın karşılığı olarak 10.000.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini vekâleten arz ve talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı ... vekili 04.09.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; "Tümgeneral rütbesiyle görev yapmakta olan müvekkilin beraatine karar verilen kamuoyunda balyoz davası olarak bilinen dava kapsamında, 03.10.2011 19.06.2014 tarihleri arasında tutuklu kalması sebebiyle terfi rütbe ilerlemesi sebebiyle müvekkilin faydalanamadığı maaş ve nema farkı, iş potansiyeli kayıpları, cezaevi harcamaları ve ailesinin cezaevi ziyaretleri için yaptığı harcamalar, maaşından kesilen tayın bedeli, mahrum kalınan OYAK nemaları, kadrosuzluk sebebiyle emekliye sevk edilmesinden kaynaklı eksik ödenen emekli ikramiyesi, avukat masrafları sebebiyle uğradığı zararın karşılığı olarak 2.000.000,00 TL maddi tazminatın, uğradığı manevi zararın karşılığı olarak 10.000.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden (her bir zarar kaleminin doğduğu tarih esas alınarak) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini vekâleten arz ve talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı ... vekili 07.08.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; "Kurmay kıdemli albay rütbesiyle görev yapmakta olan müvekkilin beraatine karar verilen kamuoyunda balyoz davası olarak bilinen dava kapsamında, 11.02.2011 19.06.2014 tarihleri arasında tutuklu kalması sebebiyle maaşından kesilen tayın bedeli, cezaevi harcamaları ve ailesinin cezaevi ziyaretleri için yaptığı harcamalar, mahrum kalınan OYAK nemaları, emeklilikten sonra tutukluluk sebebiyle çalışamamasından doğan maddi kayıp, avukat masrafları sebebiyle uğradığı zararın karşılığı olarak 85.593,02 TL maddi tazminatın, uğradığı manevi zararın karşılığı olarak 2.000.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini vekâleten arz ve talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı ... vekili 11.09.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; "Tuğamiral rütbesiyle görev yapmakta olan müvekkilin beraatine karar verilen kamuoyunda balyoz davası olarak bilinen dava kapsamında, 26.02.2010 14.03.2010 tarihleri ile 11.02.2011 19.06.2014 tarihleri arasında tutuklu kalması sebebiyle zorunlu emeklilik sebebiyle uğradığı zarar, mahrum kalınan OYAK ikramiyesi, emekli ikramiyesi zararı, avukat ve bilirkişi masrafları, cezaevi harcamaları ve ailesinin cezaevi ziyaretleri için yaptığı harcamalar sebebiyle uğradığı zararın karşılığı olarak 1.470.575,00 TL maddi tazminatın, uğradığı manevi zararın karşılığı olarak 1.500.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihi olan 26.02.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini vekâleten arz ve talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı ... vekili 20.08.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; "Kurmay kıdemli albay rütbesiyle emekli olmuş olan müvekkilin beraatine karar verilen kamuoyunda balyoz davası olarak bilinen dava kapsamında, 26.09.2012 20.06.2014 tarihleri arasında tutuklu kalması sebebiyle avukat masrafları, 1.400,00 euro ücret karşılığında çalışmakta olduğu işinden tutukluluk sebebiyle ayrılmak zorunda kalmasıyla oluşan kazanç kaybı, ailesinin cezaevi ziyaretleri için yaptığı harcamalar sebebiyle uğradığı zararın karşılığı olarak 400.000,00 TL maddi tazminatın, uğradığı manevi zararın karşılığı olarak 1.000.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini vekâleten arz ve talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı ... vekili 08.09.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; "Kurmay kıdemli albay rütbesiyle görev yapmakta olan müvekkilin beraatine karar verilen kamuoyunda balyoz davası olarak bilinen dava kapsamında, 22.09.2011 19.06.2014 tarihleri arasında tutuklu kalması sebebiyle terfi rütbe ilerlemesi sebebiyle müvekkilin faydalanamadığı maaş ve nema farkı, hizmet süresinin artmasından doğan müvekkilin faydalanamadığı SGK hizmet süresi ve emekli ikramiyesi, mahrum kalınan OYAK nemaları, cezaevi harcamaları ve ailesinin cezaevi ziyaretleri için yaptığı harcamalar, maaşından kesilen tayın bedeli, kadrosuzluk sebebiyle emekliye sevk edilmesinden kaynaklı eksik ödenen emekli ikramiyesi, avukat masrafları sebebiyle uğradığı zararın karşılığı olarak 2.000.000,00 TL maddi tazminatın, uğradığı manevi zararın karşılığı olarak 10.000.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden (her bir zarar kaleminin doğduğu tarih esas alınarak) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini vekâleten arz ve talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı ... vekili 20.06.2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; "Kurmay kıdemli albay rütbesiyle görev yapmakta olan müvekkilin beraatine karar verilen kamuoyunda fuhuş, şantaj ve casusluk davası olarak bilinen dava kapsamında, 22.09.2011 04.12.2014 tarihleri arasında tutuklu kalması sebebiyle terfi rütbe ilerlemesi sebebiyle müvekkilin faydalanamadığı maaş ve nema farkı, hizmet süresinin artmasından doğan müvekkilin faydalanamadığı SGK hizmet süresi ve emekli ikramiyesi, mahrum kalınan OYAK nemaları, cezaevi harcamaları ve ailesinin cezaevi ziyaretleri için yaptığı harcamalar, maaşından kesilen tayın bedeli, avukat masrafları sebebiyle uğradığı zararın karşılığı olarak 3.000.000,00 TL maddi tazminatın, uğradığı manevi zararın karşılığı olarak 12.000.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden (her bir zarar kaleminin doğduğu tarih esas alınarak) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini vekâleten arz ve talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur.
- Davalı vekili davacı ... 'ın davasına karşı 18.09.2015 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerekmektedir. Davanın yetkili mahkemede açılıp açılmadığı, aynı kişi hakkında aynı konuyla ilgili dava açılıp açılmadığı, mahsuba esas cezasının olup olmadığı, avukatın dava açma yetkisinin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Kanunda yazılı koşullar davacı yönünden gerçekleşmemiştir. Meydana gelen olayda idarenin kusuru yoktur. Talep edilen maddi tazminat miktarı gerçek maddi delillerle desteklenmemiş olup, manevi tazminat miktarı da fahiştir. Ceza mahkemesindeki davaya ait avukatlık ücreti maddi zarar kapsamına dahil edilemez. Faiz talebinin hukuki dayanağı yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı vekili davacı ...'ın davasına karşı 18.09.2015 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerekmektedir. Davanın yetkili mahkemede açılıp açılmadığı, aynı kişi hakkında aynı konuyla ilgili dava açılıp açılmadığı, mahsuba esas cezasının olup olmadığı, avukatın dava açma yetkisinin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Kanunda yazılı koşullar davacı yönünden gerçekleşmemiştir. Meydana gelen olayda idarenin kusuru yoktur. Talep edilen maddi tazminat miktarı gerçek maddi delillerle desteklenmemiş olup, manevi tazminat miktarı da fahiştir. Ceza mahkemesindeki davaya ait avukatlık ücreti maddi zarar kapsamına dahil edilemez. Faiz talebinin hukuki dayanağı yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı vekili davacı ...'ın davasına karşı 17.09.2015 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerekmektedir. Davanın yetkili mahkemede açılıp açılmadığı, aynı kişi hakkında aynı konuyla ilgili dava açılıp açılmadığı, mahsuba esas cezasının olup olmadığı, avukatın dava açma yetkisinin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Kanunda yazılı koşullar davacı yönünden gerçekleşmemiştir. Meydana gelen olayda idarenin kusuru yoktur. Talep edilen maddi tazminat miktarı gerçek maddi delillerle desteklenmemiş olup, manevi tazminat miktarı da fahiştir. Ceza mahkemesindeki davaya ait avukatlık ücreti maddi zarar kapsamına dahil edilemez. Faiz talebinin hukuki dayanağı yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı vekili davacı ...'ın davasına karşı 16.10.2015 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerekmektedir. Davanın yetkili mahkemede açılıp açılmadığı, aynı kişi hakkında aynı konuyla ilgili dava açılıp açılmadığı, mahsuba esas cezasının olup olmadığı, avukatın dava açma yetkisinin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Kanunda yazılı koşullar davacı yönünden gerçekleşmemiştir. Meydana gelen olayda idarenin kusuru yoktur. Talep edilen maddi tazminat miktarı gerçek maddi delillerle desteklenmemiş olup, manevi tazminat miktarı da fahiştir. Ceza mahkemesindeki davaya ait avukatlık ücreti maddi zarar kapsamına dahil edilemez. Faiz talebinin hukuki dayanağı yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı vekili davacı ...'ın davasına karşı 16.09.2015 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerekmektedir. Davanın yetkili mahkemede açılıp açılmadığı, aynı kişi hakkında aynı konuyla ilgili dava açılıp açılmadığı, mahsuba esas cezasının olup olmadığı, avukatın dava açma yetkisinin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Kanunda yazılı koşullar davacı yönünden gerçekleşmemiştir. Meydana gelen olayda idarenin kusuru yoktur. Talep edilen maddi tazminat miktarı gerçek maddi delillerle desteklenmemiş olup, manevi tazminat miktarı da fahiştir. Ceza mahkemesindeki davaya ait avukatlık ücreti maddi zarar kapsamına dahil edilemez. Faiz talebinin hukuki dayanağı yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı vekili davacı ...'nın davasına karşı 01.07.2016 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerekmektedir. Davanın yetkili mahkemede açılıp açılmadığı, aynı kişi hakkında aynı konuyla ilgili dava açılıp açılmadığı, mahsuba esas cezasının olup olmadığı, avukatın dava açma yetkisinin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Kanunda yazılı koşullar davacı yönünden gerçekleşmemiştir. Meydana gelen olayda idarenin kusuru yoktur. Talep edilen maddi tazminat miktarı gerçek maddi delillerle desteklenmemiş olup, manevi tazminat miktarı da fahiştir. Ceza mahkemesindeki davaya ait avukatlık ücreti maddi zarar kapsamına dahil edilemez. Faiz talebinin hukuki dayanağı yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
-
Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.11.2017 tarihli ve 2015/371 Esas, 2017/423 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 08.03.2019 tarihli ve 2018/45 Esas, 2019/902 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacılar vekilleri ve davalı vekilinin istinaf başvurularının davacı ... hakkında kurulan hüküm yönünden esastan reddine, davacılar ..., ..., ..., ..., ... hakkında kurulan hüküm yönünden düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
-
Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 18.10.2021 tarihli ve 2019/44265 sayılı, esastan ret görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Davalı vekilinin temyiz istemi;
a. Davacı ... yönünden; davanın yasal süresi içinde açılmadığına, idarenin kusuru bulunmadığına, talep edilen maddi tazminatın maddi delillerle ispatlanmadığından reddedilmesi gerektiğine, hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğuna, faiz talebinin yasal dayanağı bulunmadığından reddedilmesi gerektiğine, ilişkindir.
b. Davacı ... yönünden; davanın yasal süresi içinde açılmadığına, idarenin kusuru bulunmadığına, talep edilen maddi tazminatın maddi delillerle ispatlanmadığından reddedilmesi gerektiğine, hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğuna, faiz talebinin yasal dayanağı bulunmadığından reddedilmesi gerektiğine, avukatlık ücretinin maddi tazminat hesabına dahil edilmesine, ilişkindir.
c. Davacı ... yönünden; davanın yasal süresi içinde açılmadığına, idarenin kusuru bulunmadığına, hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğuna, faiz talebinin yasal dayanağı bulunmadığından reddedilmesi gerektiğine, davacının emeklilik ve tahliye tarihleri arasında çalışmamaktan kaynaklı zararı olduğu gerekçesiyle maddi tazminata hükmedilmesine, ilişkindir.
d. Davacı ... yönünden; davanın yasal süresi içinde açılmadığına, idarenin kusuru bulunmadığına, hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğuna, faiz talebinin yasal dayanağı bulunmadığından reddedilmesi gerektiğine, davacının emeklilik ve tahliye tarihleri arasında çalışmamaktan kaynaklı zararı olduğu gerekçesiyle maddi tazminata hükmedilmesine, davacının aynı konuda ve aynı tutukluluk sürelerine ilişkin birleşen dosyası yönünden davaların derdestlik sebebiyle reddedilmesi gerektiğine, ilişkindir.
e. Davacı ... yönünden; davanın yasal süresi içinde açılmadığına, idarenin kusuru bulunmadığına, talep edilen maddi tazminatın maddi delillerle ispatlanmadığından reddedilmesi gerektiğine, hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğuna, faiz talebinin yasal dayanağı bulunmadığından reddedilmesi gerektiğine, avukatlık ücretinin maddi tazminat hesabına dahil edilmesine, ilişkindir.
f. Davacı ... yönünden; davanın yasal süresi içinde açılmadığına, idarenin kusuru bulunmadığına, hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğuna, faiz talebinin yasal dayanağı bulunmadığından reddedilmesi gerektiğine, davacının emeklilik ve tahliye tarihleri arasında çalışmamaktan kaynaklı zararı olduğu gerekçesiyle maddi tazminata hükmedilmesine, davacının aynı konuda ve aynı tutukluluk sürelerine ilişkin birleşen dosyası yönünden davaların derdestlik sebebiyle reddedilmesi gerektiğine, ilişkindir.
-
Davacı ... vekilinin temyiz istemi; faiz başlangıç tarihine, avukatlık ücretinin, rütbe terfi ve emekliliğe sevk kaynaklı zararın, cezaevi masraflarının maddi tazminat hesabına dahil edilmemesine, hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna, ilişkindir.
-
Davacı ... vekilinin temyiz istemi; avukatlık ücretinin maddi tazminat hesabına eksik dahil edilmesine, uçuş tazminatı, tayın bedeli, yurt dışı görevine gidememekten doğan zararın, rütbe terfi ve emekliliğe sevk kaynaklı zararın, cezaevi masraflarının maddi tazminat hesabına dahil edilmemesine, hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna, ilişkindir.
-
Davacı ... vekilinin temyiz istemi; hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna, ilişkindir.
-
Davacı ... vekilinin temyiz istemi; hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna, ilişkindir.
-
Davacı ... vekilinin temyiz istemi; avukatlık ücretinin maddi tazminat hesabına eksik dahil edilmesine, cezaevi ziyaret masraflarının maddi tazminat hesabına dahil edilmemesine, hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna, ilişkindir.
-
Davacı ... vekilinin temyiz istemi; maddi tazminatın asgari ücret üzerinden hesaplanmasına, rütbe terfi ve emekliliğe sevk kaynaklı zararın, cezaevi masraflarının maddi tazminat hesabına dahil edilmemesine, hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna, ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/283 Esas, 2012/245 Karar sayılı ve İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas, 2015/143 Karar sayılı dosyalarının incelenmesi neticesinde; Davacılardan ...'ın toplam 633 gün, ...'ın 1224 gün, ...'ın 990 gün, Mehmet ...'ın 1224 gün, ...'nın 1170 gün, ...'ın 1241 gün (gözaltı ve hükümlülük dahil) tutuklu kaldıkları, bu tutuklamalarına gerekçe gösterilen suç/suçlardan beraat ettikleri nazara alındığında davacıların, 5271 sayılı Kanun'un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde mucibince Devletten, tazminat isteme hakkı bulunmaktadır.
Davacıların haksız tutukluluk/hükümlülük süresinde uğradıkları maddi kazanç kayıplarının tespiti uzmanlık gerektirdiği için bu konuda bilirkişi ...'dan 31.05.2017 tarihli bilirkişi raporu alınmış raporda yer alan değerlendirmelere göre;
1.Davacı ...'ın tutuklandığı sırada Türk Silahlı Kuvvetlerinden Kurmay Kıdemli Albay rütbesinden emekli olduğu, 17.08.2011 gününü şüpheli olarak gözaltına alındığı yargılaması neticesinde mahkum olduğu ve 26.09.2012 19.06.2014 tarihleri arasında 632 gün hükümlü olarak cezaevinde kaldığı, davacının toplamda bir günlük gözaltısıyla birlikte 633 gün (gözaltı ve hükümlü) cezaevinde kaldığı, davacının tutuklandığı sırada merkezi Fransa'da bulunan "radar, gözetim ekipmanı, navigasyon, elektronik harp ürünü, kabin sistemleri, bilgisayar programı gibi üretimleri bulunan dünya çapındaki sivil ve askeri sanayilere hizmet veren thales systemes aeroportes SAS" ünvanlı şirketin savunma sanayi müsteşarlığı ile akdedilen kontrat gereği yürütülen Meltem 2 projenin alt yüklenicisi (.... . San. Taşımacılık A.Ş) bünyesinde 3501201055090 sigorta sicil numaralı eleman olarak aylık 1.400,00 euro net ücret mukabili çalıştığı, T.C. Merkez Bankası'nın verileri de gözetildiğinde davacının 01.10.2012 tarihinden, tahliye edildiği 19.06.2014 tarihine kadar, toplam 75.729,13 TL kazanç kaybına uğramış olduğu, 75.729,13 TL maddi tazminatın; davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer gibi hususlarla hak ve nefaset ilkeleri birlikte gözetildiğinde davacıya 126,600,00 TL kadar manevi tazminatın 26.09.2012 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Öte yandan; davacı ... dilekçesinde ayrıca tutukluluğu süresince kendisine ziyarete gelen eşi tarafından yapılan yol masraflarının tazmini istenilmekte ise de; bu konuda yaptığı masrafların maddi kazanç kaybı olarak istenemeyeceği; davacı beraat ettiği ceza davası ile ilgili olarak kendisini temsil eden avukata ödediğini beyan ettiği 21.600,00 TL'nin tazminini istemekte ise de, 3.268,60 TL avukatlık ücreti ödediğini gösterir belge dışında bu konuda başkaca belge sunulmadığı için talep ettiği bu miktarın da maddi kazanç kaybı olarak istenemeyeceği anlaşılmıştır.
- Davacı ...'ın tutuklandığı sırada Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli Hava Pilot Tümgeneral olarak görev yaptığı, 03.10.2011 19.06.2014 tarihleri arasında toplam 990 gün tutuklu ve hükümlü olarak cezaevinde kaldığı, davacı dilekçesinde muvazzaf subay iken tutuklandığı için emekliliğe sevk edildiği düşüncesi ile talep olunan rütbe terfii nedeniyle alabileceği maaş farkı olarak ve emekliliğe sevk edildiği için alamadığı uçuş tazminatlarını rütbe terfiine bağlı olarak alabileceği bu miktarın ise 17.368,95 TL olduğu, 17.368,95 TL maddi tazminatın; davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer gibi hususlarla hak ve nefaset ilkeleri birlikte gözetilerek 227.700,00 TL manevi tazminatın 03.10.2011 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Öte yandan; davacı dilekçesinde ayrıca tutukluluğu süresince kendisine ziyarete gelen eşi ve kızının cezaevi ziyaretleri nedeniyle yaptığı yol masrafını, cezaevindeki ihtiyaçlarını karşılamak için yapılan kantin harcamalarını, keza tutuklu kaldığı süre içerisinde maaşından eksik ödenen OYAK aidatları ile eksik ödemeye bağlı OYAK kâr payını, rütbe terfiine bağlı olarak artacak maaşına yansıtılacak konut yardımı farkları ve 30 fiili hizmet yılı karşılığı emekli edilmesinden doğan maddi kayıpları ile tahliye tarihinden, beraat kararının kesinleşmesi tarihine kadar geçen süre içerisinde çalışamamaktan doğan kazanç kayıplarını maddi kazanç kaybı olarak talep etmişse de bu talebinin reddi gerektiği; davacının 6.000,00 TL'lik iki adet serbest meslek makbuzunun hangi davanın vekalet ücretiyle ilgili olduğu hususu belgelenemediği için bunun da maddi kazanç kaybı olarak istenemeyeceği anlaşılmıştır.
- Davacı ... 'ın tutuklandığı sırada Türk Silahlı Kuvvetlerinde İskenderun Deniz Üs Komutanı ve tuğamiral olarak görev yaptığı, 11.02.2011 19.06.2014 tarihleri arasında toplam 1224 gün tutuklu ve hükümlü olarak cezaevinde kaldığı, davacı dilekçesinde muvazzaf subay iken tutuklandığı için emekliliğe sevk edildiği düşüncesi ile talep olunan rütbe terfii nedeniyle alabileceği maaş farkı olarak ve emekliliğe sevk edildiği için alamadığı uçuş tazminatlarını rütbe terfiine bağlı olarak alabileceği bu miktarın ise 17.368,95 TL olduğu, 17.368,95 TL maddi tazminatın 04.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte; davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer gibi hususlarla hak ve nefaset ilkeleri birlikte gözetilerek 269.280,00 TL manevi tazminatın 11.02.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Öte yandan; davacı dilekçesinde tutukluluğu süresince kendisine ziyarete gelen eşi ve kızının cezaevi ziyaretleri nedeniyle yaptığı yol masrafını, cezaevindeki ihtiyaçlarını karşılamak için yapılan kantin harcamalarını, tutuklu kaldığı süre içerisinde maaşından eksik ödenen OYAK aidatları ile eksik ödemeye bağlı OYAK kâr payını, rütbe terfiine bağlı olarak artacak maaşına yansıtılacak konut yardımı farkları ve 30 fiili hizmet yılı karşılığı emekli edilmesinden doğan maddi kayıpları ile tahliye tarihinden, beraat kararının kesinleşmesi tarihine kadar geçen süre içerisinde çalışamamaktan doğan kazanç kayıplarını maddi kazanç kaybı olarak talep etmişse de bu talebinin reddi gerektiği; davacının 6.000,00 TL'lik iki adet serbest meslek makbuzunun hangi davanın vekalet ücretiyle ilgili olduğu hususu belgelenemediği için bunun da maddi kazanç kaybı olarak istenemeyeceği anlaşılmıştır.
-
Davacı ...'nın, gözaltına alındığı sırada Türk Silahlı Kuvvetlerinde Deniz Kurmay Kıdemli Albay olarak görev yaptığı, 21.09.2011 günü gözaltına alınarak 22.09.2011 04.12.2014 tarihleri arasında toplam 1170 gün tutuklu ve hükümlü olarak cezaevinde kaldığı, davacı dilekçesinde muvazzaf subay iken tutuklandığı için emekliliğe sevk edildiği düşüncesi ile talep olunan rütbe terfii nedeniyle alabileceği OYAK emeklilik yardımı, 65 yaşına kadar çalışabilseydi hizmet süresinin artmasından kaynaklanacak emekli maaşı ve emekli ikramiyesi farklarına tekabül edecek miktarı, kendisine ziyarete gelen eşi ve kızının cezaevi ziyaretleri nedeniyle yaptığı yol masrafını, cezaevindeki ihtiyaçlarını karşılamak için yaptığı harcamalarını, tayin bedelini maddi kazanç kaybı olarak talep etmişse bu talebinin reddi gerektiği; buna mukabil, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer gibi hususlarla hak ve nefaset ilkeleri birlikte gözetildiğinde davacıya 245.700,00 TL kadar manevi tazminatın 22.09.2011 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine; öte yandan, davacı ...'ın "Fuhuş, Şantaj ve Casusluk" davası kapsamında 5 yıl 7 ay 19 gün hapis cezası ile ilgili olarak haksız tutuklama şartlarının oluşmadığından (diğer anlatımla bu dava kapsamında infaz edilmiş bir gözaltı, tutukluluk/hükümlülüğün bulunmadığı) davacının 2016/298 E. sayılı dava dosyasındaki maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
-
Davacı ...'ın tutuklandığı sırada Türk Silahlı Kuvvetleri Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Başkanlığı Plan Şube Müdürlüğünde Kurmay Kıdemli Albay olarak görev yaptığı, 11.02.2011 19.06.2014 tarihleri arasında toplam 1224 gün tutuklu ve hükümlü olarak cezaevinde kaldığı, davacı dilekçesinde kendi isteği ile erken emekli olmak durumunda bırakılmamış olsa idi 2019 yılına kadar muvazzaf subay olarak çalışacağı bu durumda ise anılan süreçte işleyecek OYAK emeklilik yardımdan istifade edeceğini, keza, 11.02.2011 19.06.2014 tarihleri arasında kendisine tayın bedeli ödenmesi gerekeceği, keza, eşi ve kızının cezaevi ziyaretleri nedeniyle yol masrafı yaptıklarını, yine, cezaevindeki ihtiyaçlarını karşılamak için yaptığı kantin harcamalarını maddi kazanç kaybı olarak talep etmişse de; davacının beraat ettiği ceza davasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden bahisle bu vekili için kendisine ücreti vekalet ödendiğine dair 05.08.2015 tarih, A/000688 seri sıra nolu "Serbest Meslek Makbuzu"nun düzenlenme tarihinin beraat kararının kesinleştiği 08.06.2015 tarihinden sonra olmasının yanında bu ücretin hangi dava için ödendiği hususu belgelenemediğinden davacı ...'ın maddi tazminata ilişkin talebinin reddi gerektiği, buna mukabil, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer gibi hususlarla hak ve nefaset ilkeleri birlikte gözetildiğinde davacıya 257.040,00 TL kadar manevi tazminatın 11.02.2011 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
-
Davacı ...'ın tutuklandığı sırada Türk Silahlı Kuvvetlerinde İskenderun Deniz Üs Komutanı sıfatıyla Tuğamiral olarak görev yaptığı, 25.02.2011 günü gözaltına alındığı ve 26.02.2010 14.03.2010 tarihleri arasında toplam 1241 gün tutuklu ve hükümlü olarak cezaevinde kaldığı, davacı dilekçesinde muvazzaf subay iken tutuklandığı için emekliliğe sevk edildiği düşüncesi ile talep olunan rütbe terfii nedeniyle alabileceği OYAK emeklilik yardımı, 65 yaşına kadar çalışabilseydi hizmet süresinin artmasından kaynaklanacak emekli maaşı ve emekli ikramiyesi farklarına tekabül edecek miktarı, kendisine ziyarete gelen eşi ve kızının cezaevi ziyaretleri nedeniyle yaptığı masrafı, avukatının konaklama ve yol masraflarını, sanık olarak yargılanıp ceza davasında savunmaya yönelik olarak kullanılmak amacıyla aldırılan bilirkişi raporlarının (hangi bilirkişiye hangi belge karşılığında ne miktar ödeme yapıldığı belirtilmemiş olan) istihsali için verilen bilirkişi masraflarını maddi kazanç kaybı olarak talep etmişse de, davacının beraat ettiği ceza davasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden bahisle İstanbul Barosu Avukatlarından Av. ... tarafından düzenlenen A/000412 seri sıra numaralı makbuzun içeriği okunamadığı gerekçesiyle, maddi tazminat talebinin reddi gerektiği; buna mukabil, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer gibi hususlarla hak ve nefaset ilkeleri birlikte gözetildiğinde davacı için 50.820,00 TL manevi tazminatın 26.02.2010 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte, 221.980,00 TL manevi tazminatın 11.02.2011 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
A Davacı ... 'ın koruma tedbirleri nedeniyle tazminat talebine ilişkin kurulan hüküm yönünden; davacılar ...'ın ceza infaz kurumunda bulunduğu esnada emekli olduğu ve tahliye olduğu tarihe kadar ki süreler yönünden net asgari ücret üzerinden bilirkişi tarafından hesaplanan ve yerel mahkemece hüküm altına alınan maddi kayba gerekçeli kararda "rütbe terfine bağlı oluşan zarar" diye adlandırılmış ise de; sonuç itibariyle bu davacının ceza evinde bulunduğu sırada emekli olduğu ve tahliye olduğu tarihe kadar ki çalışamamaktan kaynaklı maddi zararın net asgari ücret üzerinden hesap edildiği dikkate alındığında, maddi tazminata esas alınma gerekçesi yanlış ise de, doğru maddi tazminata hükmedildiğinden bu konuya sadece işaret edilmiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
B Davacı ...'ın koruma tedbirleri nedeniyle tazminat talebine ilişkin kurulan hüküm yönünden; davacı ...'ın ceza infaz kurumunda bulunduğu esnada emekli olduğu ve tahliye olduğu tarihe kadar ki süreler yönünden net asgari ücret üzerinden bilirkişi tarafından hesaplanan ve yerel mahkemece hüküm altına alınan maddi kayba gerekçeli kararda "rütbe terfine bağlı oluşan zarar" diye adlandırılmış ise de; sonuç itibariyle bu davacının ceza evinde bulunduğu sırada emekli olduğu ve tahliye olduğu tarihe kadar ki çalışamamaktan kaynaklı maddi zararın net asgari ücret üzerinden hesap edildiği dikkate alındığında, maddi tazminata esas alınma gerekçesi yanlış ise de, doğru maddi tazminata hükmedildiğinden bu konuya sadece işaret edilmiştir. Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin sair, davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; davacı ... yönünden beraat kararından öncesine dayanan ve serbest meslek makbuzuna dayalı (31.10.2013 ve 22.10.2012 tarihli ve ayrı ayrı 6.000,00 TL olmak üzere) toplam 12.000,00 TL vekalet ücretinden davacının beraat ettiği dosyada ödenen 3.000,00 TL vekalet ücreti düşüldükten sonra kalan 9.000,00 TL vekalet ücretinin maddi tazminata eklenmesi ile davacı lehine 26.368,95 TL maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken mahkemece 17.368,95 TL şeklinde eksik tazminata hükmedilmesi, hukuka aykırı bulunarak; hüküm fıkrasının iki nolu bendinin ikinci paragrafında yazılı "17.368,95" ibaresi hükümden çıkartılarak yerine "26.368,95" ibaresinin eklenmesi suretiyle istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
C Davacılar ..., ... ve ...'ın koruma tedbirleri nedeniyle tazminat taleplerine ilişkin kurulan hüküm yönünden; davacılar ..., ... ve ...'ın da ceza infaz kurumunda tutuklu bulundukları esnada emekli olduklarından davacıların ceza evinde bulunduğu sırada emekli olduğu ve tahliye olduğu tarihe kadar ki çalışamamaktan kaynaklı maddi zararın net asgari ücret üzerinden davacı ... için 4.603,65 TL, davacı ... için 10.246,56 TL ve davacı ... için 17.367,35 TL maddi tazminata hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunarak, hüküm fıkrasının;
1 Dört nolu bendinin ikinci paragrafının hükümden çıkartılarak yerine "Davacı ...'nın maddi tazminat talebinin kabulü ile 10.246,56 TL maddi tazminatın haksız tutuklama tarihi olan 22.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine" ibaresinin eklenmesi,
2 Beş nolu bendinin ikinci paragrafının hükümden çıkartılarak yerine "Davacı ...'ın maddi tazminat talebinin kabulü ile 4.603,65 TL maddi tazminatın haksız tutuklama tarihi olan 11.02.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine" ibaresinin eklenmesi,
3 Altı nolu bendinin ikinci paragrafının hükümden çıkartılarak yerine "Davacı ...'ın maddi tazminat talebinin kabulü ile 17.367,35 TL maddi tazminatın haksız tutuklama tarihi olan 11.02.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine" ibaresinin eklenmesi suretiyle istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
D Davacı ...'ın koruma tedbirleri nedeniyle tazminat talebine ilişkin kurulan hüküm yönünden; yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin sair, davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; davacı ... yönünden beraat kararından öncesine dayanan ve 22.08.2011 tarihli serbest meslek makbuzuna dayalı 3.268,60 TL vekalet ücretinden davacının beraat ettiği dosyada ödenen 3.000,00 TL vekalet ücreti düşüldükten sonra kalan 268,60 TL vekalet ücretinin maddi tazminata eklenmesi ile davacı lehine 75.997,73 TL maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken mahkemece 75.729,13 TL şeklinde eksik tazminata hükmedilmesi, hukuka aykırı bulunarak hüküm fıkrasının iki nolu bendinin ikinci paragrafında yazılı "75.729,13" ibaresi hükümden çıkartılarak yerine "75.997,73" ibaresinin eklenmesi suretiyle istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Davacı ... ... hakkında kurulan hükme yönelik yapılan incelemede;
Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas ve 2015/143 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının hükümeti cebren devirmek ve engellemek suçundan 11.02.2011 19.06.2014 tarihleri arasında 1224 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
1.Davalı vekilinin temyiz isteği yönünden;
a.Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas ve 2015/143 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının hükümeti cebren devirmek ve engellemek suçundan 11.02.2011 19.06.2014 tarihleri arasında 1224 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmakla, davanın kısmen kabulüne ve hükmedilen tazminat miktarlarına talep doğrultusunda faiz işletilmesine ilişkin hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
b.Emekli olunan tarih ile tahliye tarihi arasında kalan dönem içerisindeki maddi zararın 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
c.Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.
Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği göz önünde bulundurularak, takdir edilen manevi tazminat miktarı yönünden kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
- Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden;
a. İlk derece mahkemesi tarafından verilen davacı ... ...'a ilişkin kararın gerekçe kısmında hükmedilen tazminat miktarlarına "03.10.2011" tarihinden itibaren yasal faiz işletileceğinin belirtildiği, kısa karar ve hüküm kısmında ise maddi tazminata "04.09.2015" tarihinden itibaren, manevi tazminata "11.02.2011" tarihinden itibaren yasal faiz işletileceğinin belirtildiği anlaşılmakla; bu husus mahalinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edildiğinden davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebebi reddedilmiştir.
b.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.
Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından; kararda bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
c.Davacının terfi rütbe ilerlemesi sebebiyle uğradığı kazanç kaybı ve cezaevi masraflarının koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında maddi zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği göz önünde bulundurulduğu anlaşılmakla; kararda bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
d.Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.
Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği göz önünde bulundurularak, takdir edilen manevi tazminat miktarı yönünden kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Davacı ... hakkında kurulan hükme yönelik yapılan incelemede;
Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas ve 2015/143 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının hükümeti cebren devirmek ve engellemek suçundan 03.10.2011 19.06.2014 tarihleri arasında 990 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
- Davalı vekilinin temyiz isteği yönünden;
a.Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas ve 2015/143 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının hükümeti cebren devirmek ve engellemek suçundan 03.10.2011 19.06.2014 tarihleri arasında 990 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmakla; davanın kısmen kabulüne ilişkin hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
b.Emekli olunan tarih ile tahliye tarihi arasında kalan dönem içerisindeki maddi zararın 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanmasında hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte;
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.
Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
c.Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.
Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği göz önünde bulundurularak, takdir edilen manevi tazminat miktarı ve talep doğrultusunda faiz işletilmesine karar verilmesi yönünden kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
d.Emekli olunan tarih ile tahliye tarihi arasında kalan dönem içerisindeki, 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan maddi tazminat miktarına emekli olunan tarihten itibaren faiz işletilebileceğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
- Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden;
a.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.
Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunduğundan; davacı vekilinin avukatlık ücretinin maddi tazminat hesabına eksik dahil edildiğine ilişkin temyiz isteğinin reddine karar verilmiştir.
b.Davacının uçuş tazminatı ve tayın bedeli alamamasından dolayı uğradığı kazanç kaybı, yurt dışı görevine gidememekten doğan zararın, terfi rütbe ilerlemesi sebebiyle uğradığı kazanç kaybının, cezaevi masraflarının koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında maddi zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği göz önünde bulundurulduğu anlaşılmakla; kararda bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
c.Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.
Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği göz önünde bulundurularak, takdir edilen manevi tazminat miktarı yönünden kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Davacı ... hakkında kurulan hükme yönelik yapılan incelemede;
Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas ve 2015/143 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının hükümeti cebren devirmek ve engellemek suçundan 11.02.2011 19.06.2014 tarihleri arasında 1224 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
- Davalı vekilinin temyiz isteği yönünden;
a.Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas ve 2015/143 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının hükümeti cebren devirmek ve engellemek suçundan 1.02.2011 19.06.2014 tarihleri arasında 1224 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmakla; davanın kısmen kabulüne ilişkin hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
b.Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.
Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği göz önünde bulundurularak, takdir edilen manevi tazminat miktarı ve talep doğrultusunda faiz işletilmesine karar verilmesi yönünden kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
c.Emekli olunan tarih ile tahliye tarihi arasında kalan dönem içerisindeki maddi zararın 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanmasında hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte; hükmedilen maddi tazminat miktarına emekli olunan tarihten itibaren faiz işletilebileceğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
- Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden;
Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.
Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği göz önünde bulundurularak, takdir edilen manevi tazminat miktarı yönünden kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
D. Davacı ... hakkında kurulan hükme yönelik yapılan incelemede;
Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas ve 2015/143 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının hükümeti cebren devirmek ve engellemek suçundan 26.02.2010 14.03.2010 tarihleri arasında 16 gün, 11.02.2011 19.06.2014 tarihleri arasında 1224 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği, davanın 5271 sayılı Kanun'a tabi olduğu anlaşılmıştır.
- Davalı vekilinin temyiz isteği yönünden;
a.Tazminata esas ceza davasındaki beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleşmesinin ardından 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 11.09.2015 tarihinde dava açıldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin davanın yasal süresinde açılmadığına ilişkin temyiz isteği reddedilmiştir.
b.Davacının hükümeti cebren devirmek ve engellemek suçundan 26.02.2010 14.03.2010 tarihleri arasında 16 gün, 11.02.2011 19.06.2014 tarihleri arasında 1224 gün tutuklu kaldığının belirtildiği göz önünde bulundurularak; davacı ile ilgili tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediği, infaz edilmiş olması halinde, infaz tarihleri ile infazı yapılan tutuklama müzekkeresi suç bilgisinin ilgili ceza infaz kurumundan sorulması suretiyle infaz edilen sürenin tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
c.Dairemizce yapılan temyiz incelemeleri sırasında aynı konu ve nedene dayalı olarak birden fazla davanın açıldığının tespit edildiğinin anlaşılması karşısında; hazine zararına yol açan mükerrer davalara ilişkin ödemelerin önlenmesinin temini ve kamu kaynaklarının etkili, verimli ve hukuka uygun kullanılması bakımından, aynı konu ve nedene dayalı olarak açılmış başka bir dava olup olmadığının ilgili birimlerden sorulup, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden de araştırılarak tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
d.Kabul ve uygulamaya göre; emekli olunan tarih ile tahliye tarihi arasında kalan dönem içerisindeki maddi zararın 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanmasında hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte; hükmedilen maddi tazminat miktarına emekli olunan tarihten itibaren faiz işletilebileceğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
e.Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.
Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği göz önünde bulundurularak, davacının 11.02.2011 19.06.2014 tarihleri tarihleri arasındaki tutukluluk dönemi için belirlenen manevi tazminat miktarında ve talep doğrultusunda faiz işletilmesine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamakla birlikte, 26.02.2010 14.03.2010 tarihleri arasındaki tutukluluk dönemi için belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da üzerinde olacak şekilde fazla manevi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur.
2.Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden;
Yargıtay'ın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.
Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği göz önünde bulundurularak, davacının 11.02.2011 19.06.2014 tarihleri tarihleri arasındaki tutukluluk dönemi için belirlenen manevi tazminat miktarında isabetsizlik bulunmamakla birlikte, 26.02.2010 14.03.2010 tarihleri arasındaki tutukluluk dönemi için belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da üzerinde olacak şekilde fazla manevi tazminata hükmolunduğu anlaşılmakla; davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz isteği reddedilmiştir.
E. Davacı ... hakkında kurulan hükme yönelik yapılan incelemede;
Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas ve 2015/143 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının hükümeti cebren devirmek ve engellemek suçundan 26.09.2012 19.06.2014 tarihleri arasında 631 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği, davanın 5271 sayılı Kanun'a tabi olduğu anlaşılmıştır.
- Davalı vekilinin temyiz isteği yönünden;
a.Tazminata esas ceza davasındaki beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleşmesinin ardından 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 20.08.2015 tarihinde dava açıldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin davanın yasal süresinde açılmadığına ilişkin temyiz isteği reddedilmiştir.
b.Davacının tutuklandığı tarihte Thales Systemes Aeroportes isimli şirkette çalıştığının anlaşılması karşısında; davacıya ait iş sözleşmesinin ve sözleşme fesih evrakının aslı veya onaylı örneği getirtilerek, sözleşme feshinin davacının tutuklanmasından kaynaklı olup olmadığının, iş sözleşmesinin süreli mi yoksa süresiz mi olduğunun tereddüde yer vermeyecek şekilde tespiti ile tutukluluk nedeniyle feshedildiğinin tespiti sonucunda, sözleşmenin süresiz yapılması halinde tutuklandığı sıradaki net maaş üzerinden hesaplanan tutarın, sözleşmenin süreli yapılması halinde ise tutuklandığı tarih ile sözleşmenin süresinin bitim tarihi arasında tutuklandığı sıradaki net maaş üzerinden, sözleşmenin bitim tarihi ile tahliye tarihi arası için ise net asgari ücret tarifesi üzerinden hesaplanacak miktarın maddi tazminata dahil edilmesi gerektiği; ayrıca her ne kadar tutuklandıktan sonra 30.09.2012 tarihinde işten çıkmış ise de; tahliye edildikten sonra 09.10.2014 tarihinde tekrar aynı yerde işe başladığı dikkate alınarak bu süre içerisindeki ücret kaybının daha sonradan davacıya ödenip ödenmediği ve bu hususta açılmış bir iş davası bulunup bulunmadığı araştırılarak maddi zararın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
c.Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.
Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği göz önünde bulundurularak, takdir edilen manevi tazminat miktarı ve talep doğrultusunda faiz işletilmesine karar verilmesi yönünden kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
d.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.
Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
- Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden;
a.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.
Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunduğundan; davacı vekilinin avukatlık ücretinin maddi tazminat hesabına eksik dahil edildiğine ilişkin temyiz isteğinin reddine karar verilmiştir.
b.Davacının cezaevi ziyaret masraflarının koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında maddi zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği göz önünde bulundurulduğu anlaşılmakla; kararda bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
c.Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.
Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği göz önünde bulundurularak, takdir edilen manevi tazminat miktarı yönünden kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
F. Davacı ... hakkında kurulan hükme yönelik yapılan incelemede;
Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas ve 2015/143 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının hükümeti cebren devirmek ve engellemek suçundan 22.09.2011 19.06.2014 tarihleri arasında 940 gün tutuklu kaldığının, İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/179 Esas, 2016/46 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek, açıklanması yasaklanan gizli bilgileri temin etme suçlarından 22.09.2011 04.12.2014 tarihleri arasında 1169 gün tutuklu kaldığının belirtildiği, İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas ve 2015/143 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında yeniden yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği, İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/179 Esas, 2016/46 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında yeniden yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 10.03.2016 tarihinde kesinleştiği, davanın 5271 sayılı Kanun'a tabi olduğu anlaşılmıştır.
Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas ve 2015/143 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının hükümeti cebren devirmek ve engellemek suçundan 22.09.2011 19.06.2014 tarihleri arasında 940 gün tutuklu kaldığının, İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/179 Esas, 2016/46 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek, açıklanması yasaklanan gizli bilgileri temin etme suçlarından 22.09.2011 04.12.2014 tarihleri arasında 1169 gün tutuklu kaldığının belirtilmesi karşısında; davacının tazminat talebinin değerlendirilebilmesi için İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/179 Esas, 2016/46 Karar sayılı ceza dosyasında davacı hakkında düzenlenen yakalama, olay, gözaltı ve sevk – serbest bırakma müzekkerelerinin Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde aslının veya onaylı örneğinin dosya arasına alınmasının ardından davacı ile ilgili hangi tutuklama müzekkeresinin infaz edildiği, infaz tarihleri ile infazı yapılan tutuklama müzekkeresi suç bilgisinin ilgili ceza infaz kurumundan sorulması suretiyle infaz edilen sürenin tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Dairemizce yapılan temyiz incelemeleri sırasında aynı konu ve nedene dayalı olarak birden fazla davanın açıldığının tespit edildiğinin anlaşılması karşısında; hazine zararına yol açan mükerrer davalara ilişkin ödemelerin önlenmesinin temini ve kamu kaynaklarının etkili, verimli ve hukuka uygun kullanılması bakımından, aynı konu ve nedene dayalı olarak açılmış başka bir dava olup olmadığının ilgili birimlerden sorulup, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden de araştırılarak tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Kabul ve uygulamaya göre; emekli olunan tarih ile tahliye tarihi arasında kalan dönem içerisindeki maddi zararın 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanmasında hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte; hükmedilen maddi tazminat miktarına emekli olunan tarihten itibaren faiz işletilebileceğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Davacı ... hakkında kurulan hükme yönelik yapılan incelemede;
Gerekçe bölümünün (A) paragrafında açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 08.03.2019 tarihli ve 2018/45 Esas, 2019/902 Karar sayılı kararında davalı vekili ve davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
B. Davacı ... hakkında kurulan hükme yönelik yapılan incelemede;
Gerekçe bölümünün (B 1 b) ve (B 1 d) paragraflarında açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 08.03.2019 tarihli ve 2018/45 Esas, 2019/902 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği bölge adliye mahkemesi kararının (B) fıkrasında yer alan "26.368,95 TL" ibaresi hükümden çıkarılarak yerine "17.368,95 TL" ibaresinin eklenmesi ve ilk derece mahkemesi kararının (2) numaralı fıkrasının birinci paragrafında yer alan "03.10.2011" ibaresi hükümden çıkarılarak yerine "30.08.2012" ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
C. Davacı ... hakkında kurulan hükme yönelik yapılan incelemede;
Gerekçe bölümünün (C 1 c) paragraflarında açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 08.03.2019 tarihli ve 2018/45 Esas, 2019/902 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği bölge adliye mahkemesi kararının (C 2) fıkrasında yer alan "11.02.2011" ibaresi hükümden çıkarılarak yerine "15.01.2014" ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
D. Davacı ... hakkında kurulan hükme yönelik yapılan incelemede;
Gerekçe bölümünün (D 1 b), (D 1 c), (D 1 d). (D 1 e) paragraflarında açıklanan nedenlerle davalı vekili temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 08.03.2019 tarihli ve 2018/45 Esas, 2019/902 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
E. Davacı ... hakkında kurulan hükme yönelik yapılan incelemede;
Gerekçe bölümünün (E 1 b), (E 1 d) paragraflarında açıklanan nedenlerle davalı vekili temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 08.03.2019 tarihli ve 2018/45 Esas, 2019/902 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
F. Davacı ... hakkında kurulan hükme yönelik yapılan incelemede;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 08.03.2019 tarihli ve 2018/45 Esas, 2019/902 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.10.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:27:05