Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

12. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/5930

Karar No

2023/3503

Karar Tarihi

28 Eylül 2023

MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2015/394 2016/125

SUÇ: 2863 sayılı Kanuna aykırılık, İmar Kirliliğine Neden Olma

HÜKÜM: Beraat, Davanın reddi, Karar verilmesine yer olmadığı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükümleri, katılan ... vekilinin temyiz hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

  1. Silifke 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.03.2016 tarihli ve 2015/394 Esas, 2016/125 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna Aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a ve e) bentleri uyarınca beraat kararı verilmiştir.

  2. Silifke 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.04.2016 tarihli ve 2015/394 Esas, 2016/125 Karar sayılı ek kararı ile sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan birleşen 2015/603 Esas sayılı dosyasında karar verilmesine yer olmadığı kararı, 2863 sayılı Kanuna Aykırılık suçundan birleşen 2015/530 Esas sayılı dosyada davanın reddi kararı verilmiştir.

  3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 25.11.2020 tarihli, 2016/295735 sayılı ve onama görüşlü Tebliğname ve 28.09.2023 tarihli ve onama görüşlü ek tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

  1. Katılan ... vekilinin temyiz isteği; eksik inceleme ile beraat kararı verildiğine ilişkindir.

  2. Katılan ... vekilinin temyiz isteği, sanık hakkında tesis edilen kararların usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. 2015/394 Esas sayılı Asıl Dosyada Mahkemenin Kabulü

"Her ne kadar sanık hakkında 2863 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu işlediği iddiasıyla 2863 sayılı Kanun'un 65/4 ve 5237 sayılı TCK'nın 53 maddeleri gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış ise de tüm dosya kapsamı göz önüne alındığında; sanığın eyleminin 2863 sayılı Kanun'un 65/1 2. cümlesine uyduğu ancak sanığın savunmasında davaya konu yapının bulunduğu yerin sit alanı olduğunu kesinlikle bilmediğini, bilgisi olması durumunda bu yeri ne alacağını ne de inşaat yapacağını beyan ettiği, sanığın ... Tarsus/Mersin adresinde ikamet etmesi de dikkate alındığında sanığın bahse konu yerin sit alanında veya 2863 sayılı Yasa kapsamında kalan yerlerden olduğuna dair bilgisinin olduğuna dair savunmasının aksini ispatlayacak herhangi bir delilin bulunmadığı ve dolayısıyla bu anlamda suçun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşıldığından 5271 sayılı CMK'nın 223/2 a e maddeleri gereğince sanığın müsnet suçtan beraatine karar verilmiştir."

B. Birleşen 2015/530 ve 2015/603 Esas Sayılı Dosyalarda Mahkemenin Kabulü

  1. "Mahkememizin 2015/394 Esas sayılı davasının görülmesi sırasında olay, suç, suç tarihi ve sanık yönünden ikinci bir dava açıldığı, Mahkememizin 2015/530 esasına kaydedildiği, dosyanın mükerrer olduğu anlaşılmakla 5271 sayılı CMK'nın 223/7 nci maddesi gereğince Mahkememizin 2015/530 Esas ve 2015/202 Karar sayılı davasının reddine,

  2. "Mahkememizin 2015/394 2016/125 Esas Karar sayılı sayılı kararında açıkça değinilmemiş ise de sanığın, dava konusu yerin 1976 yılında yapılmış olduğunu, 2015 yılı Ocak ayında Metin Mürşitoğlu isimli kişiden zilyetliğini satın aldığını, tadilat ve tamirat yaptırdığını, binayı kendisinin yaptırmadığını belirtmesi ve savunmasının dosya kapsamıyla uyumlu olması karşısında yerleşik Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere fikri içtima kuralları gereğince cezası daha ağır olan 22863 sayılı Kanun'un 65/1 2. cümlesinden işlem yapılması gerektiği, zira 2863 sayılı Kanun'un 65/1 2. cümlesinde cezai yaptırımın iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası olarak düzenlendiği, TCK nın 184 maddesinde ise bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası olarak öngörüldüğü, gerekçeli kararda da değinildiği üzere sanığın bahse konu yerin sit alanında veya 2863 sayılı Yasa kapsamında kalan yerlerden olduğuna dair bilgisinin olduğuna dair delil bulunmadığı, bu anlamda suçun yasal unsurlarının da oluşmadığından 2863 sayılı Yasaya muhalefet suçundan beraat kararı verilmesi gerektiği, diğer taraftan sanığın tadilat ve tamirattan ibaret eyleminin bina olarak değerlendirilemeyeceği, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 5. maddesinde bina kavramının, "kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme ve dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır" biçiminde tanımlandığı, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin Esas No: 2010/9298 Karar No: 2012/6669 sayılı ilamı ve 4. Ceza Dairesinin Esas No: 2011/8437 Karar No: 2011/23127 sayılı ilamında da benzer şekilde gerekçeye yer verildiğinden imar kirliliğine neden olma suçundan açılan ve mahkememizin 2015/603 esasına kaydedilen dava için karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir."

  3. Silifke Belediyesi görevlileri tarafından tanzim edilen 17.04.2015 tarihli yapı tatil zaptına istinaden Silifke Cumhuriyet Başsavcılığının 19.06.2015 tarihli, 2015/190 Esas sayılı iddianamesi ile 2. derece doğal sit ve arkeolojik sit alanında kaçak inşaat yaptığı iddiasıyla sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan dava açılmıştır. Açılan dava, Silifke 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/394 sayılı esasına kaydedilmiştir.

  4. Aynı yapı tatil zaptına ilişkin olarak sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 01.10.2015 tarihli iddianame ile açılan dava dosyası ile imar kirliliğine neden olma suçundan 05.11.2015 tarihli iddianame ile açılan dava dosyası, incelemeye esas Silifke 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/394 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmiştir.

  5. Sanık savunmasında, suça konu yeri 1976 yılında zilyetlik yoluyla satın aldığını, sit alanında kaldığını bilmediğini, sit alanında kaldığını bilseydi inşaat yapmayacağını beyan etmiştir.

  6. Mahkemece yapılan keşif sonrası dosyaya sunulan 29.01.2016 tarihli fen bilirkişi raporunda, sanık tarafından üzerine inşaat yapılan dava konusu taşınmazın tapulama harici yerlerden olduğunun belirtildiği, arkeolog bilirkişi raporunda, taşınmazın, Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 26.05.1994 tarih ve 1833 sayılı kararı ile 2. derece doğal ve arkeolojik sit alanında kaldığının belirlendiği anlaşılmıştır.

IV.GEREKÇE

A. Katılan ... Vekilinin, 2863 Sayılı Kanuna Aykırılık Suçundan Temyiz İsteği Yönünden

Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan "suçtan zarar görme" kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11.04.2000 gün ve 65–69, 22.10.2002 gün ve 234–366, 04.07.2006 gün ve 127–180, 03.05.2011 gün ve 155–80, 21.02.2012 gün ve 279–55, 15.04.2014 gün ve 599 190, 28.03.2017 gün ve 214 206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25.03.2003 gün ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında; 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçu yönünden Silifke Belediye Başkanlığının suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.

B. Katılan ... Vekilinin, İmar Kirliliğine Neden Olma Suçundan Temyiz İsteği Yönünden

Yerel mahkemece sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan karar verilmesine yer olmadığına ilişkin verilen kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen hüküm türleri arasında yer almaması sebebiyle temyiz kabiliyetinin bulunmadığı anlaşılmıştır.

C. Katılan ... Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden

2863 sayılı Kanun'un 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete'de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanun'un 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanun'un amacına da ters düşeceği; dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;

Diğer yandan, taşınmaz bir varlığın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmesinin ya da bir bölgenin, doğal, tarihi ve kültürel özellikleri nedeniyle sit alanı olarak belirlenmesinin, taşınmazın veya bölgenin özel bir statüye tabi tutulması gerektiği ve taşınmaz üzerinde ya da bölge içerisinde keyfi uygulamalarda bulunulamayacağı anlamına geldiği, bu bakımdan kural olarak, 6498 sayılı Kanun değişikliği sonrası tebliğ yayım internette duyuru; anılan değişiklik öncesi ise şerh ilan yöntemleri ile taşınmazın ya da bölgenin tescilinden ilgililerin haberdar olmalarının sağlanacağı;

Bununla birlikte, Türk Medeni Kanununda yer alan “iyi niyet” kuralının genel bir hukuk ilkesi olarak kabul edilip, 2863 sayılı Kanun'un 65. maddesinde düzenlenen suç tiplerine yönelik sübut değerlendirmesinde de dikkate alınmasının zorunlu olduğu, başka bir deyişle, 6498 sayılı Kanun değişikliği öncesinde yapılan tescil işlemleri yönünden, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunmayıp, tescil kararı mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmemiş olsa dahi, failin, taşınmazın ya da bölgenin tescilinden haberdar olduğuna dair beyanının göz ardı edilemeyeceği, zira, maliki olduğu veya kullandığı taşınmazın korunması gerekli nitelik taşıdığını ya da sit özelliğiyle bölgesel bazda koruma altına alınan bir alanda bulunduğunu bilen kişinin, taşınmaz üzerinde dilediği zaman dilediği şekil ve kapsamda uygulama yapamayacağını, taşınmazın ya da bölgenin özel statüsünün mümkün kıldığı ölçüde, kamu kurumlarınca yürütülecek izin prosedürü çerçevesinde inşai ve fiziki müdahalelerde bulunabileceğini de bilmesi gerektiği, yapı ya da bölge bazında tescil kararından haberdar olduğu halde, ilgili kurumlara başvurarak, gerçekleştirmeyi düşündüğü inşai uygulamaya yönelik izin almayıp keyfi hareket eden kişinin iyi niyetinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla, taşınmazın ya da bölgenin niteliğini bilerek izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunan ya da başlangıçta bilmeyip, kamu görevlilerince düzenlenen zabıt ve tutanaklar ile durumu öğrendiği halde müdahalesine devam eden failin, hukuki koruma altına alınamayacağı;

Ayrıca, hukuka aykırı zeminde gerçekleştirilen fiiller bakımından da failin iyi niyetinden bahsetmenin mümkün bulunmadığı, başka bir deyişle, Dairemizce incelenen dosyalarda sıkça karşılaşıldığı gibi, hazineye ait veya devletin hüküm ve tasarrufundaki taşınmazlar üzerinde inşai ve fiziki müdahale yapılması durumunda, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmemesinin sonuca etkili olmayacağı, zira bu halde failin, maliki olmadığı veya hukuka uygun şekilde yararlanma hakkını elde etmediği taşınmaza müdahalede bulunduğunu ve fiilinin hukuki korumadan yoksun olduğunu bildiğinin kabulü gerektiği, hukuka aykırı zeminde gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleler yönünden ilan kuralı aranmasının, hayatın olağan akışına ve mantık ilkelerine de uygun düşmediği;

Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; dosya kapsamında mevcut 29.01.2016 tarihli fen bilirkişi raporunda, sanık tarafından tapulama harici arazi üzerine inşai ve fiziki müdahalede bulunduğu anlaşıldığından, mahkemece, "sanığın bahse konu yerin sit alanında veya 2863 sayılı Kanun kapsamında kalan yerlerden olduğuna dair bilgisinin olduğuna dair delil bulunmadığı, bu anlamda suçun yasal unsurlarının da oluşmadığı" şeklindeki dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe ile sanık hakkında atılı suçtan beraat kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

A. Katılan ... Vekilinin, 2863 Sayılı Kanuna Aykırılık Suçundan Davanın Reddi Kararına Yönelik Temyiz İsteği Yönünden;

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçu yönünden Silifke Belediye Başkanlığının suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, katılan ... vekilinin temyiz isteğinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Katılan ... Vekilinin, İmar Kirliliğine Neden Olma Suçundan Davanın Reddi Kararına Yönelik Temyiz İsteği Açısından

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle dava dosyasının, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,

C. Katılan ... Vekilinin, 2863 Sayılı Kanuna Aykırılık Suçundan Beraate Yönelik Temyiz İsteği Açısından

Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenle Silifke 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.03.2016 tarihli ve 2015/394 Esas, 2016/125 Karar sayılı sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.09.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

2863karariadesinev.süreçreddineıvgerekçeolmatemyiztevdiineaykırılıkhukukînedenincelenmeksizinolgularsebeplerisayılıkanunaimarkirliliğinebozulmasına

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:27:48

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim