Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

12. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/425

Karar No

2023/3490

Karar Tarihi

28 Eylül 2023

MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2015/161 E., 2016/11 K.

SUÇLAR: 2863 sayılı Kanun'a aykırılık, mühür bozma

HÜKÜMLER: Mahkumiyet, beraat

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düzeltilerek onama bozma

Sanık hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık ve mühür bozma suçlarından kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı,

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Çaykara Asliye Ceza Mahkemesinin 16.02.2016 tarihli ve 2015/161 Esas 2016/11 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 51 inci maddesinin birinci, üçüncü, yedinci ve sekizinci fıkraları uyarınca, 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine, mühür bozma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e ) bendi uyarınca beraatine, karar verilmiştir.

  1. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 18.12.2020 tarihli ve 2016/344736 sayılı, düzeltilerek onama ve bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A. Sanık müdafiinin temyiz isteği;

  1. Mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna,

  2. Sanığın cezalandırılması halinde bile 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması gerektiğine,

  3. Diğer temyiz sebeplerine,

İlişkindir.

B. Mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz isteği,

  1. Sanığın mühür bozma suçunu zincirleme şekilde işlediğine,

  2. Sanığın cezalandırılması gerektiğine,

  3. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

1."İddia, sanık savunması, müdahil idare vekili beyanı, keşif, mahalli bilirkişi, teknik bilirkişi raporları, suça konu yerin sit alanı sınırları içerisinde olduğunu gösterir kroki, kaymakamlığın ilan tutanağı ve dosyadaki diğer bilgi ve belgeler bir arada değerlendirildiğinde; sanığın Uzungöl mahallesi Gölbaşı mevkiinde tapunun 107 ada 22 parsel taşınmazı üzerinde kain taşınmaz üzerinde yapılan ve daha önce mülga Uzungöl Belediyesi tarafından İmar Kanunu'nun 32. maddesine göre mühürlenerek durdurulan kaçak yapıda mühür fekkinde bulunarak, mevcut iki katlı yapıya bir kat ekleyerek kaçak olarak inşaata devam edildiğinin 09.03.2015 tarih ve 0070 sıra numaralı yapı tatil zaptı ile tespit edildiği. Kolluğa yaptırılan 11.06.2015 tarihli görgü tespitte; "söz konusu izinsiz yapıda inşaatın bitmiş olduğu, yapılan ölçümlerde yapının üç katlı olduğu yapıldığı, kapı ve pencerelerinin takılı olduğu, çatısının kapatılmış olduğu, örme siyah taş, tuğla ve ahşap malzeme ile inşa edilmiş olduğu, otel olarak faaliyette olduğu ve üzerinde herhangi bir mührün bulunmadığının tespit edildiği. Mahkememizce yapılan keşif sonucu verilen bilirkişi raporunda da bu hususun doğrulandığı, tapu kayıt belgesine göre 107 ada 22 parseli taşınmazın ...'ın eşinin babası Mustafa İnan adına kayıtlı olduğu, sanığın aşamalarda alınan ifadesinde, suçlamayı kabul ettiği, ...'nın 20/07/2015 tarihli yazısında bölgenin 1. ve 3.derecede sit alanı içerisinde yer aldığının anlaşıldığı, böylelikle sanığın Çaykara ilçesi Uzungöl mahallesinde bulunan 1998 yılında Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 3332 sayılı kararı ile sit alanı olarak ilan edilen yere 2015 yılı içerisinde inşaat yaptığı, bu suretle doğal yapıyı bozduğu,davaya konu alanın imar planı bulunmadığı, sanığın Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun bölgenin yapılaşma şartlarını belirlediği kararlara aykırı hareket ettiği sanığın bu eyleminin bir hakka da dayanmadığı, yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporu ilen de anlaşıldığı, böylece sanığın doğal sit alanı içerisinde izinsiz olarak inşaat yaparak atılı 2863 sayılı Yasaya muhalefet suçunu işlediği anlaşılmakla sanığın atılı suçtan cezalandırılmasına, sanığın yapmış olduğu yapıları sit şartlarına uygun hale getirmediği, kamunun uğradığı zararı gidermediği ve suça konu yeri eski haline getirmediği nazara alındığında hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının oluşmadığı görülmüş; sanığın mahkememizde olumlu tutum ve davranışları da değerlendirildiğinde bir daha suç işlemeyeceğine dair olumlu kanaat oluşması sebebiyle sanık hakkında tayin olunan cezanın 5237 sayılı TCK m 51 uyarınca ertelenmesine karar vermek gerekmiştir. Sanığın atılı Mühür Bozma suçunu işlediğine dair dosya kapsamında bir delilin bulunmadığı Bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi tutanağın tutulduğu tarih olan 09.03.2015 tarihinden sonra inşaata devam edilmediği, daha önceden de mühürleme işleminin yapılıp yapılmadığının belli olmadığı yapılmış ise de sanık tarafından kaldırılıp kaldırılmadığının belli olmadığı bu şekilde Ceza yargılamasında fail hakkında mahkumiyet kararı verilebilmesi için sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olması gerektiği, bu durumun ceza yargılamasının temel prensibi olan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesinin tabii bir sonucu olduğu, bu ilkenin kabul edilmesinin sebebinin bir suçlunun cezasız kalmasının, bir suçsuzun mahkum olmasına tercih edilmesi olduğu, temel amacı hiçbir duraksamaya yer vermeden maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olan ceza yargılamasında kuşkunun bulunduğu yerde mahkumiyet kararı verilemeyeceği anlaşılmakla, üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı somut başkaca bir delile de ulaşılamadığından sanık hakkında atılı mühür bozma suçundan dolayı CMK'nın 223/2 e maddesi gereğince beraat kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denilmektedir.

  1. Sanık savunmasında; "Üzerime atılı suçlamayı anladım, önceki savunmalarımı tekrar ederim, benim üç tane çocuğum vardır, bunlardan ikisi evlidir, çocuklarımın kalacak evleri yoktur bu sebeple çocuklarıma kayınpederimden kalma arsamın üzerine inşaat yaptım, suça konu yerin sit alanı olduğunu bilmiyordum, benim okur yazarlığım yoktur, sadece çocuklarıma ev yapmak maksadıyla söz konusu inşaatı yaptım, ben inşaatı yapmadan ilgili birimlere müracaatımı yaptım, ancak ruhsat alamadım, ihtiyacım olduğu için ev yapmak zorunda kaldım, suç kastım yoktur, beraatimi talep ederim. "demiştir.

  2. Mahkeme mahallinde 10.11.2015 tarihinde keşif icra edilmiş olup, keşif neticesinde alınan fen bilirkişi raporunda, dava konusu yerin III. derece doğal sit alanında kaldığının tespit edildiği, inşaat bilirkişi raporunda; dava konusu imalatın kalıcı nitelikte olup doğal sit alanına zarar verdiğini, otel olarak kullanılır durumda olduğunu, 09.03.2015 tarihli tespitten sonra 11.06.2015 tarihli fotoğraflar karşılaştırıldığında inşaata devam edilmediğini, ancak yapının kullanılmaya devam edilmesi ile mühür fekkinin tekrar edildiğini belirttiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

A. Sanık Hakkında 2863 sayılı Kanuna Aykırılık Suçundan Tesis Edilen Mahkumiyet Hükmüne Yönelik Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Açısından;

1.Sanığın III. derece doğal sit alanında mevcut yapıya ek olarak ilave kat yaptığı, eylemi neticesinde doğal sit alanının zarar gördüğü sabit olmakla, mahkemece sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde, hukuka aykırılık bulunmamıştır.

  1. Sanığın eylemi neticesinde doğal sit alanına zarar verildiği tespit edilmiş olup bu nedenle, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulama imkanı bulunmadığından, sanık müdafiinin bu yöndeki temyiz talebi yerinde görülmemiştir.

3.09.03.2015 tarihli yapı tatil zaptı ile sanığın, 107 ada 22 parselde mevcut 2 katlı yapıya ilave 1 kat eklediğinin tespit edildiği, yapı tatil zaptının altında sanığın imzasının bulunduğu, yapı tatil zaptında, daha önce mühürlenerek durdurulan yapıda mühür fekki yapılarak inşaata devam edildiğinin belirtildiği, sanığın bu tespitten sonra 03.04.2015 tarihinde kollukta verdiği ifadesinde, inşaata halen devam ettiğini, inşaatı bitirmek zorunda olduğunu beyan ettiği,11.06.2015 tarihli olay yeri görgü tespit tutanağı ile de; devam eden inşai faaliyetin olmadığı, inşaatın bitmiş olduğu, kapı ve pencerelerinin takılı, çatısının yapılı olduğu, otel olarak faaliyette olduğunun tespit edildiği dosya kapsamında, sanığın yapı tatil zaptından sonra inşaata devam ederek tamamlaması karşısında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

  1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarih, 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ve 23.01.2018 tarih, 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere, sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrasına yönelik uygulama bozma nedeni yapılmamıştır.

5.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

B. Sanık Hakkında Mühür Bozma Suçundan Tesis Edilen Beraat Hükmüne Yönelik Mahalli Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği Açısından;

1.09.03.2015 tarihli yapı tatil zaptı ile sanığın, 107 ada 22 parselde mevcut 2 katlı yapıya ilave 1 kat eklediğinin tespit edildiği, yapı tatil zaptının altında sanığın imzasının bulunduğu, yapı tatil zaptında, daha önce mühürlenerek durdurulan yapıda mühür fekki yapılarak inşaata devam edildiğinin belirtildiği, sanığın bu tespitten sonra 03.04.2015 tarihinde kollukta verdiği ifadesinde, inşaata halen devam ettiğini, inşaatı bitirmek zorunda olduğunu beyan ettiği, 11.06.2015 tarihli olay yeri görgü tespit tutanağı ile de; devam eden inşai faaliyetin olmadığı, inşaatın bitmiş olduğu, kapı ve pencerelerinin takılı, çatısının yapılı olduğu, otel olarak faaliyette olduğu, üzerinde herhangi bir mührün olmadığının tespit edildiği dosya kapsamında, sanığın yapı tatil zaptı düzenlenip inşaat mühürlendikten sonra inşaata devam ederek tamamladığı ve üzerine atılı mühür bozma suçunu işlediği sabit olmakla, sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, beraatine dair hüküm tesisi, hukuka aykırı bulunmuştur.

2.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.06.2020 gün ve 2018/6 472 2020/262 sayılı ilamında, “sanık hakkında açılan kamu davasına katılma hakkı bulunan suçtan zarar görene 5271 sayılı Kanun'un 233 üncü maddesi uyarınca duruşma gününü bildirir çağrı kağıdı tebliğ edilmesi ve 234 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde sayılan hakları kullanma imkanının tanınması gerekirken, bunun yapılmamasının, duruşmadan haberdar edilmeden yargılamaya devam edilerek delil sunma hakkı elinden alınan suçtan zarar gören yönünden hak kısıtlaması niteliğinde olduğunun” belirtilmesi karşısında, suçtan zarar gören Belediye Başkanlığı'na duruşma günü usulüne uygun olarak bildirilip, davaya katılma imkanı sağlanmadan hüküm tesis edilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 234 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine aykırı davranılması, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

A. Sanık Hakkında 2863 sayılı Kanuna Aykırılık Suçundan Tesis Edilen Mahkumiyet Hükmüne Yönelik Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Açısından;

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Çaykara Asliye Ceza Mahkemesinin 16.02.2016 tarihli ve 2015/161 Esas 2016/11 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Sanık Hakkında Mühür Bozma Suçundan Tesis Edilen Beraat Hükmüne Yönelik Mahalli Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği Açısından;

Gerekçe bölümünde (B 1 2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle Çaykara Asliye Ceza Mahkemesinin 16.02.2016 tarihli ve 2015/161 Esas 2016/11 Karar sayılı kararına yönelik mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.09.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

karar2863temyizhukukîtevdiinesüreçv.olgularmühüronanmasınagerekçesebepleriaykırılıksayılıbozulmasınakanun'abozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:27:48

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim