Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/5133
2023/3415
27 Eylül 2023
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2022/1748 E., 2022/1965 K.
SUÇ: Taksirle öldürme
HÜKÜM: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Bolvadin Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.03.2022 tarihli ve 2021/224 Esas, 2022/38 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir.
-
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 06.07.2022 tarihli ve 2022/1748 Esas, 2022/1965 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılanlar... ile... vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir.
-
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanık müdafiinin ve katılanlar... ile... vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 17.10.2022 tarihli ve 2022/127551 sayılı Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
-
Dairemizin 18.04.2023 tarihli ve 2022/8449 Esas, 2023/1289 Karar sayılı kararı ile temyiz incelemesine konu gerekçeli kararın usûlüne uygun şekilde katılanlar ..., ..., ..., ..., ... vekiline tebliği ile tebliğ tebellüğ evrakının ve hükmü temyiz etmesi durumunda temyiz dilekçesinin dava dosyasına eklenmesi ve bu durumda ileri sürülen yeni temyiz istemleri hakkında ek Tebliğname düzenlenmesinden sonra dava dosyasının, geri gönderilmek kaydıyla, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiştir.
-
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 04.07.2023 tarihli ve 2023/77112 sayılı Tebliğnamesiz gönderme yazısı ile Dairemizin 18.04.2023 tarihli ve 2022/8449 Esas, 2023/1289 Karar sayılı kararında açıklanan eksikliğin giderildiği belirtilerek dava dosyası tekrar Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılanlar... ile... Vekilinin Temyiz Sebepleri
-
Sanık sübut bulan eylemi olası kastla işlemesine rağmen ve olası kast koşullarının gerçekleşmediği değerlendirildiği takdirde ise bilinçli taksir hükmünün uygulanması gerekirken, suçun basit taksirle işlendiği kabul edilip, suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne,
-
Temel cezanın alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmediğine,
-
Sanığın sürücü belgesinin 3 yıl yerine 2 yıl süreyle geri alınmasının isabetsiz olduğuna,
-
Katılanlar... ile... lehine ayrı ayrı vekâlet ücreti hükmedilmesi gerekirken tek vekâlet ücreti hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğuna,
İlişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
-
Duruşmaya bizzat katılmak isteyen sanığın Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile savunma yapmaya zorlanmak suretiyle mahkûmiyetine karar verilmesinden dolayı savunma hakkının kısıtlandığına,
-
Tanık Serhat'ın ve katılanlar... ile...'un beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeden ve kovuşturma evresinde keşif yapılıp, hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen katılan ... ile ilgili kamu davası açılması sağlanarak, uzmanından alınan bilimsel mütalaa ve dosyaya eklenen yeni deliller kapsamında kusur durumuna ilişkin yeniden rapor alınması gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme neticesinde sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğuna,
-
Temel cezada alt sınırdan uzaklaşılarak, sanığa fazla ceza hükmedildiğine,
-
Hakkında herhangi bir suç kaydı bulunmayan ve dosyaya yansıyan olumsuz bir davranışı tespit edilemeyen sanık hakkında, tanık Serhat'ın soyut beyanına itibar edilerek, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulanmamasının isabetsiz olduğuna,
-
Sanık hakkında hapis cezasının adlî para cezası seçenek yaptırımına çevrilmesi hükmünün yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle uygulanmadığına,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
- İlk Derece Mahkemesince, 21.07.2021 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağı ve tutanakta yer alan kaza yeri krokisi, 22.07.2021 tanzim tarihli olay yeri inceleme raporu ile rapora ekli fotoğraflar ve olay yeri genel krokisi, kaza anını gösteren herhangi bir güvenlik kamerası olmadığına dair kolluk görevlilerince düzenlenen 22.07.2021 tarihli kamera araştırma tutanağı, kaza öncesini gösteren ve Kent Güvenliği Yönetim Sistemi (KGYS) kameralarınca kaydedilen görüntülerin çözümüne ilişkin 20.08.2021 tarihli görüntü inceleme tutanağı, sanık sürücünün alkollü olup olmadığını tespite yönelik 21.07.2021 tarihli alkol raporu, ölen sürücü ve yolcularla ilgili 22.07.2021 tarihli olay yeri inceleme ve ölü muayene tutanağı, katılan mağdurlar ... ve...'nin sağlık durumlarına ilişkin Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından hazırlanan raporlar, soruşturma evresinde alınan Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 05.08.2021 tarihli raporu başta olmak üzere dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede;
Sanık sürücü Burak Samet'in, sevk ve idaresindeki otomobil ile 21.07.2021 tarihinde saat 21.30 sıralarında, açık havada, gece vakti, azami hız limitinin 110 kilometre/saat olarak belirlendiği aydınlatması olmayan yerleşim yeri dışında, banket ile beraber toplam 11 metre genişliğindeki bölünmüş, iki şeritli, asfalt kaplama, yüzeyi kuru, yatay güzergâhı düz, düşey güzergâhı eğimsiz, görüşe engel bir durumun bulunmadığı devlet kara yolunda, Konya istikametinden Afyonkarahisar istikametine sağ şeritte beyanına göre 100 110 kilometre/saat hızla seyir hâlindeyken, önündeki aracı sollamaya çıktığı esnada, aracının ön kısmıyla, aynı istikamette sol şeritte ön ilerisinde seyreden katılan sürücü...'un yönetimindeki kamyonetin arka kısmına sol şeritte çarpması akabinde çarpmanın etkisiyle kamyonetin yol ayrım kanalından geçerek, yolun Konya istikametine olan bölümünde Konya istikametine seyir hâlinde olan sürücü Yasin'in idaresindeki otomobilin üzerine düştüğü ve bu otomobilin yol dışına çıktığı, yine Konya istikametine seyir hâlinde olan sürücü Hakan'ın idaresindeki kamyonetin kazadan dolayı yola saçılan ... parçalarına çarptığı ve aynı istikamete seyir hâlinde olan sürücü Ferdi'nin idaresindeki otomobilin de ön tampon ve ön camının kaza parçalarına çarptığı, araçların hızı ve fren izi uzunluğuna ilişkin herhangi bir belirleme yapılmadığı, aynı gün saat 22.04'te yapılan ölçümde sanığın 0,76 promil alkollü olduğunun belirlendiği, ayrıca, sanığın, (B) sınıfı sürücü belgesinin mevcut olduğunun tespit edildiği, meydana gelen trafik kazasından dolayı katılan sürücü...'un yönetimindeki kamyonetin üzerine düştüğü otomobilin sürücüsü Yasin ile adı geçen sürücünün eşi Burcu, kızları Zeynep Yaren ve Başak olmak üzere aynı aileden dört kişinin trafik kazasına bağlı organ ve doku kaybı nedeniyle öldükleri, katılan sürücü...'un yaşamını tehlikeye sokacak ve hayat fonksiyonlarını ağır (6.) derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, katılan sürücü...'un yönetimindeki kamyonetin ön yolcu koltuğunda oturan eşi katılan ...'nin de yaşamını tehlikeye sokacak ve hayat fonksiyonlarını ağır (4.) derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, katılan mağdurlar ... ve...'nin aşamalarda sanıktan şikâyetçi oldukları, olayın başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçlarının bu şekilde gerçekleştiği kabul edilmiştir.
-
Katılanlar ...; sanıktan şikâyetçi olduklarını beyan etmişler, ölenler ...'in babası, annesi ve kardeşleri olan şikâyetçilerin duruşmanın 24.02.2022 tarihli ilk oturumunda davaya katılmalarına karar verilmiştir.
-
Katılanlar... ve...; kamyonet ile 80 90 kilometre/saat hızla seyir hâlindeyken, sanık idaresindeki aracın arkadan çarpması sonucu savrulduklarını ve gözlerini hastanede açtıklarını, ön ilerilerinde ve yan taraflarında ... olmadığını, hangi şeritten gittiklerini hatırlamadıklarını, yaralanmalarına neden olan sanıktan şikâyetçi olduklarını beyan etmişler, şikâyetçi mağdurların duruşmanın 24.02.2022 tarihli ilk oturumunda davaya katılmalarına karar verilmiştir.
-
Sanık ...; tutuklu olarak bulunduğu ceza infaz kurumu aracılığıyla İlk Derece Mahkemesine gönderdiği 13.12.2021 tarihli dilekçesinde, 24.02.2022 tarihli duruşmada alınacak savunmasını mahkeme heyeti huzurunda vermek istediğini ifade etmiş, 24.02.2022 tarihli duruşmada, sanık müdafilerinin duruşma salonuna geldiği, ses ve görüntü aktarımında herhangi bir problemin yaşanmadığı açıklanarak, SEGBİS ile savunması alınan sanık, aşamalarda özetle; kazadan önce iki adet bira içtiğini, araca bindiğinde alkolün etkisinde olmadığını, sevk ve idaresindeki otomobil ile 100 110 kilometre/saat hızla seyir hâlindeyken, ön ilerisindeki siyah renkli aracı solladıktan sonra, sağ şeritten sol şeride yönelip aniden önüne çıkan katılan ...'un yönetimindeki kamyonete arkadan çarptığını, o an aracındaki hava yastığının açılması ve olayın şokuyla karşı yol bölümünde neler yaşandığını göremediğini, kazadan dolayı pişman ve üzgün olduğunu; ancak kusurunun bulunmadığını beyanla üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
-
Tanık Serhat; yönetimindeki araçla ön ilerisinde sol şeritte bulunan katılan ...'un yönetimindeki kamyonetin arkasından ilerlediği esnada, geriden gelen sanığın selektör yapması nedeniyle yolun sağ tarafına geçmesinin ardından, hızla gelen sanık idaresindeki otomobilin katılan ...'un yönetimindeki kamyonetin arkasına çarpıp, sağa yönelen otomobilin tekrar kamyonetin sağ arka kısmına çarptığını, ikinci çarpmanın etkisiyle kamyonetin karşı yol bölümüne geçtiğini, hatırladığı kadarıyla katılan ...'un yönetimindeki kamyonet sol şeritte giderken onun sağında siyah renkli bir aracın ilerlediğini; ancak kamyonetin siyah renkli aracı solladığına dair herhangi bir emare olmayıp, kendi şeridinde ilerlediğini, kazayı görünce hemen aracını sağa çekip acil çağrı merkezini aradığını, kamyonete çarpıp ileride duran otomobilin yanına gittiğinde herhangi bir yaralanmasının olup olmadığını sorduğu sanığa benzeyen kişinin, otomobil sürücüsünün kendisi olmayıp, sürücünün ormanlık alana doğru kaçtığını söylediğini ifade etmiştir.
-
Tanıklar ...un anlatımları dosyaya eklenmiş, soruşturma evresinde şikâyetçi sıfatıyla ifadesi alınan Hakan'ın yurt dışında olmasından dolayı tanık olarak dinlenilmesinden vazgeçilip, soruşturma evresindeki beyanının okunulmasıyla yetinilmiştir.
-
Kusur durumuna ilişkin olarak;
a) 21.07.2021 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağında; sanığın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 56 ncı maddesindeki "Sürücüler önlerinde giden araçları yönetmelikte belirtilen güvenli ve yeterli bir mesafeden izlemek zorundadırlar." kuralını ihlâl etmesi nedeniyle asli ve tam kusurlu olduğu, diğer sürücülerin kusurlarının bulunmadığı,
b) Soruşturma evresinde alınan Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 05.08.2021 tarihli raporunda; "... Sürücü ... meskun mahal dışında, devlet karayolunda sek ve idaresindeki otomobil ile seyri sırasında yola gereken dikkatini vermemiş, sol şeritte seyreden araçların seyir durumunu dikkate alıp tedbirli bir şekilde sollamaya çıkması gerekirken bu hususlara riayet etmeden sağ şeritte önünde seyreden aracı sollamaya çıktığı esnada, sol şeritte seyir halinde olan sürücü ...'ın yönetimindeki kamyonete tehlikeli biçimde yaklaşıp arkadan çarparak seyir durumunu bozduğu bu kamyonetin çarpmanın etkisiyle karayolunun karşı yön bölümüne geçmesine sebebiyet verdiği olayda dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı davranışı ile asli kusurludur..." biçimindeki görüşle sanığın asli ve tam kusurlu olduğu, katılan sürücü... ile ölen sürücü Yasin'in kazaya etken hatalı tutum ve davranışları olmadığından kusursuz oldukları,
c) Sanık müdafilerinin istemi üzerine hazırlanarak dosyaya sunulan 18.03.2022 tarihli uzman görüşü raporunda; sanığın, 2918 sayılı Kanun'un 84 üncü maddesinde yer alan "Arkadan çarpma" ve katılan sürücü...'un aynı maddede yer alan "Şeride tecavüz etme" biçimindeki kural ihlâllerinden dolayı sanığın ve katılan sürücü...'un % 50 oranında eş değer kusurlu oldukları, diğer sürücülerin kusurlarının bulunmadığı,
Belirtilmiştir.
-
İlk Derece Mahkemesince, kusur durumuna ilişkin Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 05.08.2021 tarihli raporuna itibar edilip, kazanın oluşumunda sanığın asli ve tam kusurlu olduğu; ayrıca, olay anındaki alkol düzeyi 1,01 promilin altında olan sanığın bilinçli taksirle hareket etmediği kabul edilerek, dört kişinin ölümü ve iki kişinin nitelikli şekilde yaralanmasından dolayı sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrasında tanımı yapılan taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
-
Sanığın, adlî sicil kaydı ve resmî nüfus kayıt örneği dava dosyasında mevcut olup, kaza tarihinde 23 yaşını doldurduğu ve sabıkasız olduğu anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
-
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, sanık müdafiinin ve katılanlar... ile... vekilinin istinaf başvuruları üzerine duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda bir isabetsizlik görülmemiş; ancak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunması gerekirken İlk Derece Mahkemesince temel cezanın 8 yıl hapis cezası olarak belirlenmesinin ve sanığın sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasının hukuka aykırı olduğu gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
-
Bölge Adliye Mahkemesince, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kurulan mahkûmiyet hükmünde, "Suçun işleniş biçimi, sanığın taksire dayalı kusurunun ağırlığı, asli kusurlu olması" biçimindeki gerekçelerle temel ceza alt sınırdan uzaklaşılıp 10 yıl hapis cezası olarak belirlenmiş, suçun bilinçli taksirle işlenmemesinden dolayı hükmolunan cezada 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca artırım yapılmamış, "Sanığın fiilden sonraki davranışları dikkate alındığında lehine takdiri tahfif nedeni bulunmadığı" biçimindeki gerekçelerle 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesi uygulanmamış, "Suçun işleniş biçimi, işlenmesindeki özellikler ve kusur durumu" biçimindeki gerekçelerle sanığın (B) sınıfı sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiş, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş süreler 5237 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığa hükmolunan hapis cezasından indirilmiş, mahkûmiyet hükmü kurulması hâlinde lehine olan kanun maddelerinin uygulanmasını talep eden sanık hakkında hükmedilen sonuç ceza gözetildiğinde, kişiselleştirme kurumları olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin yasal engelden dolayı uygulanamayacağı sonucuna varılmış, "Kazanın meydana geliş şekli" ve "Sanığın fiilden sonraki tutum ve davranışları itibariyle pişmanlık göstermediği" biçimindeki gerekçelerle hapis cezasının adlî para cezası seçenek yaptırımına çevrilmemesine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Savunma Hakkının Kısıtlandığına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama esnasında, duruşmadan önce savunmasını mahkeme heyeti huzurunda vermek istediğini ifade eden sanığın, duruşmada, savunmasını duruşma salonunda hazır bulunan müdafii ile birlikte yapmaya hazır olduğunu ve savunma için süre kullanmak istemediğini ifade ettiği, SEGBİS ile alınan savunma esnasında ses ve görüntü aktarımında herhangi bir problemin yaşanmadığının belirtildiği, Bölge Adliye Mahkemesince SEGBİS ile savunması alınırken de duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutulmak isteyip, önceki savunmalarının doğru olduğunu beyan ettiği, dolayısıyla savunmasının SEGBİS ile alınmasına herhangi bir itirazda bulunmayıp, bu yöntemle savunmasının alınmasını zımnen kabul ettiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin sanığın SEGBİS ile savunma yapmaya zorlanarak savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Eksik İncelemeye ve Kusur Durumuna İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
Dosyada mevcut 21.07.2021 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağı ve tutanakta yer alan kaza yeri krokisi, 22.07.2021 tanzim tarihli olay yeri inceleme raporu ile rapora ekli fotoğraflar ve olay yeri genel krokisi, olayın gerçekleşme şekli ile sanığın taksirli davranışını dosyada mevcut delil durumuna uygun ve teknik verilere dayalı olarak açıklayan Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 05.08.2021 tarihli raporu, tarafsız tanık konumundaki Serhat'ın anlatımları birbirleriyle uyumlu olup, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar yeterince açıklığa kavuştuğu durumda artık yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmadığı da gözetildiğinde, sübuta yönelik gerekli araştırma ve incelemelerin yapıldığı, dava dosyasının tekemmül ettirildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, bu bağlamda maddî sorunun isabetli bir şekilde tespit edilerek, sanığın yönetimindeki otomobilin tehlikeli şekilde sollamaya çıktığı kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanıp, kazaya etken davranışın sanık tarafından gerçekleştirildiğinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin eksik incelemeye ve kusur durumuna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde bu nedenlere dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Suç Vasfına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
-
Gerek öğreti gerek yerleşmiş yargısal kararlarda yer alan kabullere göre gerçekleşmesi muhakkak görünen neticenin sanık tarafından bilinmesi ve istenmesi hâlinde doğrudan kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği durumda bilinçli taksir, öngörülebilir neticenin özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmiş olması nedeniyle öngörülmediği hâllerde ise basit taksir söz konusu olacaktır.
-
Öte yandan, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu tarafından, 1,01 promil ve üzerinde kan alkol düzeyine sahip sürücülerin bireysel farklılıkları ortadan kaldırabilecek ölçüde alkollü olduklarının, bu seviyede alkol tesiri altındaki sürücülerin emniyetli sürüş yeteneklerinin olumsuz olarak etkilendiğinin, kandaki alkol oranının her saat için ortalama 0,15 promil azaldığının bilimsel olarak kabul edilmesi gerektiği ifade edilmektedir.
-
Başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları Olay ve Olgular başlığı altında (A 1) paragrafında ayrıntılı olarak açıklanan somut olay bu çerçevede değerlendirildiğinde; kazadan yaklaşık 34 dakika sonra yapılan ölçümde 0,76 promil alkollü olduğu belirlenen ve olay anındaki alkol düzeyi 1,01 promilin altında olan sanığın, güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olduğuna, yasal hız sınırının çok üzerinde bir süratle seyrettiğine, sollama yasağı bulunmasına rağmen sollamaya çıktığına ya da kusur durumu ile ilgili Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 05.08.2021 tarihli raporunda belirtilen dışında bir kural ihlâli yaptığına ilişkin herhangi bir tespit olmadığı gibi neticeyi öngördüğüne ve meydana gelen sonucu kayıtsız kalarak kabullendiğine dair de dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmaması karşısında, bilinçli taksirin ve olası kastın uygulanma koşullarının oluşmadığı, sanığın eylemini basit taksirle gerçekleştirdiği anlaşıldığından, katılanlar... ile... vekilinin suç vasfına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.
D. Temel Cezanın Belirlenmesine ve Sürücü Belgesinin Geri Alınma Süresine İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
-
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12 833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı Kanun'un "Taksir" başlıklı 22 nci maddesinin dördüncü ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi ve temel ceza belirlenirken kasıtlı suçlarda uygulanması mümkün olan 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki "suçun işlenmesinde kullanılan araçlar", (f) bendindeki "failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı" ve (g) bendindeki "failin güttüğü amaç ve saik" ölçütlerine dayanılmaması gerekir.
-
Öte yandan, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." biçimindeki düzenleme uyarınca işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında orantı bulunması, böylece suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımın haklı ve ölçülü olması gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır.
-
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; tam kusurlu olarak dört kişinin ölümüne ve iki kişinin yaşamını tehlikeye sokacak, hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasına neden olan sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası tayin ve takdir etmek durumunda olan Bölge Adliye Mahkemesince, "Suçun işleniş biçimi, sanığın taksire dayalı kusurunun ağırlığı, asli kusurlu olması" biçimindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçelerle temel cezanın 10 yıl hapis cezası olarak belirlenmesinin ve "Suçun işleniş biçimi, işlenmesindeki özellikler ve kusur durumu" biçimindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçelerle sanığın sürücü belgesinin 2 yıl süreyle geri alınmasına ilişkin takdirin, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı, hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun olduğu anlaşıldığından, katılanlar... ile... vekilinin temel cezanın alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak belirlenmemesine ve sürücü belgesinin geri alınma süresine, sanık müdafiinin temel cezanın alt sınırdan belirlenmemesine ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde bu nedenlere dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.
E. Takdirî İndirim Nedenlerinin Uygulanmamasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
-
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.11.2019 tarihli ve 2018/14 521 Esas, 2019/635 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kıstaslar, 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında, "...failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar..." şeklinde, uygulamada hâkimi sınırlayıcı değil yol gösterici nitelikte ve örnekseme yoluyla gösterilmiş; ancak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm tarihinden sonra, anılan fıkrada değişiklik yapılarak, takdirî indirim nedenleri tahdidi hâle getirilmiş ve takdirî indirim nedenlerinin uygulama alanı daraltılmıştır.
-
5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin, 27.05.2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1 inci maddesi ile değişik ikinci fıkrasında, takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kriterler, "... failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri..." şeklinde sınırlı olarak sayılmış, ayrıca, duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışların, takdirî indirim nedeni olarak dikkate alınamayacağı ve takdirî indirim nedenlerinin kararda gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
-
Ancak, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında 7406 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi ile yapılan değişiklikten önce de, takdirî indirim nedenlerinin varlığına ya da yokluğuna ilişkin kararların gerekçeli olması gerektiği; zira, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli yazılmasının zorunlu olduğu, takdirî indirim nedenlerinin uygulanmasına veya uygulanmamasına dair gerekçelerin hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygunluğunun Yargıtay denetimine tabi olacağı istikrar kazanan yargısal kararlarda vurgulanmıştır.
-
Gerekçe; verilen hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun olarak izah edilmesidir. Kanunî ve yeterli olmayan, dava dosyası içeriğine uymayan bir gerekçeyle karar verilmesi, kararın, kanunî bir gerekçeye dayanmaması nedeniyle hem kanun koyucunun amacına uygun düşmeyecek hem de tarafları tatmin etmeyerek keyfîliğe yol açacaktır.
-
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; alkollü olarak sevk ve idare ettiği araçla tam kusurlu olarak meydana getirdiği kaza sonucunda dört kişinin ölümüne, iki kişinin de nitelikli şekilde yaralanmasına neden olan ve gerek kazadan sonra gerek yargılama sürecinde pişmanlığını samimi olarak gösterdiği herhangi bir davranışı tespit edilemeyen sanık hakkında Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hükümde, "Sanığın fiilden sonraki davranışları dikkate alındığında lehine takdiri tahfif nedeni bulunmadığı" şeklindeki hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun, yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye dayalı olarak takdirî indirim nedeni uygulanmamasına karar verildiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin takdirî indirim nedenlerinin uygulanmamasına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.
F. Hapis Cezasının Adlî Para Cezası Seçenek Yaptırımına Çevrilmemesine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
-
5237 sayılı Kanun'un "Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar" başlıklı 50 nci maddesinin birinci fıkrasında, kısa süreli hapis cezasının, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre adlî para cezası seçenek yaptırımına ya da diğer seçenek tedbirlere çevrilebileceği düzenlenmiş, aynı maddenin dördüncü fıkrasında yer alan "Taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza, diğer koşulların varlığı halinde, birinci fıkranın (a) bendine göre adlî para cezasına çevrilebilir. Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir halinde uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile de taksirli suçlarda diğer koşulların da varlığı hâlinde hapis cezasının uzun süreli de olsa adli para cezasına çevrilebileceği kabul edilmiştir.
-
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.12.2020 tarihli ve 2017/12 710 Esas, 2020/493 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; hürriyeti bağlayıcı cezanın para cezasına çevrilmesi, cezanın doğrudan doğruya sanığın kişiliğine uydurulmasını öngören kişiselleştirme kurumudur. Kanun koyucu, cezaların kişiselleştirilmesi kapsamında hâkime 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinde yer alan şartlar çerçevesinde hükmolunan hapis cezasının adlî para cezası seçenek yaptırımına ya da diğer seçenek tedbirlere çevrilip çevrilmeyeceğini belirleme yetki ve görevini yüklemiştir. Hâkimin, hükmolunan hürriyeti bağlayıcı cezanın 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasındaki adli para cezası seçenek yaptırımına ya da seçenek tedbirlerden birisine çevrilmesi ya da çevrilmemesi konusundaki dayandığı gerekçenin dosya içeriğine uygun, kanunî ve yeterli olması gerekir.
-
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; dört kişinin ölümüne, iki kişinin de nitelikli şekilde yaralanmasına neden olan ve meydana gelen kazada tam kusurlu olduğu belirlenen sanığın, ölenlerin yakınlarının ve katılan mağdurların uğradıkları maddi ve manevi zararlarını giderdiğine dair dosya kapsamında bir bilgi ve belgenin mevcut olmaması ve yargılama sürecinde pişmanlığını samimi olarak gösterdiği herhangi bir davranışının bulunmaması göz önüne alındığında, sanığı yargılama sürecinde bizzat gözlemleyen ve olumlu kanaate ulaşmayan Bölge Adliye Mahkemesinin, hükmolunan hapis cezasının adlî para cezasına çevrilmemesi hususunda gösterdiği "Kazanın meydana geliş şekli" ve "Sanığın fiilden sonraki tutum ve davranışları itibariyle pişmanlık göstermediği" biçimindeki gerekçelerin 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kıstasları kapsayacak biçimde kanunî, yeterli ve dosya kapsamıyla da uyumlu olduğu anlaşıldığından, sanık müdafiinin hapis cezasının adlî para cezası seçenek yaptırımına çevrilmemesine ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.
G. Vekâlet Ücretine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
-
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.11.2021 tarihli ve 2018/12 98 Esas, 2021/527 Karar sayılı ve 18.03.2021 tarihli ve 2021/19 11 Esas, 2021/128 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 168 inci maddesi uyarınca Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanıp 20.11.2021 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve karar tarihinde uygulanması gereken 2022 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (Tarife), vekâlet ücretinin tayininde esas ve ilke olarak sanıkların veya tarafların adedini ya da bir sanığın birden çok suç işlemiş olmasını değil, usûlünce açılan ve avukat tarafından takip olunan dava dosyası adedini ele almakta ve taraflara yükletilecek avukatlık ücretinin her dava dosyası için ayrı ayrı tayinini öngörmüş bulunmaktadır. Buna göre ayrı ayrı dava açılmadıkça vekâlet ücretinin de ayrı ayrı belirlenmesi ve avukatlık hizmetinin bölünmesi mümkün değildir.
-
Öte yandan avukatlık ücretinin temyiz aşaması da dahil kesin hüküm elde edilinceye kadar yapılan işin karşılığı olması, Tarife'nin "Ceza davalarında ücret" başlıklı 14 üncü maddesinde avukatlık ücretinin katılan lehine ya da sanık yararına hükmedileceği düzenlenmiş ise de 1136 sayılı Kanun'un 164 üncü maddesinin son fıkrasının ilk cümlesinde yer alan "Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir." ve Tarife'nin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti..." şeklindeki düzenlemeler göz önüne alındığında karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücretinin avukata ait olduğunun kabul edilmesi, yine bu ücretin belirlenmesinde, Tarife'nin 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi göz önünde tutulacak olup ücretin belirlenmesinde sanık ya da katılan sayısının tek başına kriter olarak kabul edilmemesi hususları, 1136 sayılı Kanun 169 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Yargı mercilerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktardan az ve üç katından fazla olamaz." biçimindeki düzenleme ile birlikte gözetildiğinde, birden fazla sanığın tek müdafi ile ya da birden fazla katılanın tek vekil ile temsil edildikleri durumlarda; avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi göz önünde tutularak, Tarife'de yazılı miktardan az ve üç katından çok olamayacak şekilde avukatlık ücreti belirlenmesi mümkündür.
-
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsen anılan kararları dikkate alınarak incelenen dosyada, duruşmanın 24.02.2022 tarihli ilk oturumunda davaya katılmalarına karar verilen katılan mağdurlar ... ve...'nin Afyonkarahisar 3. Noterliğinin 27.07.2021 tarihli vekâletnamesi ile Avukat S.K. yı vekil olarak tayin ettikleri ve adı geçen vekilin hem katılan ...'un hem de katılan ...'nin vekilliğini üstlendiği anlaşılmakla, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168 inci maddesi ile hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, mahkûmiyetine karar verilen sanık aleyhine ve aynı vekille temsil edilen katılanlar... ve... lehine tek maktu vekâlet ücreti hükmedilmesiyle yetinilip, adı geçen katılanlar için ayrı ayrı vekâlet ücreti takdir edilmemesinde, katılanlar... ve...'nin kendilerini aynı vekil ile temsil ettirmiş olmaları nedeniyle bir isabetsizlik görülmediğinden, Tarife'de yazılı miktardan az ve üç katından çok olamayacak şekilde avukatlık ücreti belirlenmesinin takdire bağlı olduğu da gözetilerek, katılanlar... ile... vekilinin vekâlet ücretine ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 06.07.2022 tarihli ve 2022/1748 Esas, 2022/1965 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılanlar... ve... vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bolvadin Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.09.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:29:16