Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/9897
2023/3270
25 Eylül 2023
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2020/255 E., 2020/401 K.
DAVA: Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM: Düzeltilerek İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Davacı vekili 14.05.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; "müvekkilinin 24.12.2015 tarihinde tutuklandığını, 09.02.2016 tarihinde tahliye edildiğini; 02.02.2017 tarihinde yeniden tutuklandığını,03.10.2018 tarihinde tahliye edildiğini, davacı hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı,kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından yapılan yargılama neticesinde mahkumiyetine karar verildiğini, kararın istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi 28.11.2018 tarih, 2017/2219 Esas, 2018/1254 Karar sayılı ilamı davacının beraatine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini belirterek; haksız hürriyetinden yoksun kaldığı süreler için 70.000 TL maddi, 150,000 TL manevi tazminatın gözaltı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini" talep etmiştir.
-
Davalı vekili 05.11.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "davanın süresinde açılmadığını, tazminat talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddi gerektiğini" beyan etmiştir.
-
Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.05.2019 tarihli ve 2019/425 Esas 2019/435 Karar sayılı kararı ile yetkisizlik kararı verilmiştir.
-
Diyarbakır 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.12.2019 tarihli ve 2019/571 Esas 2019/434 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 09.06.2020 tarihli ve 2020/255 Esas 2020/401 Karar sayılı kararı ile düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
-
Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 09.12.2021 tarihli, davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğu gerekçesiyle hükmün bozulması görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının düşük olduğuna ilişkindir.
Davalı vekilinin temyiz istemi; davacının kendi kusuruyla tutuklanmasına neden olduğuna, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının fazla olduğuna , faize hükmedilmesinin ve faiz başlangıcının hatalı olduğuna, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; davacının çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından dolayı 24.12.2015 tarihinde tutuklandığı, 09.02.2016 tarihinde tahliye edildiği, 02.02.2017 tarihinde tutuklandığı, 03.10.2018 tarihinde tahliye edildiği, yapılan yargılama sonucu Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 28.11.2018 tarih, 2017/2219 esas ve 2018/1254 karar sayılı kararı ile beraatine kararı verildiği, verilen kararın 28.11.2018 tarihinde kesinleştiği, işbu kararın davacıya tebliğ edildiğine ilişkin bir evraka dosya içinde rastlanmadığı, tutuklulukta geçen sürelere ilişkin herhangi bir mahsup kararı verilmediğinin bildirildiği, tazminat davasının davacı vekilinin 14.05.2019 havale tarihli dilekçesi ile açıldığı görülmekle davanın süresinde açıldığı ve yasal şartlarının gerçekleştiği, davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile CMK'nın 141 ve 142 maddeleri gereğince 1.986,80 TL maddi tazminatın tutuklama tarihi olan 24.12.2015 tarihinden itibaren, 30.333,84 TL maddi tazminatın tutuklama tarihi olan 02.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile CMK'nın 141 ve 142 maddeleri gereğince 3.000 TL manevi tazminatın tutuklama tarihi olan 24.12.2015 tarihinden itibaren, 45.000 TL manevi tazminatın tutuklama tarihi olan 02.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; davacının maddi zararının; sabit ücretli çalışan olması halinde aylık ücret veya geliri, işsiz olması veya gelirinin asgari ücret altında olması halinde ise gözaltı veya tutuklu kalınan döneme ait net asgari ücret üzerinden hesap edilmesi gerektiği, hesap yapılırken, gözaltı ya da tutuklulukta geçirilen her bir ayın kaç gün çektiğine bakılmaksızın, davalının aylık ücret yada geliri ne ise her takvim ayı için o miktarda davalı lehine tazminata hükmedilmesi gerektiği, tam ay dışındaki artık günlerde ise davalının aylık ücret ya da gelirinin o ayın gün sayısına bölünüp bulunan neticenin gözaltı ya da tutuklulukta geçirilen gün sayısı ile çarpılmak suretiyle hesap edilmesinin gerektiği. bu açıklamalar dikkate alındığında somut olayda yapılan incelemede; davacının ilk tutuklukta toplam 47 gün (2016 yılından 1 ay tam olarak, 2015 yılı 12. aydan 8 gün, 2016 yılı 2. aydan 8 gün ), ikinci tutuklulukta toplam 608 gün (2017 yılından 10 ay tam olarak, 2. aydan 27 gün, 2018 yılından 9 ay tam olarak, 10. Aydan 2 gün) için maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği anlaşıldığından, davacının ilk tutuklama için 1.918,09 TL, ikinci tutuklama için 29.926,02 TL’nin maddi tazminat olarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, hatalı hesaplama yapılarak ilk tutuklama için 1.986,80 TL, ikinci tutuklama için 30.333,84 TL olarak TL olarak tayin edilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün 1. fıkrasında yazılı "1.986,80 TL" ibaresi yerine "1.918,09 TL", "30.333,84 TL" ibaresi yerine "29.926,02 TL" ibarelerinin yazılması suretiyle suretiyle, hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/310 Esas, 2017/31 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının çocuğun cinsel istismarı suçundan 24.12.2015 09.02.2016 tarihleri arasında 1 ay 14 gün, 02.02.2017 03.10.2018 tarihleri arasında 1 yıl 8 ay 1 gün tutuklu kaldığı, yapılan istinaf incelemesi neticesinde beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 28.11.2018 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
A. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
- Yargıtay İçtihadı birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.195729.05.1957 tarih ve 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin kuruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.
Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle vekalet ücreti ve davacının cezaevi harcamalarının koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, maddi tazminat hesabına dahil edilmemesinde isabetsizlik görülmemiştir.
-
Tutuklandığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacıya tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
-
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması, nedeniyle hukuka aykırı bulunmuş olup, açıklanan nedenle tebliğnamede ki görüşe iştirak edilmemiştir.
B. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
-
Davacının tazminata esas ceza yargılaması sırasında suçlamaları inkar ettiğinin anlaşılması karşısında 5271 sayılı Kanunun 144 ncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki koşullar oluşmadığından davacının kendi kusuruyla tutuklanmasına neden olduğuna yönelik davalı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
-
Tutuklandığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacıya tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş olup, davalının hükmedilen maddi tazminat miktarının yüksek olduğuna ilişkin temyiz nedeni yerinde görülmemiştir.
3.Gerekçe bölümünün (A 3) numaralı bendinde açıklanan nedenle davalının manevi tazminat miktarının fazla olduğuna ilişkin temyiz nedeni yerinde görülmemiştir.
- Davacının dava dilekçesinde faiz talebinde bulunduğu ve davacının tutuklama müzekkeresinin kesintiye uğraması nedeniyle iki farklı dönemde infaz edildiği dikkate alınarak her bir dönem için ayrı ayrı belirlenen her bir tazminat miktarına ilişkin olduğu tarihten itibaren yasal faiz işletilmesinde isabetsizlik görülmemiş olup, davalı vekilinin faize ve faiz başlangıcına yönelik temyiz nedeni yerinde görülmemiştir.
5.Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (A 3) numaralı bendinde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 09.06.2020 tarihli ve 2020/255 Esas 2020/401 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Diyarbakır 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.09.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:31:19