Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2020/12220
2023/3215
21 Eylül 2023
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2015/564 E., 2016/618 K.
SUÇ: 2863 sayılı Kanun'a aykırılık
HÜKÜM: Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Dinar Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.06.2016 tarihli ve 2015/564 Esas, 2016/618 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
- Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 13.12.2020 tarihli ve 2016/328689 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği;
1.Eski malikin beyanları göz önüne alındığında, sanığın dava konusu yerin sit alanı olduğunu bildiği hususunda şüphe bulunmadığına,
2.Delillerin takdirinde hataya düşüldüğüne,
3.Diğer temyiz sebeplerine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü
-
"Yapılan yargılama neticesinde sanığın Dinar ilçesi Belediye caddesi ve tapunun 2 pafta, 298 ada, 3 parselde bulunan Recep Gürsü adına tescilli taşınmaza ilişkin olarak 25/02/2011 tarih ve 4774 sayılı karar ile taban, tavan ve çatı onarımına dair, orijinal malzeme ile yapıda herhangi bir değişiklik yapılmaması koşuluyla izin verilmesine yönelik vermiş olunan karara uymayarak tadilat işlemi yaptığına dair suç duyurusunda bulunulması üzerine hakkında dava açıldığı, ancak sanığın söz konusu bu yeri satın aldığında tapu kaydını incelediğini ve herhangi bir şerhinin bulunmadığını beyan ettiği, ilçe tapu müdürlüğünden istenilen evraklarında müştekinin beyanını doğrular nitelikte olduğu, söz konusu suça konu yerin kültür ve tabiat varlıkları kanunu kapsamında kaldığının bu aşamada bilmesinin mümkün olmadığını beyan ettiği, tapu kayıtları incelendiğinde de söz konusu yapının 2863 sayılı Kanun kapsamında kaldığına ilişkin 05/06/2015 tarihinde tapuya şerh edildiği, sanığın söz konusu tadilat işlemlerini ise daha önceden yaptırması göz önüne alındığında suç işleme kastı ile haraket ettiğine dair herhangi bir delil bulunmadığı anlaşıldığından şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince yüklenen suç açısından sanığın kastının bulunmadığı anlaşılmakla her ne kadar sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanun'a muhalefet ettiği iddiası ile iddianame düzenlenmiş ise de yapılan yargılama neticesinde, yüklenen suç açısından sanığın kastının bulunmadığı anlaşılmakla CMK 223/2 c maddesi uyarınca beraatine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denilmektedir.
-
Sanık savunmasında; "Ben sıfırdan bir bina yapmadım, söz konusu binaya üç defa araba girdi, çatısı akıyordu, hatta çatıda tenekeler vardı, onlar birkaç defa uçtu, çocukların üzerine düşüyordu, ben bunun üzerine tadilat yaptırmak zorunda kaldım, sadece çatıyı onardım, ben bu yeri aldıktan sonra bu kanun kapsamında olduğunu öğrendim kulaktan dolma bilgilerle yine de işimi garantiye almak için Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu Eskişehir Bölge Müdürlüğüne yazı yazdım, almış olduğum binanın tadilat edilmesi gerektiğini, çatısının aktığını beyan ettim ve üzerinde tadilat yapıp yapamayacağımı sordum, bana aplikasyon revizyon yaptırmam gerektiğini söylediler, ben de bunun üzerine yaptırdım, yaptırmış olduğum aplikasyonu da müdürlüğe gönderdim, bana böyle olmayacağını söylediler, bunun üzerine ben kendilerine telefon açtım ve bakanlık gelsin nasıl uygun oluyorsa o şekilde yapsın en azından tehlikesi azalır dedim, bunun üzerine telefonda bir bayan bakanlığa yazı yazmanıza gerek yok biz size bu izni verelim dedi, ve yapabileceğime dair yazıyı gönderdi, ben de bunun üzerine tapuya gittim, tapuda herhangi bir şerh olup olmadığını sordum, bana şerh olmadığını, tapulu yerim olduğunu ve istediğimi yapabileceğimi söylediler, niye uğraşıyorsun dediler, bende gidip yaptım, yerde fayans vardı, ben de fayans yaptım, aynı fayanstan yaptım, kullandığım fayanslar belki biraz daha büyük olabilir, bildiğiniz orijinal bir çatı yaptım, çatıyı komple kaldırıp tekrar çatı koyduk, ben kurula da iletmedim, fotoğraflarını göndermedim, bana tapuda şerh konulmadığına göre kanunen her şeyi yapabileceğimi söylediler bende bunun üzerine hiç bir yere müracaat etmeden yaptım, ancak suç işleme kastım yoktu, dediğim gibi çatı yıkılmak üzereydi, bina harabe halindeydi, tehlike arz ediyordu ben olabilecek sorunları önlemek için tadilat yaptım, çatıyı onardım." demiştir.
-
Tanık ... duruşmadaki beyanında; "Söz konusu dükkanı hatırladığım kadarıyla 1993 1994 yıllarında satın aldım, öncesinde de bu dükkanı kiracı olarak kullanıyordum, 1995 Dinar depremi sonrasında Dinar Belediyesi binaya yıkım kararı verdi, ben de bunun üzerine Denizli İdare Mahkemesine iki kez dava açtım, binanın Kültür ve Tabiat Varlıkları Kanunu kapsamında korunması gerekli yapılardan olduğunu ileri sürdüm, çünkü ismini tam hatırlamadığım bir müsteşar söz konusu dükkanın tarihi niteliği bulunduğunu bana söylemişti, dükkanın ön tarafında üzerinde bulunan ay yıldız kabartmalar Türk Ermeni işbirliğini temsil etmektedir, yan taraftaki kısımlar ise Ermeni kilisesinin dom işareti olarak adlandırılmaktadır, binayı daha önce Amerika ve Almanya'dan gelen heyetler de inceledi, Denizli İdare Mahkemesine açtığım davaya kazandım ve binanın yıkılamayacağına dair karar verildi, yedi yere yazı yazıldı, 2009 yılında dükkanı ...'ya sattım, satarken de kendisine dükkanın koruma altında olduğunu, Kültür Varlıklarını Koruma Kurulundan izin almadan tadilat yapamayacağını söyledim, bunu defalarca söyledim, çünkü ben bir boya dahi yaparken izin alıyordum, dükkana ait bir adet fotoğrafı mahkemenize sunuyorum (bir adet fotoğraf alındı, dosyaya konuldu) benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. Tapuda şerh olup olmadığını bilmiyorum, söz konusu binanın yıkımı için Dinar Belediyesince verilmiş bir yıkım kararı vardı, bende buna dava açmıştım ve kazandım, bina yıkılmadı, bu karar belediyeye de gönderilmişti, belediyeden hangi suretle izin alınarak binanın tadilata sokulduğunu anlayamadım, belediyenin bu şekilde ruhsat vermesi mümkün değildir, çünkü yukarıda da belirttiğim gibi bu bilgi belediyede mevcuttur, benim Nevzat ecza deposuna borcum vardı, icra takibi yapılmasına rağmen ben kendilerine binayı satmak istedim, ancak sit alanı olduğu için binayı almak istemediler, Recep Beye de borcum olduğu için binayı satmıştım." demiştir.
4.Mahkemece mahallinde 21.01.2016 tarihinde keşif icra edilmiş olup, fen bilirkişisi raporunda, dava konusu yerin 298 ada 3 parsel olduğu, II. grup korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli olduğu, inşaat bilirkişi raporunda, yapılan eylemlerin yerinde tespit edildiği, 2013 yılında yapıldıkları, yapının büyük bir onarım gördüğü, arkeolog bilirkişi raporunda, yapının Koruma Kurulunun 08.10.1998 tarih 643 nolu kararı ile korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edildiği, sanığın tadilat için izin talebinde bulunduğu, ancak tamirat ve tadilat için alınan kurul kararına aykırı olarak aslına uygun olmayan malzeme ile tamirat ve tadilat yapıldığı, hem de tamirat ve tadilat dışında izin alınmamış olunmasına rağmen yapının bütününe yönelik esaslı değişiklikler yapıldığı hususlarını tespit ettiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
- 2863 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete'de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanun'un amacına da ters düşeceği;
Dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Diğer yandan, taşınmaz bir varlığın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmesinin ya da bir bölgenin, doğal, tarihi ve kültürel özellikleri nedeniyle sit alanı olarak belirlenmesinin, taşınmazın veya bölgenin özel bir statüye tabi tutulması gerektiği ve taşınmaz üzerinde ya da bölge içerisinde keyfi uygulamalarda bulunulamayacağı anlamına geldiği, bu bakımdan kural olarak, 6498 sayılı Kanun değişikliği sonrası tebliğ yayım internette duyuru; anılan değişiklik öncesi ise şerh ilan yöntemleri ile taşınmazın ya da bölgenin tescilinden ilgililerin haberdar olmalarının sağlanacağı;
Bununla birlikte, Türk Medeni Kanunu'nda yer alan “iyi niyet” kuralının genel bir hukuk ilkesi olarak kabul edilip, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen suç tiplerine yönelik sübut değerlendirmesinde de dikkate alınmasının zorunlu olduğu, başka bir deyişle, 6498 sayılı Kanun değişikliği öncesinde yapılan tescil işlemleri yönünden, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunmayıp, tescil kararı mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmemiş olsa dahi, failin, taşınmazın ya da bölgenin tescilinden haberdar olduğuna dair beyanının göz ardı edilemeyeceği, zira, maliki olduğu veya kullandığı taşınmazın korunması gerekli nitelik taşıdığını ya da sit özelliğiyle bölgesel bazda koruma altına alınan bir alanda bulunduğunu bilen kişinin, taşınmaz üzerinde dilediği zaman dilediği şekil ve kapsamda uygulama yapamayacağını, taşınmazın ya da bölgenin özel statüsünün mümkün kıldığı ölçüde, kamu kurumlarınca yürütülecek izin prosedürü çerçevesinde inşai ve fiziki müdahalelerde bulunabileceğini de bilmesi gerektiği, yapı ya da bölge bazında tescil kararından haberdar olduğu halde, ilgili kurumlara başvurarak, gerçekleştirmeyi düşündüğü inşai uygulamaya yönelik izin almayıp keyfi hareket eden kişinin iyi niyetinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla, taşınmazın ya da bölgenin niteliğini bilerek izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunan ya da başlangıçta bilmeyip, kamu görevlilerince düzenlenen zabıt ve tutanaklar ile durumu öğrendiği halde müdahalesine devam eden failin, hukuki koruma altına alınamayacağı;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; sanığın 05.08.2010 tarihinde Müze Müdürlüğüne dilekçe vererek, 298 ada 3 parselde bulunan dükkanda tadilat yapmak üzere izin verilmesi talebinde bulunduğu, sanığın izin talep dilekçesine binaen Koruma Kurulunun 25.02.2011 tarih 4774 nolu kararı ile, 298 ada 3 parselde tescilli taşınmazın taban, tavan ve çatı onarımının orjinal malzeme ile yapıda herhangi bir değişiklik yapılmadan Müze Müdürlüğü uzmanları denetiminde uygulama öncesi ve sonrası rapor fotoğraflarının kurula iletilmesi koşuluyla uygun olduğuna karar verildiği, ancak Müze Müdürlüğü uzmanları tarafından 16.06.2014 tarihinde yapılan incelemede, 08.10.1998 tarihli kurul kararı ile tescillenen taşınmazın üçgen alınlıklı kırma çatılı kiremitli üst örtülü, iki tarafı cam, iki tarafı sağır duvarlı olan mevcut yapının değiştirildiği, pencere aksamları ile birlikte giriş kapısının yenilendiği, üst kısmına pencereli asma kat şeklinde içerden merdivenli ikinci kat yapıldığı, dış kısmındaki kolonların metal ile kaplandığı, iç kısmında mevcut ahşap tabanların kaldırılarak seramik döşendiği, sıva ve boya işlerinin yapıldığı, ön cephe motifi dışında tamamen yenilenmiş olduğu hususlarının tespit edildiği, dava konusu taşınmazın tapuda sanık adına kayıtlı olduğu, dava konusu taşınmaza ilişkin tapu kaydındaki şerh suç tarihinden ve edinme tarihinden sonra olsa dahi, taşınmazı satın aldığı ...'nun soruşturma aşamasında ve duruşmadaki beyanlarında, dava konusu yerin tescilli olduğunu sanığa defalarca belirttiğini beyan ettiği ve sanığın da suç tarihinden önce 2010 yılında Müze Müdürlüğünden tadilat için izin talebinde bulunduğu göz önüne alındığında, dava konusu yerin tescilli olduğunu bildiğinin kabulü gerekeceği dosya kapsamında, sanığın tamirat ve tadilata ilişkin verilen izin kapsamının dışına çıkarak tescilli taşınmazda esaslı değişiklikler yaptığı anlaşılmakla, sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, beraatine dair hüküm tesisi, hukuka aykırı bulunmuştur.
- "16.06.2014" olan suç tarihinin, gerekçeli karar başlığında yanlış gösterilmesi, mahallinde düzeltilebilir nitelikte olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Dinar Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.06.2016 tarihli ve 2015/564 Esas, 2016/618 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.09.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:32:03