Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/6168
2023/3188
21 Eylül 2023
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2020/2592 E., 2022/1892 K.
SUÇ: 2863 sayılı Kanuna aykırılık
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun kabulü ile; 5271 sayılı Kanunun 280/2. maddesi uyarınca yeniden yapılan yargılama sonucu kurulan mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Fethiye 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.11.2019 tarihli ve 2017/319 Esas, 2019/520 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, aynı Kanun'un 65 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62, 51/1 3 ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
-
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 17.05.2022 tarihli ve 2020/2592 Esas, 2022/1892 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılması ile yeniden yapılan yargılama sonucu, sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, aynı Kanun'un 65 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 43, 62, 52/2 4 ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkrası uyarınca 2 yıl 7 ay 7 gün hapis ve 2.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
-
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 05.08.2022 tarihli, 2022/109432 sayılı ve temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri;
-
Zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının usul ve kanuna aykırı olduğuna,
-
Zamanaşımı süresinin dolduğuna,
-
Suça konu taşınmazlara ilişkin olarak yapı kayıt belgelerinin bulunduğuna, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
-
Fethiye 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.11.2019 tarihli ve 2017/319 Esas, 2019/520 Karar sayılı kararı ile, "Keşif sırasında refakate alınan bilirkişiler tarafından tanzim edilen raporlar incelendiğinde sanığın yapmış olduğu imalatlar ile sit alanına fiziki ve inşai müdahalede bulunduğu, değişik zamanlarda inşa edilen imalatların her iki iddianame tanziminden önce olduğu anlaşılmakla sanığın eylemleri arasında hukuki ve fiili bağlantının kesilmediği kanaatine ulaşılmış ve sanığın sit alanına yapı inşa etmek suretiyle üzerine yüklenen "2863 sayılı yasaya muhalefet" suçunu işlediği sabit görülmekle, eylemine uyan 2863 sayılı Yasanın 65/1 maddesi uyarınca cezalandırılmasına, sanık hakkında yasal şartları oluşmadığından 5237 sayılı TCK'nın 43/1 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınmakla, sanığa verilen cezanın 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirilmesine, sanığın yapmış olduğu yapının halen varlığını devam ettirdiği, fiili müdahalenin son bulmadığı ve suça konu yerin eski hale getirilmediği anlaşılmakla sanık hakkında yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına takdiren yer olmadığına, sanığa verilen sonuç hapis cezasının miktarı nazara alınarak yasal şartları oluşmadığından 5237 sayılı TCK'nın 50. maddesindeki seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmediğinin anlaşıldığı ve yargılama sürecindeki davranışları nazara alındığında, sanığın işlemiş olduğu suçtan dolayı pişmanlık duyduğu kanaatine varıldığı ve yeniden suç işlemeyeceği yönünde mahkememizde kanaat oluştuğundan sanığa verilen hapis cezasının 5237 sayılı TCK’nın 51/1 maddesi gereğince ertelenmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."
-
Muğla İl Özel İdaresi İmar ve Kentsel İyileştirme Müdürlüğü görevlilerince tanzim edilen 28.09.2011 tarihli yapı tatil zaptı ile Fethiye ilçesi, Kaya Köyü, Kayapark Yanı mevkiinde bulunan taşınmazda kullanıma hazır durumda tek katlı depo yapıldığının tespit edilmesi üzerine, anılan eyleme ilişkin olarak Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının 29.09.2016 tarihli ve 2016/2580 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan dava açılmıştır. Fethiye 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.07.2017 tarihli ve 2016/407 Esas, 2017/533 Karar sayılı kararı ile eylemin imar kirliliğine neden olma suçunu oluşturduğu kabul edilerek anılan suçtan sanığın neticeten 6.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Hükme karşı sanık tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
-
Fethiye Belediyesi görevlilerince tanzim edilen 26.10.2016 tarihli yapı tatil zaptı ile aynı taşınmazda yedi adet yapı inşa edildiğinin tespit edilmesi üzerine, söz konusu yapılara ilişkin olarak Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının 01.07.2017 tarihli, 2017/1630 Esas sayılı ve Fethiye 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/407 Esas sayılı dosyası ile birleştirme talepli iddianamesi ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan dava açılmıştır. Fethiye 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/319 Esasına kaydedilen dosyanın 16.04.2018 tarihli beşinci celsesinde, anılan mahkemenin 2016/407 Esas sayılı dosyasında hüküm tesis edildikten sonra ikinci iddianamenin kabul edildiği, her iki dosyaya konu yapı tatil zabıtları, keşif tutanakları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi amacı ile her iki dosyanın yargılamasının birlikte yapılması gerektiği kanaatine varıldığından, bu hususta mahkemenin 2016/407 Esas, 2017/533 Karar sayılı dosyasının bulunduğu İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine müzekkere yazılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
-
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 18.05.2018 tarihli ve 2017/2791 Esas, 2018/665 Karar sayılı kararı ile Fethiye 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.07.2017 tarihli ve 2016/407 Esas, 2017/533 Karar sayılı hükmünün bozulmasına, ilk derece mahkemesinin 2017/319 Esas sayılı dosyası ile birleştirilerek eleştiriye konu eksiklikler ikmâl edilip yargılama birlikte yürütülerek sonuçlandırılmasına karar verilmiştir.
-
Fethiye 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.06.2018 tarihli ve 2018/107 Esas, 2018/164 Karar sayılı kararı ile dosyaların birleştirilmesine, yargılamanın aynı mahkemenin 2017/319 Esas sayılı dosyası üzerinde yürütülmesine karar verilmiştir.
-
Mahkemece icra edilen keşif sonrası dosyaya sunulan arkeolog bilirkişi raporunda, suça konu yapıların Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 07.07.2012 gün ve 891 sayılı kararı ile tescil edilen kentsel ve 3. derece arkeolojik sit alanında kaldıkları, taşınmazın bitişik parselinde korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı yapısının bulunduğu, suça konu yapılar nedeniyle sit alanının silüetine, görsel bütünlüğüne, topoğrafyasına ve taşınmaz kültür varlığının mahiyetine olumsuz etki yaparak zarar verildiği, inşaat bilirkişi raporunda, 2 no'lu yapının 2003 yılında, 3 no'lu yapının 2009 2010 yılları arasında, 7 no'lu yapının 28.09.2011 tarihinde, 4 no'lu yapının 2012 yılında, 1, 5 ve 6 no'lu yapıların 2013 2015 yılları arasında yapıldığı belirtilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 17.05.2022 tarihli ve 2020/2592 Esas, 2022/1892 Karar sayılı kararı ile, "Tapu kayıtlarının incelenmesinde, sanığın iddia konusu taşınmazı 12.08.2003 tarihinde satış yolu ile edindiği, söz konusu taşınmaz üzerindeki sit şerhleri bakımından incelemede, 27.06.2002 tarihinde 3. derece arkeolojik sit şerhinin işlendiği, 16.02.2012 tarihinde de kentsel sit şerhi eklendiği, 23.01.1979 tarihli 166 yevmiye sayılı şerhte de eski eser vardır kaydı işlendiği, Muğla İdare Mahkemesinin 2008/2458 sayılı iptal kararının iddia konusu taşınmazın da bulunduğu yerin sit alanından çıkartılmasına yönelik bir karar olmayıp, sit alanı kararının alınmasına yönelik ilgili kurumların karar ve katılımlarındaki usule yönelik eksiklik ile ilgili olduğu, 28.09.2011 tarihli yapı tatil zaptında taşınmazın sit alanında kaldığının açıkça belirtilmiş olduğu, sanığın taşınmazı edinme tarihi gözetildiğinde, sanığın taşınmazın sit alanında kaldığını bilmeme savunmasının kabul edilemeyeceği, keşif ve sonrasında düzenlenen bilirkişi raporları içeriğinden 1, 4, 5 ve 6 nolu imalatların ilk tutanak tarihi olan 28.09.2011 tarihli yapı tatil zaptından sonra yapıldığının anlaşılması karşısında, sanığın yapı tatil zaptı tanzim edilmesinden sonra da yeni inşai faaliyetlerde bulunduğunun anlaşılması nedeniyle, sanık hakkında zincirleme suç hükümleri bakımından TCK 43/1 maddesinin uygulanması gerektiği, ayrıca sanık tarafından yapılan imalatların sayısı ve büyüklükleri nazara alınarak, imalatların nitelik ve niceliği ile orantılı olarak TCK'nın 3/1 ve 61. maddeleri gereğince temel cezanın alt sınırdan ayrılmak gerektiği kabul edilerek aşağıdaki şekilde cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir."
IV. GEREKÇE
Aynı taşınmaz üzerinde, iddianamenin kabulü tarihine kadar gerçekleşen her bir inşai ve fiziki müdahalenin, aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değerlendirilebileceği, iddianamenin kabulü tarihinde ise hukuki kesintinin gerçekleşmesi nedeniyle bu tarihten sonra yapılacak olan her müdahalenin ayrı bir davaya konu olacağı; Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının 29.09.2016 tarihli ve 2016/2580 Esas sayılı iddianamesinin kabul tarihinden önce sanığın aynı taşınmaz üzerinde gerçekleştirdiği farklı inşai ve fiziki müdahalelerin tespit edilmesi karşısında, sanık tarafından kentsel ve 3. derece arkelojik sit alanına müteselsil olarak izinsiz inşai ve fiziki müdahalelerde bulunulduğu, bu kapsamda, yüklenen eylemi gerçekleştirdiğinin inşaat bilirkişi raporları itibariyle sabit olduğu anlaşılmakla, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca temel ceza tayin edildikten sonra 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uygulanarak temel cezada artırım yapılmasına ilişkin İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin kabul ve takdirinde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
A. Sanığın Temyiz İsteği Yönünden;
- Zincirleme Suç Hükümlerinin Uygulanmasının Usul ve Kanuna Aykırı Olduğuna İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden;
Tüm dosya kapsamı itibariyle sanığın 28.09.2011 tarihli yapı tatil zaptından sonra kentsel ve 3. derece arkeolojik sit alanında kalan taşınmazda, 29.09.2016 tarihli ve 2016/2580 Esas sayılı iddianamenin kabul tarihine kadar inşaî ve fizikî müdahalelere devam ettiği sabit olduğundan, sanığın, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
- Zamanaşımı Süresinin Dolduğuna İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden;
Dosya kapsamında mevcut inşaat bilirkişi raporunda, suça konu yapıların 2003 ilâ 2015 yılları arasında yapılmış olduklarının belirtilmesi karşısında, sanığın zamanaşımı süresinin dolduğuna yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
- Suça Konu Yapılara İlişkin Olarak Yapı Kayıt Belgesi Sunulduğuna İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden;
2863 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinde, Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşai ve fiziki müdahalede bulunulmayacağının düzenlendiği, anılan düzenlemeye aykırı olarak, izin alınmaksızın inşai ve fiziki müdahalede bulunulmasının ise, aynı Kanunun 65 inci maddesi ile yaptırım altına alındığı, buna karşılık, 3194 sayılı İmar Kanununa 11.05.2018 tarih ve 7143 sayılı Kanunun 16 ncı maddesi ile eklenen geçici 16 ncı maddede, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla yapı kayıt belgesi verilebileceği hükme bağlanmış olup, 2863 sayılı Kanuna tezahürü bulunmayan bahse konu düzenlemenin, anılan Kanunun 65 inci maddesinde tanımlanan inşai ve fiziki müdahale suçlarının unsurlarını etkilemeyeceği, zira, yapı kayıt belgesi verilmesinin, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınmasını sağlamakla birlikte, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında, kültür varlıkları yönünden koruma bölge kurullarından, tabiat varlıkları ve doğal sit alanları yönünden Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinden izin alınmaksızın gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleleri hukuka uygun hale getirmeyeceğinin kabulünde zorunluluk bulunduğundan, sanığın suça konu yapılara ilişkin olarak yapı kayıt belgesi sunulduğuna ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
B. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 17.05.2022 tarihli ve 2020/2592 Esas, 2022/1892 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Fethiye 4. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.09.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:32:03