Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/4417
2023/3146
20 Eylül 2023
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2022/292 E., 2022/363 K.
SUÇ: Taksirle öldürme
HÜKÜM: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanıklar hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanıklar müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
- ... Ağır Ceza Mahkemesinin 15.12.2015 tarihli, 2013/169 E., 2015/330 K. sayılı kararı ile; sanıklar hakkında görevi kötüye kullanma suçundan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 228 inci maddesinin birinci fıkrası, 102 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesi gereğince kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmiştir.
2.... Ağır Ceza Mahkemesinin 15.12.2015 tarihli, 2013/169 E., 2015/330 K. Sayılı kararının o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 13.06.2022 tarihli, 2020/4551 2022/4600 sayılı kararı ile;
"...... Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği tarafından düzenlenen Temmuz 2012 tarihli raporda; “deprem nedeni ile yıkılan binada iş aşaması ve sorumluluk ilişkilendirilmesi” adı altında tablo hazırlandığı, söz konusu binanın yapılış tarihi itibariyle 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelike tabi olduğunun, binada kullanılan betonun yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C 16’yı sağlamadığının, beton içerisinde standart dışı agregaların mevcut olduğunun, etriye aralığının yönetmelikte belirtilen etriye koşullarını sağlamadığının ve yetersiz olduğunun, binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğunun ve bu yetersizlikler dolayısıyla proje müellifleri, yapı sahibi ve müteahhidinin, teknik uygulama sorumlusunun ve belediyenin ilgili birimlerinin sorumlu olduğunun belirtildiği, ayrıca binanın iş bitimi aşamasında biten bina inşaatının projeye uygunluğunun denetlenmediği, bu nedenle belediyenin teknik uygulama yetkililerinin sorumlu olduğu sonucuna varıldığı,
İnşaatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1580 sayılı Belediyeler Kanunun “Belediyenin Vazifeleri” başlıklı 15. maddesinin 79. bendinde “İmar planlarının yapımı ve uygulanması ile yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında, Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uygunluk sağlamak, uygulamaları denetlemek ve bütünlüğü sağlayıcı tedbirler alma” hükmünün yer aldığı;
Yapı ruhsatını düzenleyen ve kontrol eden sanıklar ... ve ... tarafından inşaatına başlanılacak yapının mimari, statik hesap raporu ve elektrik tesisat projeleri olmadan yapı ruhsatı verilmesi nedeni ile; 3194 sayılı İmar Kanunun “Ruhsat alma şartları” başlıklı 22. maddesinde; “Yapı ruhsatiyesi almak için belediye, valilik bürolarına yapı sahipleri veya kanuni vekillerince dilekçe ile müracaat edilir. Dilekçeye sadece tapu (istisnai hallerde tapu senedi yerine geçecek belge), mimari proje, statik proje, elektrik ve tesisat projeleri, resim ve hesapları, röperli veya yoksa, ebatlı kroki eklenmesi gereklidir. Belediyeler veya valiliklerce ruhsat ve ekleri incelenerek eksik ve yanlış bulunmuyorsa müracaat tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir. Eksik veya yanlış olduğu takdirde; müracaat tarihinden itibaren on beş gün içinde müracaatçıya ilgili bütün eksik ve yanlışları yazı ile bildirilir. Eksik ve yanlışlar giderildikten sonra yapılacak müracaattan itibaren en geç on beş gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir.” hükmüne aykırı davrandıkları, objektif olarak var olan dikkat ve özen yükümlülüğünü öngörebilecek ve yerine getirebilecek durumda olmalarına rağmen, İmar Kanununa, 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve dönem itibariyle bilim ve fennin gerektirdiği teknik şartlara aykırı davranarak mevcut sonucun gerçekleşmesinde etkili oldukları anlaşılan sanıklar ... ve ...'nun, meydana gelen ölümler bakımından eylemlerinin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin, görevi kötüye kullanma suçu bakımından değerlendirme yapılarak, suçun zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile düşme kararları verilmesi..." gerekçeleri ile bozulmasına karar verilmiştir.
3.... Ağır Ceza Mahkemesinin 28.12.2022 tarihli ve 2022/292 Esas, 2022/363 Karar sayılı kararı ile; sanıklar ..., ... hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile mahkûmiyetlerine karar verilmiştir.
- Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 08.05.2023 tarihli ve 2023/41236 sayılı, onama öneren tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar müdafiinin temyiz istekleri;
1.Müvekkillerin, binanın yapımında kullanılan malzemeleri denetlemek, binayı yapım aşamasında kontrol etmek, binanın yapı projesine ve ruhsat dosyasına yapı elamanları yönünden uygun olup olmadığını denetlemek gibi görevleri bulunmamaktadır. Sayılan hususların kontrol ve denetim görevi fenni mesule aittir. Müvekkiller, yargılamanın en başından beri taksirli sorumluluk için yasada belirtilen dikkat ve özen yükümlülüğünün gereklerini yerine getirebilecek durumda teknik bilgi ve yeteneklerinin bulunmadığını, buna ilişkin sorumluluğun fenni mesule ait olduğunu belirtmiş olduklarını, ancak mahkemece karar verilirken bu hususun göz ardı edilmiş olduğuna,
2.İnşaatın yapım, malzeme ve işçilik yönünden müvekkillerin bir sorumluluğu bulunmadığı gibi bu yönde müvekkillerine atfedilebilecek bir kusur da bulunmadığına, dosya kapsamında yer verilen tüm bilgi, belge ve raporlara göre müvekkillerinin taksir düzeyinde dahi kusurları bulunmadığına,
- Binanın yapım ve denetim aşamasında yer almayan müvekkillerinin eylemleri ile depreme dayanıksız inşa edilen ve deprem sonucu yıkılan binalarda kişilerin vefatı arasında uygun illiyet bağı bulunmadığına, müvekkilleri hakkında beraat kararları verilmesi gerektiğine,
4.Yargıtay bozma ilamında yapı ruhsatını düzenleyen ve kontrol eden müvekkillerin, inşaatına başlanılacak yapının mimari ve statik hesap raporu ile elektrik tesisat projeleri olmadan yapı ruhsatı verildiği ve bu sebeple taksirle öldürmeden sorumlu oldukları belirtilmiş ise de; müvekkillerin bu sorumluluğu olsa olsa görevi kötüye kullanma suçunu (kabul anlamına gelmemekle birlikte) oluşturacağına, ayrıca belirtilen belgelerin eksik olmasının mümkün olmadığına, zira yapı ruhsatı düzenlenirken istenilen belgelerden biri olan mimari proje yapı ruhsatına yazıldığından, mimari proje olmadan ruhsat düzenlenmesinin mümkün olmadığına, ancak ilgili belgelerin bir kısmının dosya içerisinde bulunmaması, meydana gelen deprem esnasında yıkılan/dağılan arşivlerin ve dolapların birbirine karışması veya enkaz altında kalmasından kaynaklandığına, bu yönde müvekkillere atfedilebilecek bir kusurun da bulunmadığına,
5.Kabul anlamına gelmemekle birlikte; müvekkillerin gerekli evrak ve raporları temin etmeden yapı ruhsatı düzenlemeleri hususunda ihmalleri olduğu kabul edilse dahi, bu eylemlerinin binanın yıkılmasına ve taksirle öldürme suçuna sebebebiyet vermeyeceği ve bu eylemlerle binanın çökmesi arasında doğrudan illiyet bağının bulunmadığına, görevi kötüye kullanma suçu açısından zamanaşımı süresinin ise müvekkillerin ruhsatı düzenlediği tarihte yürürlükte olan 765 sayılı yasanın 102/4. maddesi uyarınca 5 yıl olduğu ve isnat olunan görevi kötüye kullanma suçunun yapı ruhsatının 2000 yılında düzenlenmesi nedeniyle zaman aşımına uğradığına, bu sebeple müvekkiller hakkında açılan kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiğine,
6.Bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, en kötü ihtimalde dahi müvekkillerinin ancak ve ancak taksir ile sorumlu tutulabileceklerine,
- Kararların usul ve yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü
1.23.10.2011 tarihinde saat 13:41 sıralarında, merkez üssü Kasımoğlu köyü civarı olan değeri değişik kuruluşlara göre 7,1 ile 7,3 arasında değişen, odak derinliği 19,02 km olan depremin meydana gelmesi üzerine, Zeylan Caddesinde bulunan Manolya Apartmanının yıkılması ve çökmesi sonucu ..., ... ve ...'in öldüğü, yapılan ölü muayene ve otopsi işlemleri sonucu ölenlerin göçüğe (depreme) bağlı olarak hayatlarını kaybettiklerinin tespit edildiği, bina sahibi ve müteahhidinin sanık Fırat Alakuş, inşaatın teknik uygulama sorumluluğunu üstlenen inşaat mühendisinin (fenni mesul) sanık Murat Kazanci ve yapının inşaat ustasının sanık... olduğu ve bu sanıklar hakkında ayrı ayrı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının verildiği, binaya ait yapı ruhsatını düzenleyen ve kontrol eden sanıklar ... ve ... olduğu anlaşılmaktadır.
-
İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü soruşturma aşamasında belediye görevlileri olan sanıklar ..., ... ve ... hakkında yaptığı ön inceleme sonucunda aldığı 23.08.2013 tarihli kararında, "...Yapı için imzasız ve eksik projelere dayanarak yapı ruhsatı verilmesi nedeniyle 3194 sayılı İmar Kanunun 22. maddesine ve 2 Eylül 1999 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliğinin 57. maddesine aykırı hareket edildiği ve yapı kullanma izin belgesi olmadan belediyece binada oturulmasına göz yumulması..." gerekçeleri ile soruşturma izni verildiği ve bu karara karşı yapılan itirazın Danıştay 1.Dairesinin 2015/360 esas ve 2015/295 karar sayılı kararıyla reddedildiği ve "soruşturma izni verilmesine dair kararın" kesinleştiği görülmektedir.
-
Dosya kapsamından, binanın yapım yılı tam olarak bilinmemekte olup, 22.12.2000 tarih ve 2000/56 numaralı yapı ruhsatının verildiği ancak yapı kullanma izin belgesinin bulunmadığı, yıkılan Manolya Apartmanının yapım yılına göre, 1997 yılından sonra inşa edildiğinden 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik kapsamına girdiği, apartmana ait mimari, statik ve elektrik tesisat projelerinin tam olarak mevcut olmadığı, ancak zemin etüt raporunun bulunduğu, 14.11.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre binanın taşıyıcı sistemi betonarme olup, bodrum, zemin ve 4 normal olmak üzere toplam 6 kattan oluştuğu, 22.12.2000 tarihli yapı ruhsatına göre de bina, bodrum, dükkân olarak kullanılan zemin ve konut olarak kullanılan 4 normal olmak üzere toplam 6 kattan oluştuğu belirlenmiştir.
4.1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğin "7.2 Genel Kurallar" bölümünde, deprem bölgelerinde yapılacak binalarda dikkate alınması gereken minimum beton sınıfları hakkında bilgiler verilmekte olup, Manolya Apartmanına ait statik proje tam olarak bulunmadığından malzeme ve donatı sınıfının belirlenemediği, ayrıca binaya ait hesap raporlarının da mevcut olmadığı, Manolya Apartmanına ait karot numuneler üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyi sonucunda, numunelerin ortalama basınç dayanımı 9.40N/mm2 olarak elde edildiği, elde edilen ortalama basınç dayanımı, 1997 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16'dan daha düşük olduğu, ayrıca yönetmeliğin "7.2.5. Malzeme Dayanımları" Bölümünde birinci ve ikinci derece deprem bölgelerindeki binalarda C20 veya daha yüksek dayanımlı beton kullanılmasının zorunlu olduğu ibaresinin bulunduğu tespit edilmiştir.
5.... Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği Bölümü tarafından Temmuz 2012 tarihinde hazırlanan bilirkişi raporu ve ek rapora göre;
"...Van İli ... İlçesi'nde bulunan Manolya Apartmanı hakkında dosya üzerinden yapılan incelemeler, deneysel çalışmalar, araştırmalar ve değerlendirmelere göre elde edilen sonuçlar aşağıda verilmektedir:
• Manolya Apartmanı yapım yılı tam olarak bilinmemekte olup, 25.08.2000 tarihli yapı ruhsatı istek dilekçesi, 22.12.2000 tarih ve 2000/56 numaralı yapı ruhsatı ve dosya üzerinden yapılan incelemeler sonucunda binanın 1997 yılından sonra inşa edildiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında binaya ait yapı ruhsatı mevcut olup, yapı kullanma izin belgesi bulunmamaktadır.
•Manolya Apartmanına ait mimari, statik ve elektrik tesisat projeleri tam olarak mevçut değildir.
•Manolya Apartmanı yapım yılına göre 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik kapsamına girmektedir.
•14.11.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre binanın taşıyıcı sistemi betonarme olup, bodrum, zemin ve 4 normal olmak üzere toplam 6 kattan oluşmaktadır, 22.12.2000 tarihli yapı ruhsatına göre de bina, bodrum, dükkân olarak kullanılan zemin ve konut olarak kullanılan 4 normal olmak üzere toplam 6 kattan oluşmaktadır.
•1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğin "7.2 Genel Kurallar" bölümünde deprem bölgelerinde yapılacak binalarda dikkate alınması gereken minimum beton sınıfları hakkında bilgiler verilmektedir. Manolya Apartmanı'na ait statik proje tam olarak bulunmadığından malzeme ve donatı sınıfı belirlenememiştir. Ayrıca binaya ait hesap raporları da mevcut değildir. Manolya Apartmanı'na ait karot numuneler üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyi sonucunda, numunelerin ortalama basınç dayanımı 9.40N/mm2 olarak elde edilmiştir. Elde edilen ortalama basınç dayanımı, 1997 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16'dan daha düşüktür. Ayrıca, yönetmeliğin "7.2.5. Malzeme Dayanımları" Bölümünde birinci ve ikinci derece deprem bölgelerindeki binalarda C20 veya daha yüksek dayanımlı beton kullanılması zorunludur ibaresi bulunmaktadır.
•1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğin "7.7 Kolonlar" bölümünün 7.7.1, 7.7.2 ve 7.7.3 kısımlarında kolonların minimum bovntin« ««
kolonlardaki donatı yüzdeleri hakkında bilgiler verilmektedir. Bu verilere göre, bilirkişi raporunda belirtilen zemin kat kolonlarının minimum boyutları sağladığı görülmektedir.
1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğin "7.7.4 Kolon Enine Donatı Koşulları" bölümünde kolon sarılma bölgeleri, kolon orta bölgeleri ve kolon kiriş birleşim bölgeleri için dikkate alınması gereken uzunluklar, bu bölgelerdeki etriye yüzdesi, çap ve aralıkları hakkında bilgiler verilmektedir. Manolya Apartmanı için hazırlanan bilirkişi raporu ile dosya üzerinden yapılan incelemelerden etriye çapı açısından yeterlilik gözükürken, etriye aralığı açısından yetersizlikler gözükmektedir.
1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğin "7.8 Kirişler" bölümünde kiriş boyutları, kirişlerde kullanılması gereken minimum donatı ve etriyelerin çap ve aralıkları hakkında bilgiler verilmektedir. Manolya Apartmanına ait dosya üzerinden yapılan incelemeler sonucunda kirişler hakkında detaylı bir bilgiye ulaşılamadığından dolayı bu maddenin kontrolü yapılamamıştır. Bilirkişi raporunda belirtilen kiriş boyutlarının ise minimum boyutları sağladığı görülmektedir. 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğin "7.JJ Döşemeler" bölümünde döşeme kalınlıklarının minimum boyutları, döşeme tipi, döşemelerde kullanılacak minimum donatı çap ve oranlan hakkında bilgiler verilmektedir. Manolya Apartmanına ait dosya üzerinden yapılan incelemeler sonucunda döşeme boyutları ve döşemelerdeki donatı çapı hakkında herhangi bir bilgiye ulaşılamadığından dolayı bu maddenin kontrolü yapılamamıştır.
Dosya kapsamında, Manolya Apartmanının bulunduğu zemin hakkında hazırlanmış zemin etüt raporu mevcuttur.
Manolya Apartmanı'mn temel zeminini oluşturan birimin zemin grubu C, yerel zemin sınıfı Z3 olduğu, temel zemin emniyet gerilmesinin 15t/m2 alınabileceği değerlendirilmesi yapılmıştır. Zemin yatak katsayısının 1500t/m3 olarak dikkate alınabileceği sonucuna varılmıştır.
1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmeliğe göre bina önem katsayısı l.Û'dir.
İnceleme alanı 1. derece deprem bölgesi içinde yer aldığından projelendirme ile ilgili çalışmalarda deprem bölge katsayısı Ao=0.40, yerel zemin sınıfına göre zemin hâkim periyotları TA=0.15 ve TB=0.60sn olarak belirlenmiştir.
•Çelik donatı çubuğu örnekleri üzerinde gerçekleştirilen çekme deneyi sonucunda bahis konusu çelik donatı çubuklarından 014 donatı çubukları hariç tümünün ilgili standardın S420 için öngördüğü kriterleri sağladıkları, 014 donatı çubuklarının her ikisinin ise ilgili standardın akma ve çekme dayanımı için öngördüğü kriterleri sağlamadıkları görülmektedir.
•Parça beton numuneler içerisinde boyut itibariyle standart dışı irilikte agregalar mevcuttur.
•Dosyadaki belgelerden, bina taşıyıcı elemanların donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu görülmektedir.
•Tüm yapıya ait taşıyıcı sistem boyutları hem proje hem de raporlardan tam olarak belirlenemediğinden, analizler hem proje kontrolü hem de inşa edilmiş bina için yapılamamıştır.
•Soruşturma dosyası kapsamında gönderilen numuneler, deneylerde kullanıldığından iade edilememiştir.
Sonuç olarak, soruşturma dosyası üzerinden yapılan inceleme, değerlendirme ve elde edilen bulgular neticesinde, söz konusu binada projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelik ve İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığı görülmüştür..." şeklinde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır.
6.Yargılama aşamasında alınan 25.05.2015 tarihli bilirkişi heyet raporunda;
"Soruşturma kapsamında yapılan detaylı bilirkişi incelemeleri neticesinde dava konusu depremde yakılan manolya Apartmanı'na ilişkin görsel ve deneysel olarak tespit edilen teknik yetersizliklerle bilirkişi kurulumuzca da itibar edildiği, dava konusu binanın yapı ruhsatı almış resmi nitelik kazanmamış bir yapı olduğu, 2000 yılında inşaatına başlanıp 2005 yılında tamamlandığı, Murat Kazancı'nın yıkılan binanın mimari projesini çizdiği, statik proje ve hesaplarını yaptığı, aynı zamanda yapının " fenni mesulü" olduğu, bu konuda taahhütname verdiği, ancak fenni mesul olmaktan kaynaklanan görevlerini yerine getirmediği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sorumlu olduğu, binanın yakılması sonucunda meydana gelen ölüm ve yaralanmalar bakımından dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal eden ihmali davranışının müessir olduğu, ancak somut olayda sanık bakımından ihmali davranışının yol açabileceği, sonuçları öngörülebildiği bir halin varlığından bahsetmek mümkün olmadığından sanığın bilinçli taksirinin bulunmadığı, sanık...'ın usta olarak inşa sorumluluğunu üstlendiği binayı, inşaat tekniğine uygun bir şekilde imal etmede gerekli dikkat ve özeni göstermediği için sorumluluğunun bulunduğu, ancak somut olayda sanık bakımından sonucun öngörülmesinden bahsetmenin mümkün olmadığı, bu nedenle sanığın bilinçli taksirle hareket etmediği, müşteki sanık Fırat Alakuş'un söz konusu binanın sahibi ve müteahhidi olarak yapımından sorumlu olduğu halde yürürlükteki kurallarına uygun bir inşaat yaptırmak bakımından kendi üzerine düşen dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle sorumlu olduğu, ancak yıkılın binanın sanık ve sanığın aile efradı tarafından kullanılmakta olduğu göz önünde bulundurulduğunda, sanığın imalatında gerekli dikkat ve özeni göstermediği binanın yakılabileceğini öngörmediği sonucuna varılması gerektiği, dolayısıyla bina sahibi olan sanığın binanın yıkılmasından dolayı sadece taksirinin varlığından bahsetmek gerektiği, imar mevzuatına göre belediyelerin, ilgili tarihte, inşaatların ruhsata uygun bir şekilde yapılıp yapılmadığını denetleme görevlerinin 1580 sayılı belediye kanunu 15. Madde 79. Bendinde; " imar palanlarının yapımı ve uygulaması ile yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında, Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uygunluk sağlamak, uygulamaları denetlemek ve bütünlüğü sağlayıcı tedbirleri almak" olarak belirtildiği, ancak burada denetleme görevinin binanın inşaat tekniğine göre inşa edilip edilmediğini kapsamadığı, bu nedenle belediye görevlileri hakkında yapılacak değerlendirmede bu hususun dikkate alınması gerektiği" şeklinde rapor düzenlenmiştir.
7.Sanıkların atılı suçlamaları kabul etmedikleri ve bozma sonrası duruşmada alınan savunmalarında,
Sanık ...'in; "Bozma ilamını kabul etmiyorum, benim yıkılan Manolya apartmanının yıkılması eylemi ile herhangi bir illiyet bağımı doğuracak bir eylemim yoktur, zamanın teknik imkanları ve yasal mevzuatına uygun olarak ruhsat verdik, zaten bizim Belediye Fen İşleri Müdürlüğü olarak bina yapıldıktan sonra hangi malzemeden yapıldığını tetkik edip kontrol edebilme imkanımız yoktur, eğer ki yasal mevzuat uyarınca uygun ise bizler sadece ruhsat dosyasını doldurup vermekle yükümlüyüz, binanın yapımı bittikten sonra belediyemize müracat neticesinde binanın yapı projesi ve ruhsat dosyasına uygun olarak yapılmışsa oturma izni ve iskan belgelerini vermekle yükümlüyüz, ancak binanın yapı projesine ve ruhsat dosyasına yapı elemanları yönünden uygun olup olmadığını denetlemek bizim görevimiz değildir, bu görev fenni mesulün görevidir, bizler sadece binanın cephelerden taşma yapıp yapmadığını, mevcut imar düzenlemesine uygun olup olmadığını yine bina giriş merdiveni, kapı ve varsa otopark gibi eklentilerin projeye uygun olarak yapılıp yapılmadığının görsel şekilde denetlemekteyiz aksi takdirde binanın yapı bileşenlerinin neler olduğunu tetkik edebilmek bizlerin uzmanlık konusunun çok daha üzerindedir, bu nedenlerle her ne kadar Yargıtay bozma ilamında taksir sorumluluğumuz bahsedilmiş ise de; bizlerin teknik bilgisi olmayan bir konuda taksir sorumluluğunun olduğunun düşünülmesi akla uygun değildir, bu nedenle bozma ilamına direnilmesini talep ediyorum. Bu konuya ilişkin olarak yazılı savunmalarımı mahkemenize sunuyorum. Aşamalarda ayrıntılı olarak mahkemenize taksir dahilinde dahi herhangi bir kusurum ya da sorumluluğum olmadığı hususunu açıklamıştım. Bizim burada suçlanmamızın birinci sebebi dosyada evrakların olmamasıdır, ruhsatın verilmesinden dolayı cezalandırmam istenmektedir ancak şuan da bizim dosyada tüm evraklarımız mevcuttur, bu evrakları mahkemenize ibraz etmiştik. Bundan dolayı herhangi bir suçumuz yoktur, ayrıca teknik konuda da aynı şekilde yasa açıktır, bizim burada denetleme imkanımız ya da görevimiz yoktur. Benim yıkılan Manolya apartmanının yıkılması eylemi ile herhangi bir illiyet bağımı doğuracak bir eylemim yoktur, zamanın teknik imkanları ve yasal mevzuatına uygun olarak ruhsat verdik, zaten bizim Belediye Fen İşleri Müdürlüğü olarak bina yapıldıktan sonra hangi malzemeden yapıldığını tetkik edip kontrol edebilme imkanımız yoktur, eğer ki yasal mevzuat uyarınca uygun ise bizler sadece ruhsat dosyasını doldurup vermekle yükümlüyüz, binanın yapımı bittikten sonra belediyemize müracat neticesinde binanın yapı projesi ve ruhsat dosyasına uygun olarak yapılmışsa oturma izni ve iskan belgelerini vermekle yükümlüyüz, ancak binanın yapı projesine ve ruhsat dosyasına yapı elemanları yönünden uygun olup olmadığını denetlemek bizim görevimiz değildir, bu görev fenni mesulün görevidir, buna ilişkin belgelerde zaten dosyaya ibraz olunmuştur. Fenni mesulün taahhütnamesi uyarınca binanın yapı elemanları ve teknik yönden sorumluluğu bulunmaktadır. Bizler sadece oturma izni safhasında binanın cephelerden taşma yapıp yapmadığını, mevcut imar düzenlemesine uygun olup olmadığını yine bina giriş merdiveni, kapı ve varsa otopark gibi eklentilerin projeye uygun olarak yapılıp yapılmadığının görsel şekilde denetlemekteyiz aksi takdirde binanın yapı bileşenlerinin neler olduğunu tetkik edebilmek bizlerin uzmanlık konusunun çok daha üzerindedir, bu nedenlerle her ne kadar Yargıtay bozma ilamında taksir sorumluluğumuz bahsedilmiş ise de; bizlerin teknik bilgisi olmayan bir konuda taksir sorumluluğunun olduğunun düşünülmesi akla uygun değildir, bu nedenlerle herhangi bir suçum bulunmadığından öncelikle beraatime mahkemeniz aksi kanaatte ise lehime olan hükümlerin uygulanmasına karar verilmesini talep ediyorum,"
Sanık ...'nun; "bozma ilamını kabul etmiyorum, sanık ... ...'in bahsettiği konulara ilaveten de biz o dönemde çalışan memurlar olarak bize sunulan yapı belgesini düzenlemek zorundaydık, zaten o dönemde bizden başka memur bulunmamaktaydı, ben Uluslararası İlişkiler bölümü mezunuyum, herhangi bir şekilde yapı bilimi yönünden teknik sıfatım bulunmamaktadır, belediyenin sorumluluğu içerisinde yapı ruhsatını düzenlemek bizim çalıştığımız birimde olduğundan dolayı biz bu belgeyi düzenleyip veriyorduk, binanın yapım aşamasında bizim herhangi bir dahilimiz yoktur, zaten eğitim ve meslek olarak da eğitimimiz yoktu, biz saedce belgeyi düzenlemek için çalışıyorduk, zaten o dönemde çalışan mimar ve mühendis te bulunmamaktaydı, bizim çalıştığımız birim içerisindeki görev olduğundan dolayı biz sadece ruhsatları düzenledik. İmarın gerektirdiği ifraz, yola terkinler gibi tüm işlemleri biz yaptık, ancak binanın yapımı ve tekniği ile bizim ilgimiz yoktu. Yapılan başvuru ve yapı projesi ve ruhsat dosyası neticesinde eğer ki mevzuata dönemin yürürlülükte bulunan 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca uygun ise biz zaten bu ruhsat belgesini düzenlemekle yükümlüydük, aksi takdirde zaten görevi kötüye kullanma şekilde yasal sorumluluğumuz meydana gelirdi, zaten yasa uyarınca vatandaşça belediyeye ruhsat verilmesi için başvurulup ruhsat başvurusu 30 gün içerisinde sonuçlanmaz ise bina re'sen ruhsatlanmış sayılmaktadır. Açıklamış olduğum gibi teknik bilgim olmayan bir konuda sadece memur olarak bulunduğum ve memuriyetimin gereği olan yasa ve yönetmelik hükümlerini uyguladığım için taksir sorumluluğumdan bahsedilmesi akıl dışıdır, bu nedenlerle bozma ilamına direnilmesini talep ediyorum. Bu konuya ilişkin olarak yazılı savunmalarımı mahkemenize sunuyorum. Aşamalarda ayrıntılı olarak mahkemenize taksir dahilinde dahi herhangi bir kusurum ya da sorumluluğum olmadığı hususunu açıklamıştım. sanık ... ...'in bahsettiği konulara ilaveten de biz o dönemde çalışan memurlar olarak bize sunulan yapı belgesini düzenlemek zorundaydık, zaten o dönemde bizden başka memur bulunmamaktaydı, ben Uluslararası İlişkiler bölümü mezunuyum, herhangi bir şekilde yapı bilimi yönünden teknik sorumlu sıfatım bulunmamaktadır, belediyenin sorumluluğu içerisinde yapı ruhsatını düzenlemek bizim çalıştığımız birimde olduğundan dolayı biz bu belgeyi düzenleyip veriyorduk, binanın yapım aşamasında bizim herhangi bir dahilimiz yoktur, zaten eğitim ve meslek olarak da eğitimimiz yoktu, biz sadece belgeyi düzenlemek için çalışıyorduk, zaten o dönemde çalışan mimar ve mühendis de bulunmamaktaydı, bizim çalıştığımız birim içerisindeki görev kapsamında olduğundan dolayı biz sadece ruhsatları düzenledik. İmarın gerektirdiği ifraz, yola terkinler gibi tüm işlemleri biz yaptık, ancak binanın yapımı ve tekniği yönünden bizim herhangi bir dahilimiz ya da sorumluluğumuz bulunmamaktadır. Yapılan başvuru ve yapı projesi ve ruhsat dosyası neticesinde eğer ki mevzuata dönemin yürürlülükte bulunan 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca uygun ise biz zaten bu yapı kullanım belgesini düzenlemekle yükümlüydük, aksi takdirde zaten görevi kötüye kullanma şekilde yasal sorumluluğumuz meydana gelirdi, zaten yasa uyarınca vatandaşça belediyeye yapı kullanım izni verilmesi için başvurulup bu başvuru 30 gün içerisinde sonuçlanmaz ise bina re'sen yapı kullanım izni verilmiş sayılmaktadır. Açıklamış olduğum gibi teknik bilgim olmayan bir konuda sadece memur olarak bulunduğum ve memuriyetimin gereği olan yasa ve yönetmelik hükümlerini uyguladığım için taksir sorumluluğumdan bahsedilmesi akıl dışıdır, keza benzer şekilde idare tarafından idari tahkikat da aynı nedenle tarafımın sorumluluğu olmadığına kanaat getirilmiştir. Bu nedenlerle mahkemenizden beraatimi aksi kanaatte iseniz lehime olan tüm hükümlerin uygulanmasını talep ediyorum," şeklinde savunma yaptığı görülmüştür.
- Ölenlere ait ölü muayene ve otopsi tutanakları, keşif zabıtları, bilirkişi raporları, yapıya ait krokiler, ön inceleme raporu, fotoğraflar ve tutanaklar dava dosyasında bulunmaktadır.
9.Ölenlerden ... ve ...'un kanuni mirasçılarının sanıklardan şikayetçi olmadığı, ancak ...'in babası ...'in her aşamada sanıklardan şikayetçi olduğunu beyan ettiği ve Mahkemece 21/10/2013 tarihinde hakkında katılma kararı verildiği belirlenmiştir.
10.Sanıklara ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
11.Mahkemece, Hukuki Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyularak yapılan yargılamada; sanıkların savunmalarının alındığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Yerel Mahkeme kararında yapılan incelemede neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde; 5237 sayılı Kanun'un 61 nci maddesinin birinci fıkrası ve 22 nci maddesinin dördüncü fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3 ncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, asli kusurlu olarak üç kişinin ölümüne neden olan sanıklar hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurularak sanıklar hakkında eksik cezaya hükmolunması, sanıklar hakkında aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
A. Sanıklar Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden;
- Kusur Durumu Yönünden
... Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği Bölümü tarafından Temmuz 2012 tarihinde hazırlanan bilirkişi raporu ve ek raporunun, oluş ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği anlaşılmakla, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanıklar müdafinin kusur durumuna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2.Suç Vasfına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
23.10.2011 tarihinde saat 13:41 sıralarında, merkez üssü Kasımoğlu köyü civarı olan değeri değişik kuruluşlara göre 7,1 ile 7,3 arasında değişen, odak derinliği 19,02 km olan depremin meydana gelmesi üzerine, Zeylan Caddesinde bulunan Manolya Apartmanının yıkılması ve çökmesi sonucu ..., ... ve ...'in öldüğü, yapılan ölü muayene ve otopsi işlemleri sonucu ölenlerin göçüğe (depreme) bağlı olarak hayatlarını kaybettiklerinin tespit edildiği, bina sahibi ve müteahhidinin sanık Fırat Alakuş, inşaatın teknik uygulama sorumluluğunu üstlenen inşaat mühendisinin (fenni mesul) sanık Murat Kazanci ve yapının inşaat ustasının sanık... olduğu ve bu sanıklar hakkında ayrı ayrı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının verildiği, sanık ...'nun binaya ait 22.12.2000 tarihli yapı ruhsatını düzenleyen Belediye fen işleri memuru, sanık ... ...'in ruhsatı kontrol eden Belediye fen işleri müdür vekili olduğu olayda; ... Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği tarafından düzenlenen Temmuz 2012 tarihli raporda; dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporları, yapılan inceleme, değerlendirme ve elde edilen bulgular neticesinde; 1. derece deprem bölgesinde yer alan Manolya Apartmanının taşıyıcı elemanların donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, binada projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelik ve İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığının belirlendiği; ayrıca, “deprem nedeni ile yıkılan binada iş aşaması ve sorumluluk ilişkilendirilmesi” adı altında tablo hazırlandığı, söz konusu binanın yapılış tarihi itibariyle 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelike tabi olduğunun, binada kullanılan betonun yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C 16’yı sağlamadığının, beton içerisinde standart dışı agregaların mevcut olduğunun, etriye aralığının yönetmelikte belirtilen etriye koşullarını sağlamadığının ve yetersiz olduğunun, binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğunun ve bu yetersizlikler dolayısıyla proje müellifleri, yapı sahibi ve müteahhidinin, teknik uygulama sorumlusunun ve belediyenin ilgili birimlerinin sorumlu olduğunun belirtildiği, ayrıca binanın iş bitimi aşamasında biten bina inşaatının projeye uygunluğunun denetlenmediği, bu nedenle belediyenin teknik uygulama yetkililerinin sorumlu olduğu sonucuna varıldığı, inşaatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1580 sayılı Belediyeler Kanunu'nun “Belediyenin Vazifeleri” başlıklı 15. maddesinin 79. bendinde “İmar planlarının yapımı ve uygulanması ile yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında, Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uygunluk sağlamak, uygulamaları denetlemek ve bütünlüğü sağlayıcı tedbirler alma” hükmünün yer aldığı;
Yapı ruhsatını düzenleyen ve kontrol eden sanıklar ... ve ... tarafından inşaatına başlanılacak yapının mimari, statik hesap raporu ve elektrik tesisat projeleri tam ve usulüne uygun şekilde hazırlanmamış olmasına rağmen, yapı ruhsatı verilmesi nedeni ile; 3194 sayılı İmar Kanunun “Ruhsat alma şartları” başlıklı 22. maddesi hükmüne aykırı davrandıkları, objektif olarak var olan dikkat ve özen yükümlülüğünü öngörebilecek ve yerine getirebilecek durumda olmalarına rağmen, İmar Kanununa, 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve dönem itibariyle bilim ve fennin gerektirdiği teknik şartlara aykırı davranarak mevcut sonucun gerçekleşmesinde etkili oldukları anlaşılan sanıklar ... ve ...'nun, meydana gelen ölümler bakımından eylemlerinin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturduğunun anlaşılması karşısında; hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanıklar müdafinin bu konudaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
- Bilinçli Taksir Artırım Oranı Yönünden
Dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporlarına göre; birinci derece deprem bölgesi olan ...’de, yıkılan Manolya Apartmanına ait karot numuneler üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyi sonucunda, numunelerin ortalama basınç dayanımı 9.40N/mm2 olarak elde edildiği, elde edilen ortalama basınç dayanımı, 1997 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16'dan daha düşük olduğu, beton içerisinde standart dışı agregaların mevcut olduğunun, etriye aralığının yönetmelikte belirtilen etriye koşullarını sağlamadığının ve yetersiz olduğunun, binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğunun ve bu yetersizlikler dolayısıyla proje müellifleri, yapı sahibi ve müteahhidinin, teknik uygulama sorumlusunun ve belediyenin ilgili birimlerinin sorumlu olduğunun belirtildiği, ayrıca binanın apartmana ait mimari, statik ve elektrik tesisat projelerinde yetersizlikler olduğu, bu nedenle belediyenin teknik uygulama yetkililerinin sorumlu olduğu sonucuna varıldığı, bu yetersizlik ve eksikliklerin binanın yıkılmasında etkili olduğu; sanıkların yıkılan binanın proje aşamasında, yapım aşamasında ve iş bitimi aşamasında, üzerilerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, öngörülebilen bu netice bakımından dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan sanıklar hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen cezanın üçte birden yarısına kadar artırılabileceği amir hükmü doğrultusunda, Mahkemece takdiren 1/2 oranda artırım yapıldığı anlaşıldığından hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanıklar müdafinin bilinçli taksirdeki artırım oranının fazla olduğuna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
4.Beraat Kararı Verilmesi Gerektiği Yönünden
Sanıkların objektif olarak var olan dikkat ve özen yükümlülüğünü öngörebilecek ve yerine getirebilecek durumda olmalarına rağmen, İmar Kanununa, 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve dönem itibariyle bilim ve fennin gerektirdiği teknik şartlara aykırı davrandıkları, üzerilerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, mevcut sonucun gerçekleşmesinde etkili oldukları, atılı suçun yasal unsurlarının oluştuğu, bu nedenle meydana gelen ölümler bakımından sanıkların eyleminin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, sanıklar müdafinin bu konudaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
B. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, ... Ağır Ceza Mahkemesinin 28.12.2022 tarihli ve 2022/292 Esas, 2022/363 Karar sayılı kararında sanıklar müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıklar müdafilerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.09.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:32:42