Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

12. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/5105

Karar No

2023/2893

Karar Tarihi

13 Eylül 2023

MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2023/108 E., 2023/404 K.

SUÇ: Taksirle öldürme

HÜKÜM: Beraat

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Sanıklar hakkında, Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.İzmir 43.Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.05.2016 tarihli ve 2014/556 Esas, 2016/346 Karar sayılı kararı ile sanıklar ..., ... ile ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 51 inci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve bu cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.

2.İzmir 43.Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.05.2016 tarihli ve 2014/556 Esas, 2016/346 Karar sayılı kararının sanık ... müdafii, sanık ... müdafii ile sanık ... müdafii tarafından yapılan temyiz üzerine Yargıtay 12.Ceza Dairesinin, 10.11.2022 tarihli ve 2020/108 Esas, 2022/8345 Karar sayılı ilâmıyla;

''... ...'in, 16.01.2014 günü saat 19:30 sıralarında arkadaşı olan ... ile bir restaurantta yemek yiyerek alkol aldıkları, bilahare buradan çıkarak gece saat 23:00 sıralarında eğlence mekanına gittikleri, bir süre orada eğlendikleri ve alkol almaya devam ettikleri, saat 00:00 sıralarında eğlence mekanından çıkarken ... ile ...'ın aldıkları alkolün etkisiyle merdivenlerden yuvarlandıkları, ...'ın yere düştükten sonra kalktığı ancak ...'in yerden kalkamaması üzerine eğlence mekanında çalışan şahıslar tarafından 112 acil servise haber verildiği, gelen ambulans ile saat 01:36'da, sanıklar ...'nın doktor, ...'ın sağlık memuru, ...'in ise hemşire olarak görev yaptığı Alsancak Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesi Acil Servisine getirildiği, sanık ... tarafından muayenesinin yapılarak, ...'e serum takılması talimatını sanık ...'e verildiği, sanık ... tarafından serum takılması için damar yolunun açıldığı, ...'in sürekli hareket halinde olması ve sedyeden kalkmaya çalışması sebebiyle sanık ... ile ... tarafından, kollarından tuttukları ancak ...'in bağırarak kalkmaya çalışmaya devam etmesi sebebiyle damar yolundan kan geldiği ve damar yolunun çıkartıldığı, kontrolsüzce hareket etmeye devam eden ...'i , ... ile oğlu olan... saat 02:01 sıralarında hastaneden çıkartarak, kaldığı Ömerim Oteline getirdikleri ve 506 numaralı odasındaki yatağa yatırdıkları, sabah saat 11:00 sıralarında otel görevlisinin odaya girdiğinde ...'in öldüğünü tespit ettiği olayda,

Adli Tıp Kurumu İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığı tarafından tanzim edilen 07/02/2014 tarihli otopsi raporunda: Kimyasal Tahliller İhtisas Dairesinin raporuna göre, iç organlarda ve mide içeriğinde yapılan sistematik toksikolojik analiz sonucunda, sistematiğimizdeki maddelerin arandığı, bulunmadığı,kanda Alkol (etil metil) arandığını elde edilen bulgulara göre kanda (267mg/dl) etil alkol bulunduğu,kanda ve idrarda Sistematiğimizdeki uyutucu uyuşturucu maddelerin arandığını LC/MS MS cihazı ile kanda ve idrarda Metoclopramide (Bulantı ve baş dönmesinde kullanılan ilaç) ve Warfarin (Kanın pıhtılaşmasını önleyen ve kanı sulandıran ) ilaç etken maddeleri bulunduğu, kişinin ölümümün kafa travmasına bağlı kafatası kırıkları,travmatik beyin kanaması ve beyin kontüzyonları sonucu meydana gelmiş olduğu kanaatinin bildirildiği,

Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından tanzim edilen 06/05/2014 tarihli rapor ile Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu tarafından tanzim edilen 24/12/2015 tarihli raporda: 17/01/2014 tarihinde alkol alımı sorası düştüğü ve 112 ambulansının saat 01:24’te arandığı, saat 01:28’de olay yerine varıldığı, yapılan değerlendirmede kan basıncı 110/80, nabız 80/dk, solunum sayısı 22/dk, SPO2 98, kan şekeri 98, GKS 7 olduğu, alkol intoksikasyonu, kafa travması ön tanıları olduğu, frontalde hafif kızarıklık olduğu, damar yolu açmaya vakit kalmadan hastaneye ulaşıldığı, saat 01:34’te Alsancak Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesine varıldığı, acil serviste Dr. Ali Rıfat Malatya tarafından muayene edilerek müşahede altına alınıp damar yolu açıldığı, Bemiks ampul, Primsel 10 mg/2 ml, Serum %5 Dekstroz 500 cc şeklinde tedavisinin düzenlendiği, alkol intoksikoasyonu+kafa travması tanıları ile takip edildiği, beyin BT istendiği ancak kişinin yakınları tarafından ilgili hekimin bilgisi ve onayı olmaksızın hastaneden götürüldüğünün anlaşıldığı ve aynı gün otel odasında ölü olarak bulunduğu dikkate alındığında ilgili hekim ve yardımcı sağlık personeline atfı kabil kusur bulunmadığı oy birliğiyle mütalaa olunduğu,

Tüm bu belirlemeler karşısında; sanıklar hakkında taksirle bir kişinin ölümüne neden olmak suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılamasında, dosya içeriğinde bulunan görüntü kaydı izlendiğinde, ambulans ile hastaneye getirilen ve muayenesi yapılarak tedavisi için serum takılan ölen ...'in hastanede kaldığı 25 30 dakikalık süreçte sürekli hareket halinde olduğu, sedyeden kalmaya çalıştığı, başında olan iki üç kişi tarafından zapt edilmeye çalıştığı ancak ...'in rahat durmadığı, damarından kan gelmesi sebebiyle serumunun çıkartıldığı ve tedaviyi kabul etmeyerek hastaneden ayrıldığının görüldüğü ve Adli Tıp Kurumu 1.Adli Tıp İhtisas Kurulu ile Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu tarafından tanzim edilen raporlarda sanıkların kusurunun bulunmadığı tespit edildiği anlaşılmakla, sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi...''

Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3.İzmir 43.Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.05.2023 tarihli ve 2023/108 Esas, 2023/404 Karar sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak sanıklar hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 26.06.2023 tarihli ve 2023/71201 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılanlar vekilinin temyiz nedenleri;

1.Sanıkların kusurlu olduğuna,

2.Diğer temyiz nedenlerine

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Yerel Mahkemenin Kabulü

1.İzmir 43.Asliye Ceza Mahkemesi gerekçesinde; Sanıklar hakkında tedbirsizlik ve dikkatsizlik ile ölüme sebebiyet verme suçundan dolayı yapılan yargılama neticesinde sanıkların ayrı ayrı TCK 85/1 maddesi gereğince cezalandırılmalarına karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 12.Ceza Dairesince yapılan temyiz incelemesi neticesinde sanıklar hakkındaki hükmün bozulmasına karar verildiği, usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde adli tıp kurumunca sanıkların üzerine atfı kabil kusur bulunmadığına dair rapor tanzim edildiği, dosya içerisinde bulunan görüntü kayıtları, ambulans ile hastaneye getirilen ve muayenesi yapılarak tedavisi için serum takılan müteveffanın hastanede kaldığı süreçte sürekli hareket halinde olduğu, sedyeden kalkmaya çalıştığı başında olan 2 3 kişi tarafından zapt edilmeye çalışıldığı, ancak müteveffanın rahat durmadığı damarından kan gelmesi sebebi ile serumun çıkartıldığı ve tedaviyi kabul etmeyerek hastaneden kendi isteği ile ayrıldığı hususları göz önüne alındığında sanıkların üzerlerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdikleri kendilerine herhangi bir kusur atfedilecemeyeği anlaşılmakla ayrı ayrı beraatlerine dair hüküm tesis olunmuştur.'' denilmiştir.

2.Sanık ... bozma öncesi savunmasında; ''Ben ayrıca yazılı olarak savunmamı vereceğim. Tarafıma isnat edilen suçlamayı kabul etmiyorum. 17/01/2014 günü saat; 01.35'te acil servis içinde hasta bakarken 112 ile getirilen hastayı alkol alımı ve şüpheli kafa travması diye aldığım bir hastaydı. tam olarak bu husus 112 deki görevli kişilerce tespit edilmediğinden yakınıdakilerde alkollü olup, onlarada sorulduğunda bir sonuca varamadıklarını söylediklerinden şüpheli kafa travması ile aldım. Hastanın arkadaşı olduğunu öğrendiğim ... bir dakika sonra içeriye girdi. Geldiğinden 3 dakika sonra hastanın yanına gittim. Hasta yakını ...'a benim tarafımdan 5 defa sordum. Kendisi de yok yok diye 4 defa cevap verdi. Bir defasında beraber yıyıldık, ben altında kaldım diye söylediği kayıtlarda mevcuttur. Hastanın bütün kafasını değerlendirdim. En ufak bir morluk veya kızarıklık olmadığını gördüm. Hastaya serum takıldı, takıldıktan bir müddet sonra hemşirenin bana haber vermesiyle gittiklerini öğrendim.'' şeklinde beyanda bulunmuştur.

3.Sanık ... bozma öncesi savunmasında; '' Olayın yaşandığı gece acil serviste iki arkadaşım nöbetçiydi. Hatice hanım ile birlikte nöbetçiydik. Hastanın 112 ile getirildiği sırada ben bir intihar vakası ile ilgileniyordum. Hasta ile sağlık memuru ... ilgilendirdi. 112'den gelen hasta için tutulan tutanak acil servis doktoruna teslim edilir ve imza alınır. Bu tutanakta aldıkları zaman veya kendi görüşleri yazar. ben o tutanağı görmedim. Çünkü başka hastayla intihar vakası ile ilgileniyordum. Bu tutanağa bakmak benim görevim değildir. Sonra doktor bey alkollü hastaya serum tedavisi olarak sözlü olarak bana söyledi. bende uyguladım. Ancak bana hastanın tanısı ile ilgili veya 112'nin tutanağı ile ilgili herhangi birşey söylemedi. Tanısı ile ilgili bir bilgim yoktu. Sadece alkollü olduğunu biliyordum. Hastamın dosyası henüz oluşturulmadığı için ben sözlü talimat üzerine bunu yaptım. O sırada hiç birşey yazılı değildi. Yazılı birşey yoktu. Yazılı olarak verilmiş birşey olsaydı önce sözlü olarak söylenmiş olsa bile ben tabelaya baktığımda veya deskte duran tabeladan görürdüm. O saatte kadar birşey yoktu. Hasta çok hareketliydi. Serumu dahi gitmiyordu. O serumu gitmediğinden endişemden doktor beye ne yapacağımızı sordum. Oda yapacak birşey olmadığını, istersen hastayı bağlayalım dedi. Sonra doktor bey içeriye girdi. Hasta çok hareketliydi. Üç kişi zor tutuyorduk. Serumunu çıkartmaya çalıştı. En sonunda serumundan kan gelmeye başladı. Temizlik personeli bana kan geliyor, çekilim mi diye sordu. O sırada dahiliye doktoru Ümit Çavdar gelmişti. Bu doktor bey bunu duyunca serumu çıkarma anlamında çek çek dedi. bende çekelim dedim. bende çekelim dedim. alkollü kişilere kandaki alkol oranını azaltmak için serum bağlarız, genelde bu olur. Muhtemelen serum bağlama nedenimizde buydu. Ben alkollü vaka olarak biliyordum. Sonra pamuk almak için paravana gittim. O sırada temizlik görevlisi ile hasta yakınları arasında ne geçtiğini bilmiyorum fakat hasta yakınlarından biri niye diye sorunca ben serumun neden çıkarıldığı sorusunun olduğunu zannederek bu kişi kolunda serum tutmuyor, bu sebeple yapacak bir şey yok. Sadece bana verilen talimatın bu olduğunu söyledim. Ben serumunu çektim, iki üç defa koluna pansuman yaptım. Bu sırada hasta çok hareketliydi. Hatta bacağıma da bir tekmesi geldi. sonra ben intihar vakasıyla da ilgileniyordum. O sırada hastayı götürüyorlarmış, o sırada Kenan bey bana Ayşe Hastayı götürüyorlar dedi. Bende doktor beye haber verdim. Doktor bey herhangi bir talimatta bulunmadı. Sonrasını bilmiyorum, ben bunu haber verdikten sonra doktor bey dosyasını kapattı. Hasta yakınları hastayı götürüyordu. Ben birinci derecede sorumlu olmadığım için doktor beye sadece haber verdim. Herhangi bir şekilde yakınlarından götürüyorsunuz, sorumluluk size aittir diye bir şey yapmadık. Çünkü bizim görevimiz değildi. Benim sorumluluğum sadece doktor beye haber vermek yönündedir. Bana yakınlarından imza alın deseydi imza da alırdım, ben hastanın çıkış halini görmedim, başka birinin haber vermesi üzerine doktora bunu ilettim. Ben hastaya çıkabilirsiniz dedim, ben asla hastanızı alıp götürün diye bir şey söylemedim. Kenan bey bana söylediğinde ben acilin içerisindeydim. Hastanın nerede olduğunu görebilecek yerde değildim. Kenan bey bana hasta gidiyordan başka bir şey söylemedi. ambulans kayıt formunu görmedim, hatta ben hastanın 112 ile gelişini bile tam olarak hatırlamıyorum, ben doktor beyin bilgisayarlı tomografi formunu düzenlediğini görmedim. Bu evrak bilgi işlem görevlisine verilir, bize verilmez, oda gereğini yapar. bu evrakın ne zaman doldurulduğu konusunda bir bilgim yoktur, bana haber verildiğinde yani hasta gidiyor denildiğinde doktora söylerken ve bu haberi söylerken hasta acil içinde veya görülecek bir yerde değildi.'' şeklinde beyanda bulunmuştur.

Bozma sonrası savunmasında; Ben bu hususta daha önce ifade vermiştim o ifademi tekrar ederim, Yargıtay bozma ilamına uyulmasına ve beraatime karar verilmesini talep ediyorum.''şeklinde beyanda bulunmuştur.

4.Sanık ... bozma öncesi savunmasında; ''Ben suçlamayı kabul etmiyorum. Olayı hatırlıyorum. Bu şahıs 112 acil ile geldi. Ben sadece sağık memuruyum, sadece pansuman işlerine bakarım, ben sadece genel bir muayene yaptım, dışarıdan herhangi bir kesi ve iz yoktu. Doktor bey geldi, oda baktı, bir kaç kez hatta 5 kez yakınına ve kendisine hasta düştümü, düşmedi mi diye sorduk. Yakını hayır hayır diye bağırdı. Kamera görüntülerine de bu söylemesi gözükmektedir. Ben o beyandan sonra oradan ayrıldım. bu kişi dışarıya çıkarken gördüm. İki kişi kolundaydı. Ben hemşire hanıma hastanın çıktığını söyledim. Biz her hasta çıkınca bunu söyleriz, hasta çok alkollüydü. Hemşire hanıma hasta gidiyor dedim. Oda doktor beyi çağırdı. sonra konuşmaları duymadım. Doktor bey ilk konuştuktan sonra tedavi istedi ancak ne istediğini bilmiyorum, kağıda yazdı. 112'den gelen hastayı doktora teslim ederler, biz onu teslim almayız, 112'nin kendi defteri veya belgelerindeki tanıyı bilmem. Dışarıya çıkarken ben hastanın yakınlarına sadece onu düşürmeyin demiştim. Çünkü hasta çok alkollüydü. Ben doktorun tedavi edip etmediğini veya bitip bitmediğini sormadım. hasta tek başına durabilecek durumda olup olmadığını bilmiyorum. Fakat iki kişi kollarından tutuyordu. Ben onunla konuşurken yerde oturuyordu. Düşürmeyin demiştim. Taburcu ederken benim herhangi bir işlemim olmadığı için bir bilgim yoktur.'' şeklinde beyanda bulunmuştur.

Bozma sonrası savunmasında; ''Ben bu hususta daha önce ifade vermiştim o ifademi tekrar ederim, Yargıtay bozma ilamına uyulmasına ve beraatime karar verilmesini talep ediyorum,'' şeklinde beyanda bulunmuştur.

5.Tanık ...; '' Olay günü rahmetli ile birlikte yemeğe sonrada türkü bara gittik. Saat: 01.00 gibi çıktık, merdivenden aşağıya doğru ikimizde yuvarlandık. Ben kalktım. Rahmetli yere doğru uzanmıştı. Uyandırmaya çalıştık. Ambulansı aradılar. O sırada sedye geldi. Onu alıp götürdüler. Ambulansa bindirirken doktorlar sorduklarında nereden düştüğümüzü gösterdiler.'' şeklinde beyanda bulunmuştur.

6.Tanık...; ''Gününü tam olarak hatırlamıyorum. Şubat ayıydı. Anneme telefon geldi. Annemle babam konuşmuş. Babam beni çağırmış. Bende giyindim hastaneye gittim. Yolda hangi hastane olduklarını öğrendim. Alsancak olduğunu öğrenip acile gittim. Görevli bayanı gördüm. ... ve ...'ın olup olmadığını sordum. Oda içerideler ben neleri olduğunu sordum, alkollü olduğunu söyledi. O sırada Hasan abinin sesi geliyordu. Ben burada kontrol altında kalacakmı diye sordum. Oda ben bilmiyorum, doktora sorun dedi. İçeriye girebilirmiyim dedim, ancak içeriye girmeme izin vermediler. Bu sırada kapıdan ...'in ayağa kalkmak istiyordu, oradakiler yatırmak istediğini gördüm. Tutamıyorlardı. engel olamıyorlardı. Bende içeriye girdim. Bir kolunda ben bir kolunda da babam vardı. Hasan abi serumu elinden çekmeye çalışordu. yanlış hatırlamıyorsam galiba hemşireydi, serumu çıkardılar. Kaldırdık götürüyorlar. Biz kaldırıp götürürken hemşirenin yapacak bişi yok, götürüp kusturun gibi birşey söylediğini duydum. Oradan sonra kapının önüne götürdük. Ayakta tutamıyorduk, yere oturttuk. Orada sağlık memuru geldi. Ayılması için su alın, başından aşağı dökün dedi. Bende gidip su aldım, döktüm, kafasını tutamıyordu. Orada 10 15 dakika bekledik. Tam olarak süreyi hatırlamıyorum. İçerie acile tekrar girdim. Cüzdanı ve sigarası vardı. Onu aldım. Orada da hemşire vardı. Hemşire vardı. Gidiyoruz değince oda yapacak birşey yok, sızar zaten, kusturun ayıltın, sızar zaten gibi şeyler dediğini hatırlıyorum. Danışmadan aldım. Çıktım. Arabaya kadar taşıdık. Tanık arkasını dönerek hemşire sizdiniz diye sanık ...'i gösterdi. Sağlık memuru olarakta ...'ı gösterdi, galiba öyle hatırlıyorum.'' şeklinde beyanda bulunmuştur.

7.Tanık Deniz Can polat; '' Ben hastanede temizlik görevlisiyim. Olay günü 112 ile gelen hasta vardı. Biz sedyeye aldık. Sonra çıkana kadar başında durduk. Düşmemesi için başında duruyordum. Doktor bey kafa travması olup olmadığını sordu. Yok yok dediler. Sonra hemşire hanım serum bağladı. Ben hastayı tutuyordum. çıkma anında ben ve hemşire hanım vardı. Kimse ona git demedi. Kendi kendiliğine gitti. yanında kimin olduğunu hatırlamıyorum. Gelen hasta ve yakınındaki hasta yakını konuşmalarından alkollü oldukları anlaşılıyordu. Hasta hiç durmuyordu. Alsancak olduğundan sürekli alkollü hasta geliyordu. Hasta düşmesin diye sürekli başında duruyordum.''şeklinde beyanda bulunmuştur.

8.Adli Tıp Kurumu İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığı tarafından tanzim edilen 07.02.2014 tarihli otopsi raporunda: Kimyasal Tahliller İhtisas Dairesinin raporuna göre iç organlarda ve mide içeriğinde yapılan sistematik toksikolojik analiz sonucunda, sistematiğimizdeki maddelerin arandığı, bulunmadığı, kanda Alkol (etil metil) arandığını elde edilen bulgulara göre kanda (267mg/dl) etil alkol bulunduğu, kanda ve idrarda sistematiğimizdeki uyutucu uyuşturucu maddelerin arandığını LC/MS MS cihazı ile kanda ve idrarda Metoclopramide (Bulantı ve baş dönmesinde kullanılan ilaç) ve Warfarin (Kanın pıhtılaşmasını önleyen ve kanı sulandıran ) ilaç etken maddeleri bulunduğu, kişinin ölümümün kafa travmasına bağlı kafatası kırıkları, travmatik beyin kanaması ve beyin kontüzyonları sonucu meydana gelmiş olduğu belirtilmiştir.

9.Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu tarafından tanzim edilmiş olan 06.05.2015 tarihli raporda; Kişinin ölümünün künt kafa travmasına bağlı kafatası kırıkları ile birlikte beyin kanaması ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu,

17/01/2014 tarihinde alkol alımı sorası düştüğü ve 112 ambulansının saat 01.24’te arandığı, saat 01.28’de olay verine varıldığı, yapılan değerlendirmede kan basıncı 110/80, nabız 80/dk, solunum sayısı 22/dk, SPO2 98, kan şekeri 98, GKS 7 olduğu, alkol intoksikasyonu, kafa travması ön tanıları olduğu, frontalde hafif kızarıklık olduğu, damar yolu açmaya vakit kalmadan hastaneye ulaşıldığı, saat 01.34’te Alsancak Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesine varıldığı, acil serviste Dr. Ali Rıfat Malatya tarafından muayene edilerek müşahede altına alınıp damar yolu açıldığı, Bemiks ampul, Primsel 10 mg/2 ml, Serum %5 Dekstroz 500 cc şeklinde tedavisinin düzenlendiği, alkol intoksikoasyonu + kafa travması tanıları ile takip edildiği, beyin BT istendiği ancak kişinin yakınları tarafından ilgili hekimin bilgisi ve onayı olmaksızın hastaneden götürüldüğünün anlaşıldığı ve aynı gün otel odasında ölü olarak bulunduğu dikkate alındığında ilgili hekim ve yardımcı sağlık personeline atfı kabil kusur bulunmadığı oy birliğiyle mütalaa olunduğu belirtilmiştir.

10.Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu tarafından tanzim edilmiş olan 24.12.2015 tarihli raporda;Kişinin ölümünün künt kafa travmasına bağlı kafatası kırıkları ile birlikte beyin kanaması ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu,

17/01/2014 tarihinde alkol alımı sorası düştüğü ve 112 ambulansının saat 01.24’te arandığı, saat 01.28’de olay verine varıldığı, yapılan değerlendirmede kan basıncı 110/80, nabız 80/dk, solunum sayısı 22/dk, SPO2 98, kan şekeri 98, GKS 7 olduğu, alkol intoksikasyonu, kafa travması ön tanıları olduğu, frontalde hafif kızarıklık olduğu, damar yolu açmaya vakit kalmadan hastaneye ulaşıldığı, saat 01.34’te Alsancak Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesine varıldığı, acil serviste Dr. Ali Rıfat Malatya tarafından muayene edilerek müşahede altına alınıp damar yolu açıldığı, Bemiks ampul, Primsel 10 mg/2 ml, Serum %5 Dekstroz 500 cc şeklinde tedavisinin düzenlendiği, alkol intoksikoasyonu + kafa travması tanıları ile takip edildiği, beyin BT istendiği ancak kişinin yakınları tarafından ilgili hekimin bilgisi ve onayı olmaksızın hastaneden götürüldüğünün anlaşıldığı ve aynı gün otel odasında ölü olarak bulunduğu dikkate alındığında ilgili hekim ve yardımcı sağlık personeline atfı kabil kusur bulunmadığı oy birliğiyle mütalaa olunduğu belirtilmiştir.

11.Sanıklara ait adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

12.Mahkemece, Hukuki Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE

...'in, 16.01.2014 günü saat 19:30 sıralarında arkadaşı olan ... ile bir restaurantta yemek yiyerek alkol aldıkları, bilahare buradan çıkarak gece saat 23:00 sıralarında eğlence mekanına gittikleri, bir süre orada eğlendikleri ve alkol almaya devam ettikleri, saat 00:00 sıralarında eğlence mekanından çıkarken ... ile ...'ın aldıkları alkolün etkisiyle merdivenlerden yuvarlandıkları, ...'ın yere düştükten sonra kalktığı ancak ...'in yerden kalkamaması üzerine eğlence mekanında çalışan şahıslar tarafından 112 acil servise haber verildiği, gelen ambulans ile saat 01:36'da, sanıklar ...'nın doktor, ...'ın sağlık memuru, ...'in ise hemşire olarak görev yaptığı Alsancak Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesi Acil Servisine getirildiği, sanık ... tarafından muayenesinin yapılarak, ...'e serum takılması talimatını sanık ...'e verildiği, sanık ... tarafından serum takılması için damar yolunun açıldığı, ...'in sürekli hareket halinde olması ve sedyeden kalkmaya çalışması sebebiyle sanık ... ile ... tarafından, kollarından tuttukları ancak ...'in bağırarak kalkmaya çalışmaya devam etmesi sebebiyle damar yolundan kan geldiği ve damar yolunun çıkartıldığı, kontrolsüzce hareket etmeye devam eden ...'i, ... ile oğlu olan... saat 02:01 sıralarında hastaneden çıkartarak, kaldığı Ömerim Oteline getirdikleri ve 506 numaralı odasındaki yatağa yatırdıkları, sabah saat 11:00 sıralarında otel görevlisinin odaya girdiğinde ...'in öldüğünü tespit ettiği olayda,

Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden;

1.Kusur Durumu Yönünden;

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdiri ile olay ve olgular kısmındaki bilirkişi raporlarına göre üzerine atılı bulunan taksirle öldürme suçuna ilişkin herhangi bir kusurlarının bulunmadığı anlaşılan sanıklar hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmesine ilişkin esas mahkemenin kararı hukuka uygun olup, bu yönüyle hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.

2.Diğer Temyiz Sebepleri Yönünden;

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 43.Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.05.2023 tarihli ve 2023/108 Esas, 2023/404 Karar sayılı kararında katılanlar vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.09.2023 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Ölen ...'in İstanbul'dan İzmir'e ticari faaliyette bulunmak için geldiği, olay günü akşam saatlerinde arkadaşı olan ... ile buluşarak bir restoranda yemek yiyerek alkol aldıkları, bilahare buradan çıkarak gece saat 23:00 sularında türkü evine gittikleri, bir süre orada eğlendikleri ve alkol aldıkları, saat 24:00 sularında oradan ayrılırken ölen ile arkadaşının aldıkları alkolün etkisiyle merdivenden yuvarlandıkları, kafasını yere çarpan ölenin yerden kalkamadığı, bunun üzerine ölenin arkadaşı ... ve türkü barda görevli olan şahıslar tarafından 112 Acil Servise haber verildiği ve gelen ambulans ile şahsın Alsancak Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesi Acil Servisine kaldırıldığı,

Burada ilk müdahalenin Sağlık Memuru ... tarafından yapıldığı, muayenesinin ise Dr. ... tarafından yerine getirildiği, tanı olarak kafa travması iddiası ile hastaneye getirilmesi nedeniyle hastaya doktor tarafından düşüp düşmediğinin sorulduğu ancak net cevap alınamadığı, hastaya serum verilmesi talimatını verdikten sonra doktorun oradan ayrıldığı,

Serum takılması için damar yolunun Ebe ... tarafından açıldığı, ancak hasta sürekli hareket halinde olduğundan damar yolundan kan gelmesi nedeniyle damar yolunun çekildiği, bu sırada ölenin hastane dışına çıktığı, hastanın dışarıya çıktığının ... tarafından Ebe ...'e bildirildiği, onun da Dr. ...'ya bilgi verdiği, hastanın henüz hastane kapısında olmasına rağmen ayrılışının kimse tarafından önlenmediği,

Hastanın hastaneden ayrılışında kendi rızası olup olmadığı denetlenmeden Dr. ... tarafından muayene raporunun bu yönde doldurulduğu ve hastanın taburcu işlemlerinin yapıldığı,

...'in arkadaşları tarafından kaldığı otele yatırıldığı, şahsın burada uykuya geçtikten sonra vefat ettiği, sabah arkadaşları ve otel görevlilerinin odaya geldiğinde durumu fark ederek güvenlik kuvvetlerine haber verildiği, yapılan soruşturma sonucu Adli Tıp Kurumu İzmir Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesinin otopsi raporuna göre şahsın ölümünün kafa travmasına bağlı kafatası kırıkları travmatik beyin kanaması sonucu meydana geldiği,

Anlaşılmıştır.

Bu suretle sağlık görevlileri olan Dr. ..., Ebe ... ve Sağlık Memuru ...'ın kendilerine ambulans ile getirilen ve kafa travmasına maruz kaldığı bildirilen hastayı gerekli dikkat ve özeni göstermeden tomografi ve MR çekimlerini yapmadan muayene ve tedavi edip taburcu ettiklerinin, bu suretle taksirle ölüme neden olma suçunu işledikleri belirtilerek TCK'nın 85/1, 53/6. maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır.

Olayın baştan itibaren incelenmesinde; İzmir 112 İl Ambulans Servisinin kayıt formunda ''ön tanı alkol intoksikasyonu, kafa travması frontalde hafif kızarıklık'' yazdığı, hastane kaydında da kafa travması şüphesiyle tetkik istendiği görülmektedir.

Sağlık personeli olan sanıkların acil servis tarafından getirilen bir hastada hangi şüphenin olduğunu kesinlikle bilecekleri böylece ölen kişinin kafa travması ihtimali ile geldiğini bildikleri sabittir. Böyle bir şüphe ile getirilen kişinin yakınlarına herhangi bir yerden düştü mü kafasını vurdu mu gibi sorular sorulsa da alınan cevaplara itibar edilmeden işlem yapılması gerektiği açıktır, nitekim hastanın dosyasında kafa travmasıyla ilgili tetkiklerin istendiği adli tıp raporunda yazılmıştır.

Belki bir günde onlarca benzer vaka ile karşılaşan personelin bu durumdaki bir hasta nasıl davranırsa davransın bilinçli olarak tedaviyi ve doktoru reddetmemesi halinde tedavi ve tetkike devam etme zorunluluğu sonrasında olabilecek ve ortaya çıkabilecek kötü sonuçları bilerek ona göre davranması gerekir, bu konuda tecrübeli olan sağlık personelinin ölene gittiğini göre göre bir müdahale de bulunmamıştır.

Olayı baştan itibaren izlediğimiz de; kafa travması tanısıyla hastaneye getirilen ölen hakkında hekim derhal bir bir tomografi ya da MR çektirerek kafatasındaki kırığın tespiti yoluna gitmemiştir. Hekim kafa travması şüphesiyle gelen hastaya gereken tedaviyi önermemiştir. Bu tür şüpheli durumlarda uygulanması gereken tedaviyi uygulasa idi hastanın direnciyle karşılaşmaması da mümkün iken hastaya serum bağlanması talimatı vermekle yetinmiştir.

Basit bir kafatası ve beyin filmiyle ölenin kafatasındaki ve beynindeki hasarı kolayca saptanması tıbben mümkün görünmektedir. Hastanın kafatası ve beyin filmi çekilse idi hasar tespit edilecek ve sarhoşluk sebebiyle taşkınlık yapsa bile gerekli önlemler alınarak ölenin tedavisi yapılarak hayatta kalması sağlanabilecekken sarhoşluğun etkisiyle hastane dışına çıkan ölene hekim talimatı gereği verilmesi gereken serum bile bağlanmamıştır.

Sarhoş olan ölenin tedavisinin devamı için ebe hemşire ve sağlık memuru bir çaba göstermemiş, orada bulunan güvenlik birimlerinden ya da özel güvenlikten yardım talep etmemişlerdir. Sağlık personeli de acil servis kaydına göre gelen hastanın kafa travması şüphesini bildikleri ve tetkik için karar almalarına rağmen ve hatta sanıklardan birinin dışarıda ayakta dahi duramayacak şekilde yere düşen sanığın yanına gidip başını suyla yıkama, kusturulması gibi tıbbi olmayan tavsiyelerde bulunmuşlardır.

Hastanın hastane dışına çıktığını ancak hastaneden ayrılmadığını öğrenen hekim de güvenlik birimlerinden yardım isteyip tedavi yapılması için çaba göstermek yerine sağlık memuru ve ebe hemşirenin beyanları ile ölenin taburcu işlemlerini yapma yoluna gitmiştir.

Başta doktor sanık olmak üzere ebe hemşire ve sağlık görevlisi olan sanıkların kafa travması şüphesi bulunan vakıalarda ölümün gerçekleşebileceğini öngörmemesi mümkün değildir. Yukarıda izah edilen hususlarda dikkate alındığında sağlık çalışanlarının davranışı ile ölüm olayı arasında illiyet bağı olduğu da kanaati hasıl olmuştur.

Taksirle ölüme neden olma suçunda korunan hukuki menfaat kişinin yaşama hakkıdır. Yaşam hakkı ise, diğer bütün haklardan yararlanmak için ön şart olduğundan bu hakka yönelen bir saldırı bütün haklara yönelmiş sayılacaktır. Ölen kişi üzerindeki bağlı bulunan serum hortumlarını kopararak tedaviyi reddediyor gibi görünse de, ön tanılarda alkolün fazla miktarda alındığı ve bu nedenle cevap dahi veremediği görüldüğünden kişinin kendisine tedaviyi veya doktoru reddetme hakkının anlatılamayacağı veya bunu kavrayacak bir durumda olmadığı anlaşıldığından öncelikle yaşam hakkının korunması gerekecektir ki; sanıkların savunmalarında hastanın bu nedenle bağlanması kararı dahi alınmış ve uygulanmamıştır. Nitekim, bu şekilde hasta zorla bağlanmış olsa tetkiklerin de yapılacağı ve daha sonra ölümüne neden olduğu anlaşılan kanamanın da görüleceği ve müdahalenin yapılarak belki de ölümün önleneceği açıktır.

Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi ve Genel Kuruluna gönderilen dosyada teknik açıdan sağlık personelinin yapabileceği ve Hakimlikçe bilinmeyecek hususlar sorulmasına rağmen her iki raporda da tüm dosya içeriği özetlendikten sonra kişinin ölümünün künt travmaya bağlı kafatası kırıklarıyla birlikte beyin kanamasından gerçekleştiği anlatılarak yakınları tarafından hastaneden götürüldüğü ve sağlık personelinin onayı olmadığı yazılarak kusursuz oldukları yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.

Yukarıda değerlendirilmesi yapıldığı üzere Hasta Hakları Yönetmeliği madde 25: "Kanunen zorunlu olan haller dışında ve doğabilecek olumsuz sonuçların sorumluluğu hastaya ait olmak üzere; hasta kendisine uygulanması planlanan veya uygulanmakta olan tedaviyi reddetmek veya durdurulmasını istemek hakkına sahiptir. Bu halde, tedavinin uygulanmamasından doğacak sonuçların hastaya veya kanuni temsilcilerine veyahut yakınlarına anlatılması ve bunu gösteren yazılı belge alınması gerekir. Bu hakkın kullanılması, hastanın sağlık kuruluşuna tekrar müracaatında hasta aleyhine kullanılamaz.’’ hükmünü içermektedir.

Olayımızda ise yakınlarının hastaneden hastayı götürme isteği olsa bile yakınlarının da aşırı alkollü olduğu için buna izin verilmemesi gerekirken bu tür bir yaralanmada doğabilecek sonuçlar hasta ya da yakınlarına anlatılmamış bu yönde belge de imzalatılmamış hastanın kolayca hastaneden ayrılmasına izin verilmiştir. Bu itibarla, sağlık personelinin yasal prosedüre uygun olmayan davranışta bulunarak ölüme sebebiyet verdikleri için kusurlu oldukları kanaatine varılmış, bu sebeplerle de Adli Tıp Kurumunun sanıkların kusursuz oldukları yönündeki görüşünün yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.

Bütün bu hususlar birlikte ele alındığında; ilk derece mahkemesinin sanıkların beraati biçimindeki kararının onanması yönündeki çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararhukukîtemyiztaksirletevdiinev.süreçolgularonanmasınasebepleriöldürmegerekçeyazısıkarşı

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:36:53

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim