Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2020/5023
2023/2794
12 Eylül 2023
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2015/320 E., 2016/284 K.
SUÇ: Taksirle öldürme
HÜKÜM: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2016 tarihli ve 2015/320 Esas, 2016/ 284 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmesine karar verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 17.09.2020 tarihli ve 2016/261406 sayılı, ''ceza miktarının az olduğu, taksirli suçlarda hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceği'' gerekçeleri ile hükmün bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz istemi;
Sanığın çok hızlı olduğuna, kazayı engellemek adına fren ve korna tedbirine başvurmadığına, olaydan sonra kaçtığına, olası kast ile hareket ettiğine, cezanın az olduğuna ilişkindir.
Sanık müdafiinin temyiz istemi;
Kaza yerinin yaya geçidinde değil, kavşağın ortasında ve yaya geçidinden uzakta olduğuna, raporlar arasında çelişki bulunduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel mahkemenin kabulü;
1.Olay günü saat 17:00 sıralarında sanığın sevk ve idaresindeki motosiklet ile meskun mahalde, iki yönlü, 9 metre genişliğindeki sokakta seyir halindeyken olay mahalli kavşağına geldiğinde, istikametine göre sağ tarafından yaya geçidi mahalinden karşıdan karşıya geçmeye çalışan yaya ...'a çarptığı, kaza nedeniyle yayanın öldüğü olayda; mahkemece kazanın meydana gelmesinde sanığın asli kusurlu olduğu kabul ve tespit edilmiş, alt sınırdan uygulama yapılmıştır.
-
Katılan sanıktan şikayetçi olduğunu beyan etmiştir.
-
Sanık savunmasında ''Suçlamayı kabul etmiyorum. Motosiklet ehliyetim bulunmamaktadır. Sadece bu sebeple kendimi kusurlu olarak görüyorum. Bunun dışında meydana gelen kazada kusurlu değilim. Olay günü motosiklet ile arkamda arkadaşım ... olmak üzere yolda seyir halinde idik. Motosikletin hızı 10 15 km hızında idi. Yaya olarak karşıdan karşıya geçmek isteyen maktulü fark ettiğimde aramızda 5 metre kadar mesafe kalmıştı. Direksiyonu kırdım, ancak çarpmayı engelleyemedim. Fren yapmadım. Sadece direksiyonu çarpmamak için kırmıştım. Yolun tam orta kısmında çarpma gerçekleşti. Yaya olarak karşıdan karşıya geçmekte olan maktulün geçtiği yerde trafik lambası yoktu. Yaya geçidi var mı hatırlamıyorum. Çarpmanın olduğu anda yolun sağını solunu her iki tarafında park halinde araçlar vardı. Yaya ile sadece yol üzerinde benim motosikletim vardı. Aynı bölgede seyir halinde bir başka ... yoktu. Yaya ile sadece biz vardık. Yaya da ben de karşılaştığımızda paniklemiştik. O gelip önüme doğru atladı. Çarpmamak için direksiyonu kırdım. Direksiyonun sağ tarafıyla maktulün boşluğuna çarpmıştım. Suçsuzum, kusurum bulunmamaktadır. Beraatimi talep ederim '' demiştir.
4.Tanık ...; ''Olay günü arkadaşım ...'in kullandığı motosiklette ben de arkasında oturuyordum... Kaza yerinin olduğu yere geldiğimizde yaya olarak yolun neredeyse ortasına doğru gelmiş geçişini tamamlamaya çalışan vefat eden bayanı gördüğümüzde motosikletle bu bayan arasında yaklaşık 5 6 metre kadar mesafe vardı. Hızımızda 20 km civarında idi. ... yayanın durumuna göre ona çarpmamak için direksiyonu kırdı. Farklı yönlere bir kaç kez hamle yaptık. O sırada yol boştu. Ne tesadüf ki biz ne tarafa direksiyonu yönlendirsek bayan da o tarafa doğru sanırım paniklemişti, hareket edince çarpma kaçınılmaz oldu. Motosikletin sol tarafı ile bayanın bel kısmına çarpmıştık...'' demiştir.
-
Tanık ...; ''... Olay günü Ticaret Meslek Lisesinin önünde idim. Yanımızdan ...'i arkasında hatırlamadığım tanıyamayacağım bir şahıs ile birlikte motosikletle hızla geçerken gördüm. Normal hızın üzerinde idi. 50 km hızın altında değildi. Az ileride yaya olarak karşıdan karşıya geçmeye çalışan bayanı gördüm. ... bayanı gördüğü gibi motosikletin yönünü değiştirip sağ sol yapıp çarpmayı engellemeye çalıştı. Ancak fren yapmamıştı. Fren yapmaksızın sağ sol yaparak bayana çarpmamaya çalıştığı sırada motosikletle bayana vurduklarını gördüm. Çarpmanın etkisi ile bayan savrularak yere düştü. Ancak çarpmanın etkisiyle havalandığını görmedim. Bayan yere düşmüştü. Motosiklet olay yerinde hiç durmadan hızla oradan uzaklaştı...'' demiştir.
-
Kaza tespit tutanağında; kaza yerindeki azami hız limitinin 30 km/h olduğu, olay mahallinin dört yönlü kavşak olduğu, okul geçiti levhasının kaza noktasına 9 metre uzaklıkta olduğu, okul geçidinin olduğu, ...'nın sürücü belgesinin ve kaskının olmadığı, motosikletin kavşağın orta kısımlarında maktul yayaya çarptığı, yayaya ait eşarp ve kan izlerinin Mustafa Işık ilkokulunun kapısına 14.90 metre mesafede olduğu belirtilmiştir.
-
02.11.2015 tarihli bilirkişi raporunda; motosikletin yaya geçidini yaklaşık 1.5 metre geçmesinden sonra istikametine göre sağ tarafından yolun sol tarafına geçmek isteyen maktul yayaya yolun orta kısımlarında çarptığı belirtilmiştir.
-
08.04.2015 tarihinde çizilen basit krokide; tanıkların kazanın olduğunu beyan ettikleri yerin yaya geçidine 6.5 metre mesafede olduğu belirtilmiştir.
-
Kovuşturma aşamasında; dosya üzerinde olay mahalinin fotoğraflanmak suretiyle alınan 02/11/2015 tarihli raporunda; 2918 sayılı yasanın 68/1 b 2 maddesini ihlalden maktül yaya ...'ın kaza oluşunda eşit derecede yarı yarıya kusurlu olduğu, sanık sürücünün ise 2918 sayılı Yasanın 52/1 a ve 52/1 b, 66. maddelerini ihlalden dolayı kazanın oluşunda eşit derecede yarı yarıya kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
-
Mahkemece oluşa uygun bulunarak hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin raporunda;
''...A)Sanık sürücü ... sevk ve idaresindeki motosiklet ile seyri sırasında, okul geçidi levhası ve yaya geçidi çizgileri bulunan dört yönlü kavşak mahalline yaklaştığında hızını asgari seviyeye düşürüp seyrini daha kontrollü bir biçimde sürdürmesi gerektiği hususlarına riayet etmediği, sağa ilerisinde yaya geçidi mahallinde karşıdan karşıya geçmek için kaplamaya giren yayayı dikkate alarak ilk geçiş hakkını durup yayaya vermesi gerekirken mevcut haliyle seyrine devam ettiği ve bu mahalde etkin fren tedbirine başvurmaksızın yayaya çarptığı olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile asli derecede kusurludur.
B)Maktul yaya ... olay yeri yaya geçidi mahallinde karşıdan karşıya geçişi sırasında kendi can güvenliği açısından olay mahalline yaklaşmakta olan araçların hızlarını ve konumlarını dikkate alarak yapması gerekirken bu hususa riayet etmediği, yeterli kontrolü yapmadan gerçekleştirdiği geçişi sırasında da sol tarafından gelmekte olan sanık sürücü idaresindeki motosiklete karşı gerkli korunma tedbirine başvuramayıp motosikletin sadmesine maruz kaldığı olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile tali derecede kusurludur. '' görüşü bildirilmiştir.
IV. GEREKÇE
Yerel mahkemenin oluşa ilişkin kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.
1.Tebliğname yönünden;
5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak asli kusurlu olarak ölüme sebebiyet veren sanık hakkında, ölenin de kusurunun sanığa yakın oluşu dikkate alındığında belirlenen temel ceza miktarında hukuka aykırılık görülmemiştir.
- Katılan vekilinin temyiz istemi;
Sanığın olası kastla hareket ettiği yönünden;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 21. maddesi;
"1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.
- Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır" şeklinde düzenlenerek, birinci fıkranın ikinci cümlesinde doğrudan kast tanımlanmış, ikinci fıkrasında; öğreti ve uygulamada "dolaylı kast, belirli olmayan kast, gayrimuayyen kast, olursa olsun kastı" olarak da adlandırılan "olası kast" tanımına yer verilmiştir. Dava konusu olayda sanığın etkili fren tedbirine başvurmayışı, hızını mahal şartlara uydurmayışı kusurunun derecesinde etkili olup, dolaylı ya da doğrudan kasıtla hareket ettiğini göstermeyeceğinden hükümde bu yönüyle hukuka hukuka aykırılık bulunmamıştır.
- Sanık müdafiinin temyiz istemi yönünden;
Adli Tıp Kurumu raporunun ve dosya kapsamının birbiri ile uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği, dosyada mevcut belgelerde, beyanlar ile raporlarda kaza yerinin kavşak mahallinde, yaya geçidi yakınında olduğu anlaşılmakla hükümde bu yönüyle hukuka hukuka aykırılık bulunmamıştır.
-
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin sair temyiz nedenleri reddedilmiştir.
-
Sanık kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen taksirli suçlarda uygulama olanağı bulunmayan hak yoksunlarının uygulanması dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (4 ) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle İzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2016 tarihli ve 2015/320 Esas, 2016/ 284 Karar sayılı kararı kararına yönelik katılan vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının hak yoksunluklarına ilişkin 3. fıkrasının hükümden çıkarılması suretiyle hükmün, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.09.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:37:31