Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

12. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/8282

Karar No

2023/2710

Karar Tarihi

11 Eylül 2023

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

SAYISI: 2018/4599 E., 2019/1040 K.

DAVA: Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

HÜKÜM: Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, bozma

Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir.

Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

  1. Davacı vekili 08.02.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İzmir Fuhuş ve Askeri Casusluk Davası mağduru olduğu, anılan suça yönelik olarak 02.07.2012 tarihinde gözaltına alınarak 03.07.2012 tarihinde salıverildiği, 02.07.2012 tarihinde haksız arama el koyma işleminin yapıldığı ve 03.07.2012 tarihinde haksız olarak sorgulandığı ve bilahare açılan kamu davasının İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.02.2016 tarihli, 2014/100 esas, 2016/37 karar sayılı kararı ile müvekkili hakkında beraat kararı verildiği, anılan kararın temyizi üzerine Yargıtayca 21.10.2016 tarihinde onanarak kararın kesinleştiğinden bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla avukatlık giderlerinden kaynaklanan 10.560,00 TL maddi ve 200.000 TL manevi tazminatın haksız fiilin başlangıç tarihi olan sahte ihbar e postanın atıldığı ve kurgu soruşturmasının başlatıldığı tarih olan 29.08.2010 tarihinden veya aramanın yapıldığı 02.07.2012 tarihinden veya ifadesinin alındğı 03.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, avukatlık ücretine hükmolunmasını, yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

  2. Davalı vekili 02.03.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.

  3. İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.02.2018 tarihli ve 2017/58 Esas, 2018/35 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

  4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 29.06.2018 tarihli ve 2018/2174 Esas, 2018/2045 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6110 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a 6) bendi uyarınca bozulmasına karar verilmiştir.

  5. İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.10.2018 tarihli ve 2018/321 Esas, 2018/404 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

  6. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 02.04.2019 tarihli ve 2018/4599 Esas, 2019/1040 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

7.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 06.11.2021 tarihli, davalı vekilinin temyiz talebinin kesinlikten reddi ile davacı vekilinin temyiz talebinin kabulü ile hükmün bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A. Davalı vekilinin temyiz sebepleri

Davanın reddi gerektiğine,

ilişkindir.

B. Davacı vekilinin temyiz sebepleri

Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna,

ilişkindir.

III. DAVA KONUSU

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü:

Mahkemece UYAP üzerinden yapılan araştırmada davacının nüfus kayıt örneği içeriğinde bulunan yerleşim yeri adresi itibariyle mahkemenin yetkili olduğu ve aynı konuya ilişkin açılmış başkaca tazminat davasının bulunmadığı, davacının söz konusu dosyada gözaltına alındığı tarihleri, gözaltı sürelerinin başka cezadan mahsubunun yapılıp yapılmadığı hususları araştırılmış olup, davacı hakkında anılan mahkeme kararının kesinleştiği, mevcut delil durumu ve dosya kapsamı gözetildiğinde davacının 02.07.2012 03.07.2012 tarihlerinde gözaltında kaldığı görülerek, dava dilekçesinde maddi zarar olarak avukatlık gideri olan 10.560,00 TL'nin talep edildiği, dava dilekçesinin ekinde serbest meslek makbuzlarının yer aldığı anlaşılmakla; yapılan yargılama neticesinde 10.560,00 TL maddi tazminatın davacının gözaltında kaldığı tarih olan 02.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hazineden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

Davacının haksız olarak gözaltında kaldığı gözönüne alınarak, kişinin itibarının sarsılması, üzüntüsü ile ilgili koşullar ve bundan duyulan acı ve ıstırapların giderilmesi için manevi zararın da karşılanmasının istenebileceği de göz önüne alındığında davacının toplum içindeki konumu, maddi durumu, davacıya yüklenen suçun niteliği, gözaltı uygulamasının kişi üzerinde bıraktığı izler dikkate alınarak mahkemece takdiren 3.000,00 TL manevi tazminatın gözaltında kaldığı tarih olan 02.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hazineden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü:

''29/05/1957 tarih ve 4 16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere ait olduğu davada hüküm altına alınması gereken vekalet ücreti, yargılama giderleri kapsamında olup bu hak asıl davadan bağımsız olarak dava konusu yapılamayacağından ceza davasında ödenmeyen vekalet ücretinin, maddi tazminat kapsamına dahil edilemeyeceği fakat, beraat kararı ile birlikte ödenen veya ödenmesi gereken miktardan daha fazla vekalet ücreti ödenmesi halinde, fazlaya ilişkin bu bedelin davacıya maddi tazminat kapsamında ödenmesi gerektiği, böyle bir durumda da avukata ödenen paranın serbest meslek makbuzu veya geçerli bir belge ile ispatlanıp, ödemenin beraat kararı tarihinden önce yapılması gerektiği (örneğin bkz.Yargıtay 12.CD, 10/09/2018, 2018/4583 Esas 2019/1046), bu açıklamalar ışığında dosya incelendiğinde beraat kararından önce düzenlenen toplam 10.560 TL'lik makbuza konu meblağdan, ceza davasında hükmedilen vekalet ücretinin (6.600 TL:16= 412,5 TL) mahsup edilmediği anlaşılmış olup;

Usul ve yasaya aykırılık oluşturan bu durum itibariyle istinafta bulunan davalının talebi bu itibarla yerinde görülmüştür.

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat davası, 5271 sayılı CMK'nın 141 vd devamı maddelerinde düzenlenmiş olsa da, özü itibariyle tazminat hukuku genel prensiplerine tabi ve CMK'da düzenlenen hükümler dışında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanmasını gerektiren bir dava çeşididir. Nitekim 6100 sayılı HMK'nın "Duruşma yapılmadan verilecek kararlar" başlıklı 353/1 b 2 maddesine göre de; davanın esası ile ilgili olarak "Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duymadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir."

Yukarıda zikredilen hukuka aykırılık 5271 sayılı CMK'nın 303 ve 6100 sayılı HMK'nın 353/1 b 2 maddeleri gereğince yeniden duruşma yapılmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, istinafa konu kararın;

1 Gerekçe ve hükümdeki avukatlık ücretinden oluşan maddi tazminata ilişkin "10.560 TL maddi tazminatın gözaltında kaldığı tarih olan 02/07/2/2012 tarihinden itibaren" ibaresinin çıkarılarak yerine "10,147,5 TL maddi tazminatın makbuz tarihi olan 03/06/2013 tarihinden itibaren" olarak;

2 Vekalet ücretine ilişkin "1.627,20 TL" ibaresinin çıkarılarak yerine "1.577, 70 TL" olarak düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine,'' karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Tazminat talebinin esasını oluşturan İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas, 2016/37 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının Devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etme ve suç işlemek amacı ile kurulan örgüte üye olmak suçlarından 02.07.2012 03.07.2012 tarihleri arasında 1 gün gözaltında kaldığı, yapılan yargılama üzerine 26.02.2016 tarihinde beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 21.10.2016 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.

A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;

Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 58.800,00 TL olması, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen hükmün Bölge Adliye Mahkemesince düzeltilerek 10.147,05 TL maddi tazminat ödenmesine karar verilmesi nedeniyle toplam tazminat miktarının 13.147,05 TL olduğu, 6100 sayılı Kanun’un, 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca davalı açısından kesin olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere , vekâlet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekâlet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekâlet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.

Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekâlet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilmemesi gerekirken maddi tazminat olarak kabul edilmesi hükmün davalı açısından kesin olması sebebiyle bozma nedeni yapılmamıştır.

B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;

B.1. Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;

Davacının talep konusunun 02.07.2012 03.07.2012 tarihleri arasında uygulanan gözaltı işlemine ve ilgili soruşturma ve yargılamada görev alan hakim ve Cumhuriyet savcılarının haksız fiil niteliğindeki eylemlerine dayandığı anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasının 18.06.2014 tarihinde düzenlenmesi nedeniyle hangi mevzuatın uygulanacağı konusunda izahat yapmak gerekmiştir.

Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun (1086 sayılı Kanun) 573 ve devamı maddelerinde, “hakim ve icra reisi” aleyhine 573 üncü maddede düzenlenen yedi bent ile sınırlı olmak üzere tazminat davası açılabileceği, 25.03.1931 gün ve 19/35 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararı ile ceza hakimlerinin de hakim kavramı içinde olduğu, mülga 1086 sayılı Kanunun 573 ve devamı maddelerinin, hakim ve icra reisi ile ceza hakimlerinin yargısal faaliyet nedeni ile oluşan zararlardan dolayı sınırlı sorumluluk halleri getirerek koruma sağladığı, Cumhuriyet savcılarının ise başlık ve madde metni dikkate alındığında 1086 sayılı Kanunun 573 ve devamı koruması içine alınmadığı, Cumhuriyet savcıları aleyhine genel hükümler çerçevesinde tazminat davası açılabileceği içtihatlar ile kabul edilmekteydi.

09.02.2011 gün ve 6110 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 14.maddesi ile mülga 1086 sayılı Kanunun 573 üncü maddesinde değişiklik yapılmış, hâkimlerin yargılama faaliyetlerinden dolayı Devlet aleyhine tazminat davası açılabileceği düzenleme altına alınmış, 24.02.1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununa 93 üncü maddeden sonra gelmek üzere 93/A maddesi eklenmiş; Cumhuriyet savcıları da Devlet koruması altına alınmış, hakim ve cumhuriyet savcıları aleyhine kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk sebeplerine dayanılarak da olsa tazminat davası açılamayacağı düzenlenmiştir.

01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 46 ıncı maddesi gereğince hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı Devlet aleyhine tazminat davası açılabilecektir. Madde gerekçesinde "Hükümde geçen “hâkim” kavramının genel anlamda kullanıldığı, buna yargı yetkisini kullanan tüm hâkimlerin dahil olduğu, ilk derece mahkemesi hâkimleri, bölge adliye mahkemesi hâkimleri, Yargıtay, Danıştay başkan ve üyeleri keza ceza mahkemesi hâkimlerinin de buraya dahil” olduğu ifade edilmiştir.

6100 sayılı Kanunun 47 nci maddesine göre, aynı Kanunun 46 ıncı maddesine istinaden Devlet aleyhine açılan tazminat davası, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi hâkimlerinin fiil ve kararlarından dolayı, Yargıtay ilgili hukuk dairesinde açılacak ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülecektir.

Bu arada, 21.02.2014 gün ve 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 24.02.1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 93/A maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Böylelikle “hukuk hâkimleri” dışındaki hâkimler ve cumhuriyet savcıları aleyhine açılacak tazminat davalarında görevli mahkemenin neresi olduğu sorunu ortaya çıkmıştır.

5271 sayılı Kanunun “Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat” başlıklı 141 inci maddesinde suç soruşturması veya kovuşturması sırasında, 141 inci maddenin birinci fıkrasında düzenlenen haller nedeni ile zarar gördüğünü iddia eden kişilerin maddî ve manevî her türlü zararlarını Devletten isteyebilecekleri, 142 nci maddesinde ise koruma tedbirleri nedeni ile tazminat isteminin, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanacağı düzenlenmiştir.

18.06.2014 gün ve 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesine; “(3) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.(4) Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücu eder.” şeklinde üçüncü ve dördüncü fıkralar eklenmiştir.

Bu düzenlemeler ışığında 02.07.2012 03.07.2012 tarihleri arasında uygulanan gözaltı işlemine ilişkin 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereğince tazmini gerektiği, davacının talebine konu hakim ve Cumhuriyet savcılarının hukuki sorumlulukları nedeniyle talebe konu eylemlerin 18.06.2014 tarihinden önce olduğu dikkate alındığında eylem tarihinde yürürlükte bulunan 1086 veya 6100 sayılı Kanunlar uyarınca tazminat isteme koşullarının ilgili maddelere göre değerlendirilmesi gerektiği, davacının beraatine yönelik İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas, 2016/37 sayılı karar gerekçesinde tespit edilen hususlar doğrultusunda tazminat koşullarının oluştuğu, davacının hakim ve Cumhuriyet savcılarının hukuki sorumluluklarına yönelik talebi de dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarında hukuka aykırılık görülmemiş, bu itibarla tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye de iştirak edilmemiştir.

V. KARAR

A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 02.04.2019 tarihli ve 2018/4599 Esas, 2019/1040 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 02.04.2019 tarihli ve 2018/4599 Esas, 2019/1040 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.09.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

hükmünkararhukukîtemyizreddiistemininsüreçv.tevdiineonanmasınasebeplerigerekçereddinekonusuesastan

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:38:53

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim