Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

12. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2020/3477

Karar No

2023/2664

Karar Tarihi

7 Eylül 2023

MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2015/331 E., 2015/1421 K.

SUÇ: 2863 sayılı Kanun'a aykırılık

HÜKÜMLER: Beraat

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Yalvaç. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.12.2015 tarihli ve 2015/331 Esas, 2015/1421 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatlerine, karar verilmiştir.

2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 27.08.2020 tarihli ve 2016/74908 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılan vekilinin hakkında temyiz isteği;

1.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,

2.Çalışmanın Müze Müdürlüğü denetiminde yapılması konusunda gerekli tüm uyarılar yapılmasına rağmen sanıkların suç işlediğine,

3.Eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna,

4.Diğer temyiz sebeplerine,

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Yerel Mahkemenin Kabulü

1."İller Bankası Bölge Müdürlüğü ve Yalvaç Belediyesinin müşterek çalışması kapsamında Yalvaç'da içme suyu inşaatı yapıldığı, bu inşaat işinde ihalenin sanık ...'ın sahibi olduğu, sanık ...'ın da işçisi olduğu Şenses Tic. Ltd. Ştine verildiği, kazı esnasında bir kısım anıt mezara zarar verildiği bu nedenle sanıkların 2863 sayılı Kanun'un 65/1 maddesinden cezalandırılmaları için dava açıldığı anlaşılmış ise de soruşturma aşamasında Sulh Ceza Hakimliğinin 2015/137 Değ. İş kararı ile yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporuna göre ihale yapıldığında suça konu yerin tescilli korunması gereken yer olmadığı, Antalya Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü'nün yazısından da 18/02/2014 tarihinde söz konusu yerin SİT alanı olarak tescile karar verilip 05/08/2014 tarihinde SİT alanı olarak resmi gazetede yayınlandığı, sanıklara söz konusu yerin SİT alanı olduğunun bildirilip bildirilmediği İller Bankasına sorulduğunda 15/07/2015 tarihli yazısında her türlü yol geçişlerinde yürütülecek yasal prosedürün belediye sorumluluğunda olduğunun bildirildiği, Belediye'ye sanıklara bildirimin yapılıp yapılmadığı sorulduğunda da 15/09/2015 tarihli yazıları ile ilgili bildirimlerin İller Bankası A.Ş Antalya Bölge Müdürlüğü tarafından yapıldığı şeklinde cevap verildiği anlaşılmıştır. Buna göre suç tarihi olan 08/07/2014 tarihinde söz konusu yere ilişkin SİT alanı tescili resmi gazetede yayınlanmamış olup boru ferşiyatını yapan sanıklara da bu konuda Belediye'ce veya İller Bankası tarafından bildirim yapıldığına dair bir delil bulunmadığından sanıklar da savunmalarında söz konusu yerin SİT alanı olduğunu bilmediklerini beyan ettiklerinden sanıkların SİT alanı olduğunu bilerek kontrolsüzce kazı yaptığına dair delil olmadığından beraatlerine karar verilmiştir." denilmektedir.

2.Sanık ... savunmasında; "Olay tarihinde Şenses İnşaat Tic. Ltd. Şti.'nde operatör olarak çalışıyordum, diğer sanık ... ise şirket yetkilisidir, İller Bankası'nın açmış olduğu ihaleyi alan Şenses İnşaat firması ile Yalvaç Belediye Başkanlığı'nın görüşmesi sonucunda Belediye Başkanlığı tarafından proje onaylandıktan sonra bana gösterilen yerin kazılması istendi, biraz kazmaya başladıktan sonra Müze Müdürlüğü'nden arkeologlar geldi, kazıyı durdurmam istendi, iki gün kazıya ara verildi, iki gün sonra arkeologların gözetimi altında kazıya devam edebileceğim söylendi ve onların gözetiminde kazıyı tamamladım, suçlamayı kabul etmiyorum, sadece verilen talimat doğrultusunda kazıyı yaptım, proje de Belediye Başkanlığı tarafından onaylanmıştı, bu yerin müdahale yapılana kadar da sit alanı olduğunu bilmiyordum." demiştir.

3.Sanık ... savunmasında; "Ben bu konuda daha önce Yalvaç polis merkezinde ifade vermiştim, o ifademi anen tekrar ederim, ben su kanalının tarihi mezar olduğunu bilmiyordum, herhangi bir yerden de izin alınacağını bilmiyordum, suç kastım yoktur, beraatime karar verilsin." demiştir.

  1. Yalvaç Sulh Ceza Hakimliği tarafından mahallinde 11.03.2015 tarihinde keşif icra edilmiş olup, keşif neticesinde alınan kadastro teknisyeni bilirkişi raporunda, dava konusu alanın Kültür Varlıklarını Koruma Kurulunun 18.02.2014 tarihli kararı ile III. derece arkeolojik sit alanı olarak belirlenen alan içerisinde kaldığı, arkeolog bilirkişi raporunda, dava konusu eylem neticesinde 2863 sayılı Kanun kapsamında kalan taşınmaz kültür varlıklarının tahrip edildiği, inşaat teknik bilirkişi raporunda, işin projelendirme ve ihale sürecinde belirtilen bölgenin sit alanı olmadığı tespit edilmiştir.

IV. GEREKÇE

A. Sanık ... Hakkında Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Temyiz İsteği Açısından

1.Sanık ...'nun olay tarihinde Şenses İnşaat şirketinde kepçe operatörü olarak çalıştığı, savunmasında, İller Bankasının açtığı ihale sonucunda Şenses firmasına verilen işe ilişkin proje belediye tarafından onaylandıktan sonra kendisinden gösterilen yerin kazılmasının istendiğini, kendisine verilen talimat nedeniyle kazıyı yaptığını, biraz kazdıktan sonra Müze Müdürlüğü görevlilerinin geldiğini ve kazıyı durdurmasını istediklerini, kazıya ara verildiğini, dava konusu yerin sit alanı olduğunu bilmediğini, Müze Müdürlüğü görevlileri geldiğinde öğrendiğini beyan ettiği, dosya kapsamında sanık ...'ın dava konusu yerin sit alanı olduğu hususunda bilgilendirildiğine dair belgeye rastlanmadığı, bu hali ile sanık ...'ın üzerine atılı suçu işlediğine dair, savunmasının aksine, şüpheden uzak, mahkumiyete yeter derecede kesin delil mevcut olmadığı anlaşıldığından, mahkemece beraatine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

B. Sanık ... Hakkında Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Temyiz İsteği Açısından

1.İller Bankası tarafından içme suyu inşaatı ihalesinin sanık ...'ın sorumlusu olduğu Şenses İnşaat şirketine verildiği, Müze Müdürlüğü uzmanları tarafından 08.07.2014 tarihinde yerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporda, III. derece arkeolojik sit alanı olarak belirlenen alanda iş makinesi ile kazı yapılarak iki adet kültür varlığı niteliğinde mezar yapısına zarar verildiğinin tespit edildiği, her ne kadar mahkemede, Koruma Kurulunun 18.02.2014 tarihli kararı ile sit alanı olarak belirlenen dava konusu yere ilişkin kurul kararının suç tarihinden sonra 05.08.2014 tarihinde Resmi Gazete'de ilan edildiği, kurumlar tarafından da sanığa dava konusu yerin sit alanı olduğuna dair herhangi bir bildirimde bulunulmadığından bahisle beraat kararı verilmiş ise de;

2863 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete'de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanun'un amacına da ters düşeceği;

Dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;

Diğer yandan, taşınmaz bir varlığın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmesinin ya da bir bölgenin, doğal, tarihi ve kültürel özellikleri nedeniyle sit alanı olarak belirlenmesinin, taşınmazın veya bölgenin özel bir statüye tabi tutulması gerektiği ve taşınmaz üzerinde ya da bölge içerisinde keyfi uygulamalarda bulunulamayacağı anlamına geldiği, bu bakımdan kural olarak, 6498 sayılı Kanun değişikliği sonrası tebliğ yayım internette duyuru; anılan değişiklik öncesi ise şerh ilan yöntemleri ile taşınmazın ya da bölgenin tescilinden ilgililerin haberdar olmalarının sağlanacağı;

Bununla birlikte, Türk Medeni Kanununda yer alan “iyi niyet” kuralının genel bir hukuk ilkesi olarak kabul edilip, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen suç tiplerine yönelik sübut değerlendirmesinde de dikkate alınmasının zorunlu olduğu, başka bir deyişle, 6498 sayılı Kanun değişikliği öncesinde yapılan tescil işlemleri yönünden, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunmayıp, tescil kararı mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmemiş olsa dahi, failin, taşınmazın ya da bölgenin tescilinden haberdar olduğuna dair beyanının göz ardı edilemeyeceği, zira, maliki olduğu veya kullandığı taşınmazın korunması gerekli nitelik taşıdığını ya da sit özelliğiyle bölgesel bazda koruma altına alınan bir alanda bulunduğunu bilen kişinin, taşınmaz üzerinde dilediği zaman dilediği şekil ve kapsamda uygulama yapamayacağını, taşınmazın ya da bölgenin özel statüsünün mümkün kıldığı ölçüde, kamu kurumlarınca yürütülecek izin prosedürü çerçevesinde inşai ve fiziki müdahalelerde bulunabileceğini de bilmesi gerektiği, yapı ya da bölge bazında tescil kararından haberdar olduğu halde, ilgili kurumlara başvurarak, gerçekleştirmeyi düşündüğü inşai uygulamaya yönelik izin almayıp keyfi hareket eden kişinin iyi niyetinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla, taşınmazın ya da bölgenin niteliğini bilerek izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunan ya da başlangıçta bilmeyip, kamu görevlilerince düzenlenen zabıt ve tutanaklar ile durumu öğrendiği halde müdahalesine devam eden failin, hukuki koruma altına alınamayacağı;

Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, İller Bankası ile sanığın yetkilisi olduğu şirket arasında içme suyu inşaatına ilişkin sözleşmenin 26.11.2011 tarihinde imzalandığı, 07.05.2013 tarihli Koruma Kurulu kararı ile; prensipte sit alanı içine alınması öngörülen alanda, kamu yararı göz önüne alındığında İller Bankasınca alt yapı çalışmaları kapsamında ihale edilerek başlamış ihaleli işin Müze Müdürlüğü denetiminde kontrollü olarak devam etmesinde sakınca bulunmadığına, kültür varlığına rastlanması durumunda uygulamaların durdurulmasına karar verildiği, 21.01.2014 tarihli Kurul Kararı ile, 07.05.2013 tarihli karar ile müze denetiminde devam edilmesinde sakınca bulunmayan alt yapı çalışmaları kapsamında açılan imar yollarının kalıntı çıkmayan kısımlarında içme suyu şebeke hattının döşenebileceğinin belirtildiği, 18.02.2014 tarihli Kurul Kararı ile de dava konusu yerin sit alanı olarak belirlendiği,

Her ne kadar sit alanı olarak tescile ilişkin karar suç tarihinden sonra 05.08.2014 tarihinde Resmi Gazete'de ilan edilmiş ise de; İller Bankası tarafından mahkemeye gönderilen 15.07.2015 tarihli cevabi yazıda; yüklenici firmanın söz konusu yerin sit alanı olduğunu ve verilen müsaadelerden sonra Müze Müdürlüğü denetiminde çalışılacağını bildiğini, bu konuda yapılan tüm toplantılara belediye elemanları ve Müze Müdürlüğü elemanları ile beraber katıldıklarını, bu toplantılarda çalışmaların Müze Müdürlüğü denetiminde yapılacağına dair kararlar alındığını, boru ferşiyatlarında her türlü yol geçişlerinde yürütülecek yasal prosedür belediye sorumluluğunda olup, firmanın da belediye ile koordineli olarak prosedüre uyma zorunluluğu bulunduğunu, firmaya 07.11.2013 tarihli bildirimde bulunduklarını belirttiği, 07.11.2013 tarihli yazıda boru ferşiyatı yapılırken sit alanı dışında kalan kısımda içme suyu çalışmaları yapılırken mezar kalıntılarına rastlandığı, mezarların yoğun olarak çıktığı alandaki çalışmaların durdurulmasının istendiği, belediyenin 25.10.2013 tarihli yazısına ekli listede düğüm noktaları ve mesafesi belirtilen toplam 4279 mt hattın ferşiyatının yapılması geri kalan kısmın sit sınırlarına dair görüşmeleri devam ettiğinden Koruma Kurulunun vereceği karara göre değerlendirileceği hususunun şirkete bildirildiği, bu yazıya binaen de 11.11.2013 tarihinde şirket tarafından İller Bankasına yazılan yazıda, bölgede yapılan kazı çalışmalarının Koruma Kurulu tarafından sık sık durdurulduğu, bu bölgede yeni açılan imar yollarında boru ferşiyatı için ortalama 130 cm derinliğinde kazı yapılacağı düşünülürse ilgili kurum tarafından işin durdurulması riskinin halen devam ettiği, bu nedenle ilgili kurumdan yazılı izin alınmasının işin devamı için önemli olduğunun belirtildiği, bu hali ile yukarıdaki bilgiler ışığında sanığın suça konu yerin sit alanı olduğunu bildiğinin kabulü gerektiği anlaşılmakla,

İller Bankası tarafından 07.11.2013 tarihli yazı ile şirkete, belediyenin 25.10.2013 tarihli yazısına ekli listede düğüm noktaları ve mesafesi belirtilen toplam 4279 mt hattın ferşiyatının yapılması bildirildiğinden, ilgili belgeler dosyaya celp edilerek, mahallinde inşaat, kadastro ve arkeolog bilirkişi refakatinde keşif icrası ile, suça konu alanın bahse konu 4279 mt lik hat içerisinde kalıp kalmadığının tespiti ile sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

A. Sanık ... Hakkında Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Temyiz İsteği Yönünden;

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Yalvaç Asliye Ceza Mahkemesinin 25.12.2015 tarihli ve 2015/331 Esas, 2015/1421 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Sanık ... Hakkında Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Temyiz İsteği Yönünden;

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Yalvaç Asliye Ceza Mahkemesinin 25.12.2015 tarihli ve 2015/331 Esas, 2015/1421 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.09.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

karar2863hukukîtemyiztevdiinev.süreçolgularonanmasınasebeplerigerekçeaykırılıksayılıbozulmasınakanun'a

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:38:53

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim