Yargıtay 12. CD 2023/3589 E. 2023/2659 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/3589
2023/2659
6 Eylül 2023
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2023/501 E., 2023/617 K.
HÜKÜM: Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Uşak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.01.2023 tarihli ve 2022/321 Esas, 2023/5 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir.
-
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 08.03.2023 tarihli ve 2023/501 Esas, 2023/617 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılanlar vekillerinin istinaf başvuruları üzerine yapılan incelemede 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri uyarınca İlk Derece Mahkemesinin kararındaki sanığın sınıfı belirtmeden sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilmesi biçimindeki hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanık müdafiinin ve katılanlar vekillerinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 17.04.2023 tarihli ve 2023/40700 sayılı Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılanlar Vekillerinin Temyiz Sebepleri
-
Katılanlar ... vekilinin temyiz sebepleri; kovuşturma evresinde keşif yapılıp, dosyaya eklenen yeni deliller kapsamında kusur durumunun hiçbir şüpheye yer verilmeyecek biçimde ortaya çıkarılması gerekirken, eksik araştırma ve inceleme neticesinde hüküm kurulması, sanık sübut bulan eylemi olası kastla işlemesine rağmen suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilip, suç vasfında yanılgıya düşülmesi, sanığın üst sınırdan cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi nedenleriyle usul ve yasaya aykırı olan hükmün bozulması istemine ilişkindir.
-
Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri; sanık sübut bulan eylemi olası kastla işlemesine rağmen suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilip, suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne, sanığın üst sınırdan cezalandırılması gerektiğinin gözetilmediğine ve vesaire ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; ölenlerin asli kusurlu oldukları gözetilmeden temel cezanın orantılılık ilkesine uygun düşmeyecek şekilde belirlendiğine, yasal unsurları oluşmadığı hâlde suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilip, yasal ve yeterli olmayan gerekçelere dayalı olarak 5237 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca üst sınırdan (1/2) oranında artırım yapılmak suretiyle suç vasfında yanılgıya düşülerek, sanığa fazla ceza tayin edildiğine, koşulları bulunmasına rağmen sanık lehine 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin uygulanmamasının isabetsiz olduğuna ve vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
- İlk Derece Mahkemesince, 31.05.2022 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağı ve tutanakta yer alan kaza yeri krokisi, 30.05.2022 tanzim tarihli olay yeri inceleme raporu ve ekindeki olay yeri krokisi, kaza öncesine ve kaza sonrasına ilişkin görüntülerin çözümüne dair kolluk görevlilerince düzenlenen 30.05.2022 ve 31.05.2022 tarihli CD ön inceleme tutanakları, kazanın akabinde tanık ... tarafından çekilen görüntüler, sanık sürücünün alkollü olup olmadığını tespite yönelik 31.05.2022 tarihli tıbbî laboratuvar tetkik sonuç raporu, ölenlerin ölüm sebebinin tespitine ilişkin Uşak Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 30.05.2022 tarihli ölü muayene tutanağı, soruşturma evresinde trafik polisi bilirkişi tarafından hazırlanan 07.06.2022 tarihli bilirkişi raporu, kovuşturma evresinde alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 05.07.2022 tarihli raporu başta olmak üzere dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede;
Sanık sürücü ...'in, sevk ve idaresindeki 2010 model Opel marka otomobil ile 30.05.2022 tarihinde saat 20.47 sıralarında, açık havada, alacakaranlık vakti, aydınlatması mevcut ve azami hız limitinin 110 kilometre / saat olarak belirlendiği yerleşim yeri dışında, platform genişliği 25 metre olan orta refüjle bölünmüş tek yönlü, 11 metre genişliğindeki iki şeritli, asfalt kaplama, yüzeyi kuru, yatay güzergâhı düz, düşey güzergâhı eğimsiz, görüşe engel bir durumun ve yol sorununun bulunmadığı caddede, Atatürk Bulvarını takiben Afyonkarahisar istikametinden İzmir yönüne sol şerit üzerinde seyir hâlinde iken, beyanına göre bir ara 180 kilometre olan hızını 110 ya da 120 kilometre olarak sabitlediği esnada, gidiş istikametine göre sağ tarafındaki benzinlik girişinden karşıdan karşıya geçmek için taşıt yoluna giren yayalar ...'ye otomobilin ön kısımlarıyla orta refüje 1 metre mesafede ve sol şerit içerisinde, yaya ...'nin sol kol dirsekten ve yaya ...'nin sol bacak diz ortasından uzuvlarının kopmasıyla sonuçlanacak şekilde çarpması sonucu yaya ...'nin genel beden travmasına bağlı kafa kubbe kemikleri, pelvis ve kot kırıkları ile karakterli beyin doku harabiyeti, hemotoraks, iç kanama ve dış kanama nedeniyle öldüğü, diğer yaya ...'nin de genel beden travmasına bağlı pelvis ve kot kırıkları ile karakterli hemotoraks, iç kanama ve dış kanama nedeniyle öldüğü, çarpmanın ardından sanığın direksiyon hâkimiyetini kaybettiği ve sağa doğru yönelen otomobilin, benzin istasyonunun girişinde bulunan yeşil alanın kaldırım taşına ve benzinlik giriş yön levhasına çarptıktan sonra savrularak yakıt fiyatlarını gösteren ışıklı levhaya ve benzinlik içerisinde park halindeki çekiciye çarparak ancak 75 metre mesafede durabildiği, kazanın akabinde çarpma noktasına 13 metre uzaklıkta orta refüj üzerinde ölen yaya ...'nin, orta refüj üzerinde yer alan direk üzerinde yerden 3,90 metre yükseklikte ölenlere ait kan örneği ve doku parçalarının, ölen yaya ...'nin 51 metre ilerisinde sol şerit üzerinde kopan uzvunun, çarpma noktasına 94 metre ileride banket üzerine düşmüş olan ölen diğer yaya ...'nin ve adı geçenin 40 metre gerisinde de kopan uzvunun bulunduğu, kazanın olduğu yer her ne kadar yerleşim yeri dışı olsa da çarpma noktasından 250 metre geride yaya geçidi bulunmasından dolayı hız limitinin tedrîcen indirildiği ve sola devam eden tehlikeli viraj yön levhası ile sürücülerin uyarıldığı, kaza noktasının yaklaşık 850 metre gerisinde 90 kilometre / saat levhasının, bu levhanın 100 metre ilerisinde 70 kilometre / saat levhasının, bu levhanın da 200 metre ilerisinde yaya geçidi ve 50 kilometre / saat levhalarının, yaklaşık 300 metre ileride yaya geçidi işareti ile yol zemininde yaya geçidi işaretlemelerinin, yaya geçidinden 215 metre ileride ve kaza noktasının 35 metre gerisinde tüm yasak ve kısıtlamaların sonu levhasının bulunduğu, sonuç olarak azami hız limitinin kaza noktasının 35 metre gerisinde 50 kilometre / saat, kaza noktasına 35 metrelik mesafede ise 110 kilometre / saat olarak belirlendiği, kazadan iki ila dört dakika öncesine kadar sanığın... isimli arkadaşı ile WhatsApp adlı uygulama üzerinden iletişim kurduğu, kazadan 4 dakika önce saat 20.43'te sanık tarafından gönderilen "ilk rekor denememiz, hayatimda hic bu kader csur olmadım" mesajına, arkadaşının saat 20.43'te "Nerden nereye yine", saat 20.44'te "Amk yavaş git, kaç defa dicez ya" biçimindeki mesajlarla tepki göstermesine rağmen sanığın aracın hız göstergesinin 180 kilometre / saat gösterdiği ana ilişkin fotoğrafı çekip saat 20.44'te fotoğrafı arkadaşına gönderdiği, bu mesaja da arkadaşının saat 20.45'te gönderdiği "Hopp kime diyorum olum ben", "Yavaş diyorum yavaş", "Hala salaklık yapmaya devam ediyorsun" biçimindeki mesajlarla tepki gösterdiği ve saat 20.47 sıralarında kazanın meydana geldiği, otomobilin fren izi uzunluğuna ilişkin herhangi bir belirleme yapılmadığı, adli soruşturma kapsamında aynı gün saat 21.55'te alınan numuneye göre sanığın kanında 1,439 miligram / desilitre 143,9 promil alkol (etanol) bulunduğunun belirlendiği, ayrıca, sanığın, (B), (B1), (D1), (F), (M) sınıfı sürücü belgesinin mevcut olduğunun tespit edildiği, olayın başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçlarının bu şekilde gerçekleştiği kabul edilmiştir.
-
Katılanlar ... ve ...; sanıktan şikâyetçi olduklarını beyan etmiş olup, ölen ...'nin annesi şikâyetçi ... ve babası şikâyetçi... ile ölen ...'nin annesi şikâyetçi ... ve babası şikâyetçi ...'ın duruşmanın 11.10.2022 tarihli ilk oturumunda taleplerine uygun olarak davaya katılmalarına karar verilmiştir.
-
Sanık ...; kazadan önce hatırladığı kadarıyla 2 3 tane bira içtiğini, ... isimli arkadaşı ile WhatsApp adlı uygulama üzerinden birbirlerine gönderdikleri mesajların doğru olduğunu; ancak bu mesajların ardından 180 kilometre olan hızını 110 ya da 120 kilometre olarak sabitlemesi nedeniyle kaza noktasına gelirken hızının 110 120 kilometre civarında olduğunu, kazanın meydana geldiği yerden hemen önce virajdan çıkması nedeniyle yayaları son anda fark ettiğini, sol şerit üzerinden ilerlediği esnada frene basıp, sağa manevra yapmasına rağmen kazayı engelleyemediğini, kazanın akabinde gözünü hastanede açtığını, olaydan dolayı üzgün olduğunu, ölenlerin ailelerinden özür dilediğini, mahkûmiyet hükmü kurulması hâlinde lehine olan kanun maddelerinin uygulanmasını talep ettiğini ifade etmiştir.
-
Tanık Ceren Sıdal duruşmanın 11.10.2022 tarihli ilk oturumunda alınan yeminli anlatımında; "Ben olay günü arkadaşlarım ile beraber çiğ köftecinin önünde oturuyorduk, ben sigara almak için markete gitmek istedim. Market yolun karşısında idi, ancak arabalar çok hızlı geliyordu, sonra geçerim diye düşündüm. Kaza yapan araba oldukça hızlı geliyordu. Kızların benzinlikten çıktığını ve yolun karşısından geçerken gördüm. Kızlar yolun karşısına geçmek için bir süre sonra koşmak zorunda kaldılar. Arabanın çarpacağını düşünmedim çünkü araçlar yayayı görünce yavaşlıyorlardı, ancak hiç hızını kesmedi ve yayalara çarptı, çarpmadan evvel kızlar çok şiddetli bir çığlık attılar, ancak yine durmadı. Ardından koşarak olayın olduğu yere gittim, kızların uzuvlarının yolda olduğunu görünce hayatlarını kaybettiklerini düşündüğüm için onların yanına gitmedim, şoförün yanına gittim, önce adını sordum çünkü bilinci açık kalsın istiyordum, adını ... olarak söyledi, bana bir şey mi oldu dedi. Ufuk bir kaza dedim, acı hissediyor musun dedim, yok dedi. Başka soru bulamadığım için bilinci açık kalsın diye hobilerin nedir dedim, 'hız denemesi yapmaktan hoşlanırım, hayır yapmaktan hoşlanırım' dedi. Alkollü müsün dedim 'alkollüyüm yazlığıma gidiyorum'... dedi. Ben 2 yıldır ... kullanıyorum ... oldukça hızlı idi ben hızının 170 180 km civarında olduğunu düşünüyorum... Araba kazadan önce firen yapmadı, manevra yaptığını da düşünmüyorum, ancak çarptıktan sonra sağa doğru kaydı akabinde firen yapmış olabilir." ve tanık ... aynı oturumda alınan yeminli anlatımında; "Ben olay günü Alpet Petrol karşı kısmında yolun kıyısında bekliyordum, o esnada yaklaşık 100 150 m geriden hızla savrularak, takla atarak geldiğini gördüm. ... takla atarak petroldeki tabelaya dik şekilde çarptı, daha sonra yan tarafa devrildi, ben de hemen yola koştum. Yol üzerinde arkadaşlarımın cesetlerini gördüm. Araçta bir erkek şahıs vardı onu gördüm, erkek şahıs yaşıyordu, ayrıca aracın yakınlarında çimlerin üzerinde bir telefon gördüm, telefona bakmadan çantama attım. Araçtaki kişinin yaşadığını görünce hemen yardım istedim. Daha sonra olay yerini gazetecilik okuduğum için fotoğrafladım, videoya aldım. Ardından aracın içindeki şahsın yanına gittim. Alkollü müsün dedim, alkollü olduğunu ifade etti. 'kimi aramamı istersin' dedim, sanık bana Av. ...... aramamı istedi. Ben de çantama koyduğum telefonu çıkardım, telefonu açtığımdan doğrudan whatsap görüntüleri karşıma çıktı. Görüşme açıktı direk karşıma çıktı, orada arabanın hızının 180 km olup, 200'e doğru ibrenin gittiğini gösteren bir fotoğraf vardı. ... Yıldırım isimli kişi de kendisini uyarıp, sinkaflı kelimelerle bir şeyler söylüyordu. Ben bunu da fotoğrafladım. Olay hakkındaki bilgim bundan ibarettir. Ben saat 20.40 20. 43 arasında bahsettiğim yolda bekliyordum. Bu olay tam olarak 20.45 20.46 sıralarında meydana geldi. Kadran fotoğrafı 20.44 de atılmıştır, halen fotolar bende bulunmaktadır, emniyete verdim kendim de silmedim..." biçiminde beyanda bulunmuşlardır.
-
Tanıklar Ezgi ..., Fatma, Rabia, Abdulselam ve Ümüt'ün anlatımları dosyaya eklenmiştir.
-
Kusur durumuna ilişkin olarak;
a) 31.05.2022 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağında; sanığın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) "Hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak" başlıklı 52 nci maddesindeki "Sürücüler... Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak... Zorundadırlar." kuralını ihlâl etmesinden dolayı asli derecede kusurlu olduğu, ölen yayaların ise 2918 sayılı Kanun'un "Yayaların uyacakları kurallar" başlıklı 68 inci maddesindeki "Yaya yollarında, geçitlerde veya zorunlu hallerde taşıt yolu üzerinde bulunan yayaların, trafiği engelleyecek veya tehlikeye düşürecek şekilde... saygısızca kullanmaları yasaktır." kuralını ihlâl etmelerinden dolayı tali derecede kusurlu oldukları,
b) Soruşturma evresinde trafik polisi bilirkişi tarafından hazırlanan 07.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda; sanığın, 2918 sayılı Kanun'un "Hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak" başlıklı 52 nci maddesindeki "Sürücüler... Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak... Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak... Zorundadırlar." ve "Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi altında ... sürme yasağı" başlıklı 48 inci maddesindeki "Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda ... sürmeleri yasaktır." kurallarını, ölen yayaların ise 2918 sayılı Kanun'un "Yayaların uyacakları kurallar" başlıklı 68 inci maddesini ihlâl etmelerinden dolayı asli ve eşit derecede kusurlu oldukları,
c) Kovuşturma evresinde alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 05.07.2022 tarihli raporunda; sanığın yönetimindeki otomobil ile alkollü vaziyette seyri sırasında yola gereken dikkatini vermediği, görüşün kısıtlı olduğu virajlı mahalde kaza yerine yol ve mahal şartlarının çok üzerinde bir hızla yaklaştığı, dikkatsiz ve kontrolsüz şekilde seyredip karşıdan karşıya geçiş yapan ölen yayalara önlemsiz şekilde çarptığı, çarpmanın ardından direksiyon hakimiyetini kaybedip yol dışında park halindeki çekiciye çarptığı gözetildiğinde, kazanın oluşumunda asli derecede kusurlu olduğu, karşıdan karşıya geçiş yapan yayaların da mahallin yerleşim yeri dışı olduğunu göz önünde bulundurup yaklaşan araçların varlığını dikkate alarak, kendi can güvenlikleri açısından kontrollü şekilde ve en kısa sürede karşıya geçişlerini tamamlaması gerekirken buna yeterince riayet etmeyip, kendi ölümleri ile neticelenen olayda ayrı ayrı asli derecede kusurlu oldukları,
Belirtilmiştir.
-
İlk Derece Mahkemesince, kusur durumuna ilişkin raporlara itibar edilip, kazanın oluşumunda sanığın ve ölen yayaların asli derecede kusurlu oldukları, ayrıca, "...Sanığın aşırı hızlı şekilde aracını kullandığı, yasal limitin üzerinde 143,9 promil alkol aldığı, bu haldeyken aracını kullandığı, seyir halindeyken ve kazadan hemen öncesinde cep telefonuyla yazıştığı, sanığın yoldan yayaların geçebileceğini, ileride üniversite olduğunu, yerleşim yerinin henüz sonlanmadığını bildiği halde kaza yapabileceğini, birilerinin yaralanıp ölebileceğini öngörmesine rağmen kendisine güvenerek, aldırış etmeyerek seyrine devam ettiği, bahse konu ve davranış ve eylemlerin taksirden daha yoğun derecede bulunan bilinçli taksir halini oluşturduğu..." biçimindeki gerekçelerle sanığın bilinçli taksirle hareket ettiği kabul edilerek, iki kişinin ölümünden dolayı sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrasında tanımı yapılan taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
-
İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kurulan mahkûmiyet hükmünde, "Sanığın taksire dayalı kusurunun ağırlığı, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı" biçimindeki gerekçelerle temel ceza alt sınırdan uzaklaşılıp 7 yıl hapis cezası olarak belirlenmiş, suçun bilinçli taksirle işlenmesinden dolayı hükmolunan cezada "Sanığın aynı anda hem hızlı hem alkollü olarak ... kullanıp aynı zamanda cep telefonuyla da yazışmaya devam etmesi karşısında bilinçli taksir oluşturan eylemlerindeki yoğunluk" biçimindeki gerekçelerle 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdîren (1/2) oranında artırım yapılarak, sonuç ceza 10 yıl 6 ay hapis cezası olarak tayin edilmiş, sanığın taksire dayalı kusur durumu ve verilen hapis cezasının süresi gözetilerek sanığın sürücü belgesinin 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca takdîren 2 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiş, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş süreler 5237 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığa hükmolunan hapis cezasından indirilmiş, mahkûmiyet hükmü kurulması hâlinde lehine olan kanun maddelerinin uygulanmasını talep eden sanık hakkında "Sanığın olaydan sonraki davranışları, verilecek cezanın geleceği üzerindeki olası etki" gerekçesiyle 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesi takdîren uygulanmamış, hükmedilen sonuç ceza gözetildiğinde, diğer kişiselleştirme kurumları olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve hapis cezasının adlî para cezası seçenek yaptırımına ya da diğer seçenek tedbirlere çevrilmesi hükümlerinin yasal engelden dolayı uygulanamayacağı sonucuna varılmıştır.
-
Sanığın, adlî sicil kaydı ve resmî nüfus kayıt örneği dava dosyasında mevcut olup, kaza tarihinde 27 yaşını doldurduğu ve sabıkasız olduğu anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda bir isabetsizlik görülmediği; sanığın sınıfı belirtmeden sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilmesi biçiminde tespit edilen hukuka aykırılığın ise 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümdeki sanığın sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin bölümde yer alan "sanığa Uşak Emniyet Müdürlüğünden verilme" ibarelerinden sonra gelmek üzere hükme "B ve D1 sınıfı," ibarelerinin eklenmesine karar verilmek suretiyle İlk Derece Mahkemesinin kararındaki hukuka aykırılığın düzeltildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Eksik İncelemeye ve Kusur Durumuna İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
Dosyada mevcut 31.05.2022 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağı, 30.05.2022 tanzim tarihli olay yeri inceleme raporu, kaza öncesine ve kaza sonrasına ilişkin görüntülerin çözümüne dair kolluk görevlilerince düzenlenen 30.05.2022 ve 31.05.2022 tarihli CD ön inceleme tutanakları, kazanın akabinde tanık ... tarafından çekilen görüntüler, olayın gerçekleşme şekli ile tarafların taksirli davranışlarını dosyada mevcut delil durumuna uygun ve teknik verilere dayalı olarak açıklayan 07.06.2022 tarihli bilirkişi raporu ile Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 05.07.2022 tarihli raporu birbirleriyle uyumlu olup, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar yeterince açıklığa kavuştuğu durumda artık yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmadığı da gözetildiğinde, sübuta yönelik gerekli araştırma ve incelemelerin yapıldığı, dava dosyasının tekemmül ettirildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, bu bağlamda maddî sorunun isabetli bir şekilde tespit edilerek, kazanın meydana geliş nedeni kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanıp, kazaya etken kusurlu davranışların sanık ve ölen yayalar tarafından gerçekleştirildiğinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılanlar ... vekilinin eksik incelemeye ve kusur durumuna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde bu nedenlere dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Suç Vasfına İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
Başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları Olay ve Olgular başlığı altında (A 1) paragrafında ayrıntılı olarak açıklanan somut olayda; kazadan yaklaşık 1 saat 8 dakika sonra alınan numuneye göre kanında 1,439 miligram / desilitre 143,9 promil alkol (etanol) olduğu belirlenen ve kandaki alkol oranının her saat için ortalama 0,15 promil azaldığına dair Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulunun raporlarında yer alan yerleşmiş kabulüne göre olay anındaki alkol düzeyi yaklaşık 1,60 promil olan sanığın, güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olmasına rağmen direksiyon başına geçip, yönetimindeki otomobili azami hız limitinin 50 kilometre / saat olarak belirlendiği mahalde yasal hız sınırının çok üzerinde 180 kilometre hızla ve seyir hâlindeyken iletişim kurduğu arkadaşının hızını azaltması yönündeki uyarılarını dikkate almayıp, kendi rekorunu kırmak amacıyla süratlice sürmeye devam ettiği, sürüşle ilgili becerilerinde azalma olduğu ve bu hâli ile yaralama ya da ölüme neden olabileceğini öngördüğü hâlde önceki tecrübelerinin olumsuz neticelenmemesine olan güveni sebebiyle ölüm veya yaralanma ile neticelenebilecek kazayı önleyebileceğine güvendiği, böyle bir zanla objektif dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek, asli kusurlu olarak meydana getirdiği kaza sonucunda iki yayanın ölümüne neden olduğu, bununla birlikte 07.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere son anda sağa direksiyon manevrası yapıp, frene basarak, çarpışmayı önlemeye çabaladığı, meydana gelen sonucu kabullenmediği ve arzulamadığı, bu nedenle olası kastın uygulanma koşullarının oluşmadığı, gerçekleşmesini istemediği ancak öngördüğü sonucun meydana gelmesini engelleyecek şekilde objektif özen yükümlülüğüne uygun davranmayan sanığın iki kişinin ölümüne neden olma eyleminde bilinçli taksirle hareket ettiği; sonuç olarak sanığın eylemine uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin ve katılanlar vekillerinin suç vasfına ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Ceza Miktarına İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
-
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12 833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı Kanun'un "Taksir" başlıklı 22 nci maddesinin dördüncü ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkralarında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi ve temel ceza belirlenirken kasıtlı suçlarda uygulanması mümkün olan 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki "suçun işlenmesinde kullanılan araçlar", (f) bendindeki "failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı" ve (g) bendindeki "failin güttüğü amaç ve saik" ölçütlerine dayanılmaması gerekir.
-
Ayrıca, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." biçimindeki düzenleme uyarınca işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında orantı bulunması, böylece suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımın haklı ve ölçülü olması gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır.
-
Öte yandan, taksirli suçlarda, bilinçli taksir söz konusu olduğunda, 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca hükmedilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılacak olup, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.01.2019 tarihli ve 2017/12 701 Esas, 2019/6 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; bu durumda, hâkim somut olayın özelliklerini de gözeterek, bilinçli taksir oluşturan hâlin, niteliği, gerçekleştirilme şekli ve sayısı gibi kriterlere göre bir değerlendirme yapıp, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen orantılılık ilkesine de aykırı düşmeyecek şekilde artırım oranını belirlemelidir.
-
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; asli kusurlu olarak iki kişinin ölümüne neden olan sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası tayin ve takdir etmek durumunda olan İlk Derece Mahkemesince, "Sanığın taksire dayalı kusurunun ağırlığı, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı" biçimindeki biçimindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçelerle temel cezanın 7 yıl hapis cezası olarak belirlenmesinin, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı, hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun olduğu; ayrıca "Sanığın aynı anda hem hızlı hem alkollü olarak ... kullanıp aynı zamanda cep telefonuyla da yazışmaya devam etmesi karşısında bilinçli taksir oluşturan eylemlerindeki yoğunluk" biçimindeki gerekçelerle temel cezada üçte birden yarıya kadar artırım öngören 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (1/2) oranında artırım yapılmasının isabetli ve orantılılık ilkesine de uygun olduğu anlaşıldığından, sanık müdafiinin ve katılanlar vekillerinin ceza miktarına ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde bu nedenlere dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.
D. Diğer Temyiz Sebepleri Yönünden
-
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin ve katılanlar vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
-
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.03.2022 tarihli ve 2018/16 366 Esas, 2022/146 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesi takdîren uygulanmamasına karar verilirken gösterilen "verilecek cezanın geleceği üzerindeki olası etki" ifadesinin takdiri indirimin uygulanmamasına gerekçe olarak gösterilemeyeceğinin; zira suçlunun ıslahını ve bir daha suç işlememesini amaçlayan ceza adalet sisteminin ön yargılı bir yaklaşımı benimsemiş olamayacağının ve bu gerekçenin ancak cezada indirim yapılması hâlinde uygulanabileceğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de gösterilen diğer gerekçeye ve dosya kapsamına göre hükme etki edecek nitelikte olmadığı tespit edilen hukuka aykırılığa işaret edilmekle ve belirtilen husus eleştiri konusu yapılmakla yetinilmiştir.
-
Dairemizin istikrar kazanan kararlarında vurgulandığı üzere; sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilirken, sanığa ait sürücü belgesinin sınıfının belirtilmesi, kazaya karışan aracı sürme yetkisi veren sınıf ile sınırlı olarak sürücü belgesinin geri alınması gerekirken, sanığın, (B), (B1), (D1), (F), (M) sınıfı ehliyetinin bulunması ve yargılamaya konu trafik kazasını yönetimindeki otomobil ile yapması nedeniyle Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Sürücü Belgelerinin Sınıfları" başlıklı 75 inci maddesi uyarınca otomobil kullanacaklara verilen (B) sınıfı ile sınırlı olarak sanığın sürücü belgesinin geri alınması yerine 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrasının amacına aykırı şekilde İlk Derece Mahkemesince sanığın sınıfı belirtmeden sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilmesi biçiminde tespit edilen hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanığın (B) sınıfı sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilmek suretiyle İlk Derece Mahkemesinin kararındaki hukuka aykırılığın düzeltilmesi ile yetinilmesi yerine sanığın minibüs kullanacaklara verilen (D1) sınıfı sürücü belgesinin de geri alınmasına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş olup, bu durum, 5271 sayılı Kanun'un "Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek hâller, hukuka aykırılığın düzeltilmesi" başlıklı 303 üncü maddesinde sayılan hâller arasında gösterilmemiş ise de Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.02.2020 tarihli ve 2017/2 1047 Esas, 2020/117 Karar sayılı kararında yer alan; "... Diğer taraftan, karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinde dokuz bent hâlinde sayılan hâller arasında yer almayan bir hukuka aykırılığın giderilmesinin söz konusu olduğu durumlarda, istisnai ve sınırlayıcı hükümler içeren bu maddenin genişletilmesinin mümkün olmadığı ileri sürülebilir ise maddi ceza hukukunun aksine usul hukukunda kıyasın mümkün olduğu gözetilip; davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu düzenleyen Anayasanın 141. maddesinin dördüncü fıkrası ile usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmaların kanun hükmünde olduğunu hüküm altına alan 90. maddesinin 1 ve 5. fıkraları ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 'Adil yargılanma hakkı' başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen makul sürede yargılanma ilkesi üst norm olarak dikkate alındığında bahsi geçen hukuka aykırılıklar yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 1412 sayılı CMUK'nın 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesine göre Yerel Mahkeme hükmünün düzeltilmek suretiyle onanması mümkündür..." şeklindeki açıklamalar dikkate alındığında sanığın minibüs kullanacaklara verilen (D1) sınıfı sürücü belgesinin geri alınması biçiminde tespit edilen hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (D) bendinin (3) numaralı paragrafında açıklanan nedenle sanık müdafiinin ve katılanlar vekillerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 08.03.2023 tarihli ve 2023/501 Esas, 2023/617 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği Bölge Adliye Mahkemesinin kararının hüküm fıkrasının sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin bölümünde yer alan "B ve D1 sınıfı," ibarelerinin "(B) sınıfı" ibareleri ile değiştirilmesi suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Uşak 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.09.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:38:53