Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

12. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/453

Karar No

2023/2410

Karar Tarihi

5 Temmuz 2023

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

SAYISI: 2022/5213 E., 2022/4945 K.

SUÇ: Taksirle öldürme

HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

  1. Edirne 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.11.2022 tarihli ve 2022/287 Esas, 2022/334 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir.

  2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 26.12.2022 tarihli ve 2022/5213 Esas, 2022/4945 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanlar vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

  3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 31.01.2023 tarihli ve 2023/7889 sayılı Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A. Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri

Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; temel cezanın üst sınırdan belirlenmesi gerektiğinin gözetilmediğine, sanığın sabıkası dikkate alınmadan yasal ve yeterli olmayan gerekçelere dayalı olarak sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulandığına ve vesaire ilişkindir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; hatalı sollama yaparak kazanın meydana gelmesine neden olan ... sürücüsü belirlenip, ölen sürücünün de kusurlu olduğu gözetilerek, olay yerinde keşif yapıldıktan ve kusur durumuna ilişkin yeniden rapor alındıktan sonra sanığın hukukî durumunun tartışılması ve beraatine karar verilmesi gerekirken, adil yargılanma hakkını ihlâl edecek şekilde eksik araştırma ve inceleme neticesinde sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğuna, temel cezanın yasal ve yeterli gerekçeye dayanılmaksızın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlendiğine, sanık lehine olan kanun maddelerinin ve bu bağlamda 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması gerektiğine ve vesaire ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

  1. İlk Derece Mahkemesince, 23.03.2022 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağı ve tutanakta yer alan kaza yeri krokisi, Keşan İlçe Jandarma Komutanlığı'nın 04.04.2022 tarihli yazısı ekindeki olay yeri inceleme raporu ile olay yeri krokisi, 23.03.2022 tarihli olay yeri görgü tespit tutanağı ile olay yeri inceleme tutanağı, kaza anına ilişkin kayıt kamera cihazı bulunamadığına dair kolluk görevlilerince düzenlenen 23.03.2022 tarihli tutanak, sanık ile ölen sürücünün alkollü olup olmadığını tespite yönelik Adli Tıp Kurumu Kimya İhtisas Dairesi Acil Toksiloji Şubesinin 21.04.2022 ve 28.04.2022 tarihli raporları, Keşan İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün 29.04.2022 ve 24.06.2022 tarihli yazıları ekindeki sanık sürücüye ait sürücü belgesi bilgileri, ölen sürücünün ölüm sebebinin tespitine ilişkin Keşan Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 23.03.2022 tarihli ölü muayene tutanağı, mağdur yolcunun sağlık durumuna ilişkin Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 29.04.2022 tarihli kesin rapor, soruşturma evresinde trafik polisi bilirkişi tarafından hazırlanan 01.06.2022 tarihli bilirkişi raporu olmak üzere dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede;

Sanık sürücü ...'ın, sevk ve idaresindeki ticari otomobil (taksi) ile 23.03.2022 tarihinde saat 08.25 sıralarında, açık havada, gündüz vakti, azami hız limitinin 90 kilometre/saat olarak belirlendiği yerleşim yeri dışında, platform genişliği 11 metre olan iki yönlü, her biri 3 metre genişliğindeki iki şeritli, asfalt kaplama, yüzeyi kuru, yatay güzergâhı düz, düşey güzergâhı eğimsiz, görüşe engel bir durumun ve yol sorununun bulunmadığı il kara yolunda, Keşan istikametinden ... istikametine beyanına göre 100 kilometre hızla seyir hâlindeyken, yönetimindeki aracın sağ yan kısımlarının gidiş istikametine göre yolun sağ tarafındaki demir bariyerlere çarpması akabinde karşı yön taşıt trafiğine ayrılmış şeride geçerek, direksiyon hâkimiyetini kaybettiği taksinin sol ön kısımlarının kendi şeridinde ilerleyen sürücü ...'nin yönetimindeki otomobilin sol ön kısımlarına çarpması neticesinde alkolsüz otomobil sürücüsü ...'nin iç kanama sonucu dolaşım ve solunum sisteminin durmasından dolayı olay yerinde öldüğü, ölen sürücünün idaresindeki otomobilin ön yolcu koltuğunda oturan babası ...'ın ise hayat fonksiyonlarını ağır (5.) derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak ve yaşamını tehlikeye sokacak şekilde yaralanarak sanıktan şikâyetçi olduğu, araçların hızı ve fren izi uzunluğuna ilişkin herhangi bir belirleme yapılmadığı, adli soruşturma kapsamında aynı gün saat 09.10'da alınan numuneye göre sanığın kanında 223 miligram / desilitre alkol (etanol) bulunduğunun belirlendiği, ayrıca, sanığın, (B), (B1), (D1), (F), (M) sınıfı sürücü belgesinin mevcut olduğunun ve sürücü belgesinin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) "Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi altında ... sürme yasağı" başlıklı 48 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince 16.08.2021 tarihinden 16.02.2022 tarihine kadar 6 ay süre ile geri alındığının tespit edildiği, olayın başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçlarının bu şekilde gerçekleştiği kabul edilmiştir.

  1. Katılanlar ... ve ...; ölen sürücünün babası ve annesi olan şikâyetçi mağdur ... ile şikâyetçi ...'in duruşmanın 07.10.2022 tarihli ilk oturumunda taleplerine uygun olarak davaya katılmalarına karar verilmiş; katılan mağdur ... istinabe mahkemesinin 28.09.2022 tarihli duruşmasında alınan ifadesinde; "... Olay günü biz Suluca'dan Keşan'a doğru gelmekteydik. Aracı ... kullanıyordu. Bende ön tarafta oturmaktaydım. Karşıdan bir ... geliyordu. Çok süratliydi. Üzerimize doğru geliyordu. Ne olduğunu anlayamadım. ... bizim arabaya çarptı. Bizde kaçacak yer bulamayınca bariyerlere çarptık. ... olduğu yerde ölmüş. Bende göbeğime kadar sıkışmıştım. Sonra bir baktım etrafta insanlar dolu galiba sanık alkollüymüş. Biz bunu sonradan öğrendik. Zararımız karşılanmamıştır. Sanıktan şikayetçiyim, kamu davasına katılmak istiyorum... ... aracın geldiğini görünce kaçmak istedi ancak yan tarafta bariyer vardı. Biz bariyere çarptık. Ben ...'nin fren yapıp yapmadığını göremedim. Çünkü bende korkmuştum, benim kaza olayı yaşanmadan önce herhangi bir böbrek rahatsızlığım yoktu, tedavi de görmedim." şeklinde kazanın oluş şekli ile sonuçlarına ilişkin anlatımda bulunmuş; ayrıca aynı duruşmada hazır bulunan ölenin ağabeyleri ... ile ...; "... ... ayağından engelliydi. Sol ayağı protezdi. ...'nin aracı engelli aracı değildi. ...'nin engelli ehliyeti yoktu. Ayrıca ... annemizin abisinin torunu olmaktadır." biçiminde beyanda bulunmuşlar, ölenin annesi katılan ... ise kazayla ilgili görgüye dayalı bilgisinin bulunmadığını ifade etmiştir.

  2. Sanık ...; ticari taksi şöförü olup, 23.03.2022 tarihinde gece saat 01.00 sıralarında bir gece kulübünde alkol aldığını ve araçta bir müddet uyuyup bilinci yerine geldikten sonra saat 08.00 sularında gezmek için direksiyon başına geçtiğini, yönetimindeki taksi ile seyir hâlindeyken, füme renkli bir aracın sollama yapıp, karşı yön taşıt trafiğine ayrılmış şeride ve karşı yönden gelen ölen sürücünün bu araca çarpmamak için kendi şeridine geçmesi üzerine kazayı önlemek için sağa direksiyon manevrası yapmasına rağmen bariyerlere sürttüğünü ve kendi şeridinde meydana gelen kazaya engel olamadığını, şerit ihlâli yapmadığını ve kusurunun bulunmadığını beyanla üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir.

  3. Kusur durumuna ilişkin olarak;

a) 23.03.2022 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağında; sanığın, 2918 sayılı Kanun'un "Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller" başlıklı 84 üncü maddesindeki "Şeride tecavüz etme" kuralını ihlâl etmesi nedeniyle asli ve tam kusurlu olduğu, sol bacağı protez ve sadece otomatik vitesli araçları kullanabilme yeterliliği bulunan sürücü belgesine sahip ölen sürücünün ise idaresindeki manuel vitesli otomobille karıştığı kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığı,

b) Soruşturma evresinde trafik polisi bilirkişi tarafından hazırlanan 01.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda; sanığın, 2918 sayılı Kanun'un "Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi altında ... sürme yasağı" başlıklı 48 inci maddesindeki "Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda ... sürmeleri yasaktır." ve aynı Kanun'un "Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller" başlıklı 84 üncü maddesindeki "Şeride tecavüz etme" kurallarını ihlâl etmesi nedeniyle asli ve tam kusurlu olduğu, sol bacağı protez ölen sürücünün ise kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığı,

Belirtilmiştir.

  1. İlk Derece Mahkemesince, kusur durumuna ilişkin rapora itibar edilip, kazanın oluşumunda sanığın asli ve tam kusurlu olduğu, ayrıca, kaza anında güvenli sürüş yeteneğini olumsuz olarak etkileyecek ölçüde alkollü olan sanığın bilinçli taksirle hareket ettiği kabul edilerek, bir kişinin ölümü ve bir kişinin nitelikli şekilde yaralanmasından dolayı sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrasında tanımı yapılan taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

  2. İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kurulan mahkûmiyet hükmünde, "Suçun işleniş biçimi, suçun konusunun önem ve değeri, kusur durumu" biçimindeki gerekçelerle temel ceza alt sınırdan uzaklaşılıp 6 yıl hapis cezası olarak belirlenmiş, suçun bilinçli taksirle işlenmesinden dolayı "alkol promil miktarına göre" hükmolunan cezada 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdîren (1/2) oranında artırım ve "Sanığın adli sicil kaydına yansıyan geçmişi, cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları" biçimindeki gerekçelerle 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren (1/6) oranında indirim yapılarak, sonuç ceza 7 yıl 6 ay hapis cezası olarak tayin edilmiş, sanığın kusur durumu dikkate alınarak sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiş, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş süreler 5237 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığa hükmolunan hapis cezasından indirilmiş, sanık hakkında hükmedilen sonuç ceza gözetildiğinde, diğer kişiselleştirme kurumları olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve hapis cezasının adlî para cezası seçenek yaptırımına ya da diğer seçenek tedbirlere çevrilmesi hükümlerinin yasal engelden dolayı uygulanamayacağı sonucuna varılmıştır.

  3. Sanığın, adlî sicil kaydı ve resmî nüfus kayıt örneği dava dosyasında mevcut olup, kaza tarihinde 29 yaşını doldurduğu ve daha önce 2,61 promil alkollü olarak sevk ve idare ettiği aracın direksiyon hâkimiyetini kaybederek, tek taraflı trafik kazasına neden olmasından dolayı hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği anlaşılmıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

A. Eksik İncelemeye ve Kusur Durumuna İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden

Dosyada mevcut 23.03.2022 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağı, Keşan İlçe Jandarma Komutanlığı'nın 04.04.2022 tarihli yazısı ekindeki olay yeri inceleme raporu, 23.03.2022 tarihli olay yeri görgü tespit tutanağı ile olay yeri inceleme tutanağı, olayın gerçekleşme şekli ile sanığın taksirli davranışını dosyada mevcut delil durumuna uygun ve teknik verilere dayalı olarak açıklayan 01.06.2022 tarihli bilirkişi raporu ve katılan mağdur ...'ın beyanları birbirleriyle uyumlu olup, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar yeterince açıklığa kavuştuğu durumda artık yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmadığı da gözetildiğinde, sübuta yönelik gerekli araştırma ve incelemelerin yapıldığı, dava dosyasının tekemmül ettirildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, bu bağlamda maddî sorunun isabetli bir şekilde tespit edilerek, kazanın meydana geliş nedeni kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanıp, kazaya etken davranışın sanık tarafından gerçekleştirildiğinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin eksik incelemeye ve kusur durumuna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde bu nedenlere dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Ceza Miktarına İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden

  1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12 833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı Kanun'un "Taksir" başlıklı 22 nci maddesinin dördüncü ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkralarında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi ve temel ceza belirlenirken kasıtlı suçlarda uygulanması mümkün olan 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki "suçun işlenmesinde kullanılan araçlar", (f) bendindeki "failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı" ve (g) bendindeki "failin güttüğü amaç ve saik" ölçütlerine dayanılmaması gerekir.

  2. Ayrıca, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." biçimindeki düzenleme uyarınca işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında orantı bulunması, böylece suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımın haklı ve ölçülü olması gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır.

  3. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; tam kusurlu olarak bir kişinin ölümüne ve bir kişinin nitelikli şekilde yaralanmasına neden olan sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası tayin ve takdir etmek durumunda olan İlk Derece Mahkemesince, "Suçun işleniş biçimi, suçun konusunun önem ve değeri, kusur durumu" biçimindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçelerle temel cezanın 6 yıl hapis cezası olarak belirlenmesinin, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı, hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun olduğu anlaşıldığından, katılanlar vekilinin ve sanık müdafiinin temel ceza miktarına ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.

  4. Ancak, başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları Olay ve Olgular başlığı altında (A 1) paragrafında ayrıntılı olarak açıklanan somut olayda; kazadan yaklaşık 50 dakika sonra alınan numunenin incelenmesi sonucunda kanında 223 miligram / desilitre alkol (etanol) bulunduğu belirlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere olay anındaki alkol düzeyi yaklaşık 2,37 promil olan sanığın, tam kusurlu olarak neden olduğu trafik kazasında bilinçli taksirle hareket ettiği sabit ise de, bilinçli taksir oluşturan hâlin güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olarak ... kullanmaktan ibaret olduğu, bu durumda, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.01.2019 tarihli ve 2017/12 701 Esas, 2019/6 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; somut olayın özellikleri de gözetilerek, bilinçli taksir oluşturan hâlin, niteliği, gerçekleştirilme şekli ve sayısı gibi kriterlere göre bir değerlendirme yapılıp, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki orantılılık ilkesine de aykırı düşmeyecek şekilde artırım oranı belirlenmesi gerekirken, "alkol promil miktarına göre" biçimindeki yetersiz gerekçelerle üst sınırdan (1/2) oranında artırım yapılmasının isabetsiz ve orantılılık ilkesine de aykırı olduğu anlaşıldığından, sanık müdafiinin hükmolunan ceza miktarına ve bu bağlamda bilinçli taksir artırım oranına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmüş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmuştur.

C. Takdirî İndirim Nedenlerinin Uygulanmasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden

  1. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.11.2019 tarihli ve 2018/14 521 Esas, 2019/635 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kıstaslar, 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında, "...failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar..." şeklinde, uygulamada hâkimi sınırlayıcı değil yol gösterici nitelikte ve örnekseme yoluyla gösterilmiş; ancak, karar tarihinden önce, anılan fıkrada değişiklik yapılarak, takdirî indirim nedenleri tahdidi hâle getirilmiş ve takdirî indirim nedenlerinin uygulama alanı daraltılmıştır.

  2. 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin, 27.05.2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1 inci maddesi ile değişik ikinci fıkrasında, takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kriterler, "... failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri..." şeklinde sınırlı olarak sayılmış, ayrıca, duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışların, takdirî indirim nedeni olarak dikkate alınamayacağı ve takdirî indirim nedenlerinin kararda gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

  3. Ancak, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında 7406 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi ile yapılan değişiklikten önce de, takdirî indirim nedenlerinin varlığına ya da yokluğuna ilişkin kararların gerekçeli olması gerektiği; zira, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli yazılmasının zorunlu olduğu, takdirî indirim nedenlerinin uygulanmasına veya uygulanmamasına dair gerekçelerin hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygunluğunun Yargıtay denetimine tabi olacağı istikrar kazanan yargısal kararlarda vurgulanmıştır.

  4. Gerekçe; verilen hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun olarak izah edilmesidir. Kanunî ve yeterli olmayan, dava dosyası içeriğine uymayan bir gerekçeyle karar verilmesi, kararın, kanunî bir gerekçeye dayanmaması nedeniyle hem kanun koyucunun amacına uygun düşmeyecek hem de tarafları tatmin etmeyerek keyfîliğe yol açacaktır.

  5. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; daha önce 2,61 promil alkollü olarak sevk ve idare ettiği aracın direksiyon hâkimiyetini kaybederek, tek taraflı trafik kazasına neden olmasından dolayı hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen ve sürücü belgesinin 2918 sayılı Kanun'un "Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi altında ... sürme yasağı" başlıklı 48 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince 16.08.2021 tarihinden 16.02.2022 tarihine kadar 6 ay süre ile geri alındığı tespit edilen sanığın, fiilden sonra ve yargılama sürecinde pişmanlığını samimi olarak gösterdiği davranışların somut dayanakları da denetime olanak verecek şekilde açıklanmadan, "Sanığın adli sicil kaydına yansıyan geçmişi, cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları" biçimindeki kanunda yer alan ibarelerin tekrarına dayalı yetersiz ve soyut gerekçelerle sanık hakkında takdirî indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından, katılanlar vekilinin takdirî indirim nedenlerinin uygulanmasına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmüş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmuştur.

D. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması, Erteleme ve Hapis Cezasının Adlî Para Cezası Seçenek Yaptırımına Çevrilmesi Hükümlerinin Uygulanmamasına İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden

5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği, 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmuş ve altmışbeş yaşını bitirmemiş olanların iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilmeleri hâlinde cezalarının ertelenebileceği ve aynı Kanun'un 50 nci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan "Taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza, diğer koşulların varlığı halinde, birinci fıkranın (a) bendine göre adlî para cezasına çevrilebilir. Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir halinde uygulanmaz." şeklindeki düzenleme uyarınca bilinçli taksirle işlenen suçtan dolayı hükmolunan uzun süreli hapis cezasının adlî para cezası seçenek yaptırımına çevrilemeyeceği dikkate alındığında, yapılan yargılama sonunda 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında, sözü geçen kişiselleştirme kurumlarının yasal engelden dolayı uygulanamayacağı anlaşıldığından, sanık müdafiinin sanık lehine olan kanun maddelerinin ve bu bağlamda 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması gerektiğine ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde bu nedenlere dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.

E. Diğer Temyiz Sebepleri Yönünden

  1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

  2. Ancak, sanığın, (B), (B1), (D1), (F), (M) sınıfı ehliyetinin bulunması ve yargılamaya konu trafik kazasını yönetimindeki otomobil ile yapması nedeniyle Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Sürücü Belgelerinin Sınıfları" başlıklı 75 inci maddesi uyarınca otomobil kullanacaklara verilen (B) sınıfı ile sınırlı olarak sanığın sürücü belgesinin geri alınması gerekirken, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrasının amacına aykırı şekilde sanığa ait sürücü belgesinin sınıfı belirtilmeden geri alınmasına karar verildiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin diğer temyiz sebepleri bu kapsamda yerinde görülmüş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmuştur.

V. KARAR

Gerekçe bölümünün (B) bendinin (4) numaralı, (C) bendinin (5) numaralı, (E) bendinin (2) numaralı paragraflarında açıklanan nedenlerle sanık müdafii ile katılanlar vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 26.12.2022 tarihli ve 2022/5213 Esas, 2022/4945 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Edirne 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.07.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

karartemyizhukukîtaksirletevdiinesüreçv.olgulargerekçesebepleriöldürmebozulmasına

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:43:23

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim