Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/3386
2023/2406
4 Temmuz 2023
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2022/338 Esas, 2022/582 Karar
SUÇ: Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 21/12/2022 tarihli, 2022/7908 Esas ve 2022/10402 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06/04/2023 tarihli ve KD 2023/31374 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
02 Ağustos 2022 tarih, 31911 sayılı Resmî Gazete yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 21.4.2022 tarih, 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı ilamı ile 7188 Sayılı Kanun'un 31. maddesi ile 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na eklenen geçici 5. maddesinin 1.d bendinde yer alan "...01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile ... uygulanmaz..." hükmünün "...kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış..." ibaresinin "...seri muhakeme usulü..." yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, sanığın üzerine atılı bulunan trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 21/12/2022 tarihli, 2022/7908 Esas ve 2022/10402 Karar sayılı kararının, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra olduğundan bahisle sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan, Seri Muhakeme Usulünün uygulanmaması sebebiyle onama ilamının kaldırılmasına ve hükmün bozulmasına karar verilmesi talebine ilişkindir.
II. GEREKÇE
1.05/12/2015 günü sanığın 4.24 promil alkollü vaziyette aracı ile seyir halindeyken maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiği olayda,
Bartın Cumhuriyet Başsavcılığının 14/12/2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan kamu davası açılması üzerine Bartın 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 25/03/2016 tarihli ve 2015/1190 Esas ve 2016/355 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanunun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası delaletiyle ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a),(c),(d),(e) bentleri ve 58 inci maddesinin altı fıkrası gereğince 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
2.Sanığın temyizi üzerine Yargıtay 12.Ceza Dairesinin 26/01/2022 tarihli ve 2020/5819 Esas, 2022/697 Karar sayılı ilâmıyla; basit yargılama hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verildiği ve Bartın 1.Asliye Ceza Mahkemesinin,16/06/2022 tarihli ve 2022/338 Esas, 2022/582 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında basit yargılama usulü hükümlerinin tartışılarak uygulanmamasına karar verildiği ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan, 5237 sayılı Kanunun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası delaletiyle ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları ve 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
Bu kararın yeniden temyizi üzerine Yargıtay 12.Ceza Dairesinin, 21/12/2022 tarihli ve 2022/7908 Esas, 2022/10402 Karar sayılı ilamı ile kararın onanmasına karar vermiştir.İlamın infaz edildiği Bartın Cumhuriyet Başsavcılığının infaz hususuna ilişkin yazısı üzerine Bartın 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 17/02/2023 tarihli, 2022/338 Esas ve 2022/582 Karar sayılı ek kararı ile kararın infazının durdurulmasına, Anayasa Mahkemesinin 02.08.2022 tarihli, 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 Sayılı Kanuna 17.10.2019 tarih ve 7188 Sayılı Kanunun 31 inci maddesi ile eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan kovuşturma aşamasına geçilmiş, hükme bağlanmış ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiğinden infaz edilmekte olan ilama konu suçun seri yargılama usulüne tabi olması sebebiyle, 5271 sayılı Kanunun 308 inci maddesi kapsamında itiraz yoluna gidilmesi talep edilmiştir.
3.17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun ile ceza muhakemesi sistemimize seri muhakeme usulü adıyla yeni bir düzenleme getirilmiş olup seri muhakeme usulü 5271 sayılı Kanun’un 250 nci maddesinde düzenlenmiştir. Seri muhakeme usulü, kanunda açıkça düzenlenen suçlarla sınırlı olmak üzere belirli şartlarda uygulanabilecek istisnai bir muhakeme yolu olarak öngörülmüş olup şüphelinin daha az bir yaptırım beklentisi ile bu usulün uygulanmasını kabul etmesi üzerine başlamaktadır. Bu usul bir tarafta şüpheli, diğer tarafta savcılık ile hüküm ve denetim olarak mahkemenin bulunduğu bir süreci ifade etmektedir. Bu yeni usul, belirli bir önem derecesinin altındaki suçlarda muhakeme sürecinin formalitelerden arındırılmasını ve kısaltılmasını, işlenen suçlara kısa süre içinde etkili ve orantılı bir karşılık verilerek, bozulan kamu düzenini yeniden sağlanmasını amaçlamaktadır.
4.Seri muhakeme usulü, Kanun’da açıkça düzenlenen suçlarla sınırlı olmak üzere belirli şartlarda uygulanabilecek istisnai bir muhakeme yolu olarak öngörülmüştür. Seri muhakeme usulünün uygulanması için Kanunun 250 nci maddesindeki şartların gerçekleşmesi gerekir. Anılan maddenin birinci fıkrasında; aynı fıkranın (a), (b), (c), (d) ve (e) bentlerinde sayılan katalog suçlarla ilgili olarak yürütülen soruşturma evresinin sonunda kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmediği takdirde söz konusu usulün uygulanacağı belirtilmiştir.
Maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarına göre Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri seri muhakeme usulü hakkında şüpheliyi bilgilendirir; Cumhuriyet savcısı tarafından anılan usulün uygulanması şüpheliye teklif edilir ve şüphelinin müdafii huzurunda teklifi kabul etmesi hâlinde bu usul uygulanır.
Maddenin dördüncü numaralı fıkrasında ise seri muhakeme usulünün uygulanması durumunda Cumhuriyet savcısının 26.09. 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen hususları gözönünde bulundurarak, suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan ve şartları bulunduğu takdirde zincirleme suça ilişkin hükümler uygulandıktan sonra belirlenen cezadan yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı belirleyeceği hükme bağlanmıştır.
5.7188 sayılı Kanunun geçici 5 inci maddesinin (d) bendi ile bir usul hukuku kurumu olduğunda şüphe bulunmayan seri yargılama usulünün, kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış davalarda uygulanamayacağı belirtilmiştir. Böylece usuli bakımından farklı safhalardaki (kovuşturma evresindeki) davaların seri usul uygulanması amacıyla tekrar soruşturma evresine aktarılması önlenmek istenmiştir. 5271 sayılı Kanunun 250 nci maddesinde düzenlenen seri yargılama usulü uygulandığında iddianame düzenlenmemekte, bir kovuşturma yürütülmemektedir. Cumhuriyet Savcısı mahkemeden bu usulün uygulanmasını yazı ile talep etmekte, mahkeme uygun görmediği takdirde talebi reddedip genel hükümlere göre işlem yapılmak üzere dosyayı Cumhuriyet Savcısına iade etmektedir. Görüldüğü üzere seri muhakeme usulü tümüyle soruşturma evresine özgü, basitleştirilmiş, istisnai ve özel bir usul hukuku düzenlemesidir. Bu usule ilişkin kurallar, kapsam içindeki suçların unsurlarında veya ceza miktarında doğrudan bir değişiklik yapmamaktadır.
6.Anayasa’nın 141. maddesinin son fıkrasında “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir” denilmek suretiyle davaların makul bir süre içinde bitirilmesi gerekliliği açıkça ifade edilmiştir. Bu hak gereğince devlet, yargılamaların gereksiz yere uzamasını engelleyecek etkin çareler oluşturmak zorundadır. Ancak bu amaçla alınacak kanuni tedbirlerin ve öngörülen çarelerin yargılama sonucunda işin esasına yönelik adil ve hakkaniyete uygun bir karar verilmesine engel oluşturmaması gerektiği de tartışmasızdır.
7.Ceza muhakemesi hukukuna ilişkin yasaların zaman bakımından uygulanması “derhal uygulanma” prensibine dayanır. Burada amaç yeni yasanın yürürlük tarihinden itibaren açılacak davaların tüm aşamalarında olduğu kadar daha önce açılmış davaların henüz yapılmamış işlemlere uygulanmasıdır. Bunun yanında eski yasanın yürürlükte olduğu aşamada tamamlanmış işlemlerin geçerli sayılması hedeflenir. Ceza Muhakemesine ilişkin yürürlüğe giren yasanın sanığın lehine veya aleyhine olması önemli değildir. Bu bakımdan ceza muhakemesi yasaları ceza yasalarından farklı olup yeni yasa sanığın aleyhine de olsa uygulanır. Yargılama yasalarının zaman bakımından uygulanmasında genel ilke, yasa değişikliklerindeki geçici düzenlemelerde aksi belirtilmiş olmadıkça, derhal uygulama “hemen uygulama” ilkesi geçerlidir.
- Yasamanın asliliği ve genelliği ilkesi gereğince, adalet sisteminin verimli çalışması, makul sürede yargılanma hakkının gözetilmesi ya da onarıcı adalet anlayışlarına bağlı olarak genel yargılama yöntemlerine alternatif usullerin öngörülmesi her zaman mümkündür. Kanun koyucu bu tür kuralların yürürlükten önceki tarihli usul işlemlerine ve hatta kesinleşmiş uyuşmazlıklar bakımından da uygulanması konusunda tercihte bulunabilir. Bu tercihini kimi durumda uygulamayı kısıtlayıcı kural koymayarak da yapabilir. Öngörülen usul kuralının mahiyeti gereği belli usul aşamaları sonuçlanmış uyuşmazlıklarda yeni usulün uygulanmaması gerektiğini de kabul edebilir. Ceza normu ile yasaklanan fiilin haksızlık vasfını veya ilgili maddesinde öngörülen cezasını değiştirmeyip, bir usul kuralına bağlı olarak yaptırımı sanık lehine etkileyen kuralların geçmişe yürürlüğü bakımından başka bir kriterin uygulanması gerekmektedir. Bu kriterin, öngörülen yeni usul kuralının ceza soruşturması ve kovuşturması süreçlerindeki uygulanabilirliği olduğu değerlendirilmelidir. Bu açıdan, uygulanabilirlik kriterinin, öngörülen yeni usul kuralının mahiyetinden çıkartılması gerekir ki geçici 5 inci maddedeki bu kurala ilişkin Adalet Komisyonu gerekçesinde de ; ''genel hükümlere göre kovuşturma evresine başlanan dosyaların yine genel hükümlere göre sonuçlanması gerekmektedir.'' şeklinde vurgulanmıştır.
9.5271 sayılı Kanunun 250 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtildiği üzere, seri muhakeme usulünün uygulanabilmesi için Cumhuriyet savcısının veya kolluk görevlilerinin şüpheliyi bilgilendirmesinin gerektiği ve şüphelininde bu durumu kabul etmesi durumda usulün uygulanabileceği, soruşturma aşamasına özgü olarak işletilmesi ön görülen bir müessese olan seri muhakeme usulünün, bu aşamada uygulanmasının atlandığı durumlarda ise en geç bir hüküm kurulmadan evvel işletilmesi gerektiği aksi durumda kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış davalarda uygulanması ile anayasal düzenlemeye aykırı olarak yargılamaların gereksiz yere uzaması ve işin esasına yönelik adil ve hakkaniyete uygun bir karar verilmesine engel teşkil edilmesi söz konusu olacağından ve Anayasa Mahkemesi'nin, 02.08.2022 gün ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 21.04.2022 gün ve 2020/87 Esas, 2022/44 sayılı Kararı ile; 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan "...kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış..." ibaresinin "...seri muhakeme usulü..." yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması ve yargılama konusu suçun seri muhakeme usulüne tabi olması karşısında, sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddesinde düzenlenen seri muhakeme usulünün uygulanabilmesi için yerel mahkemece dosyanın Cumhuriyet başsavcılığı'na tevdi edilmesinde zorunluluk bulunması nedeni ile söz konusu lehe hüküm değerlendirme yapma görevinin Yerel mahkemelerde ve Cumhuriyet Başsavcılıklarında olduğu, Yargıtay’ın ise temyiz mahkemesi sıfatı ile bu konuda yetkili ve görevli olmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
III. KARAR
1.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE,
- 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 12. Ceza Dairesinin,
21/12/2022 tarihli ve 2022/7908 Esas, 2022/10402 Karar sayılı onama kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.07.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:44:51