Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/6735
2023/2331
22 Haziran 2023
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SUÇ: Taksirle öldürme
HÜKÜMLER: Sanıklar hakkında ilk derece mahkemesi mahkumiyet hükümlerinin
1 Sanıklar hakkında hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz taleplerinin incelenmesi ile,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinin ilgili bölümünde yer verilen; “… ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığı yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla, gereği düşünüldü:
2 Sanıklar hakkında taksirle öldürme ve tehdit suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz taleplerinin incelenmesi ile,
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Antalya 1.Ağır Ceza Mahkemesinin, 01/02/2018 tarihli ve 2017/31 Esas, 2018/35 Karar sayılı kararı ile ;
1 Sanıklar ... ve ... hakkında ayrı ayrı olmak üzere, olası kastla öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 37 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 21 nci maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesi ve 63 üncü maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2 Sanık ... hakkında, olası kastla öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi delaletiyle 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 21 nci maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesi ve 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3 Sanıklar ..., ... ve ... hakkında ayrı ayrı olmak üzere, tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 37 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri, 29 uncu maddesi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4 Sanıklar ..., ... ve ... hakkında ayrı ayrı olmak üzere, hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 37 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 29 uncu maddesi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesi uyarınca 2 ay 5 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesinin, 26/12/2018 tarihli ve 2018/1606 Esas, 2018/3845 Karar sayılı kararı sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere karşı ile sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, katılanlar vekili ve mahalli Cumhuriyet savcısının istinaf taleplerinin kabulü ile 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesi hükümlerinin kaldırılmasıyla yeniden yapılan yargılama sonucu;
1 Sanıklar ..., ... ve ... hakkında ayrı ayrı olmak üzere, taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
2 Sanıklar ... ve ... hakkında ayrı ayrı olmak üzere, tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 58 inci maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
3 Sanık ... hakkında, tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
4 Sanıklar ... ve ... hakkında ayrı ayrı olmak üzere, hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 58 inci maddesi uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
5 Sanık ... hakkında, hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
C.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 20/09/2021 tarihli ve 2019/37155 sayılı, sanıklar hakkında, hakaret suçundan kurulan hükümlere ilişkin temyiz talepleri yönünden ret görüşlü ve taksirle öldürme ile tehdit suçlarından kurulan hükümlere ilişkin temyiz talepleri yönünden esastan ret ile onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1 Sanık ... ve sanık müdafiinin temyiz sebepleri; Olayda kusuru bulunmayan sanık hakkında eksik inceleme sonucu yeterli delil bulunmaksızın mahkumiyet hükmü kurulmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
2 Sanık ... müdafiinin temyiz sebebi; Olayda bilinçli taksir unsurlarının bulunmadığı ile kusuru bulunmayan sanık hakkında eksik inceleme sonucu mahkumiyet hükmü kurulmasının ve tehdit suçu yönünden haksız tahrik indiriminden yararlandırılmamasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
3 Sanık ... müdafinin temyiz sebebi; Olayda kusuru bulunmayan sanık hakkında eksik inceleme sonucu mahkumiyet hükmü kurulmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü;
1 Sanık ... ile aralarında duygusal bir arkadaşlık bulunan ...'a ilgi duyan maktul ...'nun bir çok kez bu kişiye arkadaşlık teklifinde bulunduğu ve her seferinde ret cevabı aldığı, ret cevabına rağmen rahatsızlık verecek boyutta arkadaşlık teklifini yinelediği, 09/11/2016 günü saat 03:00 sıralarında ...'ın önünü keserek tehditle telefonunu alıp sanık ...'nin telefonda kayıtlı numarasını öğrendiği ve bu kişiye zarar vereceğini belirttikten sonra telefonu iade edip ayrıldığı, tanık ...'ın da ...'nun ...'ye bir zarar vereceğinden endişe ettiği için ...'yi arayarak durumu kendisine bildirdiği, bu durumu öğrenen sanık ...'nin ise ... ile irtibata geçip Dokuma bölgesindeki bir parkta görüşme hususunda anlaştığı, kiralamış olduğu ... plakalı araçla, dayısı ... ve arkadaşı ... ile birlikte ... ile görüşmek üzere görüşme yeri olarak belirlenen parka gittikleri, araçtan inen her üç sanığın parkta tek başına oturmakta olan ...'nun yanına giderek bu kişiye saldırıp darp etmeye ve hakaret etmeye başladıkları, sanık ...'in üzerinde taşıdığı ve ruhsatı bulunmayan tabancayı bu kişiye doğrultarak "senin kafana sıkarım lan" diyerek tehditlerde bulunduğu, sanıkların kendisine daha çok zarar vereceklerinden korkan maktul ...'nun ise bir fırsatını bulup kaçmaya başladığı, maktulün kaçması üzerine sanık ...'ın bu kişinin peşinden koştuğu, sanıklar ... ve ...'nin ise ... plakalı araca binerek bu araçla kaçmakta olan maktule doğru seyir etmeye başladıkları, seyir halinde iken sanık ...'in üzerinde taşıdığı tabanca ile rastgele bir iki el ateş ettiği, ateş etmesi sonucu mermilerden birinin mağdur ...'a ait iş yeri camına isabet ettiği ve iş yerinde yaklaşık 500 TL'lik bir zararın meydana geldiği, araçla kaçan maktulü kovalamaya devam eden sanıklar ... ve ...'in Yıldırım Beyazıt Caddesi üzerinde bu kişiye ulaştıkları ve araçtan inerek maktulü yakalayıp yol ortasında birlikte darp etmeye başladıkları, darp eylemi sonucu maktulün bayılıp yere düştüğü, yerde iken de her iki sanığın tekmelerle bir süre daha maktulü darp etmeye devam ettikleri ve maktulü baygın bir halde yol ortasında bırakıp giderlerken yoldan geçmekte olan sanık ... yönetimindeki ...plakalı ticari taksinin maktulün üzerinden geçerek yaklaşık 3 4 metre maktulü sürüklediği, bu çarpma ve sürükleme sonucu maktulün olay mahallinde yaşamını yitirdiği, aracını durduran taksi sürücüsü sanık ...'nın olay yerinden ayrılmayıp ambulans ve polis görevlilerinin gelmesini beklediği, diğer sanıklar ..., ... ve ...'ın ise ... plakalı araçlarına binerek olay yerinden kaçtıkları, belirtilmiştir.
2.Sanık ... aşamalarda, olay günü hal karakoluna ve sanayi karakoluna giderek telefon numaralarını verip, ... ile kavga ettiklerini söylediğini ancak kendisine olayın sizinle ilgisi yok kaza dendiğini, fakat bu görüşmeden 3 saat geçtikten sonra emniyet mensuplarınca alındıklarını, öleni tanımadığı, tek suçunun yeğeninin yanında bulunmak olduğunu, öleni darp etmediğini ve silah sıkmadığını, ölenin alkollü mü yoksa uyuşturucu mu kullandığını bilmediğini ancak ölen tarafından ağır küfürlere maruz kaldıklarını, suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.
3.Sanık ... aşamalarda, gizli numaradan ölenin kendisini aradığını ve "...'ın sevgilisi sen misin ...ün oraya gel buluşalım" dediğini, bu esnada araçta yanında diğer sanıklar ... ve ...'ın bulunduğunu ancak kendisinin telefon konuşmasını yanındaki sanıklara söylemediğini ve ...ün oraya gittiklerini, daha sonra ...' in kendisine mesaj atarak arayan kişinin kendisini tehdit edip, telefonu elinden zorla alıp kendisine ait numarayı aldığını söylediğini, bir süre sonra ölenin tekrar arandığını ve nerdesin diyerek küfürlü şekilde konuştuğunu, "... hastanesinin altındaki parka gel orası daha iyi" dediğini, bunun üzerine parka gittiklerine diğer sanıklar ... ve ...'e araçta kalmalarını tembih ettiğini ancak daha sonra ... ve ...' un da indiğini, ölenin ellerinin kesik vaziyette olduğunu ve elinde bir cisim bulunduğunu, ölene derdinin ne olduğunu sorduğunu ölenin de elindeki cismi kendisine salladığını o sırada ...'in tuttuğunu, ölenin o sırada 15 20 metre kadar koştuğunu sonra döndüğünü ve ... ile sözlü tartışmaya girdiğini, ....'ın ölenin peşinden koşmaya başladığını ve kendilerinin de arkasından arabayla gittiklerini amaçlarının ...'ı durdurmak olduğunu çünkü onun alkollü olduğunu, ...'in yanından inerek ...'ı tuttuğunu, sonrasında ölenin kaldırıma takılarak düştüğünü, ...'in ölene yerden kalkmasını söylediğini, öldürme gibi niyetlerinin kesinlikle olmadığını, ...'in gelen minibüs şöföründen durmasını istediğini, gelen araçların da dönmesini istediğini, sonrasında öleni bıraktıklarını, arkalarını döndükten sonra bir ticari aracın ışınlanmış gibi gelerek ölene çarpıp arabanın altında yuvarlandığını gördüğünü ve bunun üzerine korkup kaçtıklarını, yeni hal karakoluna gittiklerini ve ...'in karakola girdiğini kendisinin arabada beklediğini, ...'in geldiğinde birşey olursa arayacaklar dediğini, suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.
4 Sanık ... aşamalarda, bir mekanda alkol aldığını, diğer sanıkların arayarak kendisini çağırdıklarını ve ... göndererek aldırdıklarını, yanlarına gittiğinde araçlarına bindiğini ve ...'a telefon geldiğini, ...'un "aşkım ben hallederim rahat ol" şeklinde konuştuğunu, ...'in de sanki uyuşturucu kullandığını aracın teyibini son ses açıp bazen ani frenle durduğunu, bazen de süratlı sürdüğünü, ...'a tekrar telefon geldiğini ve ölenin parktayım gibi konuştuğunu duyduğunu ve ...'ın telefonu alarak küfretmeye başladığını, parka doğru yol alırken ...'in belinden bir silah çıkardığını ve hemen yanında silah sıktığını, parka gittiklerinde ölen ile konuştuklarını, ...'in ölene tokat attığını, ölenin kaçması üzerine sanıklar ... ve..'un ... ile peşinden gittiklerini, öleni yakaladıklarını ve uzaktan bağırma çağırma sesleri geldiğini sanıkların öleni dövdüklerini ve o sırada tek bir el silah sesi duyduğunu kendisinin koşarak gidip baktığında ...'ın arabaya koş dediğini, olay yerinden ayrıldıklarını kendisinin öleni darp ya da tehdit etmediğini, hakarette bulunmadığını ve suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.
5 Katılanlar şikayetçi olduklarını ve katılma taleplerinin bulunduğunu beyan etmekle haklarında katılma kararı verilmiştir.
6 Olay yeri inceleme raporunda, olay saatinin gündüz sabah 06:30 sıraları olduğu ve yol üzerinde sol şeritte ölene ...'nın kullandığı ticari aracın çarptığı ve 400 metre kadar sürüklediği belirtilmiş.
7 Kaza tespit tutanağında, kaza tarih ve saatinin kasım ayında gece 06:00 sıraları olduğu, kaza yerinin meskun mahal, hız limitinin 70km/saat olduğu, kaza mahallinde aydınlatma mevcut olduğu, 4 metre sürüklenme izinin bulunduğu, kazanın meydana gelmesinde sürücü ...'nın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nu ( 2918 sayılı Kanun) kapsamında kural ihlalinin bulunmadığı belirtilmiş .
8 Dosyada mevcut bulunan ve kovuşturma aşamasında yapılan keşif üzerine düzenlenen 10/05/2017 tarihli tek bilirkişi raporu ile dosyanın tevdii üzerine düzenlenen Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 15/09/2017 tarihli raporunda, yaya Mehmet Aydoğdu'nun gece vakti, aydınlatmanın bulunduğu meskun mahalde, sol şeritte yatar vaziyette olmasının olayın oluşu üzerine asli derecede etkili olduğu belirtilmiştir.
9 Aşamalarda dinlenen görgü tanıkları ... ve ..., yoldaki kişinin iki kişi tarafından kovalandığını, kovalanan kişinin yol üzerinde yere düştüğünü düşmesinin akabinde de darp eyleminin devam ettiğini beyan etmişlerdir.
10 ... için düzenlenen, İstanbul Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunun 18/01/2017 tarihli raporunda "kişinin ölümünün genel beden travmasına bağlı, sternum, kot, ekstremite vepelvis kırıkları ile birlikte iç organ ve büyük damar yaralanmasından gelişen iç kanama sonucunda meydana gelmiş olduğu" ile "ölü muayenesi ve otopsi bulguları ile otopsi fotoğraflarının kurulumuzca yapılan değerlendirilmesinde sol ön kolda yüzeyel cilt kesileri tespit edildiği, bunlar dışında ateşli silah yaralanması ya da kesici delici alet yaralanması tespit edilmediği, otopsisinde tespit edilen ve kişinin ölümüne neden olan travmatik değişimlerin lokalizasyonu, özellikleri ve ağırlıkları itibari ile sorulduğu üzere 3. kişinin üzerinden ticari taksi geçmesi ile husullerinin mümkün olduğu ticari taksi geçmesi öncesinde ayrıca bir ölüm meydana getirecek derecede travmaya maruz kalıp kalmadığının bilinemediği, olayın adli tahkikat ile aydınlatılmasının uygun olduğu" belirtilmiştir.
11 21/11/2016 tarihli ... GPS inceleme tutanağında "Sanık ...' nin ... Rent A Car Oto Kiralama isimli işyerinden kiraladığı tespit edilen ... plaka sayılı aracın 09/11/2016 günü olay saatinde olay yerinde olduğu" bildirilmiştir.
12 Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından tanzim edilen 23/12/2016 tarihli uzmanlık raporunda, "Maktul ... ...sol elinden 5a, 5d nolu tırnaklar üzerinden alınan kanlı sürüntü örneklerinin karışık olarak bulunan ... genotipi ile uyumlu olduğu" belirtilmiştir.
13 İletişim inceleme tutanaklarında, sanık ...'un olay günü ... ile olaydan önce 7 adet, olaydan sonra 7 adet görüşme yaptığı, ...ile olaydan önce 1 adet, olaydan sonra 59 adet görüşme yaptığı ve olay günü olay yeri ile civarından baz sinyali alındığı bilgisi mevcuttur.
14 İletişim inceleme tutanaklarında, sanık ...'e ait telefon numarası görüşme kayıtlarının incelenmesi ile olay saati öncesi Karşıyaka Kepez ve ...paşa Antalya baz istasyonlarından sinyal alındığı, ayrıca sanık ...'ın olay sonrası sanık ... ile 15, olay saatinden önce ve olay saatinden sonra görüşmelerinin sık olduğu, sanık ... ile olaydan önce 2, olaydan sonra 3 görüşme yaptığı, sanık ...'ın ise olay saati öncesi Karşıyaka Kepez ve ...paşa Antalya baz istasyonlarından sinyal alındığı bildirilmiştir.
15 28/12/2016 tarihli görüşme dökümü ve inceleme tutanağında maktul ...'nun 08.11.2016 09.12.2016 tarihleri arasında şüphelilere ait GSM'ler ile görüşmelerinin olmadığı ve olay tarihinde olay yeri ve civarından baz sinyali bilgisi bulunmadığı belirtilmiş olup, ancak soruşturma aşamasında kollukça bilgisine başvurulan ..., olay gecesi oturduğu sitenin güvenliği olan ... isimli şahsın yanında bulunduğunu bu esnada tanımadığı ancak ...in tanıdığı ...'nun geldiğini, şahsın bir süre cep telefonuna bakıp benim şarjım bitti diyerek kendi telefonunu istediğini telefonunu verdiğini beyan etmiştir ve yapılan inceleme ile sanık ...'ye ait telefon numarası ile ...'e ait telefon numarası arasında olay günü görüşme yapıldığı tespit edilmiştir.
16 10/11/2016 tarihli görüntü inceleme ve tespit tutanağında;"09/11/2016 günü saat 05:55 sıralarında Karşıyaka Mahallesi Yıldırım Beyazıt Caddesi üzeri Aktif emlak inşaat karşısı Kepez Antalya adresinde ...'nun ölüm olayı ile ilgili cep telefonu ile yapılan kaydın incelenmesine 04:50'de ... Çay Bahçesi isimli işyerinin önünden maktul ...'nun koşarak kaçtığı, arkasından eşgali belirlenemeyen ancak koyu renk giyimli olayın şüphelilerinden birinin koştuğu" belirtilmiştir.
17 09/11/2016 tarihli görüntü inceleme ve tespit tutanağında; "09/11/2016 günü saat 05:55 sıralarında Karşıyaka Mahallesi Yıldırım Beyazıt Caddesi üzeri Aktif emlak inşaat karşısı Kepez Antalya adresinde ...'nun ölüm olayı ile ilgili olarak 06:39 da Yükseliş Mahallesi Mehmet Akif Ersoy Caddesi üzerinde faaliyet gösteren ... Kuruyemiş isimli işyerininden kamera kaydında maktul ...'nun koşarak kaçtığının 06:40'ta arkasına bakarak kaçtığı an, 06:40.04'te şüpheli ...'ın maktulün arkasından koşarken görüntüsü, 06:40.11'de şüphelilerin bulunduğu aracın farları sönük halde bulunduğu, 06:40.16 da aracın Mehmet Akif ersoy caddesi üzerne giriş yaptıktan sonraki seyir halindeki görüntüsü, 06:40.17 de aracın arkadan görüntüsünün belirlendiği" belirtilmiştir.
18 09/11/2016 tarihli oto arama ve el koyma tutanağında; "... plakalı aracın sağ ön torpido gözünde 1 adet MKE 9 P11 ibareleri yazılı 9 mm çapında kovan ele geçirildiği, başkaca herhangi bir suç ve suç unsuruna rastlanılamadığı" mütalaa edilmiştir.
19 10/11/2016 tarih, 16/21036 sayılı Antalya Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından tanzim edilen uzmanlık raporunda, "Mermi çekirdeği gömlek parçasının mikroskopta yapılan incelenmesinde namlusu içerisinde yiv setler bulunan ateşli bir silah namlusundan çıkmış olduğu, ancak çarpma, kopma ve sürtünmeden mütevellit üzerinde kısmi yapıda teşhise yönelik izlerin bulunduğu, atılı silaha ait karakteristik nitelikte izler bulunmadığından teşhis niteliği olmadığı" mütalaa edilmiştir.
20 28/11/2016 tarih ve 16 3211 sayılı Antalya Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından tanzim edilen Uzmanlık Raporunda; "9x19 mm çap ve tipinde MKE yapıssı kovanın çap ve tipine uygun ateşli bir silah ile atıldığı" tespit edilmiştir.
21 Sanıklara ait güncel adli sicil kayıtları ve nüfus kayıtları, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
1 Sanıklardan ...'nin kız arkadaşı olduğu belirtilen ...'a yönelik ölen ...'nun ilgi duyup, ...'a arkadaşlık teklif ettiği, ...'ın arkadaşlık teklifini reddettiği, 09/11/2016 tarihinde ölen ...'nun Mehmet Cabas'ın önünü keserek, sanık ...'nin telefon numarasını öğrenip ayrıldığının iddia edildiği, bunun üzerine tanık ...'ın ...'ye durumu bildirdiği, sanık ...'nin de ...'yla irbata geçip, dokuma bölgesindeki parkta görüşme teklifinde bulunduğu, tarafların görüşme hususunda anlaştıkları, sanık ...'nin yanında dayısı ... ve arkadaşı ... olduğu halde, kararlaştırılan yere ... plakalı araçla geldikleri, her üç sanığın da araçtan indikleri, parkta tek başına oturmakta olan ...'ya saldırıp, vurmaya başladıkları, ayrıca her üç sanığın da mağdura hakaret içeren sözler sarf ettikleri, sanık ...'in üzerinde taşıdığı ve ruhsatı bulunmayan tabancayı ölene doğrulatarak "senin kafana sıkarım lan" diyerek tehditlerde bulunduğu, bunun üzerine ölenin bir fırsatını bulup kaçmaya başladığı, ölenin kaçması üzerine sanık ...'ın peşinden koştuğu, sanıklar ... ve ...'nin de geldikleri araca binerek öleni takip etmeye başladıkları, bu arada sanık ...'in yanında bulundurduğu tabanca ile rastgele bir iki el ateş ettiği, yapılan atışlar sırasında çevrede maddi hasar meydana geldiği, araçla öleni takip eden sanıklar ... ve ...'in öleni Yıldırım Beyazıt Caddesi üzerinde yakalayıp, yol ortasında vurmaya devam ettikleri, bu eylem sırasında ölenin yere düştüğü, yere düşen ölene yönelik her iki sanığın da tekmelerle, bir süre daha ölene vurmaya devam ettikleri, ölene yolun ortasında bırakan sanıkların yoldan uzaklaştıkları sırada, inceleme dışı ... yönetimindeki ...plakalı ticari taksinin ölenin üzerinden geçerek, yaklaşık 3 4 metre öleni sürüklediği, bu çarpma ve sürükleme sonucu ölenin olay mahallinde yaşamını yitirdiği, belirtilmiştir.
2 Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan yargılama esnasında yapılan keşif üzerine düzenlenen 04/12/2018 tarihli bilirkişi raporu içeriğinde, "Olayın meydana geldiği belirtilen Yıldırım Beyazıt Caddesinin işlek bir cadde olduğu, olay saati olarak belirtilen saatlerde geliş ve gidiş istikametinde, dakikada 4 5 aracın geçtiği, bu taşıt trafiğinin sabah saatlerine doğru daha da artış gösterdiği, caddenin olay tarihinden sonra yapıldığı çevre aydınlatma direklerinin, orta refüjün ve kaldırımların değiştiği, orta refüj kısmında bulunan ağaçlarında cadde ışıklandırma direklerinin yüksekliği nedeniyle yolu kararttığı" mütalaa edilmiştir.
3 Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf taleplerinin kabulü ile;
Sanıkların parkta tek başına olan ölenin yanına giderek, öleni darp ettikleri sırada, sanıklardan ...'in tabancayla ölene yönelik "kafana sıkarım" şeklinde söz sarf etmesi, ayrıca ölenin kaçması sırasında peşinden ateş etmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, her üç sanığın da olay üzerinde birlikte hakimiyet kurarak, ölene yönelik birden çok kişiyle silahla tehdit suçunu işlediklerinin kabulünün gerektiği belirtilmekle, olay öncesinde ölenden sanıklara yönelik haksızlık oluşturacak bir davranış bulunmadığından, sanıklar lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasının yerinde olmadığı ve ayrıca birden çok nitelikli halin birleşmiş olması nedeniyle sanıklar hakkında cezanın belirlenmesi sırasında, alt sınırdan uzaklaşılmamasının usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşıldığından denilerek ilk derece mahkemesi hükümlerinin kaldırılması ile sanıkların birden çok kişiyle silahla tehdit suçundan ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
4 Sanıkların ölene yönelik, hakaret ettiklerinden bahisle cezalandırılmalarına karar verilmiş ise de; olayın oluş şekli dikkate alındığında, sanıklar hakkında cezanın belirlenmesi sırasında, alt sınırdan uzaklaşılmamasının yerinde olmadığı, ayrıca sanıklar lehinde 5237 sayılı Kanun'un 129. maddesinin uygulanmasını gerektirir bir husus bulunmamasına rağmen, cezalardan indirim yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşıldığından denilerek ilk derece mahkemesi hükümlerinin kaldırılması ile sanıkların ölene yönelik alenen hakaret suçlarından ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
5 Somut olayda sanıklar fiil üzerinde birlikte hakimiyet kurarak, öleni yaraladıktan sonra kaçması üzerine peşinden takip ettikleri ve yakaladıkları yerde ölene yönelik yaralama eylemine devam ettikleri, bu arada ölenin ... yolu üzerine düştüğü, sanıkların ... yolu üzerine düşen ölene trafikte seyir eden araçların çarpabileceğini öngörmelerine rağmen, öleni daha güvenli bir bölgeye çekmeyerek, bırakıp gittikleri ve yoldan geçen bir aracın çarpması neticesi ölüm olayı meydana geldiği ve sanıkların ölende meydana getirdikleri yaralanmaların tek başına ölüm olayını oluşturup oluşturmadığının tespit edilemediği belirtilerek gerçekleşen sonuç itibariyle, sanıkların, ölene yoldan geçen araçların çarpması neticesi ölebileceğini öngörmelerine rağmen, bırakıp gitmeleri nedeniyle bilinçli taksirle hareket ettikleri kanaatine varıldığı belirtilmekle, sanıkların ölene yönelik bilinçli taksirle ölüme neden olma suçundan ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanıklardan ...'nin kız arkadaşı olduğu belirtilen ...'a yönelik ölen ...'nun ilgi duyup, iddiaya göre ...'ı uzun süreden beri rahatsız ettiği, olay günü saat gece 03.00 civarlarında ...'ın iş çıkışı önünü keserek elindeki jiletle korkutmak suretiyle telefonunu ele geçirdiği ve gönül ilişkisi içerisinde bulunduğu sanık ...'nin telefon numarasını aldığı, akabinde ...'nun, tanıklardan ...'e ait telefon ile sanık ...'yi arayarak olay mahalli yakınlarında bulunan Yıldırım Beyazıt caddesi üzerinde yer alan park alanında buluşmak üzere davet ettiği,
Bunun üzerine sanık ...'nin yanında bulunan, dayısı sanık ... ve ... ile parka gittiği ve aşamalarda dinlenen görgü tanıklarının beyanları doğrultusunda her üç sanığın parkta tek başına bulunan ...'yu hakaret etmek suretiyle darp ettikleri, sanıklardan ...'in üzerinde taşıdığı ruhsatsız tabancasını öne doğrultmak suretiyle "senin kafana sıkarım" şeklinde öleni tehdit ettiği, ...'nun kaçmaya başladığı bu esnada peşinden sanık ...'ın yaya olarak koştuğu diğer sanıklar ... ile ...'nin ise araçla takip ettikleri ve ölen ...'ya yetişerek araçtan inip kovaladıkları esnada görgü tanıklarından aşamalarda dinlenen ...'un ve ...'in beyanları ile sabit olduğu üzere ...'nun yola düştüğü, kovalama sonucunda yakaladıkları ...'yu olay mahalli olan bölünmüş, tek yönlü, iki şeritli, trafiğe açık, aydınlatmanın bulunduğu caddede kaplama üzerinde yerde yatar vaziyette iken darp etmeye devam ederek karın bölgesine tekme attıkları ve yolda bırakarak uzaklaştıkları esnada hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesinleşen temyiz dışı sanık ...'nın sevk ve idaresindeki ticari taksi ile yerde bulunan ...'nun üzerinden geçerek 3 4 metre kadar sürüklemesi sonucu ...'nun vefat ettiği,
ve İstanbul Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunun 18/01/2017 tarihli raporunda "kişinin ölümünün genel beden travmasına bağlı, sternum, kot, ekstremite vepelvis kırıkları ile birlikte iç organ ve büyük damar yaralanmasından gelişen iç kanama sonucunda meydana gelmiş olduğu"nun ve " ölü muayenesi ve otopsi bulguları ile otopsi fotoğraflarının kurulumuzca yapılan değerlendirilmesinde sol ön kolda yüzeyel cilt kesileri tespit edildiği, bunlar dışında ateşli silah yaralanması ya da kesici delici alet yaralanması tespit edilmediği, otopsisinde tespit edilen ve kişinin ölümüne neden olan travmatik değişimlerin lokalizasyonu, özellikleri ve ağırlıkları itibari ile sorulduğu üzere 3. kişinin üzerinden ticari taksi geçmesi ile husullerinin mümkün olduğu ticari taksi geçmesi öncesinde ayrıca bir ölüm meydana getirecek derecede travmaya maruz kalıp kalmadığının bilinemediği, olayın adli tahkikat ile aydınlatılmasının uygun olduğu"nun bildirildiği olayda;
A. Sanık ... ve müdafii ile diğer sanıklar müdafiilerinin, sanıklar hakkında, taksirle öldürme suçu yönünden kurulan hükümlere yönelik, olayda kusuru bulunmayan sanıklar hakkında eksik inceleme sonucu yeterli delil bulunmaksızın mahkumiyet hükümleri kurulmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkin temyiz sebepleri yönünden,
Olası kast TCK’nın 21. maddesinin 2. fıkrasında; “Kişinin, suçun kanunî tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi hâli” biçiminde tanımlanmış, fıkra gerekçesinde ise; “Olası kast durumunda suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin somut olayda gerçekleşebileceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir. Diğer bir deyişle, fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir.” şeklinde, olası kastın uygulanma şartları belirtilmiştir. Öğretide de, olası kastın suçun kanuni tanımındaki objektif unsurların gerçekleşebileceği, ciddi bir şekilde mümkün görülmesine rağmen, fiilin işlenmesi suretiyle tipikliğin gerçekleşmesi şeklinde tanımlanmıştır. (Koca/Üzülmez; Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler; 4. Baskı; sh. 152.)
Fail, hareketinden doğacak sonuçları bilerek ve isteyerek hareket etmişse kast gerçekleşmiştir. Buna karşılık, fail belli bir sonucu gerçekleştirmek üzere hareket ederken, bunun yanında başka sonuçların meydana gelmesini de göze almış ve bu sonuçlar da gerçekleşmişse, failin bu sonuçlar açısından da kasten hareket ettiği kabul olunur. Çünkü fail, asıl kastettiğinden başka, hareketinden doğacak diğer sonuçları tahmin ettiği veya öngördüğü halde hareketini devam ettirmiştir. Dolaylı kast olarak adlandırılan bu kast türüne, belirli olmayan kast, gayrimuayyen kast, olursa olsun kastı veya dolus eventualis de denilmektedir. (Nur Centel, Türk Ceza Hukukuna Giriş, 2.Bası, s.349, Artuk Gökcen Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Cilt 1, s.597 vd.), (Ayhan Önder, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Cilt.2, s. 293 vd, Uğur Alacakaptan, Suçun Unsurları, s.139 vd., Timur Demirbaş, Ceza Hukuku Genel Hükümler, s.312 vd.).
İstisnai bir kusurluluk şekli olan taksir, 5237 sayılı TCK’nın 22/2. maddesinde “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi” şeklinde tanımlanmış olup, 5237 sayılı TCK’da, 765 sayılı TCK’da yer verilen, “tedbirsizlik”, “dikkatsizlik”, “meslek ve sanatta acemilik”, “nizamat, evamir ve talimata riayetsizlik”, “kayıtsızlık veya tedbirsizlik”, “hataen ve kayıtsızlıkla”, “müsamaha ve dikkatsizlik” şeklindeki taksir kalıplarına ilgili suç tiplerinde yer verilmemiş, ancak gerek öğretide, gerekse uygulamada, bu taksir kalıplarına yer verilmemiş olmanın, bir eksiklik veya farklılık oluşturmayacağı kabul edilmektedir.Toplumsal yaşamda belli faaliyetlerde bulunan kimselerin başkalarına zarar vermemek için bir takım önlemler alması ve bazı davranış kurallarına uyma zorunlulukları bulunmaktadır. Bu kurallar toplum olarak yaşama zorunluluğundan doğabileceği gibi, Devletin müdahalesiyle de ortaya çıkabilmektedir. Taksirli suç bu kuralların ihlal edilmesi sonucu belirir, fail tedbirli ve öngörülü davranmamış olduğu için cezalandırılır. Bu bakımdan sorumluluğun nedeni, öngörebilme imkân ve ödevinin varlığına rağmen sonuca iradi bir hareketle neden olmaktan kaynaklanmaktadır.Öğretide ve yargı kararlarında taksirin unsurları, a) Fiilin taksirle işlenebilen bir suç olması, b) Hareketin iradiliği, c) Neticenin iradi olmaması, d) Hareketle netice arasında nedensellik bağının bulunması, e)Neticenin öngörülebilmesi, ancak bu neticenin fail tarafından öngörülmemesi şeklinde belirtilmiştir.
Bilinçli taksir kavramı mülga 765 sayılı TCK’nın 45. maddesine 8.1.2003 tarihli ve 4758 sayılı Kanun ile eklenen son fıkra ile hukukumuza girmiş olup, anılan fıkrada, “Failin öngördüğü neticeyi istememesine rağmen neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde ceza ... arttırılır.” hükmüne yer verilmiş, aynı hüküm, 5237 sayılı TCK’nın 22. maddenin 3. fıkrasında da korunmuştur. Taksirden söz edilebilmesi için neticenin öngörülebilir olması gerekli ve yeterli olmasına karşılık, bilinçli taksir halinde failin somut olayda ayrıca bu neticeyi öngörmüş olması da gereklidir.
Bilinçli taksirde gerçekleşen sonuç, fail tarafından öngörüldüğü halde istenmemiştir. Gerçekten neticeyi öngördüğü halde, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta kendi beceri veya bilgisine güvenerek hareket eden kimsenin tehlike hali, bunu öngörmemiş olan kimsenin tehlike hali ile bir tutulamaz; neticeyi öngören kimse, ne olursa olsun, bu neticeyi meydana getirecek harekette bulunmamakla yükümlüdür.
Bilinçli taksirde netice somut olarak öngörüldüğü halde, istenmemiştir. Bilinçli taksiri, taksirden ayıran özellik, bilinçli taksirde istenmeyen netice fiilen öngörülürken, taksirde öngörülmemektedir. Yasada, taksirin bir türü olarak düzenlenmiş bulunan bilinçli taksir esas itibariyle olası kastın sınırlarını daraltıcı bir işlev görmektedir. Bu nedenle, olası kastın anlamı ve sınırları belirlenmeden, bilinçli taksirin kapsamının tayini mümkün değildir. Olası kast ve bilinçli taksir öngörme unsuru itibariye örtüşmesine rağmen, isteme unsuru bakımından ayrılmaktadır. Olası kastı bilinçli taksirden ayıran özellik, mümkün ya da muhtemel olarak öngörülen neticenin kabullenilmesi, failin öngördüğü tipik neticenin meydana gelmeyeceğine yönelik bir güveni olmadan hareket etmesidir. Başka bir anlatımla, fail öyle yada böyle herhalde hareketi gerçekleştirirdim diyorsa olası kast, neticenin gerçekleşeceğini bilseydim hareketi gerçekleştirmezdim, diyorsa bilinçli taksir söz konusudur.
Basit taksir ile bilinçli taksir arasındaki ayırıcı ölçüt; taksirde failin öngörülebilir nitelikteki neticeyi öngörememesi, bilinçli taksir halinde ise bu neticeyi öngörmüş olmasıdır. Bilinçli taksirde gerçekleşen sonuç, fail tarafından öngörüldüğü halde istenmemiştir. Gerçekten neticeyi öngördüğü halde, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta kendi beceri veya bilgisine güvenerek hareket eden kimsenin hali, bunu öngörmemiş olan kimsenin hali ile bir tutulamayacağından, neticeyi öngören kimse, ne olursa olsun, bu sonucu meydana getirecek harekette bulunmamakla yükümlüdür.
Buna göre, yukarıda anlatıldığı şekilde gerçekleyen somut olayda, olay ve olgular kısmında değinilen 09/11/2016 tarihli görüntü tutanağı ile ölen ...'nun koşarak kaçtığı esnada arkasından sanık ...'ın yaya şekilde koşarak öleni kovaladığı, diğer sanıklar ... ve ...'nin ise araçla takipte bulundukları ve aşamalarda dinlenen görgü tanığı ...'un beyanları ile sabit olduğu üzere, araçtan inen sanıkların kaçmakta olan öleni kovalamaya devam ettikleri esnada yol üzerinde ensesine vurmak suretiyle yere düşmesine sebebiyet verdikleri yere düşen öleni, karın bölgesine tekme atarak darp etmeye devam ettikleri akabinde sanıkların aşamalardaki beyanlarından anlaşıldığı üzere ölen ...'yu yol üzerinde haraketsiz yerde yatar vaziyette bırakıp olay mahallinden ayrıldıkları esnada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan yargılama aşamasında keşif üzerine düzenlenen 04/12/2018 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde, işlek bir cadde olan ve olay saati olarak belirtilen saatlerde geliş ve gidiş istikametinde dakikada 4 5 aracın geçtiği Yıldırım Beyazıt Caddesi üzerinde gece vakti yerde yatan ölene ... çarpabileceği ihtimalini göze alarak kabullendikleri ve kayıtsız kaldıkları neticenin kişinin ölmesi veya yaralanması olup, sanıkların sorumluluğunun meydana gelen muhtemel neticenin ağırlığına göre, yani bir kişinin ölümü neticesine göre belirlenmesi gerektiğinden, sanıkların neticeyi önlemek adına herhangi bir çaba sarf etmediklerinin ve bu suretle muhtemel neticeyi kabullenerek fiili gerçekleştirdiklerinin anlaşılması karşısında; sanıkların eyleminin olası kast ile öldürme suçuna vücut vereceği ve olası kast hükümleri uygulanmak suretiyle cezalandırılmaları yerine suç vasfında yanılgıya düşülerek, bilinçli taksir hükümleri uygulanmak suretiyle mahkumiyetlerine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Sanık ... ve müdafii ile diğer sanıklar müdafiilerinin, sanıklar hakkında, tehdit suçu yönünden kurulan hükümlere yönelik, olayda kusuru bulunmayan sanıklar hakkında eksik inceleme sonucu yeterli delil bulunmaksızın mahkumiyet hükümleri kurulmasının ve bu suç yönünden haksız tahrik hükümlerinin sanıklar lehine uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna ilişkin temyiz sebepleri yönünden,
Olay ve olgular kısmında değinilen bilgiler ve aşamalarda dinlenen tanık beyanları doğrultusunda, ölenin sanıklara karşı haksızlık unsuru içeren herhangi bir eylemi bulunduğu yönünde delil bulunmadığı, bununla birlikte sanıklar tarafından öleni darp ettikleri sırada, sanıklardan ...'in tabancayla ölene yönelik "kafana sıkarım" şeklinde söz sarf etmesi, ayrıca ölenin kaçması sırasında peşinden ateş etmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, her üç sanığın da olay üzerinde birlikte hakimiyet kurarak, ölene yönelik birden çok kişiyle silahla tehdit suçunu işledikleri anlaşılmakla, sanıklar ... ve ... hakkında ayrı ayrı olmak üzere, tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 58 inci maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmesine ve sanık ... hakkında, tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin kararı hukuka uygun bulunmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
1.Sanıklar Hakkında Hakaret Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükümlerine Yönelik Temyiz İncelemesi Yönünden,
Antalya 1.Ağır Ceza Mahkemesinin, 01/02/2018 tarihli ve 2017/32 Esas, 2018/35 Karar sayılı kararına konu eylem için 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları yönünden öngörülen cezanın üst sınırı, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince hükmolunan cezanın türü ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen mahkumiyet kararı ve bu karara yönelik temyizin niteliği karşısında;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinin ilgili bölümünde yer verilen; “… ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık ... ve müdafii ile sanık ... müdafinin ve sanık ... müdafiinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2.Sanıklar Hakkında Tehdit Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükümlerine Yönelik Temyiz İncelemesi Yönünden,
Gerekçe bölümünün B numaralı maddesinde açıklanan nedenlerle, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesinin, 26/12/2018 tarihli ve 2018/1606 Esas, 2018/3845 Karar sayılı kararında sanık ... ve müdafii ile sanık ... müdafii ve sanık ... müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
3.Sanıklar Hakkında Taksirle Öldürme Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükümlerine Yönelik Temyiz İncelemesi Yönünden,
Gerekçe bölümünün A numaralı maddesinde açıklanan nedenlerle, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesinin, 26/12/2018 tarihli ve 2018/1606 Esas, 2018/3845 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin beşinci fıkrası gereği, sanıkların ceza miktarı yönünden kazanılmış haklarının saklı tutulması kaydıyla, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca
Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.06.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:46:09