Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

12. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2019/8742

Karar No

2023/2318

Karar Tarihi

22 Haziran 2023

MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ: 2863 sayılı Kanun'a aykırılık

HÜKÜM: Beraat

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Muğla 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.11.2015 tarihli ve 2015/420 Esas, 2015/648 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 02.06.2019 tarihli ve 2015/410381 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılan vekilinin temyiz isteği;

1.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,

2.Diğer temyiz sebeplerine,

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Yerel Mahkemenin Kabulü

  1. "Her ne kadar sanık hakkında 2683 sayılı Yasaya muhalefet suçundan cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de, söz konusu taşınmazın tapu kaydında sit alanı olduğuna dair şerhin bulunmadığı, söz konusu taşınmazın sit alanı olduğuna ilişkin tescil ilanının yapılmadığı, tescil ilanının sanığa tebliğine ilişkin herhangi bir belge de bulunmadığı, sanığın söz konusu yerin sit alanı olduğunu bilerek inşai müdahale bulunduğuna dair cezalandırılmasına yeterli kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanığın beraatine karar vermek gerekmiştir." denilmektedir.

  2. Sanık talimat mahkemesinde verdiği savunmasında; Ben 2012 yılında davaya konu arsayı aldım, arsayı aldığımda buranın sit alanı olduğunu bilmiyordum, daha sonra sit alanı olduğunu öğrendim, kısaca yaptığım bir araştırmadan sonra bu arsaya konteynır tipi bir yapı yapmanın mümkün olduğunu öğrenince 21 mt karelik temelsiz bir konteynır koydum, kesinlikle başka bir müdahalede bulunmadım, ben beton dökmedim, çimento ile bir inşaat yapmadım, sadece temelsiz bir konteynır koydum, bunun inşai ve fiziki müdahale niteliğinde olmadığını düşünüyorum,ben komşu parsellerle ilgili savcılığın takipsizlik kararlarını olduğunu öğrendim aynı yada benzer nitelikteki müdahelelere takipsizlik kararı verilirken benim hakkımda dava açılmasını uygun bulmuyorum ayrıca mahkemesine belgelerini sunacağım." demiştir.

IV. GEREKÇE

21.01.2015 tarihli yapı tatil zaptı ile ...mahallesi, Akbük mevkiindeki 129 ada 77 parsel nolu taşınmaz üzerine konteynır konulduğu, 27 metrekarelik kargir duvarla dolgu yapılarak düz alan oluşturulduğunun tespit edildiği, dava konusu alanın I. derece doğal sit alanı içerisinde kaldığının belirtildiği, sanığın savunmasında, dava konusu yerin sit alanı olduğunu bilmediğini, tapuda herhangi bir şerh olmadığını beyan ettiği, tapu kaydının incelenmesinde taşınmazın sanık tarafından 19.06.2013 tarihinde edinildiği ve tapu kaydında herhangi bir şerhin olmadığının anlaşıldığı dosya kapsamında;

2863 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete'de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanun'un amacına da ters düşeceği;

Dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;

Diğer yandan, taşınmaz bir varlığın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmesinin ya da bir bölgenin, doğal, tarihi ve kültürel özellikleri nedeniyle sit alanı olarak belirlenmesinin, taşınmazın veya bölgenin özel bir statüye tabi tutulması gerektiği ve taşınmaz üzerinde ya da bölge içerisinde keyfi uygulamalarda bulunulamayacağı anlamına geldiği, bu bakımdan kural olarak, 6498 sayılı Kanun değişikliği sonrası tebliğ yayım internette duyuru; anılan değişiklik öncesi ise şerh ilan yöntemleri ile taşınmazın ya da bölgenin tescilinden ilgililerin haberdar olmalarının sağlanacağı;

Bununla birlikte, Türk Medeni Kanunu'nda yer alan “iyi niyet” kuralının genel bir hukuk ilkesi olarak kabul edilip, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen suç tiplerine yönelik sübut değerlendirmesinde de dikkate alınmasının zorunlu olduğu, başka bir deyişle, 6498 sayılı Kanun değişikliği öncesinde yapılan tescil işlemleri yönünden, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunmayıp, tescil kararı mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmemiş olsa dahi, failin, taşınmazın ya da bölgenin tescilinden haberdar olduğuna dair beyanının göz ardı edilemeyeceği, zira, maliki olduğu veya kullandığı taşınmazın korunması gerekli nitelik taşıdığını ya da sit özelliğiyle bölgesel bazda koruma altına alınan bir alanda bulunduğunu bilen kişinin, taşınmaz üzerinde dilediği zaman dilediği şekil ve kapsamda uygulama yapamayacağını, taşınmazın ya da bölgenin özel statüsünün mümkün kıldığı ölçüde, kamu kurumlarınca yürütülecek izin prosedürü çerçevesinde inşai ve fiziki müdahalelerde bulunabileceğini de bilmesi gerektiği, yapı ya da bölge bazında tescil kararından haberdar olduğu halde, ilgili kurumlara başvurarak, gerçekleştirmeyi düşündüğü inşai uygulamaya yönelik izin almayıp keyfi hareket eden kişinin iyi niyetinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla, taşınmazın ya da bölgenin niteliğini bilerek izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunan ya da başlangıçta bilmeyip, kamu görevlilerince düzenlenen zabıt ve tutanaklar ile durumu öğrendiği halde müdahalesine devam eden failin, hukuki koruma altına alınamayacağı;

Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, sanığın 1. derece doğal sit alanı içerisindeki taşınmaz üzerinde izinsiz olarak müdahalede bulunduğundan bahisle açılan kamu davası kapsamında, mahkemece bir kısım kurumlardan dava konusu yerin sit alanı olarak tesciline dair kurul kararının ilan edilip edilmediğinin sorulduğu, Ula Belediye Başkanlığının cevabi yazısında dava konusu yerin Menteşe Belediye Başkanlığının yetkisi dahilinde olduğunun belirtildiği, ancak mahkemece bu yönde araştırma yapılmadığı anlaşılmakla, dava konusu yerin sit alanı olarak tesciline dair kurul kararının mahallinde mutad vasıtalarla ilan edilip edilmediğinin, ..., ilgili muhtarlık gibi kurumlardan sorulması, aynı zamanda sit kararının Resmi Gazete'de ilan edilip edilmediğinin araştırılması, dava konusu yerin sit alanı olduğunun bölge halkı tarafından bilinip bilinmediği hususunun kolluk vasıtası ile araştırılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Muğla 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.11.2015 tarihli ve 2015/420 Esas, 2015/648 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.06.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

2863kararhukukîtemyiztevdiinesüreçv.olgularsebeplerigerekçeaykırılıksayılıbozulmasınakanun'a

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:46:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim