Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/1136
2023/2052
7 Haziran 2023
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SUÇ: Taksirle öldürme
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun kabulü yeniden yapılan yargılama sonucu sanığınmahkumiyetine ilişkin karar
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Aksaray 1.Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.02.2020 tarihli ve 2019/69 Esas, 2020/75 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin birinci, ikinci ile dördüncü fıkraları uyarınca 16.200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 25.11.2020 tarihli ve 2020/1923 Esas, 2020/2510 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekili ile suça sürüklenen çocuk müdafiinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden yapılan yargılama sonucu, suça sürüklenen çocuk hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 11 ay 16 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve müsadere hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 02.01.2022 tarihli ve 2021/8488 sayılı, esastan reddi ile hükmün onanması görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A)Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz Sebepleri;
1.Bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması suretiyle fazla ceza verildiğine,
2.Suça sürüklenen çocuğun olayda kusuru bulunmadığına,
İlişkindir.
B)Katılan Vekilinin Temyiz Sebebi;
Kasten öldürme suçundan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
- Suç tarihinde saat 22:00 sıralarında ölen ..., tanıklar ... ve ...'ın olay tarihinde 17 yaşında olan SSÇ ... ile buluşmak üzere SSÇ' nin bulunduğu mandıraya gittikleri ve köpek olması nedeniyle arka tarafa dolaşıp ...'ı çağırdıkları, bu sırada çadır içerisinde yatmakta olan SSÇ ...'ın yanına pompalı tüfek alarak dışarı çıkıp, bu kişilerin yanlarına geldiği, bir süre mandıra duvarı üzerinde hep birlikte oturdukları, SSÇ ...'ın tüfekle oynaması üzerine diğerlerinin bu konuda uyarıda bulundukları, SSÇ ... duvar üzerinden inip aşağıda iken de tüfekle oynamaya devam ettiği esnada tüfeğin ateş aldığı ve duvar üzerinde oturan ...'nın çene bölgesinden yaralanması neticesinde Aksaray Devlet Hastanesine kaldırıldığı ancak yapılan müdahalelere rağmen 04.08.2018 tarihinde öldüğü olayda, suça sürüklenen çocuğun tüfek kullanma konusunda tecrübesiz olduğunun alınan beyanlardan anlaşıldığı, dosyada mevcut deliller karşısında suça sürüklenen çocuğun maktüle yönelik öldürme kastı ile hareket ettiğini gösterir somut bir delil olmadığı, neticeyi istemediği, istemesi için bir nedenin de olmadığı, tüfek ile oynadığı sırada tedbirsizlik ve dikkatsizliği sonucu tüfeğin ateşlenmesine yol açarak maktül ...'nın vurularak ölmesine sebebiyet vermesi eylemi taksirle ölüme neden olma suçu kapsamında olduğu sonuç ve vicdani kanaati ile suça sürüklenen çocuk hakkında taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
2.Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Ankara Morg İhtisas Dairesi 26.10.2018 tarihli otopsi raporunda;
'' ...
-
Kişinin ölümünün ateşli silah yaralanmasına bağlı çoklu kemik kırıkları ile karakterli beyin zarı kanaması, medulla spinalis harabiyeti ve komplikasyonları sonucu meydana gelmiş olduğu,
-
Kişinin vücudunda bir adet ateşli silah yarası tespit edilmiş olup harici muayenede 1 noda tarif edilen yarayı oluşturan ateşli silahtan çıkan cismin yüz kemiklerinde yaygın defektif kanamalı kırıklar oluşturduğu, basınç etkisi ile beyin zarı kanaması, medulla spinalis harabiyeti ve bunlara bağlı komplikasyonlar meydana getirdiği, oluşturduğu yaralanmanın öldürücü mahiyette olduğunu kanaatini,
-
Yapılan tıbbi tedavi ve yara iyileşme süreci nedeniyle haricen tarif edilen ateşli silah yarası özelliklerinin kaybolmuş olduğu, yara özellikleri tefrik edilemediğinden atış mesafesi hususunda herhangi bir kanaat hasıl olmadığı,
-
Otopsi esnasında cesetten ateşli silahtan çıkan plastik veya metalik yabancı cisim elde edilmediği,
5.Kimya İhtisas Dairesi Toksikoloji Şubesinin 16/10/2018 tarih ve 2018/13899 5417 5290 sayılı raporunda; mide muhteviyatında; sistematiğimizdeki maddelerin bulunmadığı, kanda; alkol (Etanol, Metanol) bulunmadığı, ilaç etkin maddelerinden ROKÜRONYUM ve (143ng/mL) AMİODARON bulunduğu, ( Sistematik dışı madde), mesane yıkama suyunda; sistematiğimizdeki maddelerin (uyuşturucu uyarıcı maddeler dahil) bulunmadığını, bildirir rapordur. '' belirtilmektedir.
3.Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından tanzim edilen Uzmanlık Raporunda; Av tüfeğinin atışa mani arızasının bulunmadığı, çapına uygun av fişeklerini patlattığı görülmüştür. Bahse konu yivsiz, setsiz tüfek ve fişeklerin, münhasıran avda ve sporda kullanılmak üzere imal edildiği ve 6136 sayılı kanuna tabi olmadığı belirtilmiştir.
4.Suça sürüklenen çocuğun savunmasında; ''...savunma yapacağım, daha önce hazırlık soruşturmasında beyanda bulunmuştum, o beyanlarım doğrudur, hakkımdaki suçlamayı anladım, olay günü akşam saatlerinde arkadaşlarım ile birlikte bakkala gitmiştik, daha sonra ben onların yanından ayrıldım evime gittim yemek yedim, arkadaşlarım bakkalın önünde oturmaya devam etmişler, ben onlara mandıraya gelip gelmeyeceklerini sordum, hatta gelmelerini istedim, onlar "biz gelmiyoruz" dediler, daha sonra ben tek başıma mandıraya gittim, mandıramızın olduğu yerde köpeğimiz var, köpeği kapıya bağladım, daha sonra yattım uyudum, köpeğin havlaması üzerine hırsız var zannederek dışarıya çıktım, elime silahı aldım, elime silahı aldıktan sonra kaçıştılar, ... "... biziz" dedi, akşam saatleriydi saat 22.00 22.30 arasıydı, karanlıktı, ben arkadaşlarıma kızdım "niye böyle bir şey yapıyorsunuz neden korkutmaya çalışıyosunuz hadi bir şey olsaydı" dedim, ben elimdeki silahın içerisinde bir tane ses fişeği var zannediyordum, hatta böyle düşündüğümü onlara söyledim, silahın içerisinden bir tane fişeği çıkardım, daha sonra arkadaşlarım silahın emniyetini kapatmamı söylediler, ben silahın emniyetini kapatırken silah ateş aldı, ...'un yüzüstü düştüğünü gördüm, bir elimde silah bir elimde fişek vardı, onun yüzünü döndürdüğümde kan içinde olduğunu gördüm, ben ... ile beraber komşumuz olan ...'ın evine gidip ondan yardım istedim, ben ... ablanın yanına iki defa gittim, ... abla ambulans çağırdı,
...'un anne, babası o sırada gelmişlerdi, sonrasında emniyete kendim giderek teslim oldum,... benim 10 yıllık arkadaşımdır, kendisi ile aramızda hiç bir husumet yoktur, kasten yapmadım, olaydan çok kısa bir süre önce birlikte piknik yapmıştık, ona zarar vermek için hiç bir nedenim yoktur, bu olay sebebi ile vicdanen rahatsızım, psikolojim bozuldu ve halen psikolojik destek alıyorum, lehime olan tüm hükümlerin uygulanmasını ve beraatimi talep ederim, şikayetten vazgeçme olursa vazgeçmeyi kabul ederim, mahkum olmam halinde 5271 Sayılı C.M.K.'nın 231/5.maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanmasını kabul ediyorum. Ben ... ve ...'ın bana seslendiklerini duymadım, köpeğin havlaması sebebi ile hırsız var zannı ile silahı alıp çadırın dışına çıktım, ben silahın içerisinden bir tane mermi çıkardım, fakat mermiyi silaha sürmedim, ben silahın içerisinde başka bir fişek olduğunu bilmiyordum, emniyeti kapatırken ve ben duvarın üzerinde otururken silah ateş aldı. Tanık ... ve ...'ın aleyhe hususları kabul etmiyorum, ben bunları tanımadım hırsız zannetmiştim, tahliyemi talep ederim. Tanık ...'ın beyanına bir diyeceğim yoktur, ben ... yenge ve ... abinin yanına gittim, arabadan inmişlerdi olayı öğrenince onlarda bağrıştılar, önceki savunmalarımı tekrar ederim. Yapılan keşfe bir diyeceğim yoktur, bilirkişi raporuna karşı avukatım beyanda bulunacaktır, herşey kaza ile oldu, pişmanım. Benim elimde çadırdan çıktığımda fener falan yoktu, ayrıca ben duvardan hiç inmedim, ... vurulduğunda mandıranın duvarının arka tarafına düştü, ben duvardan hiç inmedim, silah patladıktan sonra ... yukarıda da belirttiğim gibi mandıra duvarının arka tarafına düştü, ben ...'u gördüğümde bir elimde silah bir elimde fişek vardı, ben onları avlu içine atıp duvardan ...'un yanına atladım, ...'un kan içinde olduğunu görünce ... yengegilin evine doğru haber vermek üzere ben de koştum. Biz mandıra duvarında otururken ... sırtını mandıra duvarına dayamıştı, onun yanında ... oturuyordu ayakları avlunun içine doğru sallanmıştı, ... da ... gibi oturuyordu, ben de ... gibi oturuyordum, silah benim sağ elimdeydi daha doğrusu benim sağ elim tetikteydi, silahın namlusu mandıraya doğruydu, ben içindeki fişeği çıkardım, emniyetini kapatmaya çalışırken silah ateş aldı, tahliyeme karar verilmesini ve lehime olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim. Önceki savunmalarımı tekrar ederim, maktul benim 10 senelik arkadaşımdır, psikolojim bozuldu, öncelikle tahliyeme ve lehime olan hükümlerin uygulanmasına karar verilmesini talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur.
5.Katılan ...; ''Benim olayla ilgili olarak doğrudan görgüm yoktur, ben bu olayın olduğunu oğlum ...'ın eve gelip haber vermesi üzerine öğrendim, telaşla olay yerine gittiğimde oğlum zaten vurulmuş ve yaralı vaziyetteydi, o hali ile 100 mt kadar yürümüş, ben gittiğimde henüz ambulans gelmemişti, olay nedeni ile şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum. Mandıranın çevresinde 25 30 mt arayla benim bildiğim 3 ayrı kişinin evi bulunmaktadır, benim evimin önünde de komşumuz ...'ın evinin önünde de ayrıca olay mahalline yakın yol boyu olan bölümde de aydınlatma bulunmaktadır, iddia edildiği gibi olay mahalli karanlık bir yer değildir. Benim evim mandıraya yaklaşık 150 mt kadardır, olay yerine gittiğimde olayın vehameti ile ...'ın orada olup olmadığını farkedemedim, bilmiyorum. Tanık ...'nın beyanlarına bir diyeceğimiz yoktur, tanık ...'ın beyanlarını kabul etmiyorum, bu olayın yaşanmasından bir buçuk ay kadar öncede SSÇ ...'ın oğlum ... ve ... 'ın oğluna silah doğrulttuğunu oğlum bana anlatmıştı.Tanık beyanlarını kabul etmiyorum.''şeklinde beyanda bulunmuştur.
6.Tanık ...; ''Olay günü biz arkadaşlarımız olan ... ..., ... ..., abim, ... ...'ın babasına ait marketin önünde oturuyorduk, birşeyler aldık, daha sonra ... evlerine gitti, biz orada arkadaşlarla oturmaya devam ettik, ... bizi gelip mandıraya çağırdı fakat ... ... ile ... ...'ın, ... ile arası pek iyi olmadığı için ... bu kişilerin mandıraya gelmesini istemiyordu, bu dediğim arkadaşlarda bizim mandıraya gitmemizi istemediler, dolayısıyla biz mandıraya gelmeyeceğimizi ...'a söyledik, bir müddet sonra ... tekrar çeşmenin oraya gelip bizi mandıraya çağırdı, biz yine gitmedik hatta bu arada küçük bir çocuk vardı, ... onu dövmüştü, çocuk ağlayarak evine gitmişti, sonrasında ..., ben ve abim, ... ... ve ... ...'a biz eve gidiyoruz diyerek onları kendi evlerine bıraktık fakat biz evimize gitmedik, ..., abim ve ben, ...'ın mandırasının olduğu yere gittik, mandıranın olduğu yerde çadır gibi bir bölüm var, ...'ın yatağıda bu çadırın içindedir, ..., ...'a "biz geldik" diye seslendi, ... da çadırın içerisinden kafasını çıkardı, tüfeği alıp çıktı, biz tüfeği görünce sağa sola kaçıştık, fakat ... bize "korkmayın bir şey yapmayacağım" dedi, biz burada 10 dk kadar duvarın üstünde oturmak suretiyle bir arada kaldık, bu zaman zarfında ...'a silahı bırakmasını söyledik fakat ... bizi dinlemedi, çadırına geri döner gibi 4 5 adım attıktan sonra yeniden bize doğru dönüp pompalıyı çekti, ... bize silahı doğrulttuğunda aslında üçümüzde hedefteydik, o bize silah doğrulttuğunda aramızda 5 6 adım vardı, emniyetine dokunduğu sırada silah patladı, olay olduktan sonra abimin yaralandığını görünce ... beni eve gönderdi, ben hemen eve koşup aileme haber verdim, ... da komşulardan yardım istemek üzere oradan ayrıldı, ailem ile beraber olay yerine geldiğimde abimin yaralı halde yürümüş olduğunu gördüm, ambulansta geç geldi, sonrasında abimi ambulansla hastaneye kaldırdılar, benim olaya ilişkin bilgim ve görgüm bundan ibarettir. Mandıra yakınındaki yollarda aydınlatma direkleri vardır, olayın olduğu akşamda da yakın mesafede birbirimizi görüp seçebilmiştik, yoldaki aydınlatmaların ışığı kısmen ortamı aydınlatıyordu, ayrıca bizim evimizde olay mahalline yakındır, bulunduğumuz yerde birbirimizi seçmemize yetecek derecede ışık vardı. Olay akşamı biz mandıraya gitmek istemediğimizi beyan etmiştik, sonrasında ... oraya gelip bizi çağırmadı, mandıraya gitmemizi ... söyledi, ...'ın sözü üzerine biz mandıraya gittik, mandıranın önünde köpek vardı, köpeğin havlaması üzerine biz mandıranın arka tarafına dolandık, ...'ı oradan çağırdık, ... seslendi ... biz geldik dedi, ... bunun üzerine kafasını çadırdan çıkardı, geri içeri kafasını soktu, geri tüfeği alıp içeriden çıktı, biz bunun üzerine saklandık, ... çömeldi, ben de onun arkasına çömeldim, ...'ın elindeki tüfekten mermi çıkardığını sonrasında omermiyi yeniden tüfeğin içerisine sürdüğünü gördüm, duvardan indikten sonra ... bu işlemi yaptı, sonrasında 3 5 adım yürüyüp geri bize dönerek silahı doğrulttu, mandıranın arka tarafından yol geçmektedir, orada aydınlatmalar bulunmaktadır'' şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ... keşif sırasında; ''... benim mahalleden arkadaşım olur, ama ... ile samimidir, aramızda husumet bulunmamaktadır, fakat daha önce beyanlarımda ileri sürdüğüm dayımın bir olayı ile ilgili aileler arasında bir problem olmuştur, olay akşamı saat 22.00 22,30 sıralarında şu anda önünde bulunduğumuz mandıraya arkadaşım ... ve abim ... ile beraber geldik, ön tarafta şu anda size gösterdiğim giriş kapısının olduğu yerde tahta bir kapı vardı, yerde bulunan biriketler de buranın duvarını oluşturuyordu, şu anda yıkılmış vaziyettedir, kapının olduğu yerde köpek bağlıydı, biz köpeği görünce arka tarafa dolandık, ... duvarın üstünden ... diye seslendi, size gösterdiğim yerde mavi renkli naylon bir çadır vardı, ... mahalleden arkadaşım olur, kendisi şu anda önünde bulunduğumuz ailesine ait mandırada hayvanlara bakardı, akşamları da bahsettiğim çadırda kalırmış, ..., ...'a seslenince ... çadırdan kafasını uzattı, ...'ın elinde fener vardı, biz seslenince feneri yaktı, bu arada ben ve abim ... da duvarın üzerinden bakıyorduk, ... tekrar kafasını çadırın içine soktu, sonra tekrar çıktı, elinde silah vardı, biz hala duvarın arkasındaydık, ... silahla duvarın üzerinden bize doğru silahı gösterdi, maktül abim mandıranın arkasına kaçtı, ... ile benim de kaçacak yerimiz olmadığı için duvarın yanına çöktük, ... da bize korkmayın gelin lan birşey yapmayacağım dedi, sonra abim de geldi, duvarın üstüne çıktık, sonra da ... çıktı yanımıza oturdu, ... sırtını mandıraya dönmüş yüzü ... Dağına dönüktü, ben ...'ın yanında avlunun içine bakar vaziyette ayaklarım duvardan aşağı sallanmış vaziyette oturuyordum, maktül yanımda aynı benim oturduğum şekilde avlunun içine bakar vaziyette ve ayakları duvardan aşağı sallanmış vaziyette oturuyordu, ... da maktülün yanında aynı vaziyette oturuyordu, yaklaşık 10 dakika kadar duvarın üstünde oturduk, ben, abim ve ..., ...'ı uyardık, uyarıyı yaparken duvarın üstündeydik, silahı git çadıra bırak gel dedik, o da bize emniyeti kapalı bir şey olmaz dedi, daha sonra aşağıya indi, 3 4 adım attı, bize doğru döndü, yine silahın emniyeti ile oynadı, doldur boşalt yaptı, ama elinde fişek görmedim, ondan sonra da patlama oldu, ortalık sapsarı oldu, ateş çıktı, ben sesten kulaklarımı kapatmıştım, kısa bir süre sonra ortalıktan sarılık kayboldu, seste kayboldu, ... bana birşeyin varmı diye sordu, bende yok sende birşey varmı diye bende ona sordum, o da bende de yok dedi, baktığımda abim duvarın arka tarafına düşmüştü ve yüzü koyun yatıyordu, büyük ihtimalle takla atmış olmalı, ... ise hala avlunun içindeydi, tüfek hala elindeydi, ... ve ben arkaya atladık, ... abime baktı, vurulmuş dedi, beni eve gönderdi, kendisi de ... yengenin evine koştu, ... biz giderken mandıranın avlusundaydı, biz geldiğimizde yoktu, olaydan yaklaşık 1 hafta önce bir arkadaşımız olan Barış Tan isimli arkadaşımız gel gidelim ...'ın yanına demişti, kendisi kuşlara biraz meraklıdır, ... da kuş beslediği için ...'ın yanına gidelim demişti, ben de onunla beraber mandıraya geldim, hayvanlara su felan verdik, o gün de ... tüfeği çıkardı, biz de kaçtık, 2 3 tane de küçük çocuk vardı onlar da kaçtı, biz evimize doğru uzaklaşınca ... havaya doğru ateş etti, bizim evimiz mandıranın hemen karşısında size gösterdiğim alt tarafı turuncu renkli sıvalı evdir. Katılan vekilinin talebi üzerine tanıktan sanık kim olduğunuzu bildiği halde mi silahla çıkıp çadırdan geldiği sorulduğunda; evet kim olduğumuzu ... anladı, kafayı içeri soktu, sonra çadırdan silahla birlikte çıktı demiştir. Katılan vekilinin talebi üzerine tanıktan SSÇ'nin duvardan indikten sonra 3 4 adım atıp çadıra doğru giderken tekrar geri döndükten sonra hedef mi aldığı yoksa olayın kaza ile mi olduğu sorulduğunda; orasını Allah bilir ama benim gördüğüm namlu bize doğru dönmüştü, üçümüz de hedefteydik demiştir. SSÇ müdafiinin talebi üzerine tanıktan SSÇ'nin direkt olarak ...'u hedef alıp almadığı sorulduğunda; döndü bize doğrulttu silahı ondan sonra patladı demiştir. SSÇ müdafiinin talebi üzerine gördüğü silahın ses silahımı yoksa mermi atan bir silah mı olduğu sorulduğunda; ben silahları tanımam, ama silahın pompalı olduğunu biliyorum, ruhsatı annemin üzerine kayıtlı bir silah vardır, SSÇ'nin elindeki silahın ses fişeği mi yoksa mermi mi atan bir tüfek olduğunu bilmiyorum, fakat kısa bir silahtı.''şeklinde beyanda bulunmuştur.
7.Tanık ...; ''Olay günü biz arkadaşlarla bakkalın önünde oturuyorduk, bakkaldan dondurma falan aldık, vakit geç olunca ...'ın annesi bizi oradan kovaladı evlerinize gidin dedi, biz bunun üzerine karşı tarafta bulunan çeşmenin oraya oturduk, 5 kişiydik, ..., ..., ... ..., ... ... ve ben olmak üzere bir aradaydık, bir süre sonra ... yanımıza geldi, çekirdek çitledik, ... bizi mandıraya çağırdı, fakat ... ... ile ... ...'ın arası SSÇ ile çok iyi olmadığından biz kendimizce ... ... ve ... ...'ı evlerine bıraktıktan sonra ... 'ın yanına gideriz diye düşündük, bir süre sonra ambulans görünce ne olduğunu merak edip bakmaya gittik, dönüşte ... ... ile ... ...'ı evlerine bırakıp biz mandıranın oraya gittik, ..., ... ve ben mandıraya gittiğimiz zaman ... da ben de ...'a seslendik, ... biziz kardeşim dedik, mandıranın ön tarafında köpek vardı, havlamıştı, o yüzden biz mandıranın arka tarafına geçtik, avlu duvarından bakmak suretiyle ...'a geldiğimizi haber verip seslendik, sonrasında ... tüfeği alarak yanımıza geldi, biz bu arada duvar dibine çömelmiştik fakat silahı görüp korktuğumuz için değil ...'a şaka yapmak maksadıyla böyle bir şey yaptık, ... bizim geldiğimizi anladı, sonra hep birlikte duvarın üzerine oturmak suretiyle dizildik, ben sırtımı mandıra duvarına vermiştim, kısmen çapraz vaziyette oturmaktaydım, yaklaşık olarak 10 dk kadar bir süre birarada oturduk, bu süreçte ben ...'a silahın emniyetinin kapalı olup olmadığını 2 defa sordum, o da bana kapalı diye cevap verdi, diğerlerinin ...'ın silahı evine götürmesi yönünde bir uyarı yapıp yapmadıklarını hatırlamıyorum, duymadım, duvarın üzerinde otururken alt tarafta bir kuş yuvası var benim ona baktığım anda patlama sesi oldu, patlamanın akabinde ben ...'ı duvardan inmiş olarak gördüğümü hatırlıyorum, olayın üzerine ben komşumuz olan ... ablaya yardım istemek üzere koştum, ... kendi ailesine gitti fakat ben ...'ın babasının ...'a kızdığını "bunuda mı başımıza getircektin" dediğini duydum, ben olayın vahameti karşısında korkup dayımgile gittim, sonraki olanları bilmiyorum, benim olaya ilişkin bilgim ve görgüm bundan ibarettir. Ben ...'ın elinde silah olduğunu çadırdan kafasını çıkarttıktan sonra değil yanımıza geldikten sonra elinde olduğu hali ile gördüm, ... kafasını çıkarttıktan sonra çadıra yeniden döndü ama ben o arada değil yanımıza geldiğinde silahı gördüm. ... ablanın yanına yardım istemeye tek başıma gittim, ... kendi evlerine gitti, demiş, lüzum üzerine tanığa çömelmek suretiyle yaptıkları şakanın ne amaçla yapıldığı sorulduğunda: Biz ...'ın elinde silahı görmeden önce çömeldik o şekilde şaka yaptık, özel bir maksadımız yoktu, sadece şaka yaptık demiştir. Benim savcıya verdiğim ifade daha doğrudur, şimdiki verdiğim ifade de sizin sorularınız üzerine benim kafam karıştı. Biz mandıraya vardığımızda köpek havlamıştı arka tarafa geçince varır varmaz ...'a seslendik, ...'ın elinde silahı görmeden duvar dibine çömeldik, ... elinde silahla gelince hepimiz ayağa kalktık, ... bize "niye geldiniz, niye böyle yapıyorsunuz" falan demedi, çünkü biz başka zamanlarda da mandıraya gidiyorduk, dedi. Savcılıkta verdiğim beyandaki gibi değil şimdiki beyanım gibi olay gerçekleşmiştir, duvar üzerinde oturuyorduk, benim kuş yuvasına baktığım sırada patlama oldu, patlamanın sonrasında ... duvardan inmiş vaziyetteydi. Ben ...'a silahla oynama demedim, emniyetinin kapalı olup olmadığını sordum, o da kapalı diye cevap verdi, yanımızda bulunan diğerlerinin ...'a silahı geri götür minvalinde uyarı yapıp yapmadıklarını duymadım, dedi. Duvar üzerinde oturduğumuz süre içerisinde ben ...'ın silahtan mermi çıkardığını veya bir mermiyi silahın ağzına verdiğini ya da doldur boşalt yaptığını görmedim, ...'ın herhangi birimizi hedef alarak atış yaptığını ben görmedim çünkü ben kuş yuvasına bakmaktaydım, bildiğim kadarı ile ... ve diğerleri arasında bir husumet yoktu, ... kavgacı, huysuz, geçimsiz biri değildir, başkaları ile kavga dövüş şeklinde bir eylemini duymadım.''şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ... keşif sırasında; ''Olay günü akşam saatlerinde şu anda keşif için hazır bulunduğumuz mandıraya arkadaşlarım ..., ... ve ben arkadaşımız ...'ın yanına gelmiştik, saatini hatırlamıyorum, fakat hava karanlıktı, şu anda önünde durduğumuz mandıranın etrafını çeviren duvarın giriş kapısının olduğu yerde tahta bir kapı vardı, kapının ortası yeşil tel örgü idi, kapının kenarlarında biriket ile örülmüş duvar vardı, şu anda size gösterdiğim o duvar yıkılmış olup, kapı da yerinde bulunmamaktadır, biz kapıya geldiğimizde ...'ı çağırmak istedik, fakat köpek havlayınca ön kapıdan hiç ...'a seslenmedik, arka tarafa dolaştık, arka tarafta duvarın üst tarafına ben tırmandım ve ... diye seslendim, bahçede şu anda size gösterdiğim yerde güvencin kulubesinin kapıya doğru sağ tarafında bir çadır bulunmaktaydı, bildiğim kadarıyla ... geceleri bu çadırda yatmaktaydı, o çadır şu anda yerinde bulunmamaktadır, ben ... diye seslenince ... çadırdan kafasını uzattı, elinde bir el feneri vardı, el feneri yanıyordu ve yüzüne doğru tutulmuştu, biz o yüzden ...'ın yüzünü gördük, sonra tekrar içeriye girdi, ...'ın ilk kafasını uzattığında beni tanımış olabileceğini düşünüyorum, biz o arada ..., ... ve ben duvara tırmandık ve duvarın üzerine oturduk, daha sonra ...'da duvara çıktı ve yanımızda oturdu, ben sırtımı mandıra duvarına vermiş ... Dağı yönüne bakar vaziyette oturuyordum, ... benim önümdeydi, arkası bana dönüktü, önü ... Dağına dönüktü, ... arkası ...'a dönük, önü ... dağına ve yanında bulunan ...'a dönük oturuyordu, ...'da ...'un yanında oturuyordu, ...'ın ayakları duvardan aşağıya sallanmış vaziyetteydi, yönü de hafif ...'a dönüktü, ...'ın elindeki silahı yanımıza oturunca farkettim, yaklaşık 10 dakika kadar duvarın üstünde oturduk, ben ...'a "... kardeş git o silahı çadıra koy, gel, emniyeti açık mı kapalı mı" diye söyledim, o da bana emniyeti kapalı kardeş diye cevap verdi, ben ...'ın yanımızda oturduğu sırada silahı doldur boşalt yaptığını görmedim, silahın içinden fişek çıkardığını ya da fişek koyduğunu görmedim, ben size gösterdiğim üstü kiremitlerle kaplı hemen ayağımın dibinde bulunan güvercinlerin bulunduğu yere doğru sola doğru bakarken birden bir patlama sesi duydum, patlama sesi ile beraber ... sırt üstü duvardan arka tarafa düştü, mandıranın arkasında bulunan aydınlatma direklerinin lambaları yanıyormuydu dikkat etmedim, o akşam olayın olduğu saati hatırlamıyorum, fakat ortam karanlıktı, ben patlama olur olmaz korkudan haber vermek üzere köylümüz olan evi de olay yerine yakın olan ...'ın evine koştum, ... da ailesinin evine koştu, ben de ...'a haber verdikten sonra ...'ın peşinden koştum, ambulansa kimin haber verdiğini bilmiyorum, olay anlattığım şekilde olmuştur.Hazır olan sanık müdafinin talebi üzerine tanıktan maktül ...'un ailesinin tanığın evine ziyarete gelip ifadeyi şöyle ver, böyle ver şeklinde telkinde bulunup bulunmadıkları sorulduğunda; maktülün ailesi evimize ziyarete geldi, fakat ne gördüysen onu anlat dediler, bana şöyle ifade ver, böyle ifade ver şeklinde telkinde bulunmadılar, yukarıda Allah var yalan söyleyemem, demiştir. Hazır olan sanık müdafinin talebi üzerine tanıktan SSÇ ...'ın ailesinin tanığın evine ziyarete gelip gelmediği ve kendisine ifade vermesi hususunda telkinde bulunup bulunmadığı sorulduğunda; evimize bir kere geldiler, mahkeme var diye söylediler, fakat şöyle ifade ver böyle ifade ver diye bir şey söylemediler demiştir. Maktülün ailesi evimize ziyarete geldi, fakat ne gördüysen onu anlat dediler, bana şöyle ifade ver, böyle ifade ver şeklinde telkinde bulunmadılar, yukarıda Allah var yalan söyleyemem.''şeklinde beyanda bulunmuştur.
8.Tanık ...; ''SSÇ ... ve maktul ...'u mahallenin çocukları olması münasebetiyle tanırım, olay akşamı biz düğündeydik benim iki kızım Kule AVM'de çalışmaktadırlar ve gece saat 22.00 de işten çıkarlar, o gün de ben eşime düğünde takımızı hemen takalım, kızların eve gelmesine yetişelim diye söyledim, saat 22.00'ye geliyordu, takımızı taktık ve düğün salonundan ayrıldık, düğün salonu ile evimizin arası arabayla 10 15 dk kadar sürdü, evin önüne geldik, ben arabadan indim, gelin ve oğlum... hala arabadaydılar, torunum genelde her zaman benim yanımda kalır fakat o gün benim yanımda kalmamıştı, arabadan indim eve girdim torunumun sütünü aldım tekrar dışarıya çıktım, arabaya doğru yaklaştığımda bir silah sesi duydum, oğlum... bana "anne silah sesi nerden geldi" diye sordu, ben de olayın meydana geldiği mandıradan tarafı göstererek elimle işaret ederek "ses bu taraftan geldi" diye söyledim, olayın meydana geldiği mandıra evimize çok uzak değildir fakat benim evimden olayın meydana geldiği mandıranın sadece arka tarafı gözükür, mandırayla evimin arasında bir yol vardır, benim evim hemen yolun üst başındadır, ben oğluma silah sesinin ne taraftan geldiğini söylerken karşıdan karanlık içerisinden birinin bize doğru koştuğunu gördüm, yaklaşınca mahalleden tanıdığım diğer çocuk ... olduğunu anladım, ... panikle "... yenge ... yenge ambulansı arayın çocuk vuruldu" diye söyledi, ben de "kimin çocuğu ne çocuğu" diye sordum, "...'u ... vurdu" diye söyledi, ben de ...'ın omzundan tutup silkeleyerek "siz silahla niye oynarsınız" diye sordum, ... da bana "yanlışlıkla oldu ... yenge yanlışlıkla oldu" diye panikle söyledi, ...'un evi de benim evime yakındır, çaprazda bulunmaktadır, ... da sonradan öğrendiğim kadarı ile ailesine haber vermek için kendi evlerine gitmiş, ben karanlığın içinde ...'un da geldiğini gördüm, maktul ... aydınlatma direğinin altına kadar geldi, aydınlatma direklerinin lambalarının hepsinin yandığını hatırlıyorum fakat direklerin lambaları mandıra tarafına dönük değildir, mandıra tarafı bu nedenle biraz karanlık olur, çünkü direkler ve üzerindeki lambalar benim evime doğru dönüktür, benim evime doğru dönüktür, ... ailesine haber vermek için gittiğinde ...'ın annesi babası da benim evime doğru maktulün geldiği aydınlatma direğinin oraya kadar geldiler, daha sonra benim oğlum... ambulansı aradı, ambulans geldi, ...'u hastaneye götürdüler, ben ...'ın olayı bana haber vermeye geldiği sırada SSÇ ...'ın da benim evime doğru geldiğini görmedim fakat sonradan oğlum... bana ...'ın da bizim eve doğru koştuğunu ve olayı haber verdiğini söyledi, hatta ... abi ambulansı aradın mı diye oğluma sormuş, ben oğluma "oğlum ben görmedim ne yalan söyleyim ...'ın geldiğini görmedim" dedim, oğlum da bana geldiğini söyledi, benim olaya ilişkin bilgim ve görgüm bundan ibarettir. Ben ...'un geldiği aydınlatma direğinin dibine kadar geldim fakat mandıranın bulunduğu tarafa gitmedim, hep evimin oralardaydım, oğlum ... da benim olduğum yerdeydi demiştir. Katılan vekilinin talebi üzerine tanıktan "olay meydana geldikten sonra ...'ın, ...'un ve ...'un ailesinin kendilerine doğru geldiğini görmüş olmasına rağmen SSÇ ...'ı nasıl görmediği" hususu tanıktan sorulduğunda; Hepsi mahallemizin çocuğudur birlikte oynarlardı ve diğer çocuklar çoğu zaman koyun güttüğü için SSÇ ...'ın yanına sık sık giderlerdi, ben ...'u ... vurmuş diye duyunca mahallede Kürt ... diye bilinen bir çocuk vardı, o vurmuş sandım, ...'un annesi olay yerine gelince bayılmıştı, ben o panikle başka gelen olduğunu görmedim zaten oğlum ... da bana SSÇ ...'ın sonradan geldiğini söyledi. SSÇ ...'ın evi mandıraya yakın değildir, ...'un evi ise mandıraya yakındır. Olay tarihinde mandıranın olduğu taraf karanlıktı bizim yaşadığımız yer tabiri caizse çöldür ay ışığı olmadığı takdirde etraf karanlıktır, 3 4 mt lik mesafeden insanların birbirini görmesi mümkün mü bilemiyorum, ...'ın olay tarihinden önceki tarihlerde de silahla ateş ettiğine dair bir bilgim yoktur çünkü görmedim. Düğünden döndüğümüz araba evimizin önündeydi, benim evim müstakil bir evdir, ben evden süt alıp çıktım, tekrar arabanın yanına geldim fakat araba benim mandırayı ya da mandıradan gelen birini görmemi engelleyecek bir yerde durmuyordu, mandıra biraz daha çaprazda bir yerde duruyordu, ..., ..., ... ve ... arasında herhangi bir husumet yada düşmanlık olup olmadığını bilmiyorum, varsa da bilmiyorum, ..., ... ve ..., SSÇ ...'ın yanına ne sıklıkta gelirlerdi bilmem, ... çalışırdı, ... da çalışırdı, işten arta kalan zamanlarında ...'ın yanına uğrarlardı, ama hangi sıklıkta uğradıklarını bilmiyorum, ben ayrıca çocukları şu ..., şu ..., şu ..., şu ... diye bilmem ama sürekli mandıranın orada bir çocuk kalabalığı olurdu.''şeklinde beyanda bulunmuştur.
9.Suça sürüklenen çocuğa ait adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
- SSÇ'nin suç tarihinde, arkadaşları olan ölen ... ve ...'un kardeşi olan tanık ... ve tanık ... ile birlikte SSÇ'nin babasına ait olan mandıranın dışındaki duvarda oturdukları sırada, SSÇ'nin elinde bulunan pompalı av tüfeğiyle oynaması üzerine tanıkların SSÇ'ye tüfeğin emniyetinin kapalı olup olmadığını sorduklarında kapalı olduğu yönünde cevap verdiği, devamında tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere SSÇ'nin tüfeğin fişek haznesine fişek alarak doldur boşalt yapmaya başladığı, tanıkların SSÇ'yi uyarmalarına rağmen, tüfekle oymaya devam ettiği sırada, elinde bulunan tüfeğin patlaması sonucunda, yanında bulunan ...'un çene bölgesinden vurulduğu, yapılan otopsi neticesinde tüfeğin namlusundan çıkan parça (tapa)'nın çene kemiklerinde meydana getirdiği kırık ve patlayan fişeğin oluşturduğu basınç nedeniyle beyin zarı kanaması sonucunda hayatını kaybettiğinin olayda, ölenin SSÇ'nin elinde bulunan av tüfeği ile oynarken tüfeğin patlaması sonucunda SSÇ'nin taksirli hareketi sonucunda öldüğünün sabit olduğu ve dosya kapsamında alınan tanık beyanları, SSÇ beyanları ve eylemin meydana geliş şekli dikkate alındığında, tanıkların SSÇ'ye tüfekle oynanamaması gerektiği yönündeki ikazları dikkate almayarak, tüfeğin patlayabileceğini ön görmesi gerekirken oynamaya devam edip tüfeğin patlamasına neden olması şeklinde gerçekleşen eylemi kapsamında TCK'nın 22/3. maddesinde düzenlenen bilinçli taksir düzeyinde kusurlu davranışta bulunarak bir kişinin ölümüne neden olduğunun anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuk hakkında bilinçli taksire hükümlerinin uygulanmasına karar verilerek, buna göre uygulama yapıldığı belirlenmiştir.
2.Suça sürüklenen çocuğun istinaf aşamasındaki savunmasında; ''olayla ilgili olarak esas mahkemesinde daha önce savunmalarımı detaylı olarak bildirmiştim, o savunmalarıma ekleyecek veya çıkaracak herhangi bir husus yoktur, aynen tekrar ederim, üzerime atılı suçlamayı kabul etmem, beraatimi talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur.
3.Katılan ... istinaf aşamasında; ''önceki beyanlarımı aynen tekrar ederim, suça sürüklenen çocuk hakkında şikayetim devam etmektedir, cezalandırılmasını istiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
4.Duruşma açılarak suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçun vasfının değiştirilmesine karar verilerek, Aksaray 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 25.02.2020 tarihli ve 2019/69 Esas, 2020/75 Karar sayılı kararının kaldırılması ile yeniden hüküm kurulduğu belirtilmiştir.
IV. GEREKÇE
Bölge Adliye Mahkemesi kararında yapılan inceleme neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır.
TCK'nın 54. maddesi hükmüne göre, müsaderenin ancak kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen eşya hakkında hükmedilmesinin mümkün olduğu gözetilmeden, adli emanetin 2018/1762 sırasında kayıtlı 1 adet magnum ibareli çapı 12 numaralı markası ve modeli belirlenemeyen pompalı tüfek, 1 adet 12 numaralı kapsülü ateşlenmiş kartuş ve 1 adet tapanın 5237 sayılı TCK'nın 54 üncü maddesi birinci fıkrası gereğince müsaderesine karar verilmesi,hukuka aykırı bulunmuş olup Yargıtay tarafından düzeltilmiştir.
A.Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden;
a. 5237 sayılı Kanun'un "Kast" başlıklı 21 inci maddesi;
"(1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.
(2) Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır. Bu halde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer suçlarda ise temel ceza üçte birden yarısına kadar indirilir."
Şeklinde düzenlenmekle, maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde doğrudan kast, ikinci fıkrasının birinci cümlesinde de olası kast tanımlanmıştır.
b.Buna göre, doğrudan kast; öngörülen ve suç teşkil eden fiili gerçekleştirmeye yönelik irade olup kanunda suç olarak tanımlanmış eylemin bilinerek ve istenerek gerçekleştirilmesi ile oluşur. Failin, gerçekleştireceği hareketin kanunî tipe vücut vereceğini bilmesi ve istemesi hâlinde doğrudan kastla hareket etmiş olacak, buna karşın işlemiş olduğu fiilin muhtemel bazı neticeleri meydana getirebileceğini öngörmesine ve bu neticelerin gerçekleşmesini mümkün ve muhtemel olarak tasavvur etmesine rağmen muhtemel neticeyi kabullenerek fiili işlemesi hâlinde olası kast söz konusu olacaktır.
c. Olası kast ile doğrudan kast arasındaki farkı ortaya koyan en belirgin unsur, doğrudan kasttaki bilme unsurudur. Fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini biliyorsa doğrudan kasıtla hareket ettiğinin kabulü gerekmektedir. Yine failin hareketiyle hedeflediği doğrudan neticelerle birlikte, hareketin zorunlu veya kaçınılmaz olarak ortaya çıkan sonuçları da açıkça istenmese dahi doğrudan kastın kapsamı içinde değerlendirilmelidir. Belli bir sonucun gerçekleşmesine yönelik hareketin, günlük hayat tecrübelerine göre diğer bir kısım neticeleri de doğurması muhakkak ise failin bu sonuçlar açısından da doğrudan kastla hareket ettiği kabul edilmelidir.
d.Olası kastı doğrudan kasttan ayıran diğer ölçüt, suçun kanunî tanımındaki unsurların gerçekleşmesinin muhakkak olmayıp muhtemel olmasıdır. Fail, böyle bir durumda muhakkak değil ama, büyük bir ihtimalle gerçekleşecek olan neticenin meydana gelmesini kabullenmekte ve "olursa olsun" düşüncesi ile göze almakta, neticenin gerçekleşmemesi için herhangi bir çaba göstermemektedir. Olası kastta fiilin kanunda tanımlanan bir sonucun gerçekleşmesine neden olacağı muhtemel görülmesine karşın, bu neticenin meydana gelmesi fail tarafından kabul edilmektedir.
e. 5237 sayılı Kanun'un hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde "kanunda tanımlanmış haksızlık" olarak ifade edilen suç, kural olarak ancak kastla, kanunda açıkça gösterilen hâllerde ise taksirle de işlenebilir. İstisnai bir kusurluluk şekli olan taksir de, failin cezalandırılabilmesi için mutlaka kanunda açık bir düzenleme bulunması gerekmektedir. 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin ikinci fıkrasında taksir;
"... dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir."
Şeklinde tanımlanmıştır.
f.Taksirli suçlarda, gerek icrai, gerekse ihmali hareketin iradi olması ve meydana gelen neticenin öngörülebilir olması gerekmektedir. İradi bir davranış bulunmadığı takdirde taksirden bahsedilemeyeceği gibi, öngörülemeyecek bir sonucun gerçekleşmesi hâlinde de failin taksirli suçtan sorumluluğuna gidilemeyecektir.
g. Sonucun gerçekleşmesinde mağdurun taksirli davranışının da etkisinin olması hâlinde, diğer taksirli davranış nedensellik bağını kesmediği sürece bu durum, failin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi, taksirin niteliğini de değiştirmeyecektir. Türk ceza hukuk sisteminde kusurun derecelendirilmesi suretiyle herhangi bir ceza indirimi söz konusu olmadığından, bu hâl ancak temel cezanın tayininde dikkate alınabilecektir.
h. 5237 sayılı Kanun'da taksir; "basit" ve "bilinçli" taksir olarak ikili bir ayrıma tabi tutulmuş, 22 nci maddenin üçüncü fıkrasında bilinçli taksir;
"Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi ..."
Şeklinde tanımlanmış, bu hâlde taksirli suça ilişkin cezanın üçte birden yarıya kadar arttırılacağı öngörülmüştür.
ı.Basit taksir ile bilinçli taksir arasındaki ayırt edici ölçüt, taksirde failin öngörülebilir nitelikteki neticeyi öngörmemesi, bilinçli taksir hâlinde ise bu neticeyi öngörmüş olmasıdır.
i.Bilinçli taksirde gerçekleşen sonuç, fail tarafından öngörüldüğü hâlde istenmemiştir. Gerçekten neticeyi öngördüğü hâlde, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta kendi beceri veya bilgisine güvenerek hareket eden kimsenin tehlikelilik hâli, bunu öngörememiş olan kimsenin tehlikelilik hâli ile bir tutulamayacaktır. Neticeyi öngören kimse, ne olursa olsun bu sonucu meydana getirecek harekette bulunmamakla yükümlüdür.
j. 5237 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasında; "Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi ..." şeklinde tanımlanıp başkaca ayırıcı unsura yer verilmeyen olası kast ile aynı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrasında; "Kişinin, öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır." biçiminde tanımlanan bilinçli taksirin karıştırılacağı hususu öğretide dile getirilmiş, kanun koyucu da madde metninde yer vermediği "kabullenme" ölçüsünü aynı maddenin gerekçesinde; "Olası kast halinde suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin somut olayda gerçekleşeceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir, diğer bir deyişle, fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir." şeklinde açıklamak suretiyle, olası kastı bilinçli taksirden ayıracak kıstası ortaya koymuştur.
k.Öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kast, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği ahvalde bilinçli taksir söz konusu olacaktır. Diğer bir deyişle, failin neticeyi istememekle beraber neticenin meydana gelmesinin muhtemel olduğunu bilmesine rağmen duruma kayıtsız kalarak hareketini sürdürmek suretiyle muhtemel neticeyi kabullenmesi durumunda olası kast, failin neticeyi öngörmesine rağmen becerisine, şansına, tecrübesine ya da başka bir etkene güvenip neticenin meydana gelmeyeceğine inanarak gerektiğinde muhtemel neticenin gerçekleşmemesi için gerekli önlemleri de almak suretiyle hareketini sürdürmesi hâlinde ise bilinçli taksir söz konusu olacaktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Bölge Adliye Mahkemesince suç vasfının tayin ve tespitine ilişkin, denetime imkân verir şekilde değerlendirme yapıldığı, dosya kapsamına göre suça sürüklenen çocuk ..., ölen ... ve tanıklar ... ile ... Kaya'nın arkadaş oldukları, olay günü saat 22:00 sıralarında SSÇ ... ile buluşmak üzere SSÇ'nin bulunduğu mandıraya gittikleri ve köpek olması nedeniyle arka tarafa dolaşıp ...'ı çağırdıkları, bu sırada çadır içerisinde yatmakta olan SSÇ ...'ın yanına pompalı tüfek alarak dışarı çıkıp, bu kişilerin yanlarına geldiği, bir süre mandıra duvarı üzerinde hep birlikte oturdukları, SSÇ ...'ın tüfekle oynaması üzerine diğerlerinin bu konuda uyarılara rağmen SSÇ ...’ın tüfek ile doldur boşalt yaptığı ve tüfekle oynamaya devam ettiği sırada tüfeğin ateş alarak ...'yı çene bölgesinde yaralandığı, ...'nın kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen 04.08.2018 tarihinde öldüğü olayda, suça sürüklenen çocuk ...'ın, tanıkların tüfekle oynanamaması gerektiği yönündeki ikazları dikkate almayarak, tüfeğin patlayabileceğini ön görmesi gerekirken oynamaya devam edip tüfeğin patlayarak ortamda birinin ölümüne sebebiyet verdiği eylemin, 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiş olan bilinçli taksir kapsamında olduğu kaldığı ve kusurlu olan suça sürüklenen çocuk hakkında cezasında 1/3 oranında arttırım yapılmasında, hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B.Katılan Vekilinin Temyiz Sebebi Yönünden;
Yukarıda izah edildiği şekilde meydana gelen olayda, suça sürüklenen çocuk ... ile Ölen ...'nın arkadaş oldukları ve aralarında herhangi bir husumetin bulunmadığı gibi suça sürüklenen çocuk ...'ın öldürme kastıyla hareket ettiğine dair her türlü kuşkudan uzak, yeterli kanıt bulunmadığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, temyiz istemi yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 25.11.2020 tarih ve 2020/1923 E. 2020/2510 K. sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün 12 nci paragrafının çıkarılarak yerine "Adli emanetin 2018/1762 sırasında kayıtlı 1 adet magnum ibareli çapı 12 numaralı markası ve modeli belirlenemeyen pompalı tüfek, 1 adet 12 numaralı kapsülü ateşlenmiş kartuş ve 1 adet tapanın DOSYADA DELİL OLARAK SAKLANMASINA" ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Aksaray 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.06.2023 tarihinde karar verildi
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:53:45