Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

12. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/9819

Karar No

2023/1949

Karar Tarihi

1 Haziran 2023

MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi

Sanıklar hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

  1. ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.05.2015 tarihli ve 2013/105 Esas, 2015/288 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

2.... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.05.2015 tarihli ve 2013/105 Esas, 2015/288 Karar sayılı kararının katılan kurum vekilleri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 13.05.2019 tarihli ve 2018/5671 Esas, 2019/6031 Karar sayılı kararı ile, "Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, katılan kurumlar vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak2863 sayılı Kanun'un 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete'de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanun'un 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanun'un amacına da ters düşeceği; Dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;

Diğer yandan, taşınmaz bir varlığın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmesinin ya da bir bölgenin, doğal, tarihi ve kültürel özellikleri nedeniyle sit alanı olarak belirlenmesinin, taşınmazın veya bölgenin özel bir statüye tabi tutulması gerektiği ve taşınmaz üzerinde ya da bölge içerisinde keyfi uygulamalarda bulunulamayacağı anlamına geldiği, bu bakımdan kural olarak, 6498 sayılı Kanun değişikliği sonrası tebliğ yayım internette duyuru; anılan değişiklik öncesi ise şerh ilan yöntemleri ile taşınmazın ya da bölgenin tescilinden ilgililerin haberdar olmalarının sağlanacağı;

Bununla birlikte, Türk Medeni Kanununda yer alan “iyi niyet” kuralının genel bir hukuk ilkesi olarak kabul edilip, 2863 sayılı Kanun'un 65. maddesinde düzenlenen suç tiplerine yönelik sübut değerlendirmesinde de dikkate alınmasının zorunlu olduğu, başka bir deyişle, 6498 sayılı Kanun değişikliği öncesinde yapılan tescil işlemleri yönünden, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunmayıp, tescil kararı mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmemiş olsa dahi, failin, taşınmazın ya da bölgenin tescilinden haberdar olduğuna dair beyanının göz ardı edilemeyeceği, zira, maliki olduğu veya kullandığı taşınmazın korunması gerekli nitelik taşıdığını ya da sit özelliğiyle bölgesel bazda koruma altına alınan bir alanda bulunduğunu bilen kişinin, taşınmaz üzerinde dilediği zaman dilediği şekil ve kapsamda uygulama yapamayacağını, taşınmazın ya da bölgenin özel statüsünün mümkün kıldığı ölçüde, kamu kurumlarınca yürütülecek izin prosedürü çerçevesinde inşai ve fiziki müdahalelerde bulunabileceğini de bilmesi gerektiği, yapı ya da bölge bazında tescil kararından haberdar olduğu halde, ilgili kurumlara başvurarak, gerçekleştirmeyi düşündüğü inşai uygulamaya yönelik izin almayıp keyfi hareket eden kişinin iyi niyetinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla, taşınmazın ya da bölgenin niteliğini bilerek izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunan ya da başlangıçta bilmeyip, kamu görevlilerince düzenlenen zabıt ve tutanaklar ile durumu öğrendiği halde müdahalesine devam eden failin, hukuki koruma altına alınamayacağı;

Ayrıca, hukuka aykırı zeminde gerçekleştirilen fiiller bakımından da failin iyi niyetinden bahsetmenin mümkün bulunmadığı, başka bir deyişle, Dairemizce incelenen dosyalarda sıkça karşılaşıldığı gibi, hazineye ait veya devletin hüküm ve tasarrufundaki taşınmazlar üzerinde inşai ve fiziki müdahale yapılması durumunda, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmemesinin sonuca etkili olmayacağı, zira bu halde failin, maliki olmadığı veya hukuka uygun şekilde yararlanma hakkını elde etmediği taşınmaza müdahalede bulunduğunu ve fiilinin hukuki korumadan yoksun olduğunu bildiğinin kabulü gerektiği, hukuka aykırı zeminde gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleler yönünden ilan kuralı aranmasının, hayatın olağan akışına ve mantık ilkelerine de uygun düşmediği;

Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; ... 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 14/02/1996 tarih, 5576 sayılı Kararı ile tescil edilen 2. derece doğal, 3. derece arkeolojik sit alanında yer alan ... ili, ... ilçesi, Söğüt köyü, Kızılyer mevkii 135 ada 1 parsel üzerine, betonarme nitelikte inşai uygulamalarda bulunulup, aynı Kurul kararı ile 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilip, ayrıca ... Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 21/07/2011 tarih, 7377 sayılı Kararı ile 3. derece doğal sit alanı olarak tescil edilen ... ili, ... ilçesi, Söğüt köyü, Kızılyer mevkii 136 ada 1 parsel üzerine betonarme nitelikte inşai uygulamalarda bulunulduğunun tespit edildiği, sanıklardan Engin Tamer Mıhçı'nın savunmasında, diğer sanık ... Mıchell Schıltz'ın kendisine deniz kıyısından bir arsa istediğini söylediğini, araştırıp bahsi geçen arsayı bulduğunu, arsanın imar izni olmadığı ve köy yerleşim sınırları içerisinde bulunmadığı için ancak bir şirket kurulur ise arsayı alabileceğini söylediğini, 2 aylığına bir şirket kurması gerektiği önerdiğini, kendisinin bu şirketi kurduğunu, gayrimenkulün alındığını, inşaatı ...'in yapmış olduğunu, ...'in savunmasında, kendisinin Tuğ Turizm şirketinin yetkililerinden birisi olduğunu, izinsiz yapı yapıldığını ve dava konusu arazinin sit alanı olduğunu bilmediğini, sanık ... Oflazer'in ise savunmasında, dava konusu taşınmazlardan 135 ada 1 parseli 20/10/2005 tarihinde ... isimli şahıstan aldığını, bu parsel üzerinde bulunan ve 24/01/2012 tarihli iddianamede belirtilen kadastro paftasında görülen ve görülmeyen tüm yapıların taşınmazı satın aldığı tarihte üzerinde olduğunu, kendisinin bu parsel üzerine bir çivi dahi çakmadığını, taşınmazı 30/10/2012 tarihinde Gülten Dener isimli şahısa sattığını, beyan ettikleri görülmekle;

Sanıkların suça konu taşınmazların sit alanı dahilinde kaldığını, bilip bilmediklerinin açıklığa kavuşturulması bakımından, bölgenin doğal ve arkeolojik sit alanı olarak tesciline yönelik ilgili Koruma Bölge Kurulu kararlarının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediği, çevrede yaşayan şahıslar tarafından, bölgenin bu statüsünün yaygın olarak bilinip bilinmediği, izinsiz uygulamaların yer aldığı bölgede başka yapıların da bulunup bulunmadığı, bu kapsamda, bölgenin statüsünün sanıklar tarafından bilinip bilinmediği hususu tespit edilip, diğer yandan sanıklardan ...'in 135 ada 1 parsel üzerindeki uygulamaların kendisinin taşınmazı satın aldığı 20/10/2005 tarihinde arazi üzerinde mevcut olduğuna ilişkin beyanı karşısında, 135 ada 1 parsel üzerideki inşai uygulamalara ilişkin inşai müdahale kapsamında kalan yapıların eskime durumları, kullanılan malzemelerin yıpranma özellikleri de dikkate alınmak suretiyle suç tarihinin tereddüte yer bırakmayacak şekilde tespiti için keşifte görevlendirilen inşaat mühendisi bilirkişisinden ek rapor alınıp, bu şekilde dava zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı hususu da açıklığa kavuşturularak, sonucuna göre hüküm tesis edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi,

Uygulamaya göre de; sanıklar ... ve ...'in eylemleri ile diğer sanık ... 'in eylemleri arasında hukuki ve fiili irtibat bulunmadığı halde, usule aykırı olarak davanın birlikte görülerek bu şekilde sonuçlandırılması," nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

  1. ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.04.2022 tarihli ve 2019/601 Esas, 2022/570 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinin (b ) bendi, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 51 inci maddesinin birinci, üçüncü, yedinci ve sekizinci fıkraları uyarınca 1 yıl 11 ay 10 gün hapis ve 7500 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

  2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 30.11.2022 tarihli ve 2022/142174 sayılı, düşme ve onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A. Sanık ... müdafinin temyiz isteği;

1.Sanığın dava konusu yerin sit alanı olduğunu bilmediğine,

2.İnşaat üzerinden 12 yıl geçtiğine ve dava zamanaşımı süresinin dolduğuna,

3.Yapı kayıt belgesi nedeniyle suçun ortadan kalktığına,

4.Diğer temyiz sebeplerine,

İlişkindir.

B. Sanık ...'nın temyiz isteği;

1.Eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna,

2.Dava konusu inşaatla ilgisi olmadığına, sadece şirket ortağı olarak göründüğüne,

3.İnşaat üzerinden 12 yıl geçtiğine ve dava zamanaşımı süresinin dolduğuna,

4.Yapı kayıt belgesi nedeniyle suçun ortadan kalktığına,

5.Diğer temyiz sebeplerine,

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

  1. "Sanıklar aşamalardaki savunmalarında özetle dava konusu yerin sit alanı olduğunu bilmediklerini, dava konusu yerde takılıp sökülebilen malzeme koymak için yer yaptıklarını, satın almadan önce de bazı yapıların mevcut olduğunu 2011 2012 yıllarında dava konusu inşai faaliyetlerin gerçekleştirildiğini savunmuşlardır. Sanıkların taşınmazın arkeolojik ve doğal sit alanı içerisinde olduğunu bilmediğine yönelik beyanı ile dosya arasına alınan doğal ve arkeolojik sit alanı kararları ve ilan tutanakları, mahkemede tanık olarak dinlenen ...'ın beyanları, sanık ...'in bozma öncesi savunmalarında diğer sanık ...'un deniz kenarı arsa satın alma talebine istinaden, Türk şirketi kurulması halinde taşınmaz alabileceğini kendisine söylemesi, taşınmaz edinmek maksadıyla şirket kurma gibi ayrıntılı işlemlerin gerçekleştirilmesi, taşınmazın yer ve konumu itibariyle değeri gözetildiğinde, satın alan ve üzerinde izinsiz inşai ve fiziki müdahale gerçekleştiren kişilerin taşınmazın özelliklerini ve sit alanında kaldığını bilmediklerine yönelik beyanlarının yargıtay içtihatlarında ayrıntıları belirtildiği üzere Türk Medeni Kanununda düzenlenen iyi niyet kuralları çerçevesinde değerlendirildiğinde açıkça suçtan kurtulmaya yönelik olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Hava fotoğraflarından görüldüğü üzere çevrede başkaca yapıların bulunmuyor oluşu halleri da gözetilerek, yörede sit alanı olduğunun bilindiği bu nedenle de sanıkların beyanlarına itibar edilmeyerek atılı suç yönünden maddi ve manevi unsurun her iki sanık yönünden de somut olayda gerçekleştiği mahkememizce kabul edilerek sanıkların sit alanı sınırları içerisinde izinsiz yapılar ve bahçe duvarı yapmak suretiyle üzerilerine atılı suçu fikir ve eylem birliği içerisinde işledikleri anlaşılmakla her iki sanık hakkında cezaya hükmolunmuştur." denilmektedir.

  2. Mahkemece mahallinde icra edilen 25.02.2022 tarihli keşif neticesinde alınan inşaat mühendisi, arkeolog sanat tarihçi ve çevre yüksek mühendisi bilirkişi ortak raporunda, dava konusu 136 ada 1 nolu parselin III. derece doğal ve I. derece arkeolojik sit alanı içerisinde kaldığı, 14.05.2010 tarihli Google Earth uydu görüntülerinde dava konusu taşınmaz üzerinde hiçbir yapı yokken 18.05.2011 tarihli uydu görüntüsünde dava konusu edilen 2 katlı betonarme yapı ile istinat duvarının (bahçe duvarı) görülmekte olduğu, gerek yerinde yapılan kullanılan malzemelerdeki solma ve yıpranma durumlarına ilişkin gözlemler, gerekse uydu fotoğraflarının incelenmesi neticesinde dava konusu yapıların 14.05.2010 ile 18.05.2011 tarihleri arasında yapılmış olduğu, ayrıca 136 ada 1 parsel üzerinde 10.01.2020 tarihinde icra edilen önceki keşif sırasında mevcut olmayan ... ve ocak yapılarının tespit edildiği, ... ve ocağın da 10.01.2020 tarihinden sonra yapılmış olduğu hususlarının tespit edildiği anlaşılmıştır.

III. GEREKÇE

  1. Sanıkların yargılama konusu eylemi için, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.

  2. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre aynı Kanun'un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, suç tarihi olan 14.05.2010 18.05.2011 tarihlerinden itibaren, 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen 12 yıllık zamanaşımının inceleme tarihinden önce 18.05.2023 tarihinde gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

  3. Bilirkişi heyeti raporu ile, 10.01.2020 tarihinde icra edilen keşif sırasında mevcut olmadığı, 25.02.2022 tarihli keşifte mevcut olduğu tespit edilen ... ve ocak yapılarına ilişkin olarak zamanaşımı süresi içerisinde mahallinde işlem yapılması mümkün görülmüştür.

IV. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.04.2022 tarihli ve 2019/601 Esas, 2022/570 Karar sayılı kararına yönelik sanık ... müdafiinin ve sanık ...'nın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

01.06.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

karartemyizıv.düşmesinehukukîtevdiinesüreçolgulargerekçesebepleribozulmasına

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:55:49

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim