Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/5642
2023/1795
23 Mayıs 2023
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir.
Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Davacı vekili 13.06.2016 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı hakkında askeri casusluk iddialarıyla sahte olarak üretilen dijital delillere dayanılarak dava açıldığını, yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine hükmedilip hakkında yakalama kararı çıkarıldığını Anayasa Mahkemesinin hak ihlaline yönelik kararının ardından yargılamanın yenilenmesi yoluyla yapılan yargılamada bu kararın kaldırıldığını ve beraatine karar verildiğini belirterek soruşturma ve kovuşturmada yer alan hakim ve Cumhuriyet savcılarının kasta varan kişisel kusurları nedeniyle 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci ve üçüncü maddeleri gereğince davacının kendisinin ve aile bireylerinin maruz kaldıkları manevi acı ve ıstırabın onarılması maksadıyla 75.000,00 TL manevi tazminatın haksız sorgulama tarihi olan 10.11.2010 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
-
Davalı vekili 01.07.2016 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkili mahkemede süresinde açılmadığını, talep edilen miktarın fahiş olduğunu ve istemin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu öne sürerek davanın reddini talep etmiştir.
-
... 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.06.2017 tarihli ve 2016/262 Esas, 2017/254 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 25.12.2017 tarihli ve 2017/4007 Esas, 2017/4149 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.09.2021 tarih, 2018/44545 sayılı tebliğnamesi ile davalı vekilinin temyiz talebinin temyiz sınırı altında kaldığından bahisle reddine, davacı vekilinin temyiz talebinin ise; esastan reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Davacı vekilinin temyiz istemi, davacı hakkında hükmedilen manevi tazminat miktarının davacının yaşadığı manevi üzüntüyü gidermekte yetersiz olduğuna ilişkindir.
2.Davalı vekilinin temyiz istemi, hükmedilen vekalet ücretinin yanlış hesaplandığına ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü:
Mahkeme gerekçesinde "... Davacı ...'un Üsteğmen olarak görev yaptığı sırada kapatılan ... 11.Ağır Ceza Mahkemesi' (CMK 250. maddesi ile görevli) nin, 2011/37 Esas sayılı dosyasında sanık sıfatıyla tutuksuz olarak yargılanarak mahkumiyetine karar verildiği, anılan kararın kesinleşmesini müteakip hakkında yakalama kararı çıkarıldığı, akabinde alınan yargılamanın yenilenmesine ve infazın durdurulması kararı sonrası hakkında çıkarılan yakalama emrinin geri alınarak, Davacı ...'un, ... Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, 2015/179 Esas sayılı dosyası üzerinden yeniden yapılan yargılama sonucu anılan mahkeme'nin, 2015/179 Esas, 2016/46 sayılı kararı ile üzerine atılı TCK 220/2, 135/1 2, 136 maddelerine mümas suçlardan dolayı CMK 223/2 e bendi gereğince beraatine karar verildiği bu kararın, 10/03/2016 tarihinde kesinleştiği.... " Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Üçüncü Dairesinin (2014/6395) sayılı soruşturma evrakı ile 13/01/2015 tarihli ve 2015/20 sayılı, 25/06/2015 tarihli ve 2015/6456 sayılı soruşturma izinleri üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı ve Müfettişleri tarafından yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen 14/04/2016 tarihli soruşturma raporu ile eki evrakı havi Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu İkinci Dairesinin 2016/76 Esas sayılı dosyasında ilgililer hakkında,
Tedbir yönünden; ... eski Cumhuriyet Başsavcı Vekili, halen ... Cumhuriyet Savcısı (34460) Fikret SEÇEN hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu İkinci Dairesinin 24/11/2015 tarihli ve 2015/555 sayılı karar ile isnat olunan eylemlerin mesleğin şeref ve onurunu bozan, aynı zamanda mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren, mahiyeti itibariyle de meslekten çıkarmayı gerektiren ağırlıkta bulunduğu, göreve devam etmesinin yargı erkinin nüfuz ve itibarına zarar vereceği değerlendirilerek; 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 77 nci maddesinin birinci fıkrası ve 81 inci maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi gereğince 3 ay süreyle tedbiren görevden uzaklaştırılmasına karar verilmiş, en son olarak görevden uzaklaştırma süresi 03/11/2016 tarihli ve 2016/405 sayılı karar ile 03/11/2016 tarihinden itibaren iki ay süre ile uzatılmıştır.
... eski Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı halen ... Hâkimi iken tedbiren görevden uzaklaştırılan (37278) Metin ÖZÇELİK, ... eski hâlen ... Hâkimi iken tedbiren görevden uzaklaştırılan (39587) ... ile ... eski halen ... Hâkimi iken tedbiren görevden uzaklaştırılan (39880) Birol BİLEN haklarında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu İkinci Dairesinin 24/11/2015 tarihli ve 2015/556 sayılı karar ile isnat olunan eylemlerin mesleğin şeref ve onurunu bozan, aynı zamanda mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren, mahiyeti itibariyle de meslekten çıkarmayı gerektiren ağırlıkta bulunduğu, göreve devam etmelerinin yargı erkinin nüfuz ve itibarına zarar vereceği değerlendirilerek; 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 77 nci maddesinin birinci fıkrası ve 81 inci maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi gereğince 3 ay süreyle tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına karar verilmiş, en son olarak görevden uzaklaştırma süreleri 03/11/2016 tarihli ve 2016/405 sayılı karar ile 03/11/2016 tarihinden itibaren iki ay süre ile uzatılmıştır.
Esas yönünden; Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu İkinci Dairesinin 21/04/2016 tarihli ve 2016/223 sayılı kararı ile ilgililer haklarında; kovuşturma izni verilmesine ve savunmalarının alınmasına karar verilmiştir'' şeklinde cevap verildiği tespit edilmekle; ... Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, 01/07/2016 gün ve 2015/179 Esas sayılı cevabi müzekkeresi içeriği ile yine mahkememizce konuya ilişkin olarak, HSYK' ya yazılan 11/11/2016 tarihli ve 2016/262 esas sayılı müzekkereye istinaden HSYK Genel Sekreterliği'nin, 18/11/2016 gün ve 72305940 2016/76 5924/55444 sayılı cevabi yazısı içeriği gözetilerek, bu nedenlerle Davacının manevi tazminat talebini havi davasının kısmen kabulü ile manevi tazminat miktarı olarak takdir olunan 1000 TL'nin dava tarihinden itibaren başlayacak yasal faizi hesaplanmak suretiyle davalı hazineden tahsili ile davacıya verilmesine ... karar verilerek, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur." denilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü:
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 41.530,00 TL olması, İlk Derece Mahkemesi tarafından hükmedilen tazminat miktarının 1.000,00 TL olması ve bu karara yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan ret kararı verilmiş olması nedeniyle hükmedilen toplam tazminat miktarı olan 1.000,00 TL'nin 6100 sayılı Kanun’un, 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca davalı açısından kesin olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Davacı hakkında kapatılan ... Cumhuriyet Başsavcılığının (5271 sayılı Kanunun 250 nci maddesi ile görevli) 09.02.2011 tarih ve 2010/1003 Soruşturma, 2011/123 Esas sayılı iddianamesi ile kapatılan ... 11. Ağır Ceza Mahkemesine (5271 sayılı Kanunun 250 nci maddesi ile görevli) kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda (5271 sayılı Kanunun 250 nci maddesi ile görevli) 2011/37 2012/166 sayılı kararıyla sanığın kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirmek ve kaydetmek ile suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak suçundan mahkumiyetine karar verildiği, kararın 05.12.2013 tarihinde kesinleştiği ve infaza verildiği, ilgili mahkemenin kapatılması nedeniyle dosyanın devredildiği ... Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/179 Esas sayılı dosyası ile Anayasa Mahkemesinin 09.01.2015 tarih ve 2014/253 sayılı kararında belirtilen yeniden yargılama sonucunu doğuran ihlalin niteliğinin (Anayasanın 36 ıncı maddesi çerçevesinde silahların eşitliği ilkesi gözetilerek adil yargılanma hakkının ihlali) yargılamanın savunma ayağını oluşturan sujeler yönünden ortak olması ve bu nedenle başvurusu bulunmayan ve hükümlülüğüne karar verilen kişiler yönünden teşmil edilebilir niteliği gözetilerek; haklarındaki Kapatılan (5271 sayılı Kanunun 250 nci maddesi ile yetkili) ... 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.08.2012 tarih, 2011/37 2012/166 sayılı kararı ile hükmedilen ve infaz aşamasında bulunan hükümlerin infazının 5275 sayılı Kanunun 98 ve devamı maddeleri gereğince infazının durdurulmasına karar verilerek yargılamanın yenilenmesi ile yeniden yapılan yargılama sonunda 29.01.2016 tarih ve 2015/179 2016/46 sayılı kararıyla sanığın atılı suçları işlemediği anlaşıldığından beraatine karar verildiği, kararın 10.03.2016 tarihinde kesinleştiği, davacının talebinin dosyada görev alan hakim ve Cumhuriyet savcılarının hukuki sorumluluğu sebeplerine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
İlgili soruşturma ve yargılamada görev alan hakim ve Cumhuriyet savcılarının haksız fiil niteliğindeki eylemlerine dayandığı anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasının 18.06.2014 tarihinde düzenlenmesi nedeniyle hangi mevzuatın uygulanacağı konusunda izahat yapmak gerekmiştir.
Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun (1086 sayılı Kanun) 573 ve devamı maddelerinde, “hakim ve icra reisi” aleyhine 573 üncü maddede düzenlenen yedi bent ile sınırlı olmak üzere tazminat davası açılabileceği, 25.03.1931 gün ve 19/35 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararı ile ceza hakimlerinin de hakim kavramı içinde olduğu, mülga 1086 sayılı Kanunun 573 ve devamı maddelerinin, hakim ve icra reisi ile ceza hakimlerinin yargısal faaliyet nedeni ile oluşan zararlardan dolayı sınırlı sorumluluk halleri getirerek koruma sağladığı, Cumhuriyet savcılarının ise başlık ve madde metni dikkate alındığında 1086 sayılı Kanunun 573 ve devamı koruması içine alınmadığı, Cumhuriyet savcıları aleyhine genel hükümler çerçevesinde tazminat davası açılabileceği içtihatlar ile kabul edilmekteydi.
09.02.2011 gün ve 6110 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 14. maddesi ile mülga 1086 sayılı Kanunun 573 üncü maddesinde değişiklik yapılmış, hâkimlerin yargılama faaliyetlerinden dolayı Devlet aleyhine tazminat davası açılabileceği düzenleme altına alınmış, 24.02.1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununa 93 üncü maddeden sonra gelmek üzere 93/A maddesi eklenmiş; Cumhuriyet savcıları da Devlet koruması altına alınmış, hakim ve Cumhuriyet savcıları aleyhine kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk sebeplerine dayanılarak da olsa tazminat davası açılamayacağı düzenlenmiştir.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 46 ncı maddesi gereğince hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı Devlet aleyhine tazminat davası açılabilecektir. Madde gerekçesinde "Hükümde geçen “hâkim” kavramının genel anlamda kullanıldığı, buna yargı yetkisini kullanan tüm hâkimlerin dahil olduğu, ilk derece mahkemesi hâkimleri, bölge adliye mahkemesi hâkimleri, Yargıtay, Danıştay başkan ve üyeleri keza ceza mahkemesi hâkimlerinin de buraya dahil” olduğu ifade edilmiştir.
6100 sayılı Kanunun 47 nci maddesine göre, aynı Kanunun 46 ncı maddesine istinaden Devlet aleyhine açılan tazminat davası, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi hâkimlerinin fiil ve kararlarından dolayı, Yargıtay ilgili hukuk dairesinde açılacak ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülecektir.
Bu arada, 21.02.2014 gün ve 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 24.02.1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 93/A maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Böylelikle “hukuk hâkimleri” dışındaki hâkimler ve Cumhuriyet savcıları aleyhine açılacak tazminat davalarında görevli mahkemenin neresi olduğu sorunu ortaya çıkmıştır.
5271 sayılı Kanunun “Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat” başlıklı 141 inci maddesinde suç soruşturması veya kovuşturması sırasında, 141 inci maddenin birinci fıkrasında düzenlenen haller nedeni ile zarar gördüğünü iddia eden kişilerin maddî ve manevî her türlü zararlarını Devletten isteyebilecekleri, 142 nci maddesinde ise koruma tedbirleri nedeni ile tazminat isteminin, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanacağı düzenlenmiştir.
18.06.2014 gün ve 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesine; “(3) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.(4) Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücu eder.” şeklinde 3. ve 4. fıkralar eklenmiştir.
Bu düzenlemeler ışığında davacının talebine konu hakim ve Cumhuriyet savcılarının hukuki sorumlulukları nedeniyle talebe konu eylemlerin 18.06.2014 tarihinden önce olduğu dikkate alındığında eylem tarihinde yürürlükte bulunan 1086 veya 6100 sayılı Kanunlar uyarınca tazminat isteme koşullarının ilgili maddelere göre değerlendirilmesi gerektiği, davacının beraatine yönelik ... Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/179 Esas 2016/46 sayılı kararının gerekçesinde tespit edilen hususlar doğrultusunda tazminat koşullarının oluştuğu anlaşıldığından yazılı şekilde makul bir manevi tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik görülmemiş, davacı vekilinin manevi tazminat miktarına yönelik temyiz istemi yerinde bulunmamıştır.
V. KARAR
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 25.12.2017 tarihli ve 2017/4007 Esas, 2017/4149 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 25.12.2017 tarihli ve 2017/4007 Esas, 2017/4149 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... 18. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.05.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:01:28