Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/9841
2023/1780
23 Mayıs 2023
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 26.09.2022 tarihli ve 2022/1236 Esas, 2022/5920 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.12.2022 tarihli ve KD 2021/144826 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Dairemizin 26.09.2022 tarihli ve 2022/1236 Esas, 2022/5920 Karar sayılı kararıyla yerel mahkemenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararının “Mahkemece sanık hakkında hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, bu hususa riayet edilmeyerek sanık hakkında tekrardan 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ”gerekçesiyle bozulmasına karar verdiği, 5271 sayılı Kanunun 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca kanun yararına bozma ile yetinip, müteakip işlemlerin yerel mahkemece yapılmasına karar vermesi gerekirken, aynu kanunun 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca aleyhe tesir etmemek ve yeniden yargılamayı gerektirmemek üzere bozma kararı vermesinin hukuka aykırı olduğu düşünülerek olağanüstü itiraz kanun yoluna başvurulmuştur.
II. GEREKÇE
-
Sanığın suç tarihinde kolluk tarafından yapılan kontrolde 161 promil olduğunun tespit edilmesi üzerine açılan kamu davası sonucunda Küçükçekmece 5. Aliye Ceza Mahkemesinin 2015/562 esas 2016/9126 karar sayılı kararıyla sanığın TCK’nın 179/3 2, 62/1. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, kararın 28.03.2016 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmesinin ardından sanığın denetim süresi içinde 213 sayılı VUK 359/a 2 maddesindeki "defter ve belgeleri ibraz etmeme" suçunu işlediği ve bu suçtan da Büyükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesince mahkumiyetine karar verilip kararın 20.04.2019 tarihinde kesinleşmesinin ardından yapılan ihbar üzerine Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/452 esas 2020/80 sayılı kararıyla sanık hakkındaki hükmün aynen açıklandığı kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 2020/2646 Esas 2020/3416 karar sayılı ilamıyla basit yargılama usulünun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu, alt sınırdan fazla uzaklaşıldığı gerekçesiyle bozulduğu, bozma üzerine dosyanın yeniden ele alındığı, Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/346 esas 2021 128 karar sayılı ilamıyla, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 179/3 2, 62, 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddeleri gereğince 1 ay 26 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK’nın 52/2. maddesince günlüğü 20 TL'den (56x20) 1120 TL adli para cezasına çevrilmesine ve mahkumiyet hükmünün yeniden CMK’nın 231/5. maddesi gereğince açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeden 30.06.2021 tarihinde kesinleşmiştir.
-
''...Sanık hakkında Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/02/2016 tarihli ve 2015/562 esas, 2016/126 sayılı kararı ile verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar bulunduğu ve bu kararın 28/03/2016 tarihinde kesinleştiği ve denetim süresi içerisinde 19/01/2018 tarihinde sanığın kasıtlı suç işlediğinin anlaşılması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün, sanığın denetim süresi içinde yeni bir suç işlemesi sebebiyle yeniden ele alınıp hükmün açıklanmasına karar verildiğinde, aynı Kanun'un 231/11. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca önceki hükümde değişiklik yapılmadan aynen açıklanması, ancak kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumu değerlendirerek, cezanın yarısına kadar belirlenecek bir kısmının infaz edilmemesi ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesi veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine dair cezanın bireyselleştirilmesi hükümlerinin tatbik edilebileceği, bunun dışındaki hususlarda hükmün değiştirilemeyeceği gözetilmeden, denetim süresi içerisinde suç işlediği anlaşılan sanık hakkında hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, bu hususa riayet edilmeyerek sanık hakkında tekrardan 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilmesinde isabet görülmediği'' gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 23/11/2021 gün ve 94660652 105 34 18995 2021 Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31.12.2021 tarih ve 2021/144826 sayılı ihbarnamesiyle mevcut evrak Dairemize tevdi olunmuştur.
-
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 26.09.2022 tarihli ve 2022/1236 Esas, 2022/5920 Karar sayılı kararıyla;
'' 5271 sayılı Kanununun 231. maddesinin 11. fıkrasında, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suçun işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde mahkemece hükmün açıklanacağı belirtilmiş olup, bu iki halin gerçekleştiğinin saptanması durumunda, mahkemece yapılacak işlem, önceden verilen ancak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu olması nedeniyle hukuki varlık kazanmayan hükmün açıklanmasından ibarettir. Bu iki şarttan birine aykırılık nedeniyle hükmün açıklanması halinde mahkemece, uygulanmasında yasal zorunluluk bulunduğu halde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi nedeniyle uygulanamayan yasal hükümler hariç olmak üzere önceki hükümde bir değişiklik yapılmayacağından, yeniden kurulan hükümde önceden verilen hükmün infazını sağlamaya yöneliktir. Yeniden hüküm verilmesi ise yalnızca sanığın “kendisine yüklenen yükümlülüklerin yerine getirilememesi" halinde mümkündür. Bu şart gerçekleştiğinde, sanığa yeni bir imkan sağlamayı düşünen yasa koyucu, yükümlülüğün yerine getirilememesi haline münhasır olarak mahkemeye, sanığın durumunun değerlendirilmesi suretiyle, cezanın kısmen infazına yada önceki hükümde yasal zorunluluk nedeniyle tartışılamayan erteleme veya seçenek yaptırımlara çevirme kurumlarının değerlendirilmesi suretiyle yeniden hüküm kurması imkanını sağlamıştır. Bu son halde dahi mahkeme, sübut ve nitelendirmenin değiştirilmesi veya önceki uygulamadan dönme yönünden bir imkâna sahip olmamakta, yalnızca önceki hükmün varlığı kabul edilerek, belirli bir kısmının infaz edilmemesi ya da önceki hükümde değerlendirilemeyen TCK’nın 50 veya 51. maddelerinin uygulanması yetkisine sahip olabilmektedir. Mahkemece sanık hakkında hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, bu hususa riayet edilmeyerek sanık hakkında tekrardan 5271 sayılı Kanunun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.05.2021 tarihli ve 2020/346 esas, 2021/128 karar sayılı kararının CMK’nın 309/4 c maddesi uyarınca aleyhe tesir etmemek ve yeniden yargılamayı gerektirmemek üzere BOZULMASINA...'' karar verilmiştir.
- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.12.2022 tarihli ve KD 2021/144826 sayılı itirazında;
''... Kurulan hükmün sanık hakkında hukuksal bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen bir “hüküm” değildir. Bunun sonucu olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesinde sayılan hükümlerden olmadığından, bu tür kararların kanun yararına bozulması durumunda yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararlarda lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Özel Dairenin, yerel mahkemenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararını “Mahkemece sanık hakkında hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, bu hususa riayet edilmeyerek sanık hakkında tekrardan 5271 sayılı Kanunun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” gerekçesiyle CMK'nın 309/4 a maddesi uyarınca kanun yararına bozma ile yetinip, müteakip işlemlerin yerel mahkemece yapılmasına karar vermesi gerekirken, CMK'nın 309. maddesinin 4. fıkrasının c bendi uyarınca aleyhe tesir etmemek ve yeniden yargılamayı gerektirmemek üzere bozma kararı vermesinin hukuka aykırı olduğu düşünülmüş, Ceza Genel Kurulunun 06/10/2009 gün ve 169 223 sayılı kararının da aynı doğrultuda olduğu görülerek '' olağanüstü itiraz kanun yoluna başvurulmuştur.
- Bozma sonrası yapılacak işlemler ve bu işlemleri gerçekleştirecek merciler ile bozma kararının etkileri, bozulan hüküm veya kararın türü ve bozma nedenlerine göre ayrıma tabi tutularak bu husus 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Buna göre bozma nedenleri;
5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinde tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, 309 uncu maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca; kararı veren hâkim veya mahkemece gerekli inceleme ve araştırma sonucunda, yeniden karar verebilecektir. Bu halde, yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar da bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararda, lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir.
Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin olması halinde ise, anılan fıkranın (b) bendi uyarınca, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilecek, ancak bu halde verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacaktır.
Davanın esasını çözen mahkûmiyet dışındaki diğer hükümlerin bozulmasında ise, (c) bendi uyarınca aleyhte sonuç doğurucu herhangi bir işlem yapılamayacağı gibi, yeniden yargılama yapılması yasağı nedeniyle kanun yararına bozma kapsamında yeniden yargılama da gerekmeyecektir.
Maddenin 4. fıkrasının (d) bendi uyarınca, bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirmesi halinde cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirmesi halinde ise bu hafif cezaya Yargıtay ilgili ceza dairesince doğrudan hükmedilecektir. Bu halde de yargılamanın tekrarlanması yasağı bulunduğundan, Yargıtay ceza dairesince hükmün bozulması ile yetinilmeyip, gereken kararın doğrudan ilgili daire tarafından verilmesi gerekmektedir.
5271 sayılı CMK'nun 223. maddesinde hükümler "mahkûmiyet, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşme kararları” olarak sayılmıştır. Yine “adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararları” da kanunyolu bakımından hüküm sayılır. Bunlardan mahkûmiyet, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbirlerine hükmedilmesine dair hükümlerin uyuşmazlığı sona erdiren, davanın esasını çözen nitelikteki hükümler oldukları konusunda öğretide genel bir kabul bulunmaktadır.
Ayrıntılarına Ceza Genel Kurulunun 29/06/2010 gün ve 70 159 sayılı kararında yer verildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının itiraz kanun yoluna tâbi bulunması nedeniyle, gerek itiraz edilerek, gerekse itiraz kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde, olağanüstü bir kanunyolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceğinde şüphe bulunmamaktadır. Ancak, kanun yararına bozma kanun yolunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı; 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinde aleyhe bozma yasağının sadece davanın esasını çözümleyen hükümlerle sınırlı olarak kabul edilmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ise 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinde belirtilen hükümlerden olmaması nedeniyle, 5271 sayılı Kanunu'nun 231 inci maddesinin 5 14. fıkralarındaki şartlar kapsamında denetlenerektir.
III. KARAR
-
Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE,
-
5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 26.09.2022 tarihli ve 2022/1236 Esas, 2022/5920 Karar sayılı bozma ilâmının KALDIRILMASINA,
-
Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.05.2021 tarihli ve 2020/346 Esas, 2021/128 Karar sayılı kararına yönelik bozma isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.05.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:01:28