Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/57
2023/1572
10 Mayıs 2023
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.... 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.05.2015 tarihli ve 2014/648 Esas, 2015/321 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2.... 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.05.2015 tarihli ve 2014/648 Esas, 2015/321 Karar sayılı kararının sanık müdafii ile katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 19.02.2019 tarihli ve 2017/7410 Esas, 2019/2219 Karar sayılı ilâmıyla;
'' Sanığın 123 promil alkollü olarak kullandığı otomobil ile kontrolsüz kavşağa geldiğinde, solundan kavşağa giren katılan ...'ın kullanmış olduğu motorsiklete çarpması sonucu, motorsiklet sürücüsü .'ın basit tıbbi müdahaleyle giderilemez ve 2. Derecede kemik kırığı oluşacak şekilde, motorsiklette yolcu olarak bulunan .'ın ise basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandıkları olayda, bilinçli taksirle yaralama suçundan açılan davanın yapılan yargılaması neticesi, mahkemece sanığın kusuru bulunmaması nedeniyle taksirle yaralama suçu yönünden beraat kararı verildiği, Dairemizin yerleşik uygulamasına göre; taksirle yaralama suçunun zarar suçu, TCK'nın 179/3. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun tehlike suçu olması, her iki suçun birlikte işlendiği hallerde, sanığın hangi suç nedeniyle cezalandırılacağı belirlenirken, suçlar için kanunda öngörülen cezaların ağırlığının değil, zarar suçu tehlike suçu kriterinin esas alınması, buna göre; sanığın taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasının mümkün olduğu ahvalde, sadece taksirle yaralama suçundan cezalandırılması, taksirle yaralama suçundan cezalandırmanın mümkün olmadığı ahvalde ise, sanığın TCK'nın 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılmasının gerektiğinin kabul edilmesi karşısında; taksirle yaralama suçundan dolayı açılan davanın sanığın kusurunun bulunmaması nedeniyle beraatine karar verilmesi karşısında, sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkumiyet kararının verilmesinin gözetilmemesi,''
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.... 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.03.2021 tarihli ve 2019/297 Esas, 2021/141 Karar sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak sanık hakkında taksirle yaralama suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan ise 179 uncu maddesinin üçüncü maddesinin delaletiyle ikinci maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 58 inci maddesi gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
4.... 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.03.2021 tarihli ve 2019/297 Esas, 2021/141 Karar sayılı kararının sanık müdafii ile katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 01.12.2021 tarihli ve 2021/3245 Esas, 2022/8501 Karar sayılı ilâmıyla;
''Taksirle yaralama suçundan sanığın beraatine ilişkin hükmün temyiz isteminin incelenmesinde; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.03.2019 tarihli ve 2016/13 1281 2019/216 sayılı kararı ile benzer nitelikteki birçok kararında vurgulandığı üzere; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK'nın 34/2, 232/6. maddeleri gereğince, hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin anlaşılabilir nitelikte açıkça gösterilmesi zorunludur. Bunlardan bir veya birkaçının eksik ya da hatalı gösterilmesi CMK'nın 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedenini oluşturmaktadır. Bu bildirimlerdeki temel amaç, kanun yollarına başvuru hak ve yetkisi bulunanların, başvuru haklarını etkin bir biçimde kullanmalarının sağlanması ve bu eksiklik nedeniyle hak kayıplarına yol açılmamasıdır. Ancak burada dikkat edilecek veya eski hale getirme nedeni oluşturacak husus, eksik veya yanılgılı bildirim nedeniyle bir hakkın kullanılmasının engellenip engellenmediğinin belirlenmesidir. Bildirimdeki eksikliğin yol açtığı bir hak kaybı bulunmamakta ise, bu durum eski hale getirme nedeni oluşturmayacaktır.
İncelenen dosyada; katılanın vekilinin yüzüne karşı verilen hükmün, UYAP üzerinden yapılan incelemede katılan vekili tarafından CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen tefhimden itibaren yasal bir haftalık süre geçtikten sonra 17/03/2021 tarihinde temyiz edildiği anlaşılmış ise de; hükmün yasa yolu kısmında temyiz süresinin tefhimden itibaren ''15 gün'' olarak belirtilmesi sebebiyle, katılan vekilinin bu yanılgılı bildirimden kaynaklı olarak temyiz hakkını süresinde kullanmasının engellendiği ve katılan vekilinin temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
21/09/2014 günü saat 19:30 sırlarında katılan ...'ın sevk ve idaresindeki motosiklet ile meskun mahal içinde, aydınlatmanın mevcut olduğu, düz ve eğimsiz asfalt kaplama yolda seyir halindeyken, kaza mahali olan kontrolsüz kavşağa geldiğinde, sağından kavşağa giren ve 1.23 promil alkollü olan sanığın yönetimindeki otomobilin sol ön kapı,sol arka kapı ve sol arka kısmından çarpması şeklinde meydana gelen ve katılan ...'ın basit tıbbi müdahale ile iyileşemeyecek ve vücudunda 2. derecede kırık oluşacak şekilde, katılan ... ise basit tıbbi müdahale ile iyileşebilecek şekilde yaralandığı olayda, 11/11/2014 tarihli bilirkişi raporu ile 31/03/2015 tarihli ... Adli Tıp Kurumu tarafından tanzim edilen raporda; Katılan ...'ın tamamen kusurlu olduğu ve dosya kapsamı ile oluşa uygun olduğu anlaşılmakla, sanığa yüklenebilecek bir kusurun bulunmadığı ayrıca dosya içeriğinde bulunan bozma ilamında belirtildiği üzere taksirle yaralama suçunun zarar suçu, TCK'nın 179/3. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun tehlike suçu olması, her iki suçun birlikte işlendiği hallerde, sanığın hangi suç nedeniyle cezalandırılacağı belirlenirken, suçlar için kanunda öngörülen cezaların ağırlığının değil, zarar suçu tehlike suçu kriterinin esas alınması, buna göre; sanığın taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasının mümkün olduğu ahvalde, sadece taksirle yaralama suçundan cezalandırılması, taksirle yaralama suçundan cezalandırmanın mümkün olmadığı ahvalde ise, sanığın TCK'nın 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılmasının gerektiğinin kabul edilerek, yerel mahkeme tarafından sanığın taksirle yaralama suçundan beraatine karar verildiği, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan ise mahkumiyetine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Bozma ilamına uyularak, yapılan yargılama sonunda, yüklenen suç açısından sanığın taksirinin bulunmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılanın vekilinin beraat kararının hatalı olduğuna ve sair nedenlere ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükmün isteme aykrı olarak ONANMASINA,
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükmün temyiz isteminin incelenmesinde ise;
Tebliğnamede; katılan ... vekilinin, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz hak ve yetkisi olmadığından bahisle bu hüküm yönünden temyiz isteminin reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de; meydana gelen kazada motosikleti zarar gören katılanın trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan, suçtan zarar gören olarak katılan sıfatının bulunduğu anlaşıldığından, tebliğnamede ret öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
5271 sayılı CMK'nın 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24.maddesi yeniden düzenlenmiş olan ''Basit Yargılama Usulü ''başlıklı 251. maddenin 1. fıkrasında yer alan ''Asliye Ceza Mahkemesince iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmama takdirinin mahkemeye bırakıldığı, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada mahkemece genel hükümlere göre yargılamaya devam edilip karar verildiği gözetildiğinde mahkemenin uygulama yapılmayacağını ilişkin takdirinin olduğu anlaşılmakla yapılan incelemede;
Bozma ilamına uyularak, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin ve sanık müdafinin sair nedenlere ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1 Sanık hakkında tekerrüre esas alınan . (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/30 Esas, 2012/810 Karar sayılı ilamındaki mahkumiyetin, 5237 sayılı TCK'nın 106/1. maddesinde düzenlenen tehdit suçuna ilişkin olması; ayrıca hükümden sonra, 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 6763 sayılı Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK'nın 106/1. maddesinde tanımı yapılan tehdit suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi uyarınca, "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 254. maddesi uyarınca, aynı Kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri ilgili mahkemece yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanık hakkında bahsedilen ilam esas alınarak TCK'nın 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2 Dosyada usulüne uygun vekaletnamesi bulunan katılan ... lehine vekalet ücretine hükmolunmaması,
Nedeniyle taksirle yaralama suçundan onanmasına, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan ise bozulmasına karar verilmiştir.
5.... 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2022/55 Esas, 2022/466 Karar sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan ise 179 uncu maddesinin üçüncü maddesinin delaletiyle ikinci maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin ikinci, üçüncü ve birinci fıkrası ile 58 inci maddesi gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
6.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 25.12.2022 tarihli ve 2022/142482 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Sanık müdafiinin temyiz sebepleri;
1.Alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verildiğine,
2.Diğer temyiz nedenlerine,
ilişkindir.
B.Katılan vekilinin temyiz sebepleri;
1.Eksik inceleme ile karar verildiğine,
2.Diğer temyiz nedenlerine,
ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü
1.Katılan ...'ın sevk ve idaresindeki motosikletle arkasında yolcu olarak bulunan ... ile seyir halinde giderken 1.23 promil alkollü olan sanığın sevk ve idaresindeki ... ile çarpışması şeklinde meydana gelen ve katılanlardan ...'ın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde, katılan ...'ın ise basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve vücudunda 2. derecede kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandıkları olayda, sanığın alkollü ... kullanarak kazaya sebebiyet verdiği anlaşılmakla sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu işlediği bahisle mahkumiyet kararı verilmiştir.
2.Sanığın, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 01.12.2021 tarihli bozma öncesi alınan savunmasında; ''Üzerime atılı suçlamayı anladım. Savunmamı mahkemeniz huzurunda vermek istiyorum. Ben bu hususta daha önce ifade vermiştim aynen tekrar ederim. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 19/02/2019 tarih ve 2019/2219 sayılı ilamında aleyhe olan hususları kabul etmiyorum, ancak ben yargılama neticesinde kül halinde ceza almak istemiyorum, çünkü alkollü ... kullanmaktan dolayı 5 yıl boyunca ehliyetime el konuldu, bu hususlar göz önüne alınarak tarafıma yeniden beraat kararı verilmesini, mahkeme aksi kanaatte olacak olursa lehe olan kanun hükümlerinin uygulanmasını talep ediyorum, duruşmalardan bağışık tutulmak istiyorum "şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanığın, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 01.12.2021 tarihli bozma sonrası alınan savunmasında ise; "Ben bu hususta daha önce ifade vermiştim, o ifademi aynen tekrar ederim, bozma ilamına bir diyeceğim yoktur. Bozma ilamında aleyhe olan hususları kabul etmiyorum. Öncellikle beraatimi mahkeme aksi kanaatteyse lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim. " şeklinde beyanda bulunmuştur.
3.... Devlet Hastanesi tarafından tanzim edilmiş olan kati hekim raporlarında; katılan ...'ın basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve vücudunda 2.derecede kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, katılan ...'ın ise basit tıbbi müdahale ile iyileşebilecek şekilde yaralandığı belirtilmiştir.
4.Trafik bilirkişisi tarafından tanzim edilmiş olan 11.11.2014 tarihli raporda; katılan ...'ın,
2918 sayılı KTK 109/c.3 maddesinde belirtilen "Motorlu araçlardan soldaki, sağdan gelen araca, geçiş hakkını vermek zorundadırlar" kuralını ihlal etmesi sebebiyle asli kusurlu olduğu,katılan ...'ın,
2918 sayılı KTK 109/c.3 maddesinde belirtilen "Motorlu araçlardan soldaki, sağdan gelen araca, geçiş hakkını vermek zorundadırlar" kuralını ihlal etmesi sebebiyle asli kusurlu olduğu, sanığın ise aynı Kanun'un 48. maddesinde belirtilen "uyuşturucu veya keyif verici maddeleri almış olanlar ile alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda ... sürmeleri yasaktır" yine 97. maddesinde alkol miktarı 0.50 promilin üzerinde olan hususi otomobil sürücülerinin ve kanlarındaki alkol miktarı 0.20 promilin üstünde olan eğer ... sürücülerinin karayolunda ... sürmeleri yasaktır" kurallarını ettiği ancak kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir.
5.Adli Tıp Kurumu ... Trafik İhtisas Dairesi tarafından tanzim edilmiş olan 31.03.2015 tarihli raporda; katılan ...'ın yönetimindeki motosiklet ile gece vakti, aydınlatma bulunan yolda seyri sırasında olay yeri kavşağa geldiğinde, dikkatli olması ve kural gereği; motorlu araçlara ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken, bu hususa riayet etmeyip, dikkatsiz ve kontrolsüzce kavşağa girmesi sonucu, sağından, kavşağa giren sürücü yönetimindeki, ilk geçiş hakkına haiz otomobile sol yan kısımlarından çarpması sonucu meydana gelen olayda, dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı davranışıyla, asli kusurlu olduğu, sanığın ise yönetimindeki otomobil ile yerleşim yerinde, gece vakti, kavşağa yaklaşırken hızını azaltmış, mevcut hızı ile geldiği olay mahallinde solundaki sokaktan çıkış yapan motosiklet sürücüsüyle kavşak içerisinde çarpılmaya maruz kaldığı mevcut şartlarda meydana gelen olayda, hatalı tutum ve davranışı olmadığından herhangi bir kusuru bulunmadığı belirtilmiştir.
6.Sanığa ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
7.Mahkemece, Hukuki Süreç başlığı altında (4) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
21.09.2014 günü saat 19:30 sıralarında sanığın, 1.23 promil alkollü vaziyette aracı ile meskun mahal içinde, aydınlatmanın mevcut olduğu, düz ve eğimsiz asfalt kaplama yolda seyir halindeyken, katılan ...'ın idaresindeki motosiklet ile çarpışması şeklinde meydana gelen olayda,
Yerel mahkeme tarafından, Dairemizin 01.12.2021 tarihli ve 2021/3245 Esas, 2022/8501 Karar sayılı bozma ilamına (Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Silifke (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/30 Esas, 2012/810 Karar sayılı ilamındaki mahkumiyetin, 5237 sayılı TCK'nın 106/1. maddesinde düzenlenen tehdit suçuna ilişkin olması; ayrıca hükümden sonra, 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK'nın 106/1. maddesinde tanımı yapılan tehdit suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi uyarınca, "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 254. maddesi uyarınca, aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri ilgili mahkemece yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanık hakkında bahsedilen ilam esas alınarak TCK'nın 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması) uyulmasına karar verilmesine rağmen sanık ...'ün bozmaya konu olan ve tekerrüre esas alınan mahkumiyeti yönünden, uzlaşma işlemleri yapılmadan sanık ... hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2022/55 Esas, 2022/466 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.05.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:07:10